Yorum Fransa’da Hedefe Konulan Müslümanlar ve Cami Saldırısı

Fransa’da bir camiyi hedef alan saldırı, son haftalarda ülkede İslam ve Müslümanlara karşı takınılan ırkçı söylemler ve medyanın kulladığı dili yeniden gündeme getirdi.

Ferhan Köseoğlu 29 Ekim 2019

Fransa’da son haftalarda İslam ve Müslümanları hedef alan ırkçı söylemler, Bayonne’de bir camiyi hedef alan saldırı ile “mola” verdi. İkindi namazına gitmek isterken ırkçı teröristin kurşunlarına hedef olan 2 Müslümanın durumu ciddiyetini korurken, ülkedeki birçok siyasi de saldırıyı kınayan açıklamalar yapmaya devam ediyor. Ancak ne bu saldırı sonrası “Müslümanlarla dayanışma açıklamaları” ne de saldırıyı kınayan cılız söylemler son dönemde ülkede hedef tahtasına oturtulan Müslümanlarla ilgili oluşturulan havanın sorumluluğunu azaltmaya yetiyor.

Fransa’da ekim ayı başında haber sitelerine düşen, yanında aşağılanan başörtülü annesinin omuzuna yaslanarak ağlayan küçük bir çocuğun fotoğrafı, haftalarca sürecek bir tartışmanın da fitilini ateşledi. Besançon Bölge Meclisi’ni ziyaret eden çocuğunun ısrarlarına dayanamayıp geziye katılan başörtülü Fatime E., mecliste aşırı sağcı vekillerin sözlü saldırısına maruz kalmış, annesine yönelik tutumu gören küçük çocuk da gözyaşlarını tutamamıştı. Bu olay uzun bir süre ülke gündeminde yer edinirken, başörtülü kadınlara yönelik saldırıları azaltmak yerine ülkede İslamofobik havanın daha da ağırlaşmasına neden oldu. Yaşanan süreci özetlemek gerekirse birçok siyasi başörtülü kadını “provakatör” olarak nitelendirken, olayı kınamak yerine suçu başörtülü kadına yükleyen açıklamalar da peş peşe sıralandı. Öyleki Fatima E.’ye hukuki yönden destek vereceğini açıklayan Fransa İslamofobi İle Mücadele Derneği’nin(CCIF) Müslüman Kardeşler ile bağlantılı olduğunu iddia edenler, yaşanan başörtüsü tartışmasının başka bir alanda seyretmesine de olanak oluşturmuştu.

Başörtülü Kadınları Hedef Gösteren Söylemler Arttı

Bu süreçte sadece 1 haftada ülkenin en önemli televizyon kanallarında başörtüsü hakkında düzenlenen 85 tartışma programına 286 kişinin davet edilirken bu programlarda başörtülü kadınlara hiç söz verilmemesi de dikkat çekiciydi. Katılımcılardan bazıları başörtünün “siyasi bir simge” olduğu tezini savunurken bazıları ise mahallelerdeki baskı nedeniyle Müslüman kadınların “zorla başını örtttüğünü” öne sürüyordu. Dahası bazı katılımcılar başörtülü kadınları aşağılıyor, başörtüsünün cumhuriyet değerleriyle uyuşmadığını her fırsatta dile getiriyordu. Ülkenin en önemli gazetelerinden Le Figaro’nun Genel Yayın Yönetmeni canlı yayında hiç çekinmeden “İslam dininden nefret ediyorum. Eğer bindiğim otobüs ya da gemide başörtülü bir kadın olursa inerim.“diyerek bir topluluğa yönelik apaçık nefret suçunu rahatlıkla işleyebiliyordu. Nicolas Sarkozy döneminde bakanlık yapan Nadine Morano da bir dergi ile daha önce yaşadığı bir mahalleye giderek görüntülü röportaj yaparken, çocuklarını okula götüren başörtülü kadınların görüntüleri gizlice çekilip ülkenin İslamlaştığı yaygarası kopartılmıştı. Müslümanları hedef alan söylemler sadece başörtülü kadınlarla da kalmazken, eylül ayının son haftasında, sonradan İslamı seçtiği iddia edilen bir polisin Paris Emniyeti’nde gerçekleştirdiği terör saldırısı sonrası yine oklar Müslümanlara yönlendirilmişti. İçişleri Bakanı Christophe Castaner mecliste “radikalleşme belirtisi” adı altında bir liste açıklamış, namaz kılandan oruç tutup sakal bırakana kadar birçok Müslüman “şüpheli” olarak kamuoyununa lanse edilmişti.

Tam bu süreçte, Müslümanların hedef tahtasına oturtulmasına tepki gösteren birkaç akademisyen, sanatçı, yönetmen, aktör ve gazeteci, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a bir çağrı yaparak ülkede oluşan havanın tehlikesine dikkat çekerek Müslümanlara yönelik ırkçı ve ayrımcı havanın duruldurulması çağrısı yapmıştı. Ancak bu çağrının aksine Cumhurbaşkanı Macron “Bazı mahallelerde bazıları başörtüyü cumhuriyet ile bağını koparan bir simge olarak kullanmaktadır. Bunun adı mezhepçiliktir.” diyerek oluşan İslamofobik havayı dağıtmak için adım atmak yerine, ülkede bir “İslam sorunu” olduğuna dikkat çekerek bu yönde adımlar atılacağının işaretini vermişti. Her seçim kampanyasında Müslüman düşmanlığını ilk sıralara alan aşırı sağcı Ulusal Birliktelik (RN) Partisi’nin lideri Marien Le Pen de yaşanan bu sürece katılarak ülkede oluşan atmosferden yararlanıp başörtüsünün tüm kamusal alandan yasaklanmasını cumhurbaşkanına önermişti.

“Böyle Bir Atmosferde Bu Tarz Bir Saldırıya Şaşmamak Gerekiyor”

Fransa’da bir aydan fazladır Müslümanlara karşı oluşan bu hava, Bayonne’dan gelen camiyi hedef alan saldırı haberi ile kısa bir süreliğine rafa kaldırılmışa benziyor. Cumhurbaşkanı Macron ve İçişleri Bakanı Castaner saldırıyı en sert ifadelerle kınadıklarını söylerken Marie Le Pen saldırı için “değerlerimize aykırı” ifadelerini kullandı. Haftalardır Müslümanları hedef alan söylemlere yer veren bir kısım medya da bir süreliğine yayınlarına ara vermiş oldu. Son dönemde Müslümanları hedef alan nefret söylemlerinin Bayonne’da camiyi hedef alan saldırıyı ne kadar etkilediği bilinmiyor. Ancak 84 yaşındaki saldırgan Claude Sinké’nin sık sık medyada yer bularak Müslümanları hedef alan söylemler benimseyen Eric Zemmour hayranı olduğunun ortaya çıkması, ayrıca saldırıdan kısa bir süre önce yerel bir gazeteye gönderdiği mektupta medyada yabacılar için yer alan söylemlere yer vermesi, İslamofobik saldırının olası dış etkenleri konusunda bize bilgi veriyor. Fransa İslamofobi Gözlemevi Başkanı Abdallah Zekri de son dönemde oluşan atmosfer sonrası saldırının sürpriz olmadığını dile getirenlerden. Zekri, “İslam ve Müslümanların yaftalandığı bu atmosferde bu tarz bir saldırıya şaşmamak gerekiyor.” ifadelerini kullanarak siyasiler ile medyanın dilini eleştirdi. 

Fransa’da son dönemde Müslümanları hedef alan saldırıların arttığı İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı rakamlarla da ortada. Bakanlık geçen yıl Müslümanları hedef alan yüzlerce saldırının gerçekleştirildiği, rakamların bir önceki yıla göre arttığını açıkladı. Üstelik Müslümanlara yönelik şiddet eylemlerinin yaşanılan terör saldırıları sonrası Müslümanları hedef alan söylemler ile birlikte arttığı da ortada. Ancak İslamofobik saldırılardaki bu artışın, Müslümanların medya ve siyasiler nezdinde hedef gösterilmesine bir son vermeden, İslam inancının kurallarını “radikalleşme belirtisi” olarak gösterip başörtülü kadınlar için “provokatör” söylemlerini terketmeden önüne geçmek şimdilik zor gözüküyor.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar