Marwa El-Sherbini Cinayeti Marwa El-Sherbini’nin Hikayesi Almanya’da Tiyatroya Taşınıyor

Almanya’nın Dresden şehrinde 1 Temmuz 2009 tarihinde ırkçı ve İslamofobik cinayete kurban giden Marwa El-Sherbini’nin ölümü Türk asıllı tiyatrocu Ayşe Güvendiren tarafından tiyatroya taşınıyor. Almanya’nın sayılı tiyatro okullarından Otto-Falckenberg oyunculuk okulunda yönetmenlik eğitimi alan Güvendiren, 5 Temmuz’da sahnelecek El-Sherbini gösterisini Perspektif’e anlattı.

Ferhan Köseoğlu 1 Temmuz 2019

Irkçı ve İslamofobik saldırı mağduru Marwa El-Sherbini’nin hikayesini tiyatroya taşıyacaksınız. Bu gösteri ile neyi amaçlıyorsunuz? Nasıl El-Sherbini’n hikayesini sahneleme kararı aldınız?

Amaçladığım şey bu hikayeyi duyurmak. Okulumda birçok öğrenci Marwa El-Sherbini’nin kim olduğunu bilmiyor. Belki hayal meyal mahkeme salonunda 18 bıçak darbesiyle öldürülen biri ile ilgili yazılan haberi okumuşlardır ama isim olarak bilinmiyor. O yüzden ben bunu kendime görev bildim. Saldırıdan 10 sene sonra Müslüman düşmanlığının bu kadar artmasına rağmen hala Marwa El-Sherbini’nin isminin bilinmemesi bence Alman toplumu için utanç verici. Müslümanlar içerisinde El-Sherbini’n ismi söylendiğinde ‘evet Dresden’de 10 sene önce böyle bir olay yaşanmıştı’ cevabı alınırken maalesef Almanlardan genellikle yanıt alamıyorsunuz. O yüzden kesinlikle Marwa El-Sherbini ve onun üzerinden Müslüman düşmanlığını hatırlatmak istiyoruz. 

Sizin Marwa El-Sherbini’ni cinayetinden ilk olarak ne zaman haberdar oldunuz? Dava sürecini detaylı inceleme durumunuz oldu mu?

Tiyatro bölümüne geçmeden önce hukuk okuyordum, onun için birçok davadan haberdar olma imkanınız oluyor. Müslümanların veya yabancıların dahil olduğu konuları da işliyorsunuz. Hukuk okudukça hukukun aslında ne kadar adaletten uzak olduğunun farkına vardım. Tiyatro bölümünde de yoğunlukta bu konuları işliyorum.

Marwa El-Sherbini’ni hayatını sahneleme kararınıza hocalarınız nasıl karşılık verdi?

Hocalarım kesinlikle destek verdi. Beklemiyordum bende. Normalde ben çok klasik bir konu seçmiştim onu oynayacaktım ancak Instagramda “10 years challenge ilgimi çekti ve 10 yıl önce olanları araştırdım. Böylece benim gösterimin olacağı zaman El-Sherbini’nin vefatının 10. yılı olacağını farkettim. Hocalarımla da konuştum bana kesinlikle destek çıkıp yapmam gerektiğini söylediler. Onlara da Marwa El-Sherbini’nin hikayesini anlatınca dehşete düştüler.

Gösteriye ilgi nasıl? Müslümanların ilgisini yeterli buluyor musunuz?

Gösterinin paylaşımlarını yaptıktan bir süre sonra hocam beni aradı. Müslümanların daha yoğun ilgisini beklediklerini ancak bu ilginin çok az olduğunu kaydetti. Gösteriye daha çok Almanlar ilgi gösteriyor. Müslümanların şimdilik bir ilgisizliği söz konusu. 

10 yıl önce yaşanan El-Sherbini cinayetini ve sonrasında yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Eski bir hukuk öğrencisi olarak gösterimde devletin yetersizliğini, Müslümanların ikinci sınıf insan olarak muamele görmesini konu olarak seçtim. Marwa El-Sherbini’nin davası görülmeden önce Alex Wiens mahkemeye bir mektup göndererek Müslümalara yönelik ağır hakaretler içeren ifadelere yer veriyor. Müslümaları düşman gibi gördüğünü belirterek onların Almanya’da yaşama haklarının olmadığına dikkat çekip, ‘Onlar benim düşmanlarımdır. Benim yakınlarıma gelirlerse onlara tahammül etmemi bana kimse zorunlu kılamaz’ dediği halde maalesef mahkemede hiçbir önlem alınmadı. İnsan hayatının bu kadar ucuz olmaması gerekir. Ne kadar Alex Wiens bu vahşeti cinayeti gerçekleştirmiş olsa da Almanya devleti ve hukukunun da bu olayda çokça payı var. Bu suçun sorumluluğundan kesinlikle sıyrılamazlar.

Son olarak ırkçı ve ayrımcı davranışlara karşı nasıl bir reaksiyon gösterilmelidir?

Ben Müslüman olarak bu konu ile ilgilenmezsem bana düşeni yapmazsam kim yapacak bunu? Bizim de Almanya’da yaşayan Müslümanlar olarak üzerimize düşen görevler var. Kesinlikle daha ilgili ve duyarlı olmalıyız.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar