Dosya: "Avrupa'da İslami Defin" “Defin Düzenlemeleri Müslümanların İhtiyaçlarını Dikkate Alıyor”

Dr. Diana Prinzessin zu Hohenlohe-Oehringen, Düsseldorf Üniversitesi, Utrecht ve Cambridge’de hukuk bilimleri okudu. Viyana’da Avrupa ve Uluslararası Hukuk Enstitüsünün başkanı olan zu Hohenlohe-Oehringen ile Avrupa’daki İslami definlerle ilgili hukuki yapıyı konuştuk.

admin 6 Mayıs 2018

Almanya’daki demografik gelişim itibariyle Müslüman mezarlara yönelik ihtiyaç arttı mı sizce?
Evet. 60 ve 70’li yıllarda Almanya’ya gelen misafir işçiler gençti ve o nesil arasında ölüm vakıaları çok yaygın değildi. Hastalık ya da kaza gibi nedenlerle ölümler gerçekleşiyordu. O zamanlarda anavatana yönelik bağ, göçmenler anavatanlarından yeni geldikleri için henüz oldukça güçlüydü. Ölenler de bu nedenle genelde anavatana naklediliyorlardı.

Peki sizce Müslümanların Almanya’ya defninde ne zaman ve nasıl bir paradigma değişikliği yaşandı?
Müslümanlar on yıllardır burada yaşıyor. Bir insan bir ülkede ne kadar uzun süre yaşarsa, orayı o kadar vatanı olarak benimser. Bir yanda Almanya’da doğan nesiller var, diğer yanda da anavatanla ilişki giderek azalıyor. Bu ilişkinin azalmasının muhtemel nedenleri, oradaki ebeveynlerin, tanıdıkların, arkadaşların hayatta olmaması ya da onların da Almanya’ya gelmesi. Şimdi bu insanlar, akrabalarına yakın yerlerde defnedilmek istiyorlar ya da yakınlarının mezarlarını ziyaret edebilmelerini arzuluyorlar.

Siz uzun yıllar Müslüman definleriyle ilgilendiniz. Sizi bu konuyu araştırmaya iten şey neydi?
Her şeyden önce din özgürlüğünün nereye kadar uzandığını öğrenebilmek adına bilimsel bir araştırma yapmak istedim. Bununla birlikte Almanya’daki diğer din mensuplarının da burayı vatan edinebilmesi adına gerekli olan değişiklikleri merak ediyordum. Aklımda temel insan haklarına dair sorular da vardı: Örneğin vefat eden biri için din özgürlüğünden bahsedilebilir mi? Ya da vefat eden kişinin hakları olur mu? Buna benzer birçok soru aynı zamanda temel insan haklarının da nasıl işlediğine dair göstergeler ortaya koyuyor.

Müslüman definlerini göz önüne aldığınızda Almanya’da din özgürlüğü ile defin hakkı arasında ne tarz uyuşmazlıklar söz konusu?
Buradaki sorunlardan biri, Almanya’da neredeyse 18. yüzyıldan beri ölümle defin arasında en az 48 saat beklenmesini gerekli kılan düzenleme. Bu düzenlemenin arkasında o zamanlar doktorların ölümü kesin olarak tespit edememesi ve hatta bazı durumlarda aslında gerçekte ölmemiş insanların öldü sanılarak hızlıca defnedilmesi gibi vakıalar yatıyor. Bundan hareketle Almanya’daki defin hukuku, bir insanın defnedilebilmesi ve “sahte ölüm” vakılarının önüne geçilmesi için en az 48 saattir ölü olmasını zorunlu kılıyor. Bugünse doktorların ölüm nedenini tespit etmesi mümkün.

Burada Müslümanlar açısından ortaya çıkan zorluk, bu düzenlemeyi içeren defin yasalarıdır. Oysa 48 saat beklemek yerine, kişinin doktor tarafından gerçekten öldüğünün tespit edilmesi ve hemen aynı gün içerisinde defnedilmesinin sağlanması şeklinde bir düzenleme de yapılabilir. Bazı eyaletlerin defin kanunlarında, örneğin bir kaza durumunda kesin ölüm raporunun verilmesinin mümkün olması gibi istisnai durumlarda 48 saatlik sınır ortadan kaldırılmıştır.

Bir diğer alan da tabut zorunluluğu. Bu zorunluluğun birçok nedeni var. Öncelikle tabutla defin, zararlı maddelerin ortaya çıkmaması ve tabutu taşıyanlara hastalık bulaşmaması gibi nedenlere dayanıyor. Öte yandan da bu düzenlemenin bir diğer nedeni, cesetle toprak arasında oluşacak boşluğun çürümeyi kolaylaştırması. Tabutsuz definde hastalık taşıyan maddelerin ortaya çıkmasının engellenmesine dikkat edilebilirse, o zaman Müslüman mevta için bir transport tabutunun kullanılması, bunun içinde de mevtanın belki sıvıları dışarıya sızdırmayan bir kefene sarılması gibi çözümler söz konusu olabilir.

Her halükârda uzlaşı bulmak mümkün. Öte yandan Almanya’daki defin hukukunun ciddi bir değişime uğradığını, örneğin kısa süre içerisinde defnin birçok eyalette mümkün kılındığını söylemekte fayda var. Birçok yerde tabutsuz ya da tabutun ağzı tamamen kilitli olmayan bir şekilde defin mümkün. Defin hukuku, ülkede birçok insanın defin esnasında dinî hassasiyetlerine riayet etme isteklerini dikkate alıyor ve bu anlamda ciddi iyileştirmeler de yapılıyor.

Peki Müslümanların kendi inanışlarına göre “doğru” bulduğu bir defnin gerçekleşebilmesi için Defin Hukuku’nda ne tarz değişiklikler yapılması gerek?
Bunun için istisnai düzenlemelerin yasalaşması gerekiyor. Bu olursa mezarlık idaresinde çalışanlara istisnai durumları uygulama imkânına sahip oldukları anlatılmış olur. Bu tarz bir hukuki düzenleme, burada defnedilmek istenen Müslümanlarla karşılaşan memurlar için de yön gösterici olacaktır.

Ayrıca yasal düzenlemeler, Müslümanların kendi dinlerine uygun bir şekilde defnedilecekleri konusunda onlara güvence verecektir. Öte yandan yasal düzenlemede aşırı bir oynama yapılmasına da gerek yok. Örneğin Müslüman inancına göre cenaze nasıl yıkanır gibi sorular organizasyonel sorular ve herhangi bir yasal düzenleme olmaksızın da hayata geçirilebilir. Ebedi defin hakkı da şimdiye kadar hayata geçirilebilirdi. Mezarlıklarla bu konuda anlaşma yapılabilir.

İslami cemaatlerin kamu tüzel kişiliği olmadığı için Almanya’da Müslümanlara ait bir mezarlık da yok. Bu konuyla ilgili bir alternatif mümkün mü?
Almanya’da mezarlık işletebilme hakkının kamu tüzel kişiliğiyle bağlantılı olmasının nedeni, mezarlığın açılışı esnasında bu mezarlığı yönetecek kurumun güvenilir bir partner olması, örneğin işbirliği yapılan tarafın suya zehirli maddelerin karıştırılmaması ve vefat edenlerin toprakta onurlu bir şekilde yatmaları gibi bazı zorunlulukları garanti edebilmesiyle ilgili.

Ben birçok İslami dernek için kamu tüzel kişiliğinin çok da düşünülmez olmadığı kanaatindeyim. En geç 10 yıl içinde kamu tüzel kişiliğine sahip olan Müslüman cemaatlerle karşılaşacağız. Diğer taraftan da Kuzey Ren-Vestfalya’daki model de iyi bir örnek. Bu eyalette defin hukuku, bir mezarlığın inşa edilmesi ve işletilmesinin diğer tüzel kişilere verilmesini mümkün kılacak şekilde değiştirildi. Bu, modelde yerel yönetimler mezarlıkla ilgili imkân sağlama sorumluluğuna sahipler, fakat bu görevin yerine getirilmesi konusunu özel şahıslara devredebiliyorlar. Buna göre Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde dinî dernekler de bir mezarlığın daimi işletmesi konusunda güvence verebilirlerse kendi mezarlıklarını açabilirler.

Wuppertal’da açılması planlanan Müslüman mezarlığı da Müslüman bir dernek tarafından işletilecek. Eğer bu dernek herhangi bir nedenle iflas ederse ya da yeteri kadar personel bulamazsa, o zaman bu görev yerel yönetime aktarılacak. Müslüman dernek görevlerini yerine getiremediği zaman yerel yönetim bu görevleri üstlenecek.

Burada Müslüman cemaatlerin yerel yönetimlerle müzakere yapmaları ve ortak bir çözüm bulmaları konusunda mücadele etme ihtiyacı açık.

Belediyelerde Müslüman definleri itibariyle en sık karşılaşılan sorunlar neler?
Genel itibariyle vefat eden kişinin ya da yakınlarının durumu defini kendi başlarına gerçekleştirebilmek adına maddi açıdan yeterli değilse belediyenin ilgili dairesi defni gerçekleştirir. Asıl soru burada defin usulünün nasıl olduğudur. Almanya’nın doğu eyaletlerinde yerel geleneklere uygun defin işlemi yakılarak defin olduğu için bu Müslümanlar açısından bir sorun teşkil etmektedir. Ya da belediye yakılarak defnin maliyet açısından daha uygun olduğunu söylediği için bu yola başvurulmaktadır. Batı eyaletlerinde ise toprağa defnetme geleneği hâkim olduğu için bu problem kendisini pek göstermiyor.

Şu sıralar bu hususa bakış açısında bir değişim yaşandığını da belirtmek gerek. Brandenburg Eyalet Meclisi Yasa Tasarısı eğer dinî inanç yakılarak defnedilmeyi uygun bulmuyorsa toprağa defin işleminin gerçekleştirilmesini öngörüyor. Kefenleme, yıkama ve imam tarafından cenaze namazı kıldırılması İslam inancında şart olan uygulamalar. Bu şartlara uygun bir defnin gerçekleşmesi için de bunlardan doğacak masrafların Sosyal Yardım Dairesi tarafından üstlenilmesi gerek. Bu da vefat eden kişinin ailesinin pasif kalmayarak sosyal dairelere gerekli olan prosedürün ne olduğunu belirtmesi gerektiği anlamına geliyor.

Birçok Müslüman defin işlemlerinde Almanya’da gerekli İslami şartların yerine getirilemeyeceğini düşündüğü için köken ülkesine defnedilmek istiyor. Belediyelerin sosyal daireleri bu durumda cenazenin köken ülkeye nakil masraflarını da karşılayamaz mı?
Bu çok mümkün değil, çünkü sosyal daireler yalnızca dinî açıdan şart olan hususlardan kaynaklı masrafları üstlenir. Bu durumda ilgili belediyenin, vefat eden kişinin söz konusu İslami defin şartlarını yerine getirip getiremeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerek. Buna karşı çıkacak veya bu şartları gereği gibi dikkate almayacak belediyeler olacaktır. Ancak esas itibariyle İslami defin esaslarının belediyelerce dikkate alınması noktasında defin hukuku oldukça sarih. Mezarlık idaresi eğer karşı çıkıyorsa cami cemiyetlerinin Müslümanlara bu hususta yardımcı olması gerek. Almanya Müslümanları Koordinasyon Merkezi veya Almanya İslam Konseyi gibi çatı kuruluşlar da müdahil olarak aracılık yapabilirler. Belki komşu şehrin belediyesince bu şartlar yerine getirilebiliyorsa buraya nakil de söz konusu olabilir. Bu durumda masraf nispeten daha az olacağı için sosyal daireler bunu karşılamakta bir sakınca görmeyebilir. Bu noktada önemli olan argümanların nasıl ortaya konduğudur.

Eğer dinî vecibeler gerçekten de yerine getirilmiyorsa sosyal dairelerin bu şekilde bir cenaze naklinin masraflarını karşılaması mecburiyeti doğabilir. Ancak İslam inancına göre köken ülkede defin eğer bir mecburiyet teşkil etmiyor ve Almanya’da da yerine getirilmesi mümkün olan bazı şartların ifası yeterli oluyorsa, bu durumda sosyal dairelerin nakil masraflarını karşılama yükümlülüğü de ortadan kalkar.

Almanya’da İslami defin hususuyla ilgilenmiş biri olarak, benzer problemlerin diğer Avrupa ülkelerinde de olup olmadığı hakkında ne söylersiniz?
Diğer Avrupa ülkelerinde işgücü anlaşması gibi örnekler ve tek seferde ülkeye göç etmiş bir jenerasyon da bulunmuyor. Tabii Fransa’da güçlü bir Müslüman toplum mevcut ve burada da Almanya’dakine benzer sorunların gün yüzüne çıkıyor olması muhtemel. Birleşik Krallık’ta da bilhassa yaşı geçkin Pakistan kökenlilerin vefatlarının sıklaşması ile birlikte bu alandaki tartışmalar daha görünür hâle geliyor.

Kanaatimce Almanya’dakinin aksine diğer Avrupa ülkelerinde defin işlemleri tek tip değil ve bu hususta çok fazla yönetmelik yok. Örneğin Birleşik Krallık’ta defin kilisenin sorumluluk alanı ve devlet buna karışmaz. Böylelikle defin sorumluluğu dinî cemaatin kendi bünyesinde kalır, bu sebeple de daha az sorun ortaya çıkar. Çünkü dinî cemaat nasıl uygun görürse defin işlemini öyle icra eder. Bununla birlikte Birleşik Krallık’ta devletin veya belediyenin mezar yerlerini hazırlama veya imar planlamasında belirtme sorumluluğu dolayısıyla bazı problemler ortaya çıkıyor. Bunlar da yeteri kadar mezarın bulunup bulunmaması ve mezarlıklara toplu taşıma araçlarıyla kolayca ulaşımın mümkün olup olmaması gibi problemler. Burada kefenle defin gibi sorunlar tartışılmıyor. Buna karşın Almanya hayatın her alanını yönetmeliklerle düzene sokma gayretinde olan bir ülke.

Defin yasalarının Müslümanlar veya diğer azınlıklar açısından geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Defin hukukunun dinî azınlıklar bakımından daha açık hâle getirilmesi gerek. 50 yıl önce defnin nasıl olması gerektiği hakkında bir fikir birliği vardı ve bu tür sorunlar da hâliyle tartışılmıyordu. Ama bugün bir ayrım yapılması zorunlu hâle geldi. Eğer insanlar farklı inançlara sahiplerse, farklı kültür çevrelerinden geliyorlarsa ve ölüm sonrası hayatla alakalı farklı inançlara sahiplerse bunun dikkate alınması gerek.

Şu sıralar defin hukukunda bu yöne doğru bir gelişim görüyoruz. 20 yıl önce Yahudi mezarları hariç ebedî defin hakkının tanınması düşünülemezken bugün bunu mümkün kılan bir defin hukuku var.

Anayasa din hukukumuz, üçüncü kişilerin hakları ihlal edilmediği veya mezara defin hususunda düşünecek olursak, halkın sağlığı tehdit edilmediği sürece insanlara dinlerini özgürce yaşama hakkını garanti eder. Dinî özgürlük ise dinî inancın gerektirdiklerinin yerine getirilmesi için her şeyin yapılması ile garanti altına alınmış olur. Bu açıdan, Müslüman toplumun bu hususta ne gibi ihtiyaçları olduğunu kamuoyunda git gide daha çok dile getirmesini olumlu buluyorum. Bu da mezar yeri idarelerinin ve belediyelerin Almanya’da git gide büyüyen Müslüman toplumun sorunları hakkında bilinçlenmesine ve çözüm yolları aramasına sebep oluyor.

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar