Dosya: "Avrupa'da İslami Defin" Son Yolculuk: Avrupa’da Cenaze Hizmetleri

Avrupa’da Müslüman definlerini yapan cenaze kurumları nasıl çalışıyorlar? Bu kurumlar ne gibi zorluklarla karşılaşıyorlar? Cenaze nakli yapan kurumların tecrübelerini derledik.  

Zeynep Fauser 6 Mayıs 2018

Avrupa’da yaşayan Müslümanların birçoğu, öldükten sonra köken ülkelerinde toprağa verilmeyi tercih ediyor. Bulundukları ülkelerde azınlık olarak yaşayan Müslümanlar defin işlemlerini, yıllar içinde dernekleşme faaliyetleri vasıtasıyla oluşturulan cenaze yardımlaşma dernekleri ile kolaylıkla gerçekleştiriyor. Bu hizmet kapsamında cenaze sahipleri resmî prosedürlerle ilgilenmek zorunda kalmıyor, işlemlerin yapılması için gerekli evrakları cenaze kurumu yetkililerine vererek sürecin takibini yetkililere devrediyor. Cenaze hizmetleri yalnızca resmî işlemlerin takibiyle bitmiyor, ayrıca cenazenin yıkanması, kefenlenmesi, tabutlanması, cenaze namazının kılınması, (eğer başka bir ülkeye gidecekse) cenazenin o ülkeye uçak ile nakledilmesi, (yine gideceği ülkeye göre) cenazenin teslim edilmesi, cenazeyle giden bir yakınının uçak biletinin karşılanması gibi hususlar da hizmet dâhilinde.

2016 yılı verilerine göre Almanya, Avrupa’da en fazla göçmen nüfusuna sahip ülke. Burada hizmet veren dernekler ve cenaze kuruluşları sayısı da oldukça fazla. İslam Toplumu Millî Görüş’e (IGMG) bağlı UKBA Cenaze Yardımlaşma Derneği, Diyanet İşleri Türk İslam Birliğine (DİTİB) bağlı DİTİB Cenaze Nakli Yardımlaşma Fonu, İslam Kültür Merkezleri Birliği (VIKZ) Cenaze Fonu bunlardan bazıları. Almanya’nın Düsseldorf şehrindeki İslami Cenaze Hizmetleri Şirketi’nden Hişam el Founti, daha önce Deutsche Welle’ye yaptığı açıklamada Almanya’daki göçmen kökenlilerin vefatlarından sonra memleketlerinde toprağa verilmek istemelerini “Bu eğilim, onların memleketleri ile olan bağların ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Atalarının yaşadığı yerde defnedilmeyi istiyorlar.” şeklinde yorumlamıştı.

Diğer taraftan DİTİB Sosyal Dayanışma Merkezi Başkanı Ali Özdemir ise yaptığı açıklamada eskiden Avrupa’dan Türkiye’ye yıllık 2-3 bin cenaze gönderildiğini, yalnızca birkaç cenazenin Avrupa’da defnedildiğini belirtmişti. Özdemir, şimdilerde Türkiye’ye yıllık ortalama 5 bin cenazenin gönderildiğini, Avrupa’da defnetme oranının ise yaklaşık yüzde 10’a çıktığını ve bu oranın her yıl artış gösterdiğini kaydetmişti. Kısacası köken ülke defin işlemleri için hâlâ öncelikli tercih olmakla birlikte, Avrupa’ya olan talebin de artışta olduğunu söylemek mümkün. Peki, Avrupa ya da köken ülke tercihinin ötesinde cenaze yardımlaşma dernekleri nasıl çalışıyor? Bu sorunun cevabını UKBA Cenaze Yardımlaşma Derneği Başkanı Mustafa Uyanık ve UKBA Cenaze Hizmetleri Sorumlusu Emrullah Yayla’dan dinledik.

Cenaze Yardımlaşma Kurumlarının Vizyonu

UKBA Cenaze Hizmetleri Sorumlusu Emrullah Bey, vefat eden kişinin yakınlarının ulaştığı ilk isim. Sürecin takibini kendisi sağlıyor. Cenaze hizmetinden, cenaze fonuna üye olan kişilerin yalnızca kendileri değil; aynı zamanda eşleri, 18 yaşına kadar olan çocukları, 18 yaş üzeri olanlardan da kız çocuğu evlenmemişse ve çalışmıyorsa faydalanabiliyor. Cenaze hizmetleri kapsamında vefat eden kişinin yakınları Emrullah Bey ile iletişim kuruyor, Emrullah Bey de cenaze hizmetlerinin yürütülmesi için tayin ettikleri cenaze nakil firması ile iletişimi sağlıyor.

Mustafa Bey ise UKBA Cenaze Yardımlaşma Derneği’nin Başkanı. Mustafa Bey, UKBA olarak yaptıkları işi “Avrupa’da yaşayan Müslümanların bu en sıkıntılı ve en acı günlerinde yanlarında olmak, cenazeyle ilgili defin işlemlerini İslami usul ve kaidelere göre yapmak, hukuki ve resmî işlerin halledilmesi hususunda insanlarımızı desteklemek” olarak özetliyor. Çoğunluğu Türklerden oluşmakla birlikte 30’a yakın milletten üyelerinin bulunduğunu belirten Mustafa Bey, cenaze hizmetlerinden Müslüman olan herkesin faydalanabileceğini belirtiyor.

Emrullah Bey, yakını vefat eden bir kimse kendisini aradığında konuşmanın şu şekilde gerçekleştiğini aktarıyor: “Vefat eden kişinin yakını bizi aradığında öncelikle karşımızdaki kişiyi teskin etmeye çalışıyoruz. En yakın zamanda kendisine cenaze nakil firmasını yönlendireceğimizi, bu süre zarfında kendisinden telefonunun ulaşılabilir olmasını rica ediyoruz. Ayrıca herhangi bir sıkıntı olması durumunda bizi arayabileceğini hatırlatıyoruz.” Emrullah Bey’in ifade ettiğine göre bu şekilde ilk adım atıldıktan sonra cenaze işlemlerine dair süreç başlıyor.

Cenaze Hizmetleri Kapsamındaki Resmî ve Dinî İşlemler

Vefat evde, hastanede ya da bakımevi gibi yerlerde gerçekleşmişse resmî prosedür için ilk olarak “Ölüm tespit raporu” (Alm. “Todesbescheinigung”) alınıyor. Diğer taraftan dışarıda gerçekleşen ölümlerde, trafik kazalarında ya da intihar gibi durumlarda savcılık cenazeyi incelenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumuna sevk ediyor. Cenazenin Adli Tıp Kurumuna sevk edildiği şüpheli ölümlerde inceleme tamamlanıp cenaze için verilecek olan “Serbestlik Belgesi” (Alm. “Freigabebescheinigung”) olmadan, görevli nakil firması cenazeyi teslim alamıyor ve işlemlere de başlanamıyor. Cenaze, görevli firma tarafından teslim alındıktan sonra Nüfus Dairesinden (Alm. “Standesamt”) cenaze Almanya’da defnedilecekse “Defin İzni” (Alm. “Bestattungserlaubnis”), başka ülkeye nakledilerek orada defnedilecek ise “Cenaze Nakil Belgesi” (Alm. “Leichenpass”) temin ediliyor. Bu süre zarfındaki resmi işlemler için vefat eden kişinin pasaportu, nüfus cüzdanı, (varsa) evlilik cüzdanı (Almanca tercümesi ile birlikte), ölüm tespit raporu gibi belgeler gerekiyor. Ayrıca vefat eden kişinin Türk vatandaşı olması durumunda, ilgili yerel makamlardan alınan belgelerin Türk konsolosluklarına verilmesi suretiyle, kişinin ölüm durumu bildiriliyor.

Cenazenin resmî işlemleri bittikten sonra, cenaze, gasilhanede İslami usullere göre yıkanıp kefenleniyor. Daha sonra nakil için kullanılan uluslararası standart tabuta konularak cenaze yakınlarının arzusuna göre en yakın camide cenaze namazı kılınıyor. Eğer cenaze, kişinin köken ülkesine nakledilecekse, gerek Alman makamlarındaki gerekse Başkonsolosluklardaki resmî işlemler ile cenazenin dinî işlemleri tamamlandıktan sonra en yakın havaalanından cenazenin defnedileceği ülkeye gönderiliyor. Eğer cenaze Türkiye’ye naklediliyorsa, vardığı havaalanından, cenaze yardımlaşma derneğinin anlaşmalı olarak çalıştığı cenaze firması tarafından karşılanarak cenaze sahiplerinin bildirdiği adrese teslim ediliyor.

Cenaze Nakil Firmalarının Özellikleri

Emrullah Bey, UKBA olarak Avrupa genelinde sözleşmeli olarak birlikte çalıştıkları 14 tane cenaze nakil firması olduğunu aktarıyor. Firmalarla çalışmanın bu özel bir hassasiyet gerektiren görevin daha nitelikli ve profesyonelce yapılması açısından önemli olduğunu belirtirken firma seçimlerinde dikkat ettikleri kriterleri şöyle açıklıyor: “Mevta ile ve ailesi ile saygılı, hassas bir iletişim şart. Cenaze nakli esnasında karşımızda acılı bir aile ve ahirete irtihal etmiş bir merhum var. Hem merhuma, hem de ailesine saygıyla, ölümle bir eşiğin aşıldığı gerçeğinin farkında olarak muamele ediyoruz. Bunun yanında cenaze naklinde teknik gereklilikler de var. Örneğin firmaların öncelikle tam donanımlı cenaze araçları olmasına dikkat ediyoruz. Avrupa’da artık yazlar sıcak geçiyor. Bir cenazeyi arabada 3-4 saatten fazla tutamazsınız. Aracın temiz, hijyenik ve klimalı olması gerekir. Ayrıca firmanın hizmet kalitesine de önem veriyoruz. Bize vefat haberi geldiğinde cenazeyi en hızlı şekilde havaalanına teslim etmeye çalışıyoruz. Bu şekilde sorumluluk bilinciyle ailelere destek olmayı ve görevimizi yerimize getirmeyi önemsiyoruz.”

Türkiye ve Almanya’da Cenaze İşlemlerindeki Farklılıklar

İki ülkede gerçekleşen definlerde bazı farklılıklar olmakla birlikte bu hususlar zaman içinde çeşitli dernek ve sivil inisiyatiflerin başvuru ve talepleri ile ciddi şekilde aza indirilmiş durumda. Yine de iki ülke arasında hâlâ bazı farklılıklar söz konusu.

Almanya’daki defin işlemleri için Mezarlık Müdürlüğünden randevu alınıyor. Randevu genellikle 3-4 gün sonraya veriliyor. Belirtilen gün ve saatte mezarlık görevlileri kendi alet ve makinalarıyla birlikte mezarı açıyor, toprağın çevreyi kirletmemesi için bir halı üzerinde toprağı tutuyor. Türkiye’de ise mezar yerel bazda Mezarlıklar Şube Müdürlüğü yetkilileri tarafından kazılıyor. Diğer bir konu ise tabutla/tabutsuz toprağa verme. Almanya’da bazı eyaletlerde defin işleminin tabutla yapılması zorunluyken bazı eyaletler definin tabut olmadan yapılmasına izin veriyor. Mustafa Bey, bu problemin aşılması için yapılan başvuruların sonuç getirdiğini belirtiyor.

Türkiye’de cenaze defnedilirken cenaze yakınları kabre inerek cenazeyi elleriyle kabre yerleştirip yüzünü kıbleye çeviriyor. Almanya’da ise bu işleyiş biraz daha farklı. Burada cenazenin İslami usullere uygun şekilde defnedilmesi sağlanmakla birlikte, cenaze, kabre yakınları tarafından değil, yukarıdan sarkıtılan bir ip vasıtasıyla yerleştiriliyor. İki ülke arasındaki bir diğer farklılık ise mezarlıkların kullanım süresi hususu. Almanya’da bulunan mezarlıkların kullanım süresi ortalama 25 yıl. Türkiye’de ise mezarlığın kullanım süresinde herhangi bir kısıtlama bulunmuyor.

Almanya’da gerçekleşen definlerde karşılaşılan en büyük sıkıntı ise resmî tatiller. Cenaze işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için öncelikli olarak resmî işlemlerin tamamlanması şartı bulunan Almanya’da, vefatın resmî tatilde gerçekleşmesi durumunda tatil bitene kadar herhangi bir işlem yapılamıyor. Bu süre zarfında cenaze, firmaların morgunda bekletiliyor. Eğer bu resmî tatil Noel gibi uzun bir tatilse cenazenin 10 güne kadar beklediği zamanlar da olabiliyor.

Sonuç olarak her iki tercihte de süreç büyük bir engele takılmadan sorunsuz bir şekilde ilerliyor. Cenaze yardımlaşma dernekleri, bu süreci kolaylaştıran ciddi hizmetler sunuyorlar. Böylelikle kişiler kendi acılarını yaşarken diğer resmî ve dinî prosedürler, eksiksiz şekilde hallediliyor. Avrupa’daki mezarlıklarda Müslümanlar için ayrı bölümlerin olması, mezarlıkların düzenli olarak bakımının yapılması, dinî vecibelerin mümkün olduğunca uygun şekilde yerine getirilmesi ve kabri daha sık ziyaret edebilme gibi etkenler defin için Avrupa’nın seçilmesinde etken olabiliyor. Diğer yanda cenaze nakil işlemlerinin kolaylığı, köken ülke ile olan bağların kuvvet derecesi ve oradaki mezarlıklarda Müslümanların defnedilmiş olması gibi etmenler defin için köken ülkeyi tercihte rol oynuyor.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar