DÜNYA İsrail | Netahyahu 40 Bin Afrikalı Göçmeni Sınır Dışı Edecek

İsrail hükûmeti ülkelerindeki iç savaştan kaçarak ülkeye sığınan çoğunluğu Eritre ve Sudanlı yaklaşık 40 bin Afrikalı göçmeni sınır dışı etmenin yollarını arıyor.

admin 6 Nisan 2018

Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı koalisyon hükûmeti geçen yıl söz konusu göçmenlerin sınır dışı edilmesini, kararı kabul etmeyenlerin ise hapse atılmasını öngören bir yasa çıkarmıştı. Yasanın geçtiğimiz aylarda uygulanmasıyla birlikte sınır dışı edilmeye direnen bazı göçmenler hapse gönderilmeye başlanmıştı. Ancak bu kişilerin açlık grevine başlaması üzerine İsrail Yüksek Mahkemesi sınır dışı uygulamasını durduran bir karar aldı.

40 bin Afrikalı göçmenin zorla sınır dışı edilmek istenmesi tarih boyunca pek çok sıkıntı ve buna bağlı olarak sayısız göç tecrübesi yaşamış İsrailliler için aynı zamanda ahlaki bir sınav anlamına da geliyor. Sağcı hükûmet ise seçmen tabanının da baskısıyla Afrikalı göçmenleri sınır dışı etme konusunda kararlı görünüyor.

BM Anlaşması Birkaç Saat Sürdü

İsrail hükûmeti tarafından Afrikalı göçmenlere şubat ayında başka bir Afrika ülkesine giderek ülkeyi terk etmek için 2 ay süreleri olduğunu, bunu yapmayanların ise süresiz olarak hapse atılacağını bildirmişti. İnsan hakları gruplarının da baskısıyla 15 Mart’ta mahkeme zorla sınır dışı etme uygulamasını durduran bir karar almıştı.

Bunun üzerine Afrikalı göçmenleri sınır dışı etmenin başka yollarını arayan Başbakan Netahyahu, Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansıyla (UNHCR) bir anlaşmaya vardı. Anlaşmaya göre ülkedeki çoğu Sudan ve Eritreli yaklaşık 40 bin Afrikalı göçmenden 16.250’si Batılı ülkelere gönderilerek yeniden yerleştirilecek, geri kalanların ise İsrail’de kalmalarına geçici de olsa izin verilecekti.

Netanyahu, anlaşmayı kamuoyuna duyurmasının ardından hem tabanının hem de koalisyon ortaklarının yoğun eleştirilerine maruz kalmıştı. Bazı İsrailliler Netanyahu’yu sol kesimin baskılarına boyun eğmek ve en yoğun Afrikalı göçmen nüfusun bulunduğu yoksul güney Tel Aviv sakinlerine ihanet etmekle suçlamıştı. Aynı zamanda koalisyonun önemli ortağı olan aşırı sağcı Yahudi Evi (Habayit Hayehudi) Partisi lideri Naftali Bennett de Twitter’dan yaptığı bir açıklamada varılan anlaşmanın ülkeye daha fazla kayıt dışı göçmenin girmesine yol açacağını savunmuş ve Netanyahu’ya anlaşmadan çekilmesi çağrısı yapmıştı.

Böylece anlaşmadan sadece saatler sonra Netanyahu Facebook sayfasında yayımladığı bir mesajla anlaşmayı yeniden gözden geçirmek üzere askıya aldığını açıkladı. Netanyahu’nun bu hızlı geri adımı, hakkında 3 ayrı yolsuzluk davasından polis soruşturması devam eden başbakanın siyasi belirsizlik ortamında seçmen tabanını kendine küstürmeme çabası olarak değerlendiriliyor.

“Afrikalı Göçmenler Terör Saldırılarından Çok Daha Kötü”

İsrail toplumu içerinde Afrikalı göçmenlerin haklarını savunarak sınır dışı edilmesine karşı çıkan kesimler de var. İsrailli bazı insan hakları savunucuları ile zorla sınır dışı uygulamasının dinî değerlerine aykırı olduğunu düşünen Yahudi kuruluşları, hükûmetin uygulamak istediği zorla sınır dışı yasasına karşı çıkıyor. Bu kesimler zaman zaman Tel Aviv’de göçmenlere destek mitingleri düzenlese de, bunların toplum ve siyasetteki karşılıkları pek fazla değil. Özellikle sağ partilerin destekçileri yasa dışı göçmenlerin sınır dışı edilmesini istiyor.

İsrailli siyasetçilerin Afrikalı göçmenlere yönelik kullandığı dil de son derece ırkçı bir içerik taşıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu geçen ay Afrikalı göçmenlerle ilgili skandal bir açıklamada bulunarak, Afrikalı göçmenlerin İsrail’e gelmesini “şiddetli terör saldırılarından çok daha kötü bir olay” olarak tanımlamıştı.

Endişeli Bekleyiş Sürüyor

Öte yandan tamamına yakını başkent Tel Aviv’de ve buranın güneyindeki Holon Tutuklama Merkezi’nde toplumdan soyutlanmış bir şekilde yaşayan Afrikalı göçmenlerin endişeli bekleyişi sürüyor. Tel Aviv’de isimlerinin açıklanmaması kaydıyla açıklama yapan bazı Afrikalı göçmenler, toplumun kendilerini asayişi bozmakla itham ettiğini ancak bunun gerçeği yansıtmadığını belirtiyor.

Sudan’dan geldiğini belirten bir göçmen, bazı İsraillilerin Tel Aviv’in güneyindeki göçmen mahallelerine gelerek buradaki Afrikalılara zaman zaman fiziksel saldırılarda bulunduğunu söylüyor. Tel Aviv’deki Afrikalı göçmenlerin çoğu başlarının belaya girebileceği endişesiyle kamerada görünmekten ya da gazetecilere konuşmaktan çekiniyor. Ancak İsrail yönetimi tarafından hapis ya da sürgün arasında seçim yapmak zorunda bırakıldıkları zaman bazı göçmenler suskunluklarını bozarak yaşadıklarını aktarmıştı.

Söz konusu göçmenlerden Eritreli Halofom Sultan, hayatı tehlikede olduğu için 7 yıl önce geride eşini ve 2 çocuğunu bırakıp ülkesinden kaçmak zorunda kalmış. Sultan, 3 bin 500 dolar ödediği insan kaçakçılarıyla birlikte önce ülkesinin o dönem savaşta olduğu Etiyopya’ya, oradan da iç savaşın hüküm sürdüğü Sudan’a gitmiş. Sudan’dan sonra kaçak göçmenler için iki seçenek bulunuyor. Bu seçenekler ise tehlikelerle dolu Sahra Çölü’nü geçip Libya üzerinden Avrupa’ya, ya da Mısır üzerinden İsrail’e geçmek. İnsan kaçakçıları Sultan için ikinci rotayı seçmiş. Sultan, İsrail’e gelmek zorunda kalışını şu sözlerle ifade ediyor:

“Benimki İsrail’le Avrupa arasında bir seçim değildi, tek seçenek o sırada Sudan’dan çıkmak zorunda olmamdı. Bir şekilde İsrail’e ulaştım.”

 “Toplum Değil Hükûmet Ve Polis Nefret Ediyor”

İsrail’deki birçok Afrikalı gibi ülkesindeki baskıdan kaçan 34 yaşındaki Sultan, üniversitede tarih okurken katıldığı hükûmet karşıtı gösteri sonrası defalarca tutuklanmış, ölümle tehdit edilmiş. İsrail yönetiminden kendi deyimiyle, “ayrımcılık ve nefret” görmüş.

“İsraillilerin çoğu aslında sığınmacılara çok da karşı değil. Toplumda nefret görmüyorum” diyen Sultan, “Hükûmette ve poliste bu nefreti görüyorum. Hükûmetin desteklediği bazı insanlar sığınmacılara yönelik özellikle de siyahi Afrikalılara karşı nefret besliyor.” dedi.

İsrail’deki Afrikalı Göçmenler Kim?

İsrail’de tamamına yakını Eritre ve Sudan’daki savaş ve katliamlardan kaçan yaklaşık 40 bine yakın Afrikalı göçmen bulunuyor. İsrail hükûmeti onlara mülteci statüsü vermeyi reddediyor.

Bu göçmenlerin büyük çoğunluğu Hristiyan, bir kısmı da Müslümanlardan oluşuyor. Çoğu 2006 ila 2012 yılları arasında Sina Yarımadası üzerinden geçerek İsrail’e ulaşmış. Birçoğu üçüncü bir ülkeye gitmeyi kabul etse dahi sonunda kaçtıkları ülkelerine geri gönderilmekten ve orada öldürülmekten korkuyor.

2005 yılından bu yana İsrail’e Mısır sınırından 64 bin Africalı göçmenin yasa dışı giriş yaptığı, ancak binlercesinin tekrar ülkeyi terk ettiği belirtiliyor. İsrail 2014 yılında 242 km’lik elektronik tel örgü çekerek yeni göçleri engelledi. (AA, P)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar