Dosya: "Avrupa'da Cami Mimarisi" Cami Mimarisi Işığında Gayrimüslim Mimarlar

Mimari, mimarın iç dünyasını, maneviyatını ve yaşam tarzını yansıtır. Peki, gayrimüslim mimarlar tasarladıkları camilerde İslami ilkeleri ne derece yansıtabilirler? Sorunun cevabı İngiltere’de gayrimüslim mimarlar tarafından tasarlanan Şah Cihan Camii ve Cambridge Camii örnekleri üzerinden inceleniyor.

Bir ziyaretçinin bir odaya, bir eve ya da kutsal bir mekâna adım attığı an, o yerin yaşattığı deneyim ziyaretçiler arasında farklılık gösterir. Ziyaretçi ile mekân arasında bunu belirleyen bir dil mevcuttur. Ziyaretçiler içeri adım attığında alan ya da oda kendini gösterir. Bu durum mekân fenomenolojisi olarak bilinir. Cami mekânının deneyimi ve cami mimarisinin Müslüman ya da gayrimüslim mimarlar tarafından tasarlanmasının sonucu etkileyip etkilemediğini ele alan bu metnin arka planını gayrimüslim mimarlar tarafından tasarlanan Avrupa’daki çeşitli camiler oluşturuyor. 

Maneviyat ve Cami Tasarımı

Bir cami yalnızca kubbelerden oluşmaz; cami yalnızca biçim ve materyal seçimiyle de alakalı değildir; cami ilahî hakikatin bu biçim ve sembollerle ifade edilmesine karşılık gelir. İslami mimaride ilahî birlik, mekânsal ve plastik biçimlerle ifade bulur. Bu biçimler aslında sembollerdir. İslam mimarisi, İslam vahyini sanatsal olarak ifade eder. Öz, tek ve aynı olduğundan dolayı farklı İslam topraklarındaki mimarilerde her zaman benzerlikler bulunur. Mimaride kullanılan semboller aynıdır, ancak gelenekten geleneğe değişiklik gösterir ve kendini farklı bir biçimde ifade etme imkânı bulur. Mimari, insanı fiziksel olarak kuşatırken, biçiminin muhtevası insan bilincini kuşatır. Kutsal mimari, ilahî hakikati doğrudan insan bilincine ulaştırır. Dolayısıyla cami sonsuz, zamansız ve biçimsiz özün temsili olur. 

Profan mimarinin aksine kutsal mimaride mimar doğru mesajı iletebilmek için muhtevaya ve sembollere saygı duyan bir biçimi seçmelidir. İslam mimarisi kendisini kutsal şekiller ve geleneksel sembollerle temsil eder. Şekillerin ve sembollerin kullanımındaki ana amaç, İslam ilkelerinin ifade edilmesidir. Bu nedenle, Titus Burckhardt böyle bir mimariyi İslam’ın “İkinci Vahyi” olarak adlandırır.[1]

İslam’ın metafizik ve kozmolojik ilkelerini hesaba katmadan, bu mekânsal, estetik ve süsleme biçimlerini anlamak mümkün değildir. Örneğin, kubbe bir Müslüman icadı değildir. Ancak, kubbenin cami mimarisinde kullanılış tarzı Müslümanlara özgüdür. Cami mimarisi, bireysel mimari unsurların ve çözümlerin de ötesinde, bu unsurların mimari bir bütün hâlinde benzersiz bir entegrasyonu/birleşmesi ve manevi ilkelerden beslenmesi olarak anlaşılmalıdır. 

Cami mimarisini planlamak, Kur’ân-ı Kerîm nüshalarını yaldızla süslemek ya da hat sanatı ile donatmaktan farklı değildir. Cami mimarisi sanatçının ya da mimarın iç dünyasını, maneviyatını ya da yaşam tarzını yansıtır. Örnek incelemelerle de gösterileceği gibi, cami yalnızca teknik bir yapı değildir. Aslında, teknik ayrıntıların da ötesindedir ve bu nedenle sembolleri/fikirleri başarılı bir şekilde biçimlere sokabilecek birileri tarafından tasarlanması gerekir.

Gayrimüslim Mimarlar ve Cami Tasarımı

Bir camideki farklı musiki parçalar bir araya gelerek mukaddes bir dil oluşturur;[2] tarihsel olarak cami mimarisinin her kültüre ulaşmasını ve zamanla nesnel bir hakikat olarak benimsenmesini sağlayan bir dil. Cami, inşa edildiği her bölgeye kendi belirgin stilini ya da “kendi kişiliğini”[3] de getirir. O, sanatı, mimarı, zanaatkârlığı ve kutsallığı tek bir alana toplayan İslam kültürünün ünlü sembollerinden biridir. Buna dayanarak, inançlı mimarın elinin, zihninin ve kalbinin cami tasarımına bağlı olması çok önemlidir. Böylelikle, mimarın yaratıcılığı ilahî hakikate ve birliğe bağlı olur. Yeniden sağlıklı estetik camilerin inşa edilebilmesi için cami projelerinde bu hassasiyet gösterilmek zorundadır. Öyleyse sorulması gereken soru şudur: Eğer bir mimar, cami projelerinde tecrübeli değilse, Müslüman ülkelerde yaşamamışsa ya da kendisi Müslüman değilse, en derin duygularla camide zaman geçirmemişse, ibadet etmemişse, cami atmosferinde tefekkür etmemişse, bu mimar, kendisinin aksine tüm bunları yapan mimarın tasarlayacağı caminin aynısını tasarlayabilir mi?

Elbette Batı’daki camilerin çoğunluğu gayrimüslimler tarafından planlanmıştır ve böyle de olmaya devam etmektedir. Ancak, Müslümanların ibadet edebilecekleri ve İslami biçimlerin oluşturduğu bağlayıcı/bugüne özgü mimari bir lisan yaratmak istiyorsak, Müslümanlar projenin başında olmalıdır. Tasarım, tasarımcısını yansıtır. İslami ilkeleri, ilahî hakikati anlayan ve dolayısıyla ilahî hakikatin tezahür biçimlerini değiştirebilecek ya da oluşturabilecek bir mimar yansıtabilir. 

Birleşik Krallık’tan Örnek Saha İncelemeleri: Şah Cihan Camii

1889 yılında Hristiyan mimar W. I. Chambers tarafından tasarlanan Woking’de İngiltere’nin ilk camisi olarak inşa edilen Şah Cihan Camii’ne bakalım. Gotik kemerlere sahip bu cami son dönem Babür mimarisiyle inşa edildi. Bu eşsiz dil, İngiltere’nin ilk Müslümanlarına hitap edecek bir alanı oluşturdu ve cami hâlen gelişmekte olan bir topluma hizmet veriyor. İngiltere’de yaşadığımız sürece içlerinde bulunduğumuz ve yan yana kendileriyle birlikte ibadet ettiğimiz bir topluluk.

Bu camide, kutsal bir dilden kaynağını alan tarihsel olarak doğru geleneksel biçimlerden faydalanılmıştır. Caminin mimarı Babür stili ile İslam mimarisini ve bazı gotik unsurları da başarılı bir şekilde bir araya getirmiş. Woking’de kaldığımız süre boyunca bu caminin geometrik kompozisyonunu inceleme fırsatımız oldu ve fark ettik ki tüm yapının üzerine inşa edildiği geometrik bir oran var. Bu oran diğer tarihî dinî yapılarda da yer alıyor. Bahsi geçen geometrik oran ve geleneksel olarak onaylanmış İslami formların kullanılması mimarın ilahî hakikati yansıtan kutsal değerlere ilişkin bir çeşit duyarlılığı bulunduğunu gösteriyor. Şah Cihan Camii’nden bahsetmemizin sebebi, gayrimüslim mimarın zaten var olan ve geleneksel olarak onaylanmış şekil ve oranları ödünç almış olmasıdır. Mimarisi de bu nedenle tarihî geçmiş ile olan bağlantıyı korur. 

©Shah Jahan Mosque, Woking

Cambridge Camii Örneği

Ne var ki, İngiltere’deki en son örneğe, büyük ölçüde Türk destekli fonlarla finanse edilen Cambridgeshire’daki Cambridge Camii projesine baktığımızda farklı bir tabloyla karşılaşıyoruz. Kısa bir süre önce açılan ve Marks Barfield Architects tarafından tasarlanan bu cami 23 milyon sterline mal olmuştur. Avrupa’nın ilk ekolojik camisi olarak nitelendirilen bu cami güzel bir ibadet sahası olarak İngiltereli Müslümanların ihtiyaçlarını karşılıyor. Çağdaş bir mimari dilin takdiminin yanı sıra topluma da farklı bir mimari yaklaşım sunuyor.

Marks Barnfield Architects tarafından tasarlanan Cambridge Camii, ©Saliha Kızılkaya

Burada mimari açıdan estetik bir bina görüyoruz. Caminin güzel bir ibadet alanı denemesi ve “teknik olarak” başarılı bir ahşap yapısı var. Ayrıca, kubbeyi saymazsak ahşap yapının Kyeong Sik Yoon/KACI ve Shigeru Ban’ın 2009’da (Güney Kore’de) tasarladığı Golf Club House’un (Tr. Golf Kulüp Evi) ahşap yapısına çok benzediğini görüyoruz. Bu tür bir yapı için KACI ve Shigeru Ban’a teşekkür etmemiz ve Marks Barnfield’in bir yerel İslam mimarisini yansıtma ve oluşturma iddialarına rağmen, bunun yeni bir stil kreasyonu olmadığını anlamamız gerekir. KACI ve Shigeru Ban’ın Nine Bridges Golf Club House projesi, 2010 senesinde inşaatını tamamlarken, Marks Barnfield’in Cambridge Camii projesi henüz tasarım aşamasındaydı ve 2010 senesinde Nine Bridges projesi mimarlık dergilerinde yayımlanmıştı. Üstelik caminin ahşap konstrüksiyonunun imalatını yapan Blumer Lehmann AG, KACI ve Shigeru Ban’ın Golf Club House binasındaki ahşap strüktürün de imalatını yapan mühendislerdir. (Not: Bu bilgiler bize bizzat Shigeru Ban mimarları tarafından verilmiştir.) Bu bilgilerden hareketle Cambridge Camii’nin 21. yüzyıl camisi olma iddiasının biraz abartı olacağını söyleyebiliriz. Ne var ki, bu camiyi KACI ve Shigeru Ban’ın Golf Club House’undan farklı kılan şey, Müslüman ve gayrimüslim tasarımcılar tarafından tasarıma entegre edilen kubbe, çeşme, avlu, hat sanatı gibi İslami unsurlardır. Bunlar teknik açıdan başarılı ve Müslüman kesimin gururla sahiplendiği işler olmuştur.

Kyeong Sik Yoon/KACI ve Shigeru Ban ortak tasarımı Haesley Nine Bridges Golf Club House, ©Hiroyuki Hirai

İkonik Camiler ve Gayrimüslim Mimarları

Bu makalenin temel sorusuna dönecek olursak, asıl mesele şudur: Müslümanlar İngiltere’de kutsal alanlardaki yolculuklarını yansıtan mekânlara ve biçimlere duyulan talebi neden karşılayamıyorlar? Burada ele alınabilecek pek çok mesele var ancak hakikat şudur: İngiltere’de aradan 130 yıl geçmesine rağmen ikonik cami binaları hâlen gayrimüslim mimarlar tarafından tasarlanıyor. 

İngiltere ve Avrupa’da işlerini ve tasarımlarını başarılı projelere yansıtabilen güçlü Müslüman mimarlar olduğuna inanıyoruz. Çünkü Müslüman mimarlar ilgili topluluklarla olan sorunları anlar, İslami çerçeve “içerisinde” çalışırlar ve “estetik” kisvesi altında cami ortamları için dışarıdan model ithal etmezler. Aksine, İslam mimarisindeki kutsal formun günümüz dünyasında incelenmesi ve yeniden keşfedilmesi elzemdir. Bunu tarihteki Müslümanlar ve Müslüman mimarlarda da gözlemledik.

Bir mimarın tasarımdaki rolü, orkestra şefinin orkestradaki rolüne çok benzer. Mimar ana fikrin geliştiği beyindir. Mühendisler ise hesaplamaları yapmak ve bu fikri gerçekleştirmek için vardır. Mimar yardımcıları tüm teknik mimari çizimleri üretir. Uzmanlar bu fikri üç boyutlu çizimlere yansıtırlar. Peyzaj tasarımcılarının görevi peyzajı tasarlamaktır. Bu orkestranın çalışabilmesi için fona ihtiyaç vardır. 

Batı’daki Müslüman kuruluşlar dışarıdan kılavuz ithal etmek yerine, günümüzün İslami mimari dilini keşfedebilmek için Müslüman mimarları, tasarımcıları, mühendisleri ve zanaatkârları finanse etmelidir. Burada sorulması gereken asıl soru, gayrimüslim mimarların cami tasarlayıp tasarlayamayacakları değil, günümüzün ikonik camilerinin neden gayrimüslimler tarafından tasarlandığı olmalıdır.

Dipnotlar

[1] Titus Burckhardt, İslam Sanatı – Dil ve Anlam, Londra, World of Islam Festival Trust, 1979, s. 8-9

[2] Emma Clark burada ilginç bir tasvirde bulunuyor. Kutsalı “cennete açılan pencere“ olarak tanımlıyor. Bkz. Emma Clark, Azzam, Arts & Crafts of the Islamic Lands. s. 282

[3] Chebel, Symbols of Islam / s.72 Dua mihrabı, onu tasarlayan zanaatkârların zanaatını gözler önüne serer ve ayrıca caminin kişiliğini’ ifade eder. Bir dönemin ya da yer aldığı İslam bölgesinin zevkinin en iyi şekilde yansıtıldığı alandır.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar