Aşırı Sağ Almanya’da Aşırı Sağcıların Eylemleri Cezasız Kalıyor

Almanya’da sığınmacı yurtlarına düzenlenen aşırı sağcı saldırıların sadece çok küçük bir kısmı mahkumiyetle sonuçlanıyor. 2015-2018 yılları arasında gerçekleştirilen saldırılarda faillerden sadece yüzde 8’i hüküm giydi.

admin 7 Nisan 2020

Bavyera Radyo Televizyon Kurumu (BR) ve Güney Batı Almanya Radyo Televizyon Kurumu (SWR) tarafından hazırlanan “Der schwache Staat” (Zayıf devlet) adlı belgesel, Almanya’da ırkçı saldırıların hukuki açıdan açıklığa kavuşturulması hususunda devletin zafiyetini ortaya koyuyor. Alman resmî devlet televizyonu ARD kanalında pazartesi yayınlanan belgeselde Almanya’da 2015-2018 yılları arası gerçekleştirilen aşırı sağ motifli suçlarda saldırganların sadece yüzde 8’i hakkında cezai yaptırım uygulandığı kaydedildi.

BR ve SWR, 16 eyalet hükûmetine sığınmacı yurtlarını hedef alan suçların sayısını ve bunlardan kaçının kovuşturulduğunu sormuştu. Eyalet İçişleri Bakanlıklarının verdiği cevapta 2015-2018 yılları arasında sığınmacı yurtlarını hedef alan aşırı sağ motifli 2 bin 558 suçun kayıtlara geçtiği belirtildi.

Aşırı Sağcı Saldırganların Sadece Yüzde 8’i Ceza Aldı

Belgeselde toplam 2 bin 558 vakanın sadece yüzde 18’ine tekabül eden 467 saldırının aydınlığa kavuşturulduğu ve bunlardan da sadece 206’sı hakkında cezai işlem uygulandığı kaydedildi. Bu rakamlar aydınlatılan vakaların yüzde 44’üne, toplam vaka sayısının ise yüzde 8’ine denk geliyor.

Bu oranlarda eyaletler arasında da farklılıkların görülmesi dikkat çekiyor. Buna göre Baden-Württemberg eyaletinde hukuka intikal eden suçlarla ilgili mahkumiyet oranı yüzde 64 iken, bu oran Almanya’nın doğusundaki Brandenburg eyaletinde yüzde 26’ya kadar düşüyor. Düşük mahkumiyet rakamlarının gerekçesi olarak ise savcılık veya mahkeme tarafından faillere ilişkin yeterli kanıt bulunmaması gösteriliyor. Ayrıca bazı aşırı sağ motifli suç eylemlerinin istatistikler veya polis raporlarına girmediği belirtiliyor.

Irkçı Suçlar Hafife Alınıyor

Belgesel Almanya’da federal düzeyde ırkçı nefretle mücadele alanında sert politikaların olduğunu vurguluyor. Ancak belgesel aynı zamanda yerel düzeyde ve kanun uygulayıcılar nezdinde söz konusu suçların hafife alındığını ve önemsizleştirildiğini de ortaya koyuyor. Ayrıca Almanya’da devlet tarafından bilinen birçok aşırı sağcının silah bulundurma izninin bulunduğuna dikkat çekiliyor. Bu konuda Anayasayı Koruma Dairesi’nin yetkili mercileri yeterli derecede bilgilendirilmiş durumda. Araştırmaya göre 2016’dan bu yana kendilerine silah bulundurma ruhsatı verilen aşırı sağcıların sayısı neredeyse iki katına çıktı.

Belgeselin sonuç bölümünde “Pratikte emniyet güçleri, savcı ve hakimlerin aşırı sağ saikli suçları yıllardır önemsiz gördüğü ve ırkçı saldırıları hâlâ hafife aldıkları görülüyor.” denildi.

2019 Yılında 1620 Yeni Saldırı

Almanya’nın en büyük üçüncü medya grubu olan Funke medya grubuna ait gazetelerde yer alan resmî rakamlara göre geçtiğimiz yıl, içerisinde çocukların da bulunduğu sığınmacılara yönelik gerçekleştirilen 1620 saldırı kayıtlara geçti. Sol Parti’nin (Die Linke) sorusu üzerine hükûmet tarafından açıklanan rakamlara göre sığınmacı yurtlarına da 128 saldırı düzenlendi. Bunların 118’inde faillerin aşırı sağcı olduğu tespit edildi. Saldırılarda 229 sığınmacı yaralandı. Bununla birlikte Alman hükûmeti verilerinin resmin bütününü yansıtmadığı ve gerçek rakamların çok daha fazla olduğu belirtiliyor. (mk)

admin

Lisans eğitimini Münster Üniversitesinde Sosyoloji ve Siyaset Bilimi bölümlerinde çift anadal olarak tamamlayan Kandemir, Duisburg-Essen Üniversitesinde sosyoloji yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Ağırlıklı çalışma alanları göç sosyolojisi ve ulusaşırı Türk toplulukları olan Kandemir Perspektif dergisi editörüdür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar