Mısır Seçimleri Mısır Seçimlerinde Sisi’nin Yeniden Seçilme Tiyatrosu

Mısır’da mart ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde karşısında herhangi bir rakip bulunmayan mevcut cumhurbaşkanı, siyasi muhalefeti ve medyayı bastırarak tek kişilik bir yarışa hazırlandı.

Alessandra Bajec 1 Nisan 2018

Mısır’ın 2018’deki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde bir tür “absürt tiyatro” sergilendi. Mart ayı seçimleri, akıllara Sisi’den başka rakibin olmadığı tek aday seçimleri olarak kazınacak. Zira, liberal kanattan Yarın Partisi (El-Ghad) Başkanı Musa Mustafa Musa, Abdulfettah es-Sisi’nin karşısına rakip olarak çıkan tek kayıtlı adaydı ve aynı zamanda cumhurbaşkanı es-Sisi’nin sadık bir destekçisiydi.

Mısırlı insan hakları avukatlarından olan araştırmacı Tarık Hüseyin şunları kaydediyor: “Sisi’yle siyasi çekişmeye girecek başka bir adayın olmaması sorun olarak görülüyordu. Sonrasında Musa gelerek bu boşluğu doldurdu. Aslında seçimler değil, yalnızca Sisi’nin iktidarda kalıp kalmayacağına karar vermek üzere referendum yapılmalıydı.”

Tanınmış bir Mısırlı siyasetçi ve aktivist olan George İshak da seçimlerle ilgili olarak, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortada gerçek manada bir rekabet yoktu. Bu seçim falan değil, Sisi’nin gölgesi altında yalnızca bir referendum.” yorumunu yaptı. Bu “rakipsiz” seçim tiyatrosu, söz konusu tartışmalı seçimlerin yapıldığı 26-28 Mart’tan önce ve hatta Sisi’nin adaylığını açıklamasından bile önce planlanmıştı.

Mısır seçimlerinden altı ay önce, ana siyasi partiler ve önde gelen şahsiyetler üç parti kampanyasının başlatılmasıyla harekete geçti; hepsi de ikinci dönem de cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturacağına kesin gözüyle bakılan Sisi’yi destekliyordu ve halkın desteğini almak için seçim öncesi çeşitli kampanyalar düzenlendi. Bunlar, Mecliste çoğunluğa sahip Mısır’ı Destekle Koalisyonu, Hür Mısırlılar Partisi ve Vatanının Geleceği Partisi tarafından desteklenen “[Mısır’ı] İnşa etmek” inisiyatifi, pek çok tanınmış siyasi ve akademik ismin destek verdiği “Mısır için hepimiz Seninleyiz [Sisi’yle]” ve Sisi’nin tekrar aday olması için başlatılan “[Sana] Borcumuzu ödüyoruz” başlıklı imza kampanyası şeklinde özetlenebilir.

Seçimlere henüz iki ay varken, siyaset sahnesi Cumhurbaşkanı Sisi’nin karşısında kelimenin tam anlamıyla tek bir rakibi kalmayacak şekilde tanzim edilmişti. Mısırlı yetkililer ocak-şubat ayları arasında Sisi’nin başlıca siyasi rakiplerini ve potansiyel adayları tutuklayarak ve tehdit ederek siyasi yarıştan tasfiye etti.

Güçlü Mısır Partisi başkanı ve 2012 cumhurbaşkanı adayı muhalif Abdul Munim Ebul’l Futuh, “yalan haber yaymak”, “yasaklı bir örgütü faaliyete geçirmek (yasaklanan Müslüman Kardeşler) ve fitneye neden olmak gibi çeşitli suçlamalarla gözaltına alındı. İngiltere’nin başkenti Londra’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında cumhurbaşkanı Sisi’ye yönelik eleştirilerde bulunan ve halka cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot çağrısında bulunan Abdul Munim Ebul’l Futuh, ülkesine dönüşünün ardından tutuklanmıştı.

Daha öncesinde de Mısır’ın eski Başbakanı Ahmet Şefik’in Birleşik Arap Emirlikleri’nden sınır dışı edilerek yetkililer tarafından Kahire’de bir otel odasında alıkonulup cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylığını koymaması için baskı yapılmasının ardından adaylıktan geri çekildiği iddia edilmişti. Zira Şefik, adaylıktan vazgeçtiğini açıklamadan sadece günler önce, 2012 yılından beri ikamet ettiği Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaptığı açıklamada seçimlerde aday olacağını duyurmuştu.

Sol eğilimli insan hakları avukatı Halid Ali ile Mısır eski cumhurbaşkanının yeğeni ve eski milletvekili Muhammed Enver El-Sedat da seçim çalışanlarının ve destekçilerinin sürekli tacize ve haksızlıklara uğraması nedeniyle adaylıktan çekilmek zorunda bırakıldıklarını açıklayarak yarıştan çekildiklerini duyurmuşlardı. 2017 yılı ortasında cumhurbaşkanlığına aday olabileceğini açıklamasının hemen ardından Halid Ali’nin henüz kuruluş aşamasında olan Ekmek ve Özgürlük Partisi’nin pek çok üyesi ve destekçisinin tutuklandığı haberleri medyaya yansımıştı.

Ali’nin adaylıktan çekilme kararı, Sisi’nin en güçlü rakibi olarak görülen Mısır eski Genelkurmay Başkanı Sami Anan’ın, ordudan izinsiz cumhurbaşkanlığına adaylığını koyduğu gerekçesiyle ordu tarafından tutuklanmasının ertesi günü gerçekleşti. Sami Anan, askerî kuralları ihlal etmek ve siyasete girmekle suçlanıyordu.

Muhammed Enver el-Sedat ise, seçimler etrafında oluşturulan korku atmosferini sebep göstererek adaylıktan çekilmişti. Seçimlerin Mısır’da olağanüstü hâl devam ederken yapılmasını eleştiren Sedat, Sisi’nin ikinci kez adaylığını koymasını talep eden imza kampanyasınının da seçim kurallarına aykırı olduğunu beyan etmişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Orta Doğu ve Kuzey Afrika Direktörü Sarah Leah Whitson, Mısır’daki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi yaptığı basın açıklamasında, “seçimler siyasi tartışmaları teşvik etmeli ve halkın iradesini yansıtmalıdır. Ancak Sisi yönetimi ağır baskılarla bunu önlemek istiyor,” vurgusu yapmıştı. Whitson ayrıca, Mısır’daki muhalif seslerin ve muhalif partilerin susturulması “Mısır yönetiminin daha fazla baskıyı meşrulaştırmak için kullandığı ülke genelindeki istikrarsızlığı daha da şiddetlendirebilir.” uyarısında bulunmuştu.

Muhalifleri ve aktivistleri susturmanın yanı sıra, Sisi seçim öncesi “yalan haber” yaptıkları suçlamasıyla eleştirel gazetecileri tutuklatıp, medya kuruluşlarını tehdit etmek suretiyle basın kuruluşları üzerindeki baskısını da arttırmıştı. Gazetecileri Koruma Komitesi (İng. “Comitee to Protect Journalists” – CPJ) Sisi’nin seçimlerde yeniden adaylığını açıkladığı ocak ayından beri, muhalif adaylarla röportaj yapan dört gazetecinin Sisi’yi eleştirdikleri ya da muhalif veya eylemci gruplarla bağlantıları oldukları iddiasıyla göz altına alındığını belgeledi. Yine bazı muhabirler, uydurma haber yaptıkları gerekçesiyle hapse mahkûm edildi.

Basın raporlarına göre bu yılki seçimleri izleme izni verilen organizasyonların sayısı bir önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapıldığı 2014 yılına göre yüzde 44 oranında daha azdı. Bu da seçimleri izleme görevlerini yürüten ulusal ve yabancı organizasyonların karşılaştıkları güçlüklerin şiddetini gösteriyor.

On dört uluslararası ve bölgesel hak örgütünün belirttiği üzere baskı ortamının yanı sıra özgür ve adil bir seçim olabilmesi için gereken en temel şartlar dahi mevcut değildi. Seçim yasasına göre cumhurbaşkanı adaylarının aday olabilmeleri için 20 parlamenter tarafından aday gösterilmeleri ya da en az on beş valilikten toplam 25 bin vatandaşın onayını almaları gerekiyor. Mısır Ulusal Seçim Kurulu ise adaylara bu tasdikleri toplamaları için yalnızca 20 gün verdi. Ulusal Seçim Kuruluna göre Sisi henüz cumhurbaşkanlığına yeniden aday olma kararını resmen ilan etmeden önce dahi adaylık için meclisteki 596 milletvekilinin 500’ünden fazlasının desteğini almıştı.

Tuhaf bir şekilde aniden ortaya çıkan Musa Mustafa Musa, 29 Ocak’ta adaylık başvurusu kayıtlarının kapanmasına yalnızca dakikalar kala başvuru evraklarını teslim ederek yarışa girdi. Böylece, adaylık için gerekli asgari sayı olan 20 milletvekilinin aday göstermesiyle Musa, Sisi’nin karşısındaki tek rakip oldu. Halbuki adaylığını resmen kaydettirdiği güne kadar Sisi’nin yeniden aday olması için düzenlenen kampanyanın bir üyesiydi. Adaylığını ilan edişinin on gün öncesine kadar partisi Sisi’nin cumhurbaşkanlığı adaylığı için imza topluyordu. Mısır basınında dolaşan Musa’nın Facebook sayfasının bir ekran görüntüsü Sisi yanlısı bir kapak fotoğrafını göstermekteydi.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, zaten fiilî olarak Sisi’nin kazanacağı belli olan seçimlere sadece demokratik bir görünüm vermek amacıyla Musa’nın adaylığını koyması için ikna edildiğini anlamak zor değil. Televizyon kanallarında birkaç kez görünmek ve seçim çalışmalarında kampanya çalışanlarınca gösterilen küçük destek gösterileri haricinde, Musa haftalarca kamuoyunda görünmedi. Buna karşılık, Sisi yanlısı binlerce afiş ve poster Mısır sokaklarını kaplarken, seçim öncesinde cumhurbaşkanının “Mısır’ın istikrarını ve güvenliğini” baltalayanlara yönelik tehditlerini de içeren pek çok basın açıklamalası ve konuşmasına yer verildi.

Buna karşın birçok muhalif parti ve eylemci halkı seçimleri boykota çağırdı. Eski General Sisi 2014 seçimlerini rakibi solcu siyasetçi Hamdin Sabahi’ye karşı oyların yüzde 97’sini alarak kazanmıştı. Sisi, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi deviren 2013 yılındaki askerî darbe ile iktidarı ele geçirdi. Sancılı kemer sıkma reformları, zayıf güvenlik ve ülkedeki onlarca yıl içinde yaşanan en kötü insan hakları krizi nedeniyle Sisi’nin popülerliği azaldı. Sisi yönetimi, muhalifleri ve basın özgürlüğünü baskıyla susturarak, halkın yönetimi ve cumhurbaşkanını eleştirebilme alanını neredeyse tamamen yok etti. Sokak protestoları fiilen yasaklandı, binlerce siyasi muhalif hapse atıldı, insan hakları grupları ciddi kısıtlamalara maruz bırakıldı ve basındaki pek çok eleştirmen susturuldu.

©Flickr.com/©Shutterstock.com/360b

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar