Sudan'da Darbe Sudan’da Muhalifler ve Ordu Geçiş Açmazında 

Sudan’da Devlet Başkanı el-Beşir’in görevden alınmasının ardından bir buçuk aydan fazla bir süre geçmesine rağmen, orduyla muhalefet arasındaki görüşmelerde kısmi bir ilerleme kaydedilebildi. Öte yandan protestocular, ordunun iktidarı sivil yetkililere devretmesini talep ediyor. 

Alessandra Bajec 30 Mayıs 2019

Sudan’da protestocular askerî yönetimin sona ermesi ve 11 Nisan’da Başkan Ömer el-Beşir’in devrilmesinin ardından demokratik geçiş süreci hususunda ısrar ederken, ağırlıklı olarak protesto hareketindeki liberal temsilciler ile muhafazakâr ordu arasındaki mevcut gerginlik devam ediyor. 

Sudan’ın Geçici Askerî Konseyi (İng. “Transitional Military Council”, TMC) muhalif gruplarla anlaşarak, üç yıllık bir geçiş sürecinin ardından, sivil bir idare, egemenlik konseyi ve yasama meclisinin kurulmasına karar verdi. Üç yıllık geçiş süreci, ordunun istediği iki yıla karşılık muhaliflerin iktidara daha iyi hazırlanmak için talep ettikleri dört yıl arasında bir uzlaşı anlamına geliyor. 

Ordu sözcülerinden Korgeneral Yasir el-Atta, muhalif göstericilerin oluşturduğu Özgürlük ve Değişim Güçleri Deklarasyonu’nun (DFCF) 300 üyeli geçici yasama meclisindeki sandalyelerin üçte ikisini kontrol edeceğini, diğer siyasi grupların da geri kalanını elinde tutacağını söyledi. Ne var ki, seçime kadar ülkeyi yönetecek olan egemenlik konseyinin bileşimi ve kesin yetkileri, her iki tarafın da çoğunluk iddiası nedeniyle kritik öneme sahip. 

Sudan’ın 30 yıllık liderinden iktidarı alan generaller, iktidarda kendilerinin olması gerektiğini belirtirken bu konuda Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi güçlü bölgesel aktörlerin de desteğini almış görünüyorlar.

RAND Corporation adlı düşünce kuruluşundan Kıdemli Politika Analisti ve Sudan Uzmanı Jacqueline Burns, “En can alıcı soru geçişi denetleyen konseyde kimlerin oturacağıdır.” dedi. Burns, ordunun konseyde yer alması gerektiğini muhaliflerin de kabul ettiğini, bununla birlikte iktidardaki tek aktörün ordu olmaması, onun yerine sivillerin yönetiminde bir konsey kurulması konusunda ısrarcı olduklarını aktardı.  

Sudan uzmanı ayrıca şunları kaydetti: “Askerî konsey iktidarda kalırsa, tarihte reform vaatlerine rağmen koltuğu bırakmayan askerî liderlerden oluşan uzun liste göz önünde bulundurulduğunda protestocular hiçbir şeyin değişmediğini görecekler.”

Güç Dengesi Arayışı

ABD Sudan Özel Temsilciliği eski Özel Kalemi Cameron Hudson, güç dengesi gerekliliğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Reform sürecinde bir miktar ordu katılımı olmak zorunda. Fakat, amaç eğer sivil bir iktidara geçiş yapmaksa, yönetimin yüzü askerî üniformalı değil, takım elbiseli biri olmalıdır.” 

Geçici yönetimin yapısı ve yetkilerine ilişkin öneriler, Özgürlük ve Değişim Güçleri Deklarasyonu’nun (DFCF) üst düzey üyeleri ile dört aydır düzenlenen protestoların ardından, yaklaşık 30 yıldır iktidarda bulunan diktatör el-Beşir’i koltuğundan indiren yönetici generaller arasında devam eden müzakerelerin bir parçası. Ordu liderleri ile muhalif gruplar arasında ülkedeki geçiş sürecinin iktidar yapısı üzerinde yapılan anlaşmada, bir sonraki yönetim organının oluşturulması da dâhil olmak üzere güç paylaşımı konusunda tüm tarafların tam bir mutabakat sağlaması gerekiyor. Öte yandan, Sudan’ın Geçici Askerî Konseyi daha önce muhalif liderler tarafından hazırlanan anayasa taslağının kilit kısımlarını reddetmişti.

Muhalefet Sivil Yönetimde Israr Ediyor

6 Nisan’dan bu yana, Sudan’ın dört bir yanından gelen binlerce gösterici Hartum’daki ordu garnizonunun önünde düzenlenen oturma eylemine katılıyor. Göstericiler ilk başta el-Beşir rejiminin son bulmasını talep ediyorlarken, askerî konseyin 11 Nisan’da yönetime el koymasının ardından şimdilerde geçici konseye liderlik eden askerî yetkililerin ayrılması çağrısında bulunuyorlar. 

Ülkenin siyasi krizine çözüm bulma konusunda tedirgin bekleyiş devam ederken, Sudan’ın geçici yönetim yapısında mutabakat sağlandığının ilanını şiddet izledi. Askerî yönetime karşı yapılan barışçıl oturma eylemine 13 Mayıs gecesi askerlerin düzenlediği saldırıda en az altı gösterici yaşamını yitirirken, onlarcası yaralandı. Ancak saldırıya rağmen göstericiler ertesi gün yol ve köprüleri kapatarak, iktidarın hızla sivil bir yönetime devredilmesine ilişkin orduya baskı yapma konusunda kararlı olduklarını gösterdiler. 

El Cezire muhabiri Hira Morgan Hartum’dan bildirerek,  “Göstericilerin baskı kurma yöntemlerini artırdığını gördük.” dedi.“Protestocular, geçiş sürecinin ordu mu yoksa muhalifler öncülüğünde mi gerçekleşeceğini görmek için bekliyorlar- yani belirleyici faktör bu olacak.”

Askerî liderler ile göstericiler arasındaki görüşmelerde uzlaşmayı engelleyen çekişmeli konuların bulunduğuna işaret eden Hudson ayrıca, her iki tarafın da diğerinin geçişe dâhil edilmesi gerektiğini anladığını ve bunun da dikkate alınması gereken önemli bir adım olduğunu hatırlattı. Hudson’a göre, “Sudan, kendisi için üçüncü bir yol yaratmaya çalışıyor; zira bu geçiş süreci geç geliştiği için (Arap Baharından çok sonra), diğer Arap ülkelerinin yaşadığı sıkıntılardan ve eksikliklerden ders alma avantajına sahip.” 

Üç yıllık bir geçiş anlaşmasını izleyen 24 saat içerisinde sivil ve askerî geçiş yönetiminin oluşturulması ve yapısı konusunda nihai bir anlaşmaya varılması bekleniyordu. Ancak, Geçici Askerî Konsey, yakın zamanda meydana gelen şiddet olayları esnasında üç gün boyunca göstericilerle müzakereleri durdurdu; bu karar, muhalif ittifak tarafından “üzücü bir karar” olarak nitelendirildi. 

Bununla birlikte kendilerine şiddetle karşılık verilmesine rağmen göstericiler oturma eylemlerini sürdürüyor. 

Geçiş Süreci Yolundaki Engeller

Bir süre ABD Özel Sudan Temsilcisi Strateji ve Müzakereler danışmanlığı da yapmış olan uzman araştırmacı Burns, askerî konseyin artık oturma eylemlerine daha fazla tahammül etmeyerek protestocuları dağılmaya zorlayacağı bir noktaya gelebileceği konusunda endişelerini dile getirerek, “Bu, kendileri açısından (ordu açısından) oldukça hatalı bir hamle olur.” dedi. “Aksi takdirde, halkın yakın bir zamanda gösterileri bırakıp, evlerine döneceklerini sanmıyorum. İktidarda sivil bir yönetim görmeden protestoları bırakmayacaklar.” diyen kıdemli uzman ayrıca, “bu çıkmaz (ordu ile muhalif gruplar arasındaki güç paylaşımı çıkmazı) devam edecek olursa, gösterilerin daha aylarca süreceğini şimdiden görebiliyorum.” dedi. 

Öte yandan, Burns’e göre, Geçici Askerî Konsey’in görevde kalma süresi ne kadar uzun sürerse, bu konseyin fiilî meşru yönetici organ hâline dönüşme olasılığı da o kadar büyük olacak ve dolayısıyla protestocuların bu statükoyu bozmaları daha da güçleşecek. 

Aynı zamanda eski Ulusal Güvenlik Konseyi Doğu Afrika İlişkileri direktörü olan Hudson ise, “Protestocuların baskıyı sürdürmeleri kritik bir öneme sahip. Şayet ordu protesto hareketinde bir azalma veya gevşeme görürse, kendilerinin iktidara daha sıkı tutunmalarını sağlayacak kozu elde etmiş olacaktır. Bu takdirde, ileriye dönük müzakerelerden söz etmek mümkün olmayabilir.” yorumunda bulundu 

Hem Hudson, hem de Burns Sudan’ın güvenlik güçleri saflarındaki tehlikeli ayrışma potansiyeline dikkat çekerek, el-Beşir yönetimi altında düzenli ve paramiliter kuvvetlerin düzensiz bileşiminden oluşan Sudan güvenlik güçlerinin kendi aralarında çatışması hâlinde sivillerin iki ateş arasında kalabileceği öngörüsünde bulunuyor. 

Halkın kendisine vaat edilen geçici askerî-sivil ortak yönetim konseyinin oluşturulmasını beklediği Sudan’da endişeli ve güvensiz bir hava hâkim. O zamana kadar göstericilerin sokaklarda kalması bekleniyor. Sudan uzmanı Burns’e göre, ne tür bir konseyin oluşturulacağına bakılmaksızın, geçiş yılları nihai olarak demokrasiye doğru ilerleyişin güvence altına alınması için karşılıklı tavizlerin verileceği zor bir süreç olacak. 

Burns sözlerine son olarak şunu da ekledi, “Ülkede sivil bir geçiş konseyi oluşturulsa bile, yöneticiler Sudanlıları temsil etmek ve onlarla iş birliği için büyük bir çaba göstermek zorunda. Halk eğer bir ilerleme göremezse, demokratik geçiş denemesi bir fiyaskoya dönüşecektir.”

Alessandra Bajec

Alessandra Bajec Kahire merkezli serbest gazeteci. 2010-2011 yılları arasında Filistin’de yaşadı. Metinleri rt.com, CounterPunch ve Avrupa Gazetecilik Merkezi dergisinde yayımlandı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar