FRANSA Fransa Hükümeti Müslümanları Hedef Alan Yasa Tasarısını Kabul Etti

Fransa hükümeti, "İslam ve Müslümanları hedef aldığı" gerekçesiyle eleştirilen yasa tasarısını kabul etti. Yasa tasarısı 54 maddeden oluşuyor.

ehisim 10 Aralık 2020

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından 2 Ekim’de açıklanan yasa tasarısı, Bakanlar Kurulu’nda görüşülmesinin ardından kabul edildi. Fransa Başbakanı Jean Castex, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, Müslümanları ötekileştirdiği eleştirilerinin aksine tasarının İslam dinini hedef almadığını, “radikal İslamcılık” ile mücadele etmeyi amaçladığını iddia etti. Radikal İslamcılığın, toplumda nefret ve şiddeti yaydığını ve toplumu böldüğünü iddia eden Castex, bunun karşısında cumhuriyetin boyun eğmeyip kendi değerini savunmayı seçtiğini söyledi.

Diğer yandan Fransa‘da aşırı solcu Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Hareketinin lideri Jean-Luc Melenchon ise hükümeti, yasa tasarısı ile Müslümanları yaftalamayı amaçlamakla suçladı. Tasarı parlamentoya sunulduğunda, çok sayıda değişiklik talebinde bulunacaklarını belirten Melenchon, yasa tasarısının Müslümanları damgalama niyeti taşıdığını ifade etti. Yasa tasarısı, İslami derneklerin finansmanlarının denetlenmesi ve Fransa tarafından imamlara yeterlilik sertifikasının verilmesi şartlarını da içeren 54 maddeden oluşuyor.

Derneklerin Yapılandırılmaları

Yasa tasarısında Müslüman derneklerini yakından ilgilendiren hükümler var. 1901 yasasıyla yönetilen çoğu Müslüman derneğinin 1905 yasasının hukuki statüsüne geçmesini sağlamak hükûmetin en büyük isteklerinden biri. Dernekler statü değişimi yapmadığı takdirde daha farklı yükümlülükle karşı karşıya kalacaklar. Muhasebe ve mali şartlarda daha fazla şeffaflık sağlamak için çeşitli hükümler de yer alacak. 10 bin avroyu aşan yabancı bağışlar kaynak beyanına tabi olacak.

Fransa'da İslam

Fransa’nın “Ayrılıkçılık” Takıntısı ve İhlal Edilen Dinî Tarafsızlık

12 Kasım 2020

Konuyla alakalı Başbakan Jean Castex, “Bu yasa tasarısı, Cumhuriyet’in bazı önemli yasalarını, özellikle 1901 tarihli Dernekler Yasasını ve Kilise ve devletin ayrılmasına ilişkin 1905 yasasını değiştiriyor. Bu değişiklikler, karşılaştığımız geleneklerin, uygulamaların ve tehditlerin değişimi karşısında gerekli oldu.” ifadelerini kullandı.

Bunun dışında bir derneğin kendi üyeleri tarafından işlenen ve derneğin faaliyetleriyle doğrudan bağlantılı eylemleri, o derneğe atfedilebilecek. Kısacası bir üyenin işlediği suç derneğe mal olabilecek. Acil durumlarda bu derneğin faaliyetleri üç ay süreyle durdurulabilecek.

Getto Mantığını Kırmak

Cumhurbaşkanı Macron’un 2 Ekim’de “Kendi ayrılıkçılığımızı kendimiz yarattık” ifadeleriyle itirafta bulunup getto gerçeğini gözler önüne sermesinden sonra bu konu yasa tasarısının Bakanlar Kuruluna sunulmasıyla yeniden gündeme geldi. Başbakan Castex, “Getto mantığını kırmak için ülke genelinde daha iyi dağıtılmış daha fazla sosyal konut inşa edeceğiz.” ifadeleriyle sosyal devlet çalışmalarına başvurulacağını belirtti.

İçişleri Bakanı Gérald Darmanin’in ifadelerinde ise tasarıyla alakalı bir yenilik vardı: “Artık kamu hizmeti adına çalışan elemanlarda cemaatçi davranışların veya dinî sembollerin gözlemlenmesi mümkün olmayacak.” Buna göre şimdiye dek tasarıyla alakalı haberlerde kamu memuru olmayıp özel bir kuruluş görevlisi olan, fakat kamu hizmeti gören çalışanlara dinî tarafsızlık zorunluluğu olacağı belirtilmişti. “Cemaatçi davranış” ifadesi ise akıllarda soru işaretine sebep oldu.

Kontrat Dışı Okullara Daha Güçlü Denetim

Fransa Eğitim Bakanı Jean-Michel Blanquer, yasayla birlikte kontrat dışı okul müdürlerinin sabıka kayıtlarına ulaşabileceklerini ve bu okulların finansmanına yönelik denetimi güçlendireceklerini belirtti. Fransa’da İslami okulların neredeyse tamamı kontrat dışı statüsüyle hizmet veriyor. Burada yine Müslüman okullarının hedefte olduğu anlaşılıyor.

Ayrıca Eğitim Bakanı anayasal düzene aykırı olmasına rağmen Macron’un üzerinde ısrarla durduğu evde eğitimin yasaklanmasıyla alakalı açıklama yaptı: “Evde eğitim olabildiğince istisnai olmalı. (…) Bu (tercih) bazı durumlarda gizli Selefi yapılanmaları kamufle ediyor. Bu nedenle evde eğitim için basit bir beyanda bulunulması değil, yetkilendirme sistemi çerçevesinde onay alınması gerekir.”

Çok Eşli Olduğu Anlaşılan Göçmenler Sınır Dışı Edilecek

Vatandaşlık İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı ve aynı zamanda yasa tasarısının yazarlarından Marlène Schiappa ise tasarıda yer alması öngörülen hükümleri tekrar ifade etti. Bekâret sertifikası verilmesinin yasaklanması, bu belgenin sağlık personeli tarafından verildiği takdirde cezalandırılması ve zoraki evliliklere karşı alınan önlemlerden bahsetti. Çok eşli göçmenlere oturum izni verilmeyeceğini, çok eşli olduğu anlaşılan göçmenlerin sınır dışı edileceğini belirtti.

Bakanlar Kurulunun açıklamalarından sonra tepki gösteren Boyun Eğmeyen Fransa (France Insoumise) lideri Jean-Luc Mélenchon, söz konusu yasa tasarısının Müslümanları damgalama niyeti olan bir yasa tasarısı olduğunu vurguladı. Her paragrafta en az iki tartışmalı noktanın olduğunu belirten Mélenchon, “Boşuna yorulacağımızı sanmayın, hiçbir detaya göz yummayacağız” ifadeleriyle bu konuda mücadele vereceğini açıkladı.

Macron’un Açıklamaları

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2 Ekim’de düzenlediği basın toplantısında, “İslamcı ayrılıkçı” fikirlerle mücadeleye ilişkin hazırlanan yasa tasarısının 9 Aralık’ta Bakanlar Kuruluna sunulacağını belirterek “Fransa‘da, cumhuriyetin ortağı olması için İslam’ın yapılandırılması gerekiyor.” demişti.

Fransa‘daki Müslümanların ayrılıkçı fikirleri savunan ideolojilerinin olduğunu, bu kişilerin, kendi yasalarını Fransa‘nın yasalarından üstün gördüğünü” öne süren Macron, “İslam, dünyanın her yerinde kriz yaşıyor.” iddiasında bulunmuştu. Tasarı ile camilerin finansmanının daha sıkı denetlenmesi, Müslüman derneklerin kontrolünün artırılması ve din görevlilerinin yurt dışından gelmesinin engellenmesi hedefleniyor. (AA/P)

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar