İtalya’dan İsrail’e Kritik Fren: Savunma Anlaşması Askıya Alındı
İtalya’nın İsrail ile savunma anlaşmasını askıya alma kararı, yalnızca diplomatik bir gerilim değil; Avrupa’da değişen siyasi dengelerin ve artan toplumsal baskının bir yansıması. Roma’nın bu adımı, hem Tel Aviv hem Washington ile ilişkilerinin sorunlu olduğu bir anda geldi.
Gazze Şeridi’nde ateşkese rağmen süren İsrail saldırıları ve İran ile ABD-İsrail hattında tırmanan gerilim, Avrupa’da Tel Aviv ile ilişkilerin yeniden sorgulanmasına yol açıyor. Bu bağlamda İtalya’nın İsrail ile savunma iş birliğini askıya alma kararı, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, Avrupa’nın dış politika yönelimi bakımından da dikkat çekici bir kırılma olarak öne çıkıyor.
İtalya ve İsrail Arasındaki Askerî Ticaret
İtalya’nın İsrail ile askeri ilişkileri son yıllarda sınırlı ancak tartışmalı bir çerçevede ilerledi. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre 2020-2024 döneminde İtalya, İsrail’in büyük silah ithalatının yüzde 1’ini karşılarken, bu sevkiyatların yüzde 59’unu hafif helikopterler, yüzde 41’ini ise Almanya tarafından tedarik edilen fırkateynlerde kullanılmak üzere deniz topları oluşturdu. Bunun yanı sıra İtalya, ABD öncülüğündeki F-35 Lightning II programının ortaklarından biri olarak bu savaş uçağı için parça üretimi yapıyor; söz konusu uçakların İsrail tarafından Gazze dahil askerî operasyonlarda kullanılması ise uluslararası insancıl hukuk ihlalleri tartışmalarını beraberinde getiriyor.
İtalya’nın bugüne kadar İsrail ile ilişkileri bir belirsizliğe sahipti. Ağustos 2025’te İtalya Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir röportajda, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Antonio Tajani, İsrail’in Gazze’yi işgal planını kınayarak “bu katliam devam edemez” ifadelerini kullanmıştı. Ayrıca, “iki yıldır İtalya’nın İsrail’e silah satmadığını” belirtmişti. Ancak Savunma Bakanı Guido Crosetto, Ocak 2024’te Tajani’nin benzer açıklamasının ardından, İsrail’e silah ihracatının tamamen durmadığını; yalnızca 7 Ekim 2023’ten önce imzalanmış sözleşmeler kapsamında teslimatların sürdüğünü ve bu ihracatların, silahların Gazze’de sivillere karşı kullanılmayacağını garanti altına almak için denetimden geçirildiğini açıklamıştı.
Ayrıca İtalyan bir havacılık ve savunma firması olan Leonardo S.p.A., Francesca Albanese’in hazırladığı BM raporunda soykırım ekonomisinin parçası olan şirketlerden biri olarak listelenmişti. Savunma anlaşmasının askıya alınması kararı ise İtalya’nın İsrail’e karşı attığı ilk ciddi adım olma özelliğini taşıyor.
İtalya Savunma Anlaşmasını Neden Askıya Aldı?
Roma yönetimi, yıllardır yürürlükte olan ve her beş yılda bir otomatik olarak yenilenen anlaşmayı mevcut koşullar altında sürdürmeme kararı aldı. Başbakan Giorgia Meloni, Verona kentindeki bir fuar ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, “Hükümet, mevcut durum ışığında, İsrail ile olan savunma anlaşmasının otomatik yenilenmesini askıya almaya karar vermiştir” diyerek bu adımı resmîleştirdi.
Anlaşma, askerî eğitimden savunma sanayii iş birliğine, teknolojik araştırmalardan ortak tatbikatlara kadar geniş bir alanı kapsıyordu. Her beş yılda bir yenilenmesi öngörülen mutabakat, iki ülke arasında askeri teçhizat ve bilgi paylaşımını da içeriyordu. İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto’nun, anlaşmanın askıya alındığını bildiren resmî mektubu İsrailli mevkidaşı Israel Katz’a ilettiği de açıklandı. Bu adım, teknik bir prosedürün ötesinde, Roma’nın siyasi tercihinde belirgin bir değişime işaret ediyor.
Kararın arka planında son günlerde hızla artan diplomatik gerilimler bulunuyor. Özellikle Lübnan’da Birleşmiş Milletler Geçici Barış Gücü (UNIFIL) kapsamında görev yapan İtalyan askerlerinin bulunduğu konvoylara yönelik uyarı ateşi olayları, ilişkilerde kırılma noktası oldu. 8 ve 12 Nisan’da meydana gelen olaylarda İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu İtalyan askeri araçlarının zarar gördüğü basına yansıdı. Bu gelişmelerin ardından İtalya, İsrail’in Roma Büyükelçisi’ni Dışişleri Bakanlığı’na çağırarak resmi protestoda bulundu.
İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de Beyrut ziyareti sırasında İsrail’in sivillere yönelik saldırılarını “kabul edilemez” olarak nitelendirdi ve Lübnan ile dayanışma mesajı verdi. Tajani’nin bu açıklamaları Tel Aviv’de tepkiyle karşılandı ve İsrail, İtalya’nın Tel Aviv Büyükelçisi Luca Ferrari’yi Dışişleri Bakanlığı’na çağırdı. Karşılıklı diplomatik adımlar, iki ülke arasındaki gerilimin yalnızca sahadaki olaylarla sınırlı kalmadığını, siyasi düzeyde de derinleştiğini ortaya koydu.
Artan İç Baskı ve Avrupa Bağlamı
Roma’nın bu kararı, iç politikadaki baskılarla da yakından bağlantılı. İtalya’da muhalefet partileri, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları uzun süredir hükümete İsrail ile askerî iş birliğini askıya alma çağrısı yapıyordu. Özellikle Gazze’deki savaşın ardından kamuoyunda artan tepkiler, hükümetin manevra alanını daralttı. Beş Yıldız Hareketi gibi muhalefet partileri, yalnızca bu anlaşmanın değil, Avrupa Birliği’nin İsrail ile yürüttüğü Ortaklık Anlaşması’nın da askıya alınmasını talep ediyor.
Bu gelişmeler, Avrupa genelinde İsrail politikalarına yönelik artan eleştirilerle paralellik gösteriyor. Gazze’deki askeri operasyonların ardından birçok Avrupa ülkesi İsrail’e silah ihracatını sınırlama ya da durdurma yönünde adımlar atarken, Avrupa Birliği de İsrail ile ilişkilerini gözden geçirme sürecine girdi. İtalya uzun süre bu eğilimin dışında kalsa da son karar, Roma’nın bu pozisyonunda değişime gittiğini ortaya koyuyor.
ABD-İtalya Gerilimi ve Siyasi Hesaplar
İtalya’nın bu kararı, yalnızca İsrail ile değil, ABD ile gergin ilişkilerinin bir yansıması olarak okunuyor. İran’a karşı NATO ülkelerinin desteğini isteyen ABD Başkanı Donald Trump, Roma’nın Orta Doğu’daki askerî çatışmalara mesafeli yaklaşımını sert sözlerle eleştirdi ve Meloni’nin tutumunu “cesaret eksikliği” olarak nitelendirdi. Trump’ın bu açıklamaları, transatlantik ilişkilerde de belirli bir gerilim yaşandığını gösterdi.
Meloni ise son dönemde söylemini kademeli olarak değiştirmeye başladı. ABD-İsrail’in İran’a yönelik askeri hamlelerini uluslararası hukukun sınırları dışında değerlendiren İtalyan lider, ayrıca Trump’ın Papa 14. Leo’ya yönelik ifadelerini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Geçtiğimiz günlerde Amerikan başkanı, Papa XIV. Leo’nun “büyük bir hayranı olmadığını” açıkladıktan sonra, sosyal medya hesaplarında kendisinin İsa’yı canlandırdığı bir yapay zeka görseli paylaşmıştı. Cezayir’e tarihî öneme sahip olduğu ifade edilen bir geziye çıkan Papa ise “Trump yönetiminden korkmadığını” belirterek yanıt vermişti.
Meloni’nin bu konudaki keskin tavrı da Roma’nın hem Washington’a mesafe koyma hem de iç kamuoyuna daha bağımsız bir duruş sergileme çabasının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.İtalya’da yaklaşan seçimler de bu dış politika tercihlerini doğrudan etkiliyor. Son dönemde yapılan kamuoyu yoklamaları, seçmenlerin önemli bir bölümünün ABD ve İsrail ile yakın ilişkilere daha eleştirel yaklaştığını ortaya koyuyor. Mart ayında hükümetin anayasal reform referandumunda yaşadığı kayıp, bu eğilimin siyasi yansımalarından biri olarak değerlendiriliyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında, İtalya’nın İsrail ile savunma anlaşmasını askıya alma kararı, yalnızca teknik bir dış politika adımı değil; iç siyasi dengeler, Avrupa’daki dönüşüm ve küresel güç ilişkilerinin kesişiminde şekillenen stratejik bir yön değişimi olarak öne çıkıyor. (P)