Avrupa Entegrasyon Fonu ÖIF’nin Yeni Yayını: “Avrupa Etkisinde Bir İslam”

Avusturya Entegrasyon Fonu (ÖIF) geçtiğimiz ay “Avrupa Etkisinde İslam” isimli bir derleme yayınladı. Söz konusu yayına katkıda bulunan yazarlar kadar, taraflı makaleler de tepki topluyor. En büyük tartışma konusu ise başlığın kendisi: “Avrupa etkisinde bir İslam.”

Duran Serttaş 1 Mart 2018

Avusturyalıların “çoğunluğu” Müslümanların paralel toplum oluşturduğuna inanıyor.

Avusturya’daki her 10 kişiden 8’i “radikalleşme temayüllerini engellemek için camilerin daha katı bir şekilde kontrol edilmesi gerektiğine” inanıyor. Yine her 10 kişiden 8’i “İslami anaokulların daha katı bir kontrole tabi olması gerektiğini”, her 4 kişiden 3’ü ise, “Avrupa değerlerine yönelmiş bir İslam’ın Avrupa’nın bir parçası olduğunu” söylüyor. Bu veriler Avusturya Entegrasyon Fonu (ÖIF) tarafından yayınlanan “Entegrasyon Barometresi” isimli anketten.

Avusturya Entegrasyon Fonu (ÖIF), Avusturya İçişleri, Avrupa ve Uyum Bakanlığının ödenek ayırdığı bir kuruluş. Kurumun son yayını ise, İslam ve Müslümanlara, dolayısıyla da bu iki fenomenin “Avusturya toplumuna entegrasyonu”na dair bu bakışı çok açık bir şekilde ortaya koyuyor.

“Avrupa Etkisinde Bir İslam”

ÖIF 2018 yılına hızlı başladı ve “Avrupa Etkisinde Bir İslam” (Alm. “Islam europäischer Prägung”) isimli derleme bir kitap yayınladı. Kitabın tanıtım yazısı, içeriğe dair ilginç ipuçları veriyor.

ÖIF internet sitesinde bu yeni yayını tanıtırken şu ifadelere yer verilmiş: “Son zamanlarda Suriye ve Afganistan’dan da gelen Müslümanların artan sayısı ışığında, seküler, din dostu, demokratik bir devlette entegrasyonun nasıl başarılı olacağı sorusu baş göstermektedir. Donau Üniversitesi’nden Peter Filzmaier ve Flooh Perlot’un araştırmalarının da gösterdiği gibi, Avusturya’da yaşayan Müslümanların birçoğunda, bizim toplumumuza uymayan görüş ve tasavvurlar bulunmaktadır. Bu durum, Avusturya’ya gelen birçok insanın (..) farklı değer sistemlerinin özelliklerini taşıdığını göstermektedir. İslam’daki ılımlı ya da aydınlanmış sesler çok az dikkate alınmaktadır.”

Bu girişten sonra “Avrupa etkileri taşıyan bir İslam’a giden yolu gösterme” amacı taşıdığı söylenen kitabın önsözüne bakalım: “Müslümanların sayısının artmasıyla İslam’ın inanç içeriklerinin bizim Avrupa değerlerimizle uyumlu olup olmadığı sorusu da önem kazanıyor. Avrupa etkisinde, modern, liberal bir İslam; dinî kaynakların kadın-erkek eşitliği, devlet yasalarının dinî normlara önceliği ve devletle dinî enstitülerin ayrımı gibi ilkelerle uyumlu bir yorumunu temsil etmektedir.”

Bu önsözden anlaşıldığı üzere ÖIF, İslam’ın değil, kendi tanımına göre yalnızca “liberal İslam”ın Avusturya’da yeri olacağını deklare eden bir pozisyona sahip. “İlerlemeci bir İslam’dan bahseden önsözde, Mouhanad Khorchide, Seyran Ateş ve Saïda Keller-Messahli gibi “İslam ilahiyatçılarının”, “Avrupa, Avusturya ve bunların temel değerleriyle uyumlu bir İslam tartışmasındaki önemli sesler” olduğu söyleniyor.

Berlin’de kadınlarla erkeklerin yan yana, başörtüsüz namaz kıldığı bir “liberal” caminin kurucusu olan Seyran Ateş, Balkan tarihini kısmen Sırp milislerin perspektifinden okuyup neticede konuyu İslamcılıkla mücadeleye bağlayan Saïda Keller-Messahli kitapta yer alan isimler arasında.

Temelde “Avrupa etkisinde bir İslam” kavramı, İslam’ı ve Müslümanları “Avrupa değerleri” doğrultusunda eğitilmeye muhtaç olarak gören bir yaklaşım. Bu yaklaşım Müslümanların bu değerler doğrultusunda dönüşüme uğraması gerektiğini örtülü bir şekilde iddia ederken, diğer yandan da Avusturya ve Avrupa’daki “çokkültürlülük” ve “çeşitlilik” söylemlerinin altını oyuyor. Asıl tehlikeli olanın, “yeni gelenlerin” yanlarında getirdikleri çeşitliliğin eritilmesi gereken birer tehdit olarak görülmesi olduğu ise pek fark edilmiyor.

 

Balkan Tarihine Sırp Milislerin Gözünden Bakmak

“Avrupa özelliklerinde/etkisinde bir İslam” olarak Türkçeye tercüme edilebilecek bu derleme kitap, sadece “liberal İslam” kavramsallaştırmasıyla değil, aynı zamanda Saïda Keller-Messahli’nin Bosna-Hersek hakkındaki yanlış ve taraflı ifadeleriyle de tepki çekti.

Saïda Keller-Messahli’nin “Balkan’daki İslam – Bugüne uzanan tarihsel bir bakış” başlığını taşıyan makalesi büyük tepki topladı. Bosna ve Kosova’da “politik-siyasi fundamentalizmin nedenleri”ni açıklamaya çalışan bu makale özellikle Balkan uzmanları tarafından eleştirilere maruz kaldı. IslamiQ’e konuşan Balkan uzmanı Prof. Dr. Florian Bieber, makaledeki tonun oldukça taraflı olduğunu, Keller-Messahli’nin o dönemki Osmanlı hakimiyetini “gerici” olarak nitelediğini, her şeyden önce de yazarın 19. yüzyıldaki klasik nasyonalist bakışı taşıyan görüşlere başvurduğunu belirtiyor.

Makalesinde Bosna’nın “Türkler” tarafından büyük halk kitlelerinin ülkeye kaydırılmasıyla “İslamlaştırıldığını” belirten Keller-Messahli, bu topraklarda üç yüz yılı aşkın bir sürede yerli halkın büyük kesimlerinin ihtida ettiği gerçeğini görmezden geliyor. Ayrıca Aliya İzzetbegoviç’in Bosna Savaşı esnasında Arap ülkelerinden “mücahit” topladığı ve “İslami bir teokrasi” için temel oluşturduğu iddiaları da makaledeki yanlı(ş) iddialar arasında.

Keller-Messahli’nin makalesindeki diğer bir yanılgı ise 2. Dünya Savaşı esnasında Müslümanların “Hançer” tümeni altında toplanıp, Naziler ile ortaklaşa diğer etnik ve dinî azınlıklara zulüm uyguladığı iddiası. Bieber’e göre Keller-Messahli, İslam’ın 2. Dünya Savaşı esnasındaki rolünü bütünüyle bu olaya indirgiyor ve İslam ile Nasyonal Sosyalizm arasında bir bağ kuruyor. Öte yanda Boşnakların çoğunluğunun birçok şehirde bu yapılanlara karşı çıktığı ve mücadele ettiğinden yazıda hiçbir şekilde bahsedilmiyor.

Okuyanları en çok şaşırtan yer ise Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in Avrupa’da Suudi Arabistan hükümeti ve radikal Müslümanların desteğiyle “şeriat” ile yönetilen bir ülke kurmak istediği iddiası. İzzetbegoviç’in 60’li yıllarda demokrasiye ve din özgürlüğüne önem veren, bölgedeki etnik ve dinî çeşitliliği göz önünde bulunduran yaklaşımına rağmen makaledeki bu vurgu da yanlı tespitler arasında Bosna-Hersek’le yakın tarihsel bağları olan Avusturya gibi bir ülkede bu tarz bir makalenin devlet desteğiyle yayınlanabilmiş olması oldukça tuhaf. Der Standard’ın haberine göre Balkan uzmanları, ÖIF’e bir açık mektup yazarak bu yayından duydukları huzursuzluklarını belirtmeyi planlıyorlar.

Bütün bu tartışmalar esnasında ortaya ise şu soru çıkıyor: “Avrupa etkisinde bir İslam”, gerektiği durumlarda tarihsel ve toplumsal gerçeklerin karartılmasıyla oluşturulmaya çalışılan bir hayal olabilir mi?

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar