Belçika

Brüksel’de Yoksulluk Kalıcılaşıyor: Her Dört Kişiden Biri Risk Altında

Brüksel’de nüfusun yüzde 26’sı yoksulluk riski altında yaşarken, çocuklarda bu oran yüzde 32’ye kadar çıkıyor. Kentteki eşitsizlik, hem gelir düzeyinde hem de mahalleler arasında keskin farklarla kendini gösteriyor. Rapora göre, 2026’da yürürlüğe giren işsizlik reformu ve artan yaşam maliyetleri, mevcut kırılganlığı daha da derinleştirme riski taşıyor.

Brüksel’de Yoksulluk Kalıcılaşıyor: Her Dört Kişiden Biri Risk Altında
Fotoğraf: Shutterstock- Werner Lerooy

Avrupa Birliği’nin birçok temel kurumuna ev sahipliği yapan ve bu nedenle sıklıkla “Avrupa’nın başkenti” olarak anılan Brüksel, aynı zamanda derinleşen eşitsizliklerin ve kalıcılaşan yoksulluğun da merkezi hâline geliyor. Brüksel Sağlık ve Sosyal Gözlemevi tarafından yayımlanan “2025 Sosyal Barometresi” raporu, kentte sosyal ve ekonomik uçurumun yalnızca sürdüğünü değil; gelir, eğitim, sağlık, barınma ve sosyal koruma alanlarında birbirini besleyen çok katmanlı bir kırılganlık ürettiğini ortaya koyuyor.

Rapora göre Brüksel’de nüfusun dörtte birinden fazlası yoksulluk riski altında bulunuyor. Özellikle çocuklar, tek ebeveynli aileler, sosyal yardımlara bağımlı haneler ve güvencesiz göçmen gruplar, bu tablonun en kırılgan kesimlerini oluşturuyor. Bulgular, yaşam koşulları üzerindeki baskının giderek arttığını ve bunun sağlık ile eğitim başta olmak üzere birçok alanda doğrudan sonuçlar doğurduğunu gösteriyor.

Nüfusun Arttığı Brüksel’in “Görünmeyenleri”: 50 Bin Kişi Kağıtsız Göçmen

1 Ocak 2024 itibarıyla Brüksel Başkent Bölgesi’nin resmî nüfusu 1 milyon 249 bin 597’ye ulaştı. Bu, bir yıl içinde yüzde 0,7’lik bir artış anlamına geliyor. Ancak rapor, kentin gerçek nüfusunun resmî kayıtlardakinden daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

Sığınmacılar, diplomatlar, kayıt dışı yaşayan yabancılar ve özellikle belgesiz göçmenler resmî istatistiklerin dışında kalıyor. Mevcut tahminlere göre Brüksel’de yaklaşık 50 bin belgesiz göçmen yaşıyor; bu da toplam nüfusun yaklaşık yüzde 4’üne karşılık geliyor. Brüksel aynı zamanda Belçika’daki belgesiz nüfusun yaklaşık yarısını barındırıyor. Bu durum, sosyal hizmetler, barınma ve sağlık sistemi üzerindeki baskıyı artıran önemli bir unsur olarak öne çıkıyor.

Öte yandan aşırı yoksulluk ve evsizlik de yükselişte. Bu yılın başında yayımlanan bir başka rapora göre, 2024 yılında Brüksel’de yaklaşık 10 bin kişinin evsiz durumda bulunduğunu ortaya koymuştu. Bu kişilerin 1.600’den fazlası ise çocuklardan oluşuyor.

Mekânsal Eşitsizlik: Aynı Şehirde İki Farklı Brüksel

Brüksel’de eşitsizlik yalnızca gelir düzeyinde değil, mekânsal olarak da son derece belirgin. Kent genelinde nüfus yoğunluğu ortalama kilometrekare başına 7 bin 694 kişi olsa da bu ortalama, belediyeler arasındaki sert farkları gizliyor.

Saint-Josse-ten-Noode’da kilometrekare başına 23 bin 173 kişi düşerken, Watermael-Boitsfort’ta bu sayı 2 binin altına kadar geriliyor. En yoğun bölgeler çoğunlukla yoksul ve merkezî mahallelerde toplanırken, daha varlıklı kesimler daha düşük yoğunluklu alanlarda yaşıyor.

Bu tablo, Brüksel’de sosyal eşitsizliğin aynı zamanda güçlü bir mekânsal ayrışma yarattığını ve kentin “parçalı” bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.

Brüksel Nüfusunun Büyük Bölümü Yabancı Kökenli

Brüksel’in en dikkat çekici özelliklerinden biri de uluslararası ve çok katmanlı demografik yapısı. 2024 itibarıyla kentte yaşayan 464 bin 629 kişi yabancı uyruklu; bu da toplam nüfusun yüzde 37’sine karşılık geliyor. Aynı oran Flaman ve Valon bölgelerinde yüzde 11 düzeyinde.

Ancak tablo bunun da ötesine geçiyor: kent sakinlerinin yüzde 60’tan fazlası doğumda yabancı bir vatandaşlığa sahipti. Bugün Brüksel nüfusunun yaklaşık yüzde 78’i ya yabancı uyruklu ya da yabancı kökenli. Son yıllarda özellikle Avrupa Birliği dışından gelen nüfusta artış dikkat çekiyor. Suriyeli ve Hintli nüfustaki büyüme, bu değişimin önemli göstergeleri arasında yer alıyor.

İstatistikler Alarm Veriyor: Her Dört Kişiden Biri Yoksul

Tüm bu demografik dönüşümün ortasında, Brüksel’de yoksulluk giderek daha görünür hale geliyor. 2024 verilerine göre nüfusun yüzde 26’sı yoksulluk riski sınırının altında yaşıyor. Bu oran Flaman Bölgesi’nde yüzde 8, Valon Bölgesi’nde ise yüzde 13 seviyesinde kalıyor.

Rapora göre bu yalnızca geçici bir bozulma değil; Brüksel’de yoksulluk uzun süredir ülke ortalamasının belirgin biçimde üzerinde seyrediyor. Üstelik mesele sadece yoksul sayısının yüksekliği değil, gelir eşitsizliğinin de keskinliği. Brüksel, aynı anda hem ülkenin en zengin hem de en yoksul mahallelerini barındırıyor. Orta gelir gruplarının zayıflığı ise kentteki kutuplaşmayı daha da derinleştiriyor.

Kent içindeki eşitsizlik belediyeler arasında da çarpıcı boyutlara ulaşıyor. “İdari yoksulluk oranı” bazı belediyelerde yüzde 9 seviyesinde kalırken, Saint-Josse-ten-Noode ve Molenbeek-Saint-Jean gibi bölgelerde yüzde 30’un üzerine çıkıyor. Buna karşılık Woluwe-Saint-Pierre gibi daha varlıklı belediyelerde gelir düzeyi belirgin biçimde daha yüksek. Bu durum, Brüksel’in tek bir sosyoekonomik gerçeklikten değil, birbirinden keskin biçimde ayrışmış mahallelerden oluştuğunu ortaya koyuyor.

Çocuk Yoksulluğu: Her 3 Çocuktan 1’i Risk Altında

Yoksulluğun en ağır hissedildiği alanlardan biri çocukluk. Brüksel’de 18 yaş altındaki çocukların yüzde 32’si yoksulluk riski altında bulunuyor. Aynı oran Flaman Bölgesi’nde yüzde 10, Valon Bölgesi’nde ise yüzde 16.

Rapora göre sosyal transferler olmasaydı bu oran çok daha yüksek olacaktı. Özellikle tek ebeveynli aileler ve çok çocuklu haneler için sosyal yardımlar hayati bir dengeleyici rol oynuyor.

Bu durum, Brüksel’de sosyal destek sisteminin birçok hane için tamamlayıcı değil, temel bir yaşam hattı haline geldiğini gösteriyor.

Eğitimde Eşitsizliği Arttıran Yoksulluk Faktörü

Eğitim alanındaki veriler, sosyal eşitsizliğin kuşaklar boyunca nasıl yeniden üretildiğini ortaya koyuyor. Brüksel’de ortaöğretim öğrencilerinin yüzde 17’si en az iki yıl sınıf tekrarı yapmış durumda. Ancak bu oran belediyelere göre ciddi farklılık gösteriyor: Saint-Josse-ten-Noode’da yüzde 24’ü aşarken, Woluwe-Saint-Pierre’de yüzde 8’in altına düşüyor:

“Brüksel’de ortaöğretim öğrencilerinin yüzde 17’si en az iki yıl sınıf tekrarı yapmış durumda (bu oran, uyum sınıflarındaki yeni gelen öğrenciler hariç tutulduğunda geçerlidir). Bu oran belediyelere göre önemli farklılıklar göstermekte ve özellikle yoksul belediyelerde çok daha yüksek seviyelere ulaşmaktadır.

Okul devamsızlığı da benzer biçimde artış gösteriyor. Öğrencilerin yüzde 21’inden fazlası gerekçesiz şekilde uzun süre devamsızlık yapıyor. Bu oran Flaman ve Valon bölgelerinin belirgin şekilde üzerinde. Son üç yılda devamsızlık oranlarının iki katına çıkmış olması, sorunun derinleştiğine işaret ediyor.

Sağlık Erişimlerine Hizmette Eşitsizlik

Gelir düzeyi ve toplumsal konum, sağlık hizmetlerine erişimi doğrudan etkiliyor. Rapora göre maddi nedenlerle sağlık hizmetlerini erteleme Brüksel’de yaygın bir sorun.

Bu durum en çok tek ebeveynli ailelerde görülüyor. En sık ertelenen hizmetler arasında diş tedavisi, tıbbi bakım, ilaçlar, gözlük ve psikolojik destek yer alıyor.

Bu tablo, yoksulluğun yalnızca gelirle sınırlı olmadığını; doğrudan yaşam kalitesi ve sağlık sonuçları üzerinde belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Sosyal Yardım Sistemi Baskı Altında

Brüksel’de sosyal destek sisteminde önemli bir dönüşüm yaşanıyor. 2025 başında iktidara gelen “Arizona Koalisyonu” adlı sağ partiler hükûmetinin sosyal yardımların hesaplanma biçimini köklü şekilde değiştirme kararı, ülke genelinde ciddi endişelere yol açmıştı. Son yıllarda işsizlik maaşı alanların sayısı azalırken, sosyal yardım (CPAS) başvurularında artış gözleniyor.

2026’da yürürlüğe giren işsizlik reformu ise yeni bir kırılma noktası olarak görülüyor. İşsizlik ödeneklerinin süresinin sınırlandırılması, uzun süre işsiz kalan birçok kişinin sistem dışına itilmesi riskini beraberinde getiriyor.

Bu süreçte sosyal yardım başvurularının artması, aile içi dayanışmanın zorlanması, ve güvencesiz işlerin yaygınlaşması bekleniyor.

Yerel Hizmetler Alarm Veriyor

Rapora göre Brüksel’de sosyal hizmetler, barınma sistemi ve sağlık altyapısı zaten kapasite sınırında çalışıyor. Birçok dernek ve kurum başvuruları karşılamakta zorlanırken, bekleme listeleri uzuyor ve bazı talepler reddedilmek zorunda kalıyor.

Özellikle CPAS’lar üzerindeki baskının artması, federal düzeyde alınan kararların mali yükünün yerel yönetimlere kaydığı anlamına geliyor. Bu durum, belediyeler arasındaki eşitsizlikleri daha da artırma riski taşıyor.

Rapora Göre 2026 Bir Dönüm Noktası Olabilir

Barometre, mevcut tablonun yalnızca ekonomik faktörlerle değil; son yıllarda yaşanan çoklu krizlerin birikimli etkisiyle şekillendiğini vurguluyor. Covid-19 salgını, enerji krizi, Ukrayna savaşı, mülteci akını ve siyasi belirsizlikler, Brüksel’de zaten yüksek olan yoksulluk seviyesini daha da ağırlaştırdı.

Rapora göre önümüzdeki dönemde en kritik eşiklerden biri işsizlik reformu olacak. Uzun süre işsiz kalan kişilerin sistem dışına itilmesi, on binlerce insanın yaşam koşullarını daha da zorlaştırabilir. Bu durum yalnızca bireysel düzeyde değil, kent genelinde sosyal dengeleri de etkileme potansiyeline sahip. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler