Dosya: "Avrupa'da Türkçenin Geleceği" Almanya’da Türkçe Derslerinin İşleyişi ve Oluşan Sorunlar

Avrupa'da Türkçenin Geleceği

Almanya’da Prof. Mustafa Çakır ve Prof. Cemal Yıldız tarafından Türkçe ve Türk Kültürü dersleri ile ilgili yapılan saha araştırması, konuya dair detaylı bilgi ve çözüm önerileri sunuyor.

Alihan Alıcı 1 Nisan 2018

Almanya’da 2013-2014 eğitim-öğretim yılında toplamda 1047 Türkçe ve Türk Kültürü (TTK) öğretmeni ders verdi. Dersi veren öğretmenlerin  bir kısmı Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından, bir kısmı ise derslerin verildiği bölgelerde bulunan yerel Alman mevkilerce görevlendiriliyor. Almanya’da 2013-2014 eğitim öğretim yılında MEB’in atadığı 510 Türkçe öğretmeni vardı.

Prof. Mustafa Çakır ve Prof. Cemal Yıldız’ın “Almanya’da Bulunan Okullardaki Türk Öğretmenlerin Türkçe ve Türk Kültürü Derslerine Dair Deneyimleri Üzerine Bir Saha Araştırması” (İng. “A Study on the Turkish Teachers’ Experiences on the Turkish Language and Culture Course in the Schools of Germany: A Field Research”) isimli araştırmalarında TTK dersi öğretmenlerinin yaşadığı sorunlar gün yüzüne çıkarılıyor. Araştırma kapsamında yaklaşık 400 öğretmenle yapılan anketlere göre, sorunların büyük bir kısmı veli ve öğrencilerin derse olan ilgisizliğinden kaynaklanıyor. Ayrıca okulların fiziksel olarak yetersizliği, okul müdürlerinin Türk öğretmenlerle birlikte çalışma konusundaki isteksiz tavırları ve öğretim materyallerinin eksikliği de var olan diğer sorunlar arasında.

Türkçe ve Türk Kültürü Derslerinin Temelleri

Göçmenlerin durumunu belirleyen Avrupa Birliği anlaşmasının 15. maddesiyle göçmen işçi çocukları için açılacak dersler antlaşma taraflarınca garanti altına alınmıştır. Almanya ve Türkiye arasında var olan antlaşmaya göre bu maddeye bağlı olarak, TTK dersi öğretmenlerinin bir kısmının Alman yetkililer tarafından, bir kısmının ise MEB tarafından atanmasına karar verilmiştir.

Türkçe Dersi Alan Öğrencilerin Durumu

Temelde Türkçe dersleri için üç farklı uygulama şekli söz konusu: Anadil eğitiminin düzenli bir ders olarak verilmesi, “ikinci dil” olarak anadili eğitimi ve “iki dilli” eğitim. Berlin Eğitim Müşavirliğinin verilerine göre 2013-2014 eğitim-öğretim yılında 155 binden fazla öğrenci Türkçe dersi aldı. Yine aynı eğitim-öğretim yılında en fazla Türk’ün yaşadığı Kuzey-Ren Vestfalya eyaletinde 280 bin Türk asıllı öğrenciden 56 bin 500 öğrenci bu dersi seçmeli ders olarak almış durumda.

Araştırmaya göre eğer öğrenciler, Türkçe dersi alıp Türkçeyi akıcı seviyede konuşabilirlerse, Almanca ve Türkçeyi aynı seviyede öğrenip kullanabiliyor (Äquilinguismus). Öğrencilerin Türkçe derslerine girmemeleri ve bu durumun onların okul başarılarını olumsuz yönde etkilemeleri durumunda, öğrencilerde “yarı dillilik” (semilingualismus) gelişme ihtimali söz konusu.

Araştırmada 2014-2015 eğitim öğretim yılında, Kuzey-Ren Vestfalya eyaletinde 760 okulda Türkçe dersi verildiği ve derslere 48 bin öğrencinin katıldığı görülüyor. Almanya genelinde ise toplamda 2.499 okulda ders açıldığı, 110 binden fazla öğrencinin derslere katılım sağladığı belirtiliyor.

Çakır’ın 2001 yılında yaptığı araştırmada ise Almanya’da ilk, orta ve lise seviyesinde öğrenim gören Türk öğrencilerinin yüzde 21,7’sinin diğer okullara göre daha düşük seviyede eğitim verilen “Hauptschule”ye (düşük seviyeli orta okul) gittiği görülüyor. Diğer taraftan bu okullara giden Alman öğrencilerin oranı yüzde 10 iken, İspanyol öğrencilerin oranı ise yüzde 16,6. Geçmiş yıllarda Türk öğrencilerin yalnızca yüzde 5,7’si Gymnasium’a (yüksek seviyeli orta okul veya lise) giderken, 2014 yılı verilerine göre mevcut durumun iyileşme eğiliminde olduğu görülüyor.

Alman okullarındaki Türkiye kökenli öğrencilere TTK dersi veren öğretmenlerin görüşleri, tecrübeleri, yaşanılan sorunlar ve bu sorunlara dair çözümleri ortaya koymayı hedefleyen araştırma, aynı zamanda geleceğe yönelik yapıcı önerilerde bulunuyor. Bu kapsamda, MEB tarafından Almanya’da Türkçe öğretmek üzere görevlendirilen 510 öğretmene anket soruları gönderilmiş, 398 kişiden dönüt alınmış ve bu yanıtlar değerlendirilmiş.

Öğretmenlerin Karşılaştığı Sorunlar

Araştırmaya katılan 398 öğretmenin yüzde 40’ı ders saatlerinin uygun olmadığını dile getirirken, öğretmenlerin yüzde 68’i derslerin geç saatlere koyulmasından şikayetçi. Yüzde 21’i ise, derslerin işlendiği sınıflarla ilgili sorunların olduğu ve bazı sınıflara derslik verilmediği yönünde ifadelerde bulunuyor. Eğitimde teknoloji kullanımı ile ilgili soruları cevaplandıran öğretmenlerin tümü, tahsis edilen sınıfların altyapılarının eğitimsel teknoloji kullanımı açısından yetersiz olduğunu ve bu anlamda herhangi bir yardım almadıklarını söylüyor. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 51,5’i veliler, öğrenciler ve okuldaki iş arkadaşları ile iletişim sıkıntısı olduğuna inandığını ifade ediyor.

Bunların yanı sıra sonuçlarda derslerin işleyişini ve işlevselliğini olumsuz yönde etkileyen faktörler de belirtiliyor. Öğretmenlerin yüzde 44,72’si öğrenciler için ders kitaplarının hazır bulunmadığını ifade ederken, yüzde 35,42’si ders kitaplarındaki içeriklerin eğitsel amaçlar doğrultusunda olmadığını ekliyor. Öğrencilerin derse ilgi duymadıklarını ve motivasyon eksikliklerinin olduğunu düşünen öğretmenlerin oranı ise yüzde 12,06.

Sivil Toplum Kuruluşlarının Önemi

Almanya’da Müslüman ve Türk toplumunu temsil eden birçok çatı kuruluş ve sivil toplum kuruluşu var. Bu STK’lar arasında Almanya Türk Toplumu (Alm. “Türkische Gemeinde in Deutschland”) gibi çatı kuruluşların yanı sıra Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) ve İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) gibi STK’lar camileriyle, yurtlarıyla, enstitü ve ders olanakları ile uzun zamandır Avrupa’da yaşayan Müslüman ve Türklerin sorunlarına çare olmaya, Alman yetkililerle yeni iletişim ağları kurmaya çaba sarf ediyor. TTK öğretmenleri ile STK’ların ilişkilerine bakıldığında ise sağlıklı bir iletişimden bahsetmek pek de mümkün değil.  Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 59,12’si bu tür oluşumlara karşı mesafeli olduklarını; fakat dinî bayramlar vesilesi ile bu kuruluşlardan yardım aldıklarını ifade ederken, STK’larla herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını ekliyor.

Öğretmenlerin Görüş ve Önerileri

Konuyla alakalı görüş ve önerilerini ifade eden öğretmenlerin yüzde 16,81’i Türkçe derslerinin seçmeli değil, zorunlu ders olarak verilmesi ve öğrencilerin karnesinde Türkçe dersinin sadece bir ek olarak değil, diğer dersler gibi not ortalamasını etkilemesi gerektiğinin önemini dile getiriyor. Ayrıca, vize sorunları ve beraberindeki okula geç kalma problemine de değinen öğretmenlerin bir kısmı, oturum ve çalışma izni için istenilen B2 Almanca yeterlilik seviyesinden de şikayetçi. Öğretmenlerin yüzde 11’e yakını ise günlük ücretin az olduğunu ve maaşların geç ödendiğini belirtiyor.

Araştırmada Ortaya Çıkan Sonuçlar

Araştırma neticesinde ortaya çıkan sonuçlar ele alındığında, Almanya’da TTK derslerini vermek için görevlendirilen öğretmenlerin gerek bürokratik ve toplumsal açıdan gerekse çalıştıkları iş ortamı ile alakalı sorunlarla karşılaştığı görülüyor.

Araştırmada, Almanya’da doğup büyüyen ve eğitim gören çocukların, sağlıklı bir kimlik oluşturabilmeleri adına ana dil ve kültürlerini doğru öğrenmelerinin; aile, okul, öğretmen ve çevreleri  ile olan ilişkilerinin sağlam temeller üzerine oturtulması için büyük önem arz ettiği belirtiliyor. Çocukların okuma ve yazma becerilerini geliştirmesi, sistematik bir eğitim almalarıyla oluşuyor ve bu, dil öğrenimini daha da önemli hâle getiriyor. Anadilini iyi bilen öğrencilerin, ikinci dil olarak Almancayı daha iyi öğreneceğini, dolayısıyla “iki dilli” (bilingual) yetişen bireylerin topluma aidiyet hissinin daha iyi olacağı ifade ediliyor.

Araştırmada ayrıca Alman yetkililerinin açık bir biçimde olmasa da TTK derslerine karşı olumsuz tutumlarının, MEB tarafından görevlendirilen öğretmenlere dair çeşitli sorunları beraberinde getirdiği belirtiliyor. Saha araştırmasında açık uçlu sorular yöneltilen 398 öğretmenin,  yüzde 12,38’i bu hususu, yaşadıkları vize sorunları ve dolayısıyla görevlendirildikleri okullara geç yerleşmeleri ile dile getiriyor.

Araştırmanın Sunduğu Çözüm Önerileri

Yapılan çalışmada, sorunlara bağlı olarak çözüm önerileri sunuluyor. Bu önerilere göre MEB’in Almanya’daki eğitim birimlerine ilişkin görevlendirilmesini planladığı eğitim ataşelerinin en kısa zamanda görevlendirilmesi ve tüm ataşelerin birleştiği konferansların düzenlenmesi öneriliyor. Ortak kararların alınması ve yeni fikirlerin üretilmesi açısından konferanslara katılanların, makam, statü veya güç arayışında olmayan bir gruptan oluşması ve ortak gaye üzerinde fikir üretilmesi gerektiği öngörülüyor.

Ayrıca, şu anki TTK derslerinin revize edilmesi ve derslerin öneminin artırılması gerektiği savunuluyor. MEB tarafından görevlendirilen Türkçe öğretmenlerinin ise, kendilerini en az bir başka dilde ifade edemiyorlarsa, bu öğretmenlerin görevlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor. Araştırma önerilerinde, görevlendirilen öğretmenlerin derslere vaktinde başlayabilmeleri için, gerekli işlemlerin her yıl en geç 15 Ağustos’a kadar halledilmesi gerektiği belirtiliyor.

©Anadolu Ajansı

Alihan Alıcı

Hacettepe Üniversitesi’nde İngilizce Öğretmenliği Bölümü’nde eğitimini sürdüren Alihan Alıcı, göç sosyolojisi alanında çalışmalar yürütmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar