Ruanda Soykırımı Fransa’nın Ruanda Soykırımındaki Rolü Araştırılacak

Cumhurbaşkanı Macron, Fransa'nın bu dönemde Ruanda soykırımında oynadığı rolün incelenmesi ile, soykırımın daha iyi anlaşılmasının ve daha fazla bilgi sahibi olunmasının hedeflendiğini açıkladı.

admin 9 Nisan 2019

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin Ruanda soykırımındaki rolünü araştırmak için 1990-1994 yıllarındaki soykırıma ilişkin tüm Fransız arşivlerinin araştırmacı ve tarihçilerlerden oluşan bir komisyon tarafından inceleneceğini bildirdi.

Elysee Sarayından yapılan yazılı açıklamaya göre Macron, Ruanda soykırımına ilişkin çalışmalar yapan Ibuka Fransaderneğinin temsilcileri ile bir araya geldi. Açıklamada, “Fransa Cumhurbaşkanı Macron, araştırmacı ve tarihçilerden oluşan bir komisyonun Ruanda (soykırımı) ile ilgili 1990-1994 yıllarına ait tüm Fransız arşivlerini inceleyeceğini bildirdi.” ifadesine yer verildi.

Komisyonun, Fransız tarihçi Vincent Duclert’in himayesinde 8 araştırmacı ve tarihçiden oluştuğu belirtildi. Açıklamada, “Fransa Cumhurbaşkanı, söz konusu araştırmayla Fransa’nın bu dönemde Ruanda soykırımında oynadığı rolün incelenmesinin, soykırımın daha iyi anlaşılmasının ve daha fazla bilgi sahibi olunmasının hedeflediğini belirtti.” ifadeleri kullanıldı. Komisyonun, raporunu iki yıl içerisinde tamamlaması gerektiği kaydedildi.

800 Binden Fazla Tutsi Hayatını Kaybetmişti

Ruanda’da 1994’te Hutular, dönemin Devlet Başkanı Habyarimana’nın uçağının düşmesinden sorumlu tuttukları Tutsilere karşı soykırım başlatmıştı. Ülkede 100 gün süren katliamda 800 binden fazla Tutsi hayatını kaybetmişti. Fransa, soykırımı yapan Hutu hükümetinin uzun süre destekçisi olduğu için uluslararası kamuoyunda ve ülke içinde eleştiriliyordu. Fransa, 23 Haziran 1994’de ülkenin güneybatısında sığınmacılar için güvenli bölge oluşturmak amacıyla Turkuaz Operasyonu’nu başlattı ancak Fransa, soykırımı engellemek yerine soykırımcılara silah ve mühimmat desteği sağlayarak Ruanda Yurtsever Cephesinin (RPF) ilerleyişini kısıtladı.

Fransa‘da Eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand, Le Figaro gazetesine 1998’de verdiği mülakatta, “O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil.” demişti. Fransız Mediapart internet sitesi, şubat ayında yayımladığı, “Ruanda soykırımı: Fransa‘nın yalanları ortaya çıktı” başlıklı, Fransız Dış İstihbarat Birimi DGSE’ye ait bir belgeye dayandırdığı haberinde, Fransa‘nın, Hutu milislerin yaklaşık 800 bin Tutsi’yi öldürdüğü Ruanda soykırımının asıl sorumlularını gizlediğini yazmıştı.

Ruanda’da 6 Nisan 1994’te Hutuların Tutsilere karşı soykırım başlatmasına rağmen Fransa‘nın soykırımdan Hutuları değil, sürgündeki Tutsilerin 1987’de kurduğu RPF sorumlu tuttuğunun altı çizilirken, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand’ın danışmanı Bruno Delaye’in Elysee Sarayı için yazdığı bir notta “Saldırıyı gerçekleştiren RPF.” şeklindeki ifadesine de yer verilmişti.

Fransa‘nın, Ruanda’da 6 Nisan 1994’te başlatılan ve 800 bin kişinin katledildiği soykırımdan 4 yıl önce, soykırım riskine dair uyarıları dikkate almadığı ortaya çıkmıştı. Fransa Anayasa Mahkemesi, Eylül 2017’de Ruanda soykırımı hakkında çalışmalar yapan bir araştırmacının, soykırım dönemine ilişkin cumhurbaşkanlığı arşivlerine erişim talebini reddetmişti.(AA,P)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar