Orbán’sız Macaristan, AB’nin Ukrayna ve İsrail Politikalarını Nasıl Etkileyecek?
Macaristan’da Viktor Orbán döneminin sona ermesi, Avrupa Birliği içinde yıllardır tartışılan veto krizinden Ukrayna’ya destek mekanizmalarına, İsrail politikalarından Brüksel-Budapeşte hattındaki gerilime kadar birçok başlıkta yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Yeni hükûmetin daha uyumlu bir çizgi izleme sinyalleri, AB’nin dış politika kararlarında tıkanan süreçlerin yeniden hareketlenebileceği beklentisini güçlendirirken, değişimin sınırları ise şimdiden tartışma konusu.
12 Nisan’da yapılan Macaristan parlamento seçimleri, Avrupa Birliği (AB) içinde uzun süredir tartışma konusu olan siyasi ve kurumsal dengeleri doğrudan etkileyen bir sonuç ortaya çıkardı. Viktor Orbán’ın 16 yıllık iktidarının sona ermesi ve Péter Magyar liderliğindeki muhalefet partisi Tisza’nın parlamentoda üçte iki çoğunluğu elde etmesi, Brüksel başta olmak üzere Avrupa başkentlerinde dikkatle izleniyor. Seçim sonuçları, yalnızca Macaristan’ın iç politikasında değil, AB’nin karar alma süreçleri, dış politika yönelimi ve kurumsal ilişkileri açısından da yeni bir döneme işaret ediyor.
Veto Hakkının Kaldırılması Gündemde: AB’nin Karar Alma Mekanizması Değişiyor mu?
Macaristan’daki iktidar değişimi, AB’nin karar alma mekanizmalarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Özellikle dış politika, yaptırımlar ve genişleme gibi alanlarda oybirliği kuralının geçerli olması, son yıllarda Avrupa Birliği içinde sık sık tıkanmalara yol açmıştı. Bu süreçte Budapeşte, veto ya da veto tehdidi yoluyla birçok dosyada belirleyici bir aktör hâline gelmişti.
AB karar mekanizmalarında bazı alanlarda (dış politika, vergi, genişleme, yaptırımlar, bütçe), kararların kabulü için devlet başkanlarının oybirliği gerekiyor. University College London’dan siyaset bilimci Michal Ovádek’in yaptığı araştırmaya göre, Avrupa Birliği nüfusunun sadece yüzde 2’sini oluşturan ülke, Viktor Orbán yönetimi altında, topluluk kararlarına yönelik yasama blokajlarının (veya blokaj tehditlerinin) yüzde 54’ünden sorumluydu. Ukrayna’ya yardıma karşı çıkan, özellikle Vladimir Putin’e ve genel olarak illiberal rejimlere destek veren Orbán, 2018’den bu yana veto hakkını kullanarak ya da kullanma tehdidinde bulunarak Avrupa Birliği’nin işleyişini tam 20 kez aksatmıştı.
Bu vetolar çeşitli nedenlere dayanmakla birlikte, esas olarak Ukrayna’ya yönelik her türlü desteği engellemek için kullanılmıştı (altı veto). Ayrıca Rusya, Venezuela, Çin ve Belarus gibi rejimleri korumak, Avrupa Birliği’nin bu rejimleri kınamasını engellemek ve onlara yönelik yaptırımları önlemek amacıyla da (altı kez) kullanıldı. Bunun yanında, dört kez Avrupa Birliği’nin İsrail’in Gazze’de yaptıkları ve Batı Şeria’daki yerleşim politikasının kınanmasını engelledi. Diğer vetolar ise Avrupa göç politikasının reddiyle ilgiliydi.
Orbán’in kaybettiği seçim sonuçlarının ardından Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, dış politikada oy birliği yerine nitelikli çoğunluk oylamasına geçilmesi gerektiğini yeniden gündeme getirerek “Dış politikada nitelikli çoğunluk oylamasına geçmek, geçmişte gördüğümüz gibi sistematik tıkanıklıkları önlemenin önemli bir yoludur.” açıklamasını yaptı. Bu öneri, üye devletlerin egemenlik alanlarıyla doğrudan ilgili olduğu için hassas bir konu olarak değerlendiriliyor. AB yanlısı olarak bilinen bazı ülkelerin bile dış politika üzerindeki kontrolü kaybetme ve karşı oldukları kararları kabul etmek zorunda kalma ihtimali karşısında itiraz etmesi bekleniyor. Ancak Macaristan’daki değişim, veto mekanizmasının sınırlandırılmasına yönelik tartışmalara yeni bir siyasi zemin sağladı.
Orbán döneminde Macaristan’ın sık sık karar süreçlerini bloke etmesi, AB içinde “sistematik tıkanıklık” eleştirilerine yol açmıştı. Yeni dönemde bu tür blokajların azalabileceği beklentisi, karar alma süreçlerinin daha hızlı ve öngörülebilir hâle gelmesi ihtimalini gündeme getiriyor. Bununla birlikte, nitelikli çoğunluk sistemine geçiş için üye devletlerin ortak kararı gerektiğinden, bu tartışmanın kısa vadede somut bir değişikliğe dönüşmesi kesinlik taşımıyor.
Başbakanlığa Geçen Magyar Macaristan’ın Ukrayna Vetosu Geri Çekecek mi?
Macaristan’daki siyasi değişimin en somut etkilerinin AB’nin dış politika gündeminde görülmesi bekleniyor. Orbán hükûmeti, özellikle Ukrayna ile ilgili birçok başlıkta engelleyici bir tutum sergilemişti. Bunlar arasında Ukrayna’ya yönelik 90 milyar avroluk kredi paketi, Rusya’ya karşı yaptırımlar ve Kiev ile üyelik müzakerelerinin ilerletilmesi gibi kritik dosyalar bulunuyor.
Ülkenin yeni lideri Péter Magyar, seçim kampanyası boyunca AB ile daha uyumlu bir dış politika izleme sinyalleri verdi. Bu durum, özellikle Ukrayna’ya yönelik mali destek mekanizmalarının önünün açılabileceği beklentisini güçlendirdi. Avrupa başkentlerinde, Budapeşte’nin bu tür dosyalarda artık sistematik bir engelleyici rol oynamayacağı yönünde bir değerlendirme öne çıkıyor.
Bununla birlikte, Macaristan’ın dış politika çizgisinde tam bir kopuş beklenmiyor. Magyar seçim kampanyası boyunca dış politika, özellikle de Ukrayna konusunda oldukça temkinli bir çizgi izledi. Ayrıca, enerji alanında Rusya’ya bağımlılık ve ekonomik çıkarlar, Budapeşte’nin temkinli bir yaklaşım benimsemeye devam edeceğini gösteriyor. Seçim sonrası Magyar’ın, Ukrayna’ya yönelik 90 milyar euroluk AB kredisini reddettiği iddiaları yayılsa da bu doğru değil. Gerçekte Magyar, Orbán’ın koyduğu vetoyu kaldıracağını söyledi ancak Macaristan’ın bu krediye mali katkı yapmayacağını belirtti (zaten mevcut anlaşma da bunu öngörüyordu). Ancak tüm bu koşullar yerine getirilse ve Macaristan vetoyu kaldırsa bile, Orta Avrupa’daki bir diğer popülist lider tarafından yönetilen Slovakya’nın süreci aksatma ihtimali olduğu konuşuluyor.
Buna karşılık Magyar, Ukrayna’nın AB’ye hızlı üyeliğine açıkça karşı çıktı. Savaştaki bir ülkenin AB’ye üye olmasına karşı olduğunu belirten Magyar’ın bu sürecin uzun vadeli olduğunu vurgulaması ve referandum ihtimalini gündeme getirmesi, genişleme politikasında daha ihtiyatlı bir çizginin süreceğine işaret ediyor. Genel olarak, dış politika alanında AB ile daha uyumlu ancak tamamen sorunsuz olmayan bir Macaristan profili ortaya çıkması bekleniyor.
Brüksel-Budapeşte Hattında “Beyaz Sayfa” ve Yeniden Yapılanma
Seçimi kazanmasının ardından Magyar, Budapeşte’de yaptığı uzun basın toplantısında “Orbán dönemini kapatma” ve Avrupa Birliği ile ilişkileri yeniden güçlendirme hedefini açıkladı. Orbán döneminde hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve yolsuzlukla mücadele konularında yaşanan gerilimler, AB fonlarının önemli bir kısmının dondurulmasına neden olmuştu. Bu durum, Budapeşte ile Brüksel arasındaki ilişkilerin en kritik başlıklarından biri hâline gelmişti.
Yeni hükümetin reform taahhütleri, bu fonların yeniden serbest bırakılması yönünde bir beklenti oluşturdu. Yaklaşık 17 milyar euroluk fonun yanı sıra, savunma yatırımları için planlanan ek finansman da bu sürecin parçası olarak değerlendiriliyor. Ancak bu kaynaklara erişim, belirli reformların uygulanmasına bağlı olacak.
Macaristan’ın Avrupa Savcılığı yargı organına katılımı gibi kurumsal adımlar atma ihtimali de AB ile ilişkilerin yeniden yapılandırılması açısından önem taşıyor. Bu tür adımlar, Brüksel’in uzun süredir dile getirdiği şeffaflık ve hesap verebilirlik talepleriyle doğrudan bağlantılı.
Öte yandan, Macaristan’daki siyasi değişimin AB içindeki dengelere de yansıması bekleniyor. Orbán döneminde Budapeşte ile birlikte hareket eden bazı hükümetlerin, yeni dönemde daha sınırlı bir etki alanına sahip olabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, özellikle dış politika ve yaptırım kararlarında daha geniş bir uzlaşma zemini oluşmasına katkı sağlayabilir.
Bir Diğer Cevap Bekleyen Soru: Macaristan’ın İsrail’e Desteği Devam Edecek mi?
Macaristan’da Viktor Orbán’ın seçimleri kaybetmesi, Avrupa Birliği içinde İsrail’e yönelik politikanın değişip değişmeyeceği sorusunu da yeniden gündeme taşıdı. Orbán yönetimi, görev süresi boyunca İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun en güçlü destekçilerinden biri olarak öne çıktı ve AB’nin dış politika kararlarında oybirliği kuralını kullanarak İsrail’e yönelik eleştirel açıklamaları ve yaptırım girişimlerini sık sık engelledi.
Özellikle 7 Ekim 2023 sonrası Gazze’de yaşanan gelişmelerin ardından Budapeşte, Brüksel’in ortak açıklamalarını bloke etti ya da metinlerin tonunun yumuşatılması için baskı uyguladı. Aynı şekilde Filistin’e yönelik mali destek mekanizmalarında da temkinli bir tutum sergileyerek karar süreçlerini yavaşlattı; Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) Netanyahu’ya yönelik yakalama kararını ve olası adımlarını da açık şekilde eleştirdi. Hatta Netanyahu hakkında yakalama kararı çıktıktan sonra Orbán, Netanyahu’yu Macaristan’a davet etmiş ve bu kararın ülkesinde hiç bir geçerliliğinin olmayacağını dile getirmişti. Sonrasında da mahkemenin çok siyasileştiğini belirterek Macaristan’ı kurucularından birisi olduğu UCM’den geri çekmişti. Macaristan, ayrıca, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması önerisine karşı çıkan ülkelerden biriydi.
Bununla birlikte, İsrail medyasına göre yeni başbakan Magyar ülkesinin UCM’ye yeniden katılacağını açıklasa da İsrail’in Macaristan’ın “önemli bir ekonomik ortağı” olduğunu ekleyerek ilişkileri pragmatik bir şekilde yönetme niyetini ifade etti. Ancak, “Macaristan’ın AB’nin İsrail eleştirisini engellemeye devam edeceğini garanti edemeyeceğini” açıkça belirtti ve ekledi: “Neyin bizim yararımıza olduğunu değerlendireceğiz ve buna göre karar vereceğiz.”
Uzmanlar, Orbán’ın iktidardan ayrılmasının tek başına AB’nin İsrail politikasında köklü bir değişime yol açmayacağını düşünüyor. Brüksel merkezli değerlendirmelere göre İsrail’e verilen destek, yalnızca Macaristan’ın tutumuna bağlı değil; daha geniş bir siyasi ve kurumsal zemine dayanıyor. Bu çerçevede Ursula von der Leyen, Friedrich Merz ve Kaja Kallas gibi aktörlerin de İsrail’e yönelik tutarlı destek verdiği belirtiliyor. Tarihsel faktörler, stratejik çıkarlar ve iç siyasi dengeler de bu yaklaşımı şekillendiren unsurlar arasında yer alıyor. Dolayısıyla Budapeşte’nin yeni dönemde daha farklı bir çizgi benimsemesi mümkün olsa da, AB’nin İsrail’e yönelik dış politikasının kısa vadede temel hatlarıyla devam etmesi bekleniyor. (P)