Kovid-19 ABD Yaptırımları Altındaki İran’ın Koronavirüsle Mücadelesi

İran hükümeti pandemik salgına karşı harekete geçmekte yavaş ve verimsiz davranırken, İran’a Trump yönetimi tarafından uygulanan yaptırımlar işleri daha da kötüleştiriyor.

Alessandra Bajec 1 Mayıs 2020

İran koronavirüsü kontrol altına alma çabalarını sürdürürken, aynı zamanda ABD yaptırımları nedeniyle zaten zor zamanlar geçiren İran ekonomisinde ticari faaliyetlere yönelik kısıtlamalar durumu daha da zorlaştırıyor. Çin haricinde koronavirüsün en ağır şekilde yayıldığı ilk ülkelerden biri olan İran pandemiden ağır zarar gördü. 

İran topraklarında salgının çok geçmeden görülmesine ve bu yeni hastalık nedeniyle çok yüksek sayıda ölüm bildirilmesine rağmen, Tahran seyahatleri durdurmada ve zaruri olmayan işletmeleri kapatmada diğer başkentlere kıyasla çok geç kaldı. Özellikle virüsün ilk tespit edildiği Kum şehrinde gerekli önlemleri almadığı ve ihmalkâr davrandığı için hükümete eleştiri yağıyor. İranlı liderlerin, doktorların aralık ayı sonu ve ocak ayında Kum kentindeki yüksek ateş ve akciğer enfeksiyonu olan hastalardaki keskin artışa ilişkin uyarıları göz ardı ettikleri, bir ay sonrasına kadar cami ve türbeleri karantinaya almayı reddettikleri belirtiliyor. Ülkede ilk Kovid-19 vakaları 19 Şubat’ta kaydedilmiş olsa da salgının bu noktadan çok daha öncesinde başlamış olduğu tahmin ediliyor. 

İran’ın Ruhani Lideri: “Kovid-19 Abartılacak Bir Trajedi Değil”

Aralarında eski yetkililer ve sağlık uzmanlarının da bulunduğu bazı İranlılar, hükümeti hastalığın ciddiyetini önemsememek ve vaka sayılarını olduğundan az göstermekle suçladılar. Ülkedeki uzmanlar ve hastane kaynakları, gerçek pozitif vaka sayısının resmî rakamlardan çok daha fazla olduğunu söylüyor. 

İran’ın Ruhani Lideri Ali Hamaney, 3 Mart’taki Twitter paylaşımında “Kovid-19 abartılacak bir trajedi değil; bu ülke daha kötü günleri atlattı.” ifadesini kullandı. Ülkedeki çeşitli şehirlerdeki sağlık merkezleri ve hastanelerde onlarca sağlık çalışanı yeterli tıbbi maske, eldiven, koruyucu kıyafet ve dezenfeksiyon malzemelerine ulaşamamaları nedeniyle enfeksiyon kaparak hayatını kaybetti. Hemşireler ve sağlık çalışanları, hastalara yardım edebilmek için halktan tıbbi malzeme istedi ve sağlık krizinin başından bu yana hükümetin kriz yönetimindeki beceriksizliğine karşı seslerini yükselttiler. 

Salgın tehlikesini uzun bir süre görmezden gelen İranlı yetkililer durumu çok sonra ciddiye almaya başlayarak, salgının yayılma hızını durdurmaya çalıştı. 

Ağırlaştırıcı Bir Faktör Olarak Yaptırımlar

Virüs karşısında yeterince hızlı hareket edilmemesi ve krizin kötü yönetilmesine ek olarak, ABD’nin yaptırımları Tahran’ın acilen ihtiyaç duyduğu tıbbi cihaz ve malzemelerin alımını de facto engelledi. 

ABD Başkanı Trump’ın nükleer anlaşmadan geri çekilmesi ve sıkı ekonomik yaptırımları yeniden başlatmasının ardından, 2018’den bu yana Washington yönetimi Tahran’a karşı “maksimum baskı” politikası uyguluyor. Anlaşmaya göre, İran yaptırımların hafifletilmesi karşılığında nükleer hedeflerini azaltma sözü verdi. Fakat yine de İran’daki insani krizin başlıca nedeni olmasa da ABD tarafından getirilen kısıtlamalar, İran yönetiminin virüs tehdidine müdahalesini daha da zorlaştırdı. İran kökenli Amerikalı siyasi yorumcu Negar Mortazavi nisan ayının başında paylaştığı bir Twitter mesajında, “Yaptırımlar İran’ın koronavirüs krizini daha da derinleştiriyor. İranlılar bir kez daha hayatlarını korumaktan aciz. Beceriksiz hükümetleri ile hayatlarını daha da tehlikeye sokan acımasız yaptırımlar arasında kaldılar.” diyordu. 

Tıbbi ilaç ve insani yardım malzemeleri yaptırım uygulamalarının dışında kalsa da, sağlık malzemesi ve koruyucu giysi gibi belirli ekipman türleri anlaşmadan muaf değil. Yaptırımlar İran’ın tıbbi alımlar da dâhil olmak üzere genel ticareti için gereken çoğu finansal işlemi engelliyor. Yüzü kaplayan solunum maskeleri de dâhil olmak üzere, İran’a koruyucu ürünler satmak isteyen şirketlerin ABD Hazine Bakanlığı’ndan özel izin alması gerekiyor. Ayrıca, Washington Post’un mart ayında bildirdiğine göre Trump yönetimi İran’a tıbbi malzeme ihraç eden şirketlere verilen ruhsat sayısını azalttı. 

Koronavirüs Test Kitleri Zamanında Teslim Edilemiyor

Hâlihazırda İran’da faaliyet gösterme lisansı olan insani yardım grupları, koruyucu ekipman ihtiyacının bir kısmını karşılamak için adım attı. Ancak bu örgütler de İslam Cumhuriyeti’ne malzemeleri nakliye edecek tedarikçi sıkıntısı ile karşı karşıya. İnsani yardımların nakliyesi için ruhsat gerekmediğinde ise, ceza alma korkusu nedeniyle İran’la ticaret yapmaya cesaret eden pek az şirket ve banka bulunuyor. Bunun sonucu olarak da virüsün teşhisi, önlenmesi ve tedavisi için gerekli test kitleri ile temel sıhhi ürün ve ekipmanlar zamanında teslim edilemiyor. 

Tüm bunların yanı sıra, pek çok yerel üretim tıbbi malzemede, hâlâ yurt dışından ithal edilen dış kaynaklı ekipman ve ham maddeye ihtiyaç var. Üretim maliyeti bu nedenle üç katına çıkıyor. Bununla birlikte İran’a yaptırımlar yüzünden ülkenin gerekli malzemeleri satın alabilme kapasitesi finansal açıdan çok daha azalmış durumda ve İran riyali en alt seviyelere geriledi. 

İran’daki halk sağlığı üzerine çalışmalar yapan Oxford Üniversitesi öğretim görevlisi Vira Ameli, New Left Review’daki bir yazısında, “Yaptırımlar, tüm ekonominin satın alım gücünü azalttığı gibi, sağlık hizmet sağlayıcıları ile müşterileri çok kötü etkiledi. Ekonomideki gerileme devlet gelirlerini alt üst etti. Ayrıca enflasyonun tırmandığı bir bağlamda sağlık harcamaları maliyetini neredeyse yüzde 20 arttırdı.”

John Hopkins Üniversitesi’nden Uygulamalı Ekonomi Profesörü Steve H. Hanke, “İran’a yaptırımlar doğrudan ya da dolaylı olarak her şeyi etkiliyor. İran’ın Kovid-19 gibi bir hastalıkla mücadelede gerekli tıbbi malzemeyi satın alma kapasitesini azaltıyor.” yorumunu yaptı. Hanke ayrıca, “İran’la iş yapan kişi ya da kurumlar, hangi ihracat ürünlerinin yasal olduğunu ya da yaptırımların kendilerine dokunup dokunmayacağını dikkatle irdelemek zorunda.” dedi. 

Mart ayının sonunda bir Twitter mesajında Profesör Hanke, İran’a uygulanan ekonomik kısıtlamaların, hükümetin sağlık krizi yönetimindeki tahrip edici etkilerinin altını çizdi: “ABD acımasız yaptırımlarla zaten sallantıda olan İran ekonomisine büyük bir darbe vurdu. Şimdi İran koronavirüs ile ümitsiz bir mücadele içerisinde. Her zaman dediğim gibi, yaptırımlar hedef ülkenin hükümetine değil, halkına zarar veriyor.” Hanke, ABD’nin yaptırım politikasının İran’daki rejimi değiştirmeyeceğini, tam aksine “mevcut rejimin varlığını daha da yerleşik hâle getireceğini” sözlerine ekliyor. 

Kovid-19’la Mücadelede Kendi Kendine Yetebilirlilik

Sağlık, lojistik ve birçok önemli altyapıyı sağlama kapasitesinin azalmasıyla Tahran yönetimi salgının ortasında koruyucu, tıbbi ve hijyen ürünlerinin üretiminde kendi kendine yeterli hâle geldi. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani nisan ayının başında yaptığı açıklamada, “Koronavirüsle mücadelede gerekli tüm ekipmanların üretiminde neredeyse kendimize kendimize yeterliyiz.” dedi. 

Sıhhi ve dezenfeksiyon önlemleri de dâhil olmak üzere, İran’da virüsün yayılmasına karşı önleyici bir dizi tedbir alındı. Askeriye ile İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) kuvvetlerini bir araya toplayarak faal bir şekilde ülkenin tüm sokak ve caddelerini temizleme ve dezenfekte etme faaliyetleri yapıldı. 

2020 bütçesinin yüzde 20’si virüs salgınıyla mücadeleye ayrıldı. Hükümet pozitif teşhisli hastaların sağlık giderlerinin yüzde 90’ını karşılamayı taahhüt etti. İranlı birçok grup devlet hastanelerini gerekli ekipmanlarla desteklemek, test kitleri, solunum cihazları, maske, koruyucu giysiler ve eldiven üretiminin arttırılmasına yönelik para ve insan kaynağı toplama kampanyası için seferber oldu.

Cumhurbaşkanı Ruhani ayrıca ekonomik tedbirlerin aileler ve işletmeler üzerindeki olumsuz etkisini azaltma tedbirlerini açıkladı. Bu tedbirlerin arasında sağlık sigortası, vergi, elektrik, su ve doğalgaz faturalarının ertelenmesi yer alıyor. 

Nisan ayının sonunda başlayan ramazan ayına rağmen, İran’da camiler ve türbeler kapalı. Kamusal alanda toplanmak, toplu organizasyon düzenlemek, cemaatle yapılan ibadetler de dâhil olmak üzere dinî merasimler yasaklanmış durumda.

İran’a Yönelik Yaptırımların Durdurulması İsteniyor

Nisan sonu itibariyle İran’da 90.000 pozitif vaka ve en az 5.000 ölüm bildirildi. İranlı yetkililer, ekonomiyi felce uğratan Amerika yaptırımlarının kaldırılmasını talep etti. ABD’li Demokratlardan yirmi dört senatör, yaptırımların hafifletilmesine yönelik tasarıyı imzalayarak Trump yönetimine sundu. Eski Başkan Yardımcısı Joe Biden, ayrıca ABD yönetiminden insani yardım kanallarını açmasını ve İran’ın Kovid-19’la mücadelesine yardım eden şirket ve organizasyonların ABD yaptırımlarına tabi tutulmamasını istedi. 

Birleşmiş Milletler, AB, dünya liderleri, yabancı diplomatlar ile uluslararası sağlık organizasyonları ve sivil toplum grupları, mevcut krizde İran’a yönelik yaptırımların durdurulmasını talep etti. Noam Chomsky gibi ABD ve Kanadalı onlarca akademisyen, bu küresel krizde İranlıları yalnız bırakmanın “adil olmadığını”, halkın sağlık ve tıbbi bakıma erişim haklarını ihlal ettiğini belirten bir dilekçe imzaladı. 

Bunun yanı sıra uluslararası topluma yaptırımların kaldırılması çağrısında bulunan Tahran, virüsle mücadelede kullanılmak üzere IMF’den 5 milyar dolarlık kredi desteği bekliyor. Tüm bunlara rağmen mevcut ABD yönetimi İran’a yardım etme sinyali bile göstermezken İran’ın acil yardım talebini engelliyor. 

Nükleer anlaşmada imzaları bulunan Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupalı güçler, Washington’ın anlaşmayı yok saymasını desteklemedi. Bununla birlikte 2019’da ABD’nin İran’a karşı yaptırımlarını bertaraf etmeyi hedefleyen INSTEX adlı bir sistem oluşturdu. Ancak, ABD’nin cezai yaptırımlarından çekinilerek, proje sessizce sonlandırıldı.

Alessandra Bajec

Alessandra Bajec Kahire merkezli serbest gazeteci. 2010-2011 yılları arasında Filistin’de yaşadı. Metinleri rt.com, CounterPunch ve Avrupa Gazetecilik Merkezi dergisinde yayımlandı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar