İlkeler Şartnamesi Fransa’da Ulusal İmamlar Konseyi İlkeler Şartnamesi’nde Ne Yazıyor?

Fransa’da Ulusal İmamlar Konseyi’nin İlkeler Şartnamesi Macron’a sunuldu. Metin Müslümanlara yönelik suçlayıcı ve ötekileştirici olduğu gerekçesiyle eleştiri topluyor. Perspektif şartnamenin Türkçe tercümesini yayınlıyor.

admin 21 Ocak 2021

Aşağıdaki metin, Şartname’nin 17.01.2021 tarihli versiyonundan tercüme edilmiştir. Metnin Fransızcasına buradan ulaşabilirsiniz.


Ulusal İmamlar Konseyi İlkeler Şartnamesi

Biz, dernek ve federasyon liderleri, Müslüman ibadethanelerinin yöneticileri olarak, bu şartname ile hem Fransız vatandaşlar hem de/veya Müslüman dernek aktörleri olarak “İlkeler Şartnamesi” olarak adlandırılan işbu (metinde) belirtilen tüm kurallara uymayı taahhüt ediyoruz.

(Bu şartname), Ulusal İmamlar Konseyi’nin (CNI) işleyişini yapılandıracak etik ve davranış kuralları için bir çerçeve sağlamayı amaçlamaktadır.

Önsöz

Misyonumuzun temellerini cumhuriyetçi ilkelerle bağlantılı olarak belirlemeyi amaçlayan bu şartnameye bağlılığımızı resmen beyan ediyoruz.

Bunu yaparken, ne dinî inançlarımızın ne de başka herhangi bir gerekçenin, yasayı ve Cumhuriyet Anayasasını kuran ilkelerin yerini alamayacağını yeniden teyit ediyoruz.

Vatandaşların yükümlülüklerinden kaçmak için hiçbir dinî inanç ileri sürülemez.[1]

Bu “İlkeler Şartnamesi”, Cumhuriyet kanunlarına ve İslam ahlakına uygun olarak müminlere aktarılacak ve onlarla paylaşılacak değerlerin ana hatlarını çizmeyi amaçlamaktadır.

1. Madde

Şartnamenin Amacı

İslami değerler ve Cumhuriyet’te geçerli olan hukuk ilkeleri mükemmel bir şekilde uyumludur ve Fransa Müslümanları tamamen ulusal topluluğun bir parçasıdır. Anayasal açıdan dinleri, inançları veya felsefi görüşleri ne olursa olsun tüm vatandaşlar eşittir.

Dinî ve ahlaki açıdan ise Müslümanlar, vatandaş veya yabancı olarak ikamet edenler, bir anlaşma ile Fransa’ya bağlıdırlar. Bu, onların ulusal uyum, kamu düzeni ve Cumhuriyet kanunlarına uymasını taahhüt eder.

Bu şartname aracılığıyla, imzalayanlar Fransa tarihinde önemli bir sayfanın yazılmasının bir parçası oldular.

Çeşitliliği ve çoğulculuğuyla birlikte ulusal topluluk ile Cumhuriyet topraklarında yaşayan tüm Müslümanlar arasında, ister vatandaş ister yabancı olup ikamet edenler olsun, barışçıl ve güvene dayalı ilişkiler kurulmasına yardımcı olur. Dolayısıyla bu şartnameyi imzalayan her bir taraf,  saygı ve haysiyet çerçevesinde, iç barış için çalışmayı ve her türlü nefret ve şiddetle mücadele etmeyi taahhüt ediyor.

2. Madde

Görevler

Misyonumuz ve bağlılığımız kaynağını inancımızdan ve vatandaşlık taahhüdümüzden almaktadır.

Misyonumuzu, ülkemizin birlik ve bütünlüğünün temeli olan Cumhuriyet ilke ve kuralları çerçevesinde yürütürüz.

Kanun önünde eşitlik ilkesi, bizi ortak kurallara uymaya ve bunların inançlarımızdan ve/veya dinî yorumlarımızdan kaynaklananlar da dâhil olmak üzere tüm norm ve kuralların önüne geçirmeye zorunlu kılar.

3. Madde

Özgürlük

Özgürlük, her yurttaşın inanmasına veya inanmamasına, kendi seçtiği dinî uygulamasına ve dinini değiştirmesine izin veren laiklik ilkesiyle güvence altına alınmıştır.

Bu nedenle imzacılar, İslam’dan vazgeçmeyi suç saymamayı veya bunu “dinden dönme” (ridda) olarak nitelendirmemeyi, ne de damgalamayı veya doğrudan veya dolaylı olarak dinden dönenlerin fiziksel veya ahlaki bütünlüğüne saldırıya çağırmamayı taahhüt ederler.

Bu, yasaların kabul ettiği tüm fikirlere ve ifadelere saygıyı ve her şeyden önce temel bir cumhuriyetçi ilkeyi yansıtır: Vicdan özgürlüğü.

Tanrı insanlara kendi yollarını ve inançlarını her türlü zorlamadan bağımsız olarak seçme özgürlüğü verdi: “Dinde zorlama yoktur.” (Kur’an, 2: 256) ve bunu kendi iradesinin bir ifadesi yaptı: “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi topluca iman ederdi. Hal böyleyken, mümin olsunlar diye sen tutup insanları zorlayacak mısın?” (Kur’an, 10: 99).

Vicdanı baskı altına alan aşırı din propagandası, insanın onurunu karakterize eden akıl ve yüreğin özgürlüğüne aykırıdır.

Tartışmanın bir zenginlik kaynağı ve fanatizme karşı bir siper olduğuna inanarak, tüm tartışmalara katılmayı kabul ediyor ve her türlü şiddete karşı çıkıyoruz.

İmzacılar bu nedenle Avrupa İnsan Haklarının Korunması Sözleşmesinin 9. Maddesine uymayı taahhüt ederler. Bu madde düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne yer vermektedir.

4. Madde

Eşitlik

Fransa İslam’ı, İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nin 1. Maddesine tamamen uyar.[2]

Dolayısıyla imzacılar, tüm dinî faaliyetlerinde bu ilkeye uyulmasını sağlamayı taahhüt ederler.

Bu Eşitlik aynı zamanda İslami külliyatta da yer alır: “Andolsun biz insanoğluna şan, şeref verdik.” (Kur’an, 17: 70).

Kadın erkek eşitliği Kuran tarafından da onaylanan temel bir ilkedir: İnsanlar aynı özden gelirler (Kur’an, 4: 1)

Bu nedenle, inançlılara, eğitim rolümüzün bir parçası olarak, sözde Müslüman denilen kültürel uygulamaların İslam kapsamına girmediğini hatırlatarak bu eşitlik ilkesini Cumhuriyet yasalarına uygun olarak sürdürmeye çalışıyoruz.

5. Madde

Kardeşlik

Kardeşlik bizi dinî bir açıdan sorumlu kılıyor. Sahip olduğumuz etik (anlayış) bizi, ayrım yapmaksızın vatandaşlarımıza karşı iyilikle davranmaya sevk ediyor. Din, cinsiyet, cinsel yönelim, etnik köken, sağlık durumu veya engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılığı reddediyor ve tüm vatandaşlara oldukları gibi ve inandıkları şeyler için saygı duyulmasını istiyoruz.

Her türlü ırkçılık, ayrımcılık ve öteki nefreti, özellikle Müslüman karşıtı eylemler, antisemit eylemler, homofobi ve kadın düşmanlığı cezai hükümlü suçlardır. Aynı zamanda hiçbir samimi inancın kabul edemeyeceği bir zihin ve yüreğin yozlaşmasının ifadesidir.

İmzacılar, işbu “İlkeler Şartnamesinde” belirtilen tüm değerlerin savunulmasından yola çıkarak, Cumhuriyet kanunlarına uygun olarak insanlığa karşı her türlü suçu reddetmeyi taahhüt ederler.

İslam içinde birbirinden ayrılan akımlar ve yorumlar olabilir: Ama bunlar hiyerarşik değildirler.

Bu şartnameyi imzalayanlar, yabancı teorisyenlerin, ideologların veya devletlerin dikte ettiği teolojik veya politik yargılarla kendi dindaşlarını dışlamadan onlarla tartışmayı ve konuşmayı taahhüt ederler.

Özellikle cinayetin meşrulaştırılmasının başlangıcı olan tekfirideolojisine (aforoz etme) karşı mücadele ediyoruz. Bu nedenle fitneden (çekişme-discorde) kaçınmaya ve karşılıklı bir iyilik mantığı çerçevesinde görüşmeye destek olmaya çabalıyoruz.

Gerek ibadet yerlerimizdeki cemaati gerekse ailelerimizi yurttaşlarımızın inanç veya din meselelerindeki seçimlerine saygı göstermeye ve onlara karşı açık olmaya çağırıyoruz: “Her birinize bir şeriat ve bir yol yöntem verdik. Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Hepinizin dönüşü Allah’adır. Allah size hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri haber verecektir.”(Kur’an 5: 48).

6. Madde

Her Türlü Müdahalenin ve İslam’ın Siyasi Amaçlar İçin Araçsallaştırılmasının Reddi

İş bu “İlkeler Şartnamesi”nin amacı, daha önce açıkça belirtildiği gibi, İslam’ın siyasi/ ideolojik amaçlar için araçsallaştırılmasıyla mücadele etmektir.

Dolayısıyla imzacılar, “siyasal İslam” [3] olarak bilinen şeyi destekleyen herhangi bir sürece katılmayı reddetmeyi taahhüt ederler.

Amacı dinimizi asıl amacından saptıran ve toplumumuzda güç ilişkileri ve çatlaklar oluşturmaya çalışan her türlü hareket veya ideolojiye karşı kararlılıkla mücadele ediyoruz.

Bu nedenle, İslam’ı veya Ümmeti(inananlar topluluğu) yerel veya ulusal bir siyasi perspektifte veya İslam ile ayrılmaz olan çoğulculuğu inkar eden yabancı bir güç tarafından dikte edilen siyasi bir ajandanın ihtiyaçları için kullanmamaya veya kullanılmasına izin verilmemesine kararlıyız.

İbadet yerlerinin siyasi konuşmalar yayınlamasına veya dünyanın başka yerlerinde meydana gelen çatışmaları bu yerlere taşımasına izin vermeyi reddediyoruz. Camilerimiz ve ibadethanelerimiz ibadete ve değerlerin aktarılmasına tahsis edilmektedir.

Ülkemiz olan Fransa’ya ve Fransız yurttaşlarımıza düşman olan yabancı rejimleri savunan ve dış politikaları destekleyen milliyetçi söylemlerin yayılması için kurulmamışlardır.

İslam’ı siyasi amaçlar için araçsallaştırmak suretiyle dinin saptırılması şiddetle ve kayıtsız şartsız reddedilmelidir.

Siyasi düzenin dinî düzenden ayrı olduğunu onaylıyoruz. Oluşumlarımızdan hiçbiri, kurallarımızın hiçbiri Fransa’da Müslümanlara farklı muamele gösterilmesi amacını gütmemektedir.

İbadethanelerimize giderek daha fazla ulusal fonlar aracılığıyla fon sağlamayı taahhüt ediyoruz. Yabancı bir devletten veya yurtdışından bir sivil toplum kuruluşundan, tüzel veya gerçek kişiden gelecek herhangi bir fon, yürürlükteki yasalara sıkı sıkıya uymalıdır ve bu fon hiçbir bağışçıya Fransa’da İslam dininin uygulanmasına doğrudan veya dolaylı olarak müdahale etme hakkını vermez.

İmza sahipleri, camilerinin yönetimine ve imamlarının misyonuna yurt dışından gelebilecek her türlü müdahaleyi açıkça reddetmelidir.

7. Madde

Akla ve Özgür İradeye Bağlılık

Bir dinin amaçları, insanlığın üzerine kurulu olduğu evrensel değerlere katkı sağlar. Müslüman yetkililer, cemaati düşünmeye sevk eder ve kutsal kaynaklardan Fransız toplumunun bağlamında uygulanabilecek olanları ayırt edebilmelerine yardımcı olur.

İslam’ın tüm doktrin okullarının aynı meşruiyete sahip olduğunu ve her bir cemaatin kendi görüşünü oluşturmanın kendisine bağlı olduğunu onaylıyoruz.

Bu evrensel kaynakları ülkemizin gerçeklerine uyumlu bir şekilde uyarlayarak, tüm Müslümanların dinî uygulamalarını vatandaş sorumluluklarıyla uzlaştırmalarını ve barışla huzur içinde ikisini birlikte yaşamalarını sağlamak istiyoruz.

Ayrıca, batıl inançlara ve eski adet uygulamalarına, özellikle de “nebevi” denilen sözde “tıp” olduğunu iddia eden ve istismara uğramış inananların hayatlarını tehlikeye atanlara karşı eğitim ve pedagoji yoluyla mücadele etmede kararlıyız.

8. Madde

Laikliğe ve Kamu Hizmetlerine Bağlılık

Laikliğin ilkelerinden biri olan ve kamu hizmeti gören görevlilere dayatılan dinî tarafsızlık, vatandaşlara dinî inançları ne olursa olsun adil bir hizmet almayı ve dinî propagandaya karşı mücadele etmeyi garanti etmeyi amaçlamaktadır.

(Kamu hizmeti) kullanıcıları ise bu tarafsızlığa tabi değildir, ancak dini ifade edişlerinde (yaşayışlarında), yasayla belirlenen kamu düzenine saygı göstermeleri gerekir.

Özellikle, öğretmenin toplumumuzdaki asli rolünü ve toplumu etkileyen kötülüklerden korunması gereken okulun önemini hatırlıyoruz. Çatışma veya anlaşmazlık durumunda, önce diyalog aranacak ve son çare olarak mahkemeler anlaşmazlıkları tahkim etme yetkisine sahip olacak.

Sivil barış ve uyumu korumak için, tüm vatandaşlara ve özellikle kamu hizmeti ve genel menfaat görevi yerine getirenlere saygı duyma çağrısında bulunuyoruz.

9. Madde

Müslüman Karşıtı Nefrete, Propagandaya ve Yanlış Bilgiye Karşı Mücadele

Fransa’daki Müslümanlar ve inançlarının sembolleri çoğu zaman düşmanca eylemlerin hedefi oluyor. Bu eylemler, ne devletle ne de Fransız halkıyla karıştırılmaması gereken aşırılık yanlısı bir azınlığın eseridir.

Bu nedenle, tüm mağduriyet duruşları gibi, iddia edilen devlet ırkçılığına yönelik suçlamalar da karalama kapsamındadır. Hem Müslüman karşıtı nefreti hem de Fransa nefretini besliyor ve şiddetlendiriyorlar.

Hakaret ve yanlış bilgilerin yayılması suçtur. Bunları yasaklamak ahlaki bir gerekliliktir: “Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın.”(Kur’an, 49: 6).

Ülkemizde milyonlarca inançlı kişi kendi seçtikleri dinî ayine barışçıl bir şekilde gitmekte, başka milyonlarca kişi de bunu yapmaktan özgür bir şekilde kaçınmaktadır. Bize normal görünen bu gerçek maalesef günümüzde dünyadaki pek çok toplumun gerçekliği değil.

Herhangi bir biçimde şiddet, nefret, terörizm veya ırkçılık fikirlerini yayan kitap, kitapçık, web sitesi, blog, video yayınlamamaya çağırıyoruz. Aşırılık yanlısı akımlar savaşa yönelten kavramlara [4] dayanıyor ve yaptıkları konuşmalarla Fransız toplumuna olduğu kadar İslam’ın ve Müslümanların imajına da zarar vererek şiddeti ve ayrılığı teşvik ediyor.

Gençleri, böyle bir İslam görüşünü aktaran kendi kendini imam ilan etmiş olanlardan korumak için eğitim çalışmaları yapıyoruz.

Fransız ve Fransızca külliyatını, kavramların Fransız Müslümanları tarafından daha iyi özümsenmesi ve söylemlerin daha fazla şeffaf olmasını sağlamak için destekliyoruz ve toplumumuzun gerçeklerini bilmeyen, fitne çıkarmayı ve bizi bölmeyi amaçlayan yurtdışından gelen her türlü söylemi reddediyoruz.

10. Madde

Şartnameye Uyma

İmzacılar, bu şartnamenin ilkelerini ve değerlerini kendi derneklerinde uygulamayı müştereken ve ortaklaşa taahhüt ettiklerinin farkındadırlar.

En az iki federasyon bu şartnamenin ihlal edildiğini düşünürse, içeriğini tanımladıkları bir karşı soruşturma açmaya karar verebilirler. Bu karşı prosedürün ardından, federasyonların en az üçte ikisi tarafından yazılı bir gerekçeyle tanınması hâlinde bir ihlal tespit edilir.

Daha sonra suçlunun Fransa’daki tüm temsili İslam kurumlarından dışlanmasıyla sonuçlanır.

Dipnotlar

[1] İnsan Haklarının Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 17. Maddesinin hatırlattığı gibi “Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerin yok edilmesine yönelik bir etkinliğe girişme ya da eylemde bulunma” yasal bir hakla gerekçelendiremez.

[2] İnsanlar, haklar bakımından özgür ve eşit doğar ve yaşarlar.”

[3] “Siyasal İslam” kavramı ile bu şartname, genellikle Selefilik (Vahhabilik) ve Tebliğ olarak adlandırılan siyasi ve / veya ideolojik akımların yanı sıra Müslüman Kardeşler düşüncesine bağlı ve bununla bağlantılı milliyetçi akımları kapsamış olur.

[4] Şu kavramlar gibi: vela ve bera: ittifak ve inkâr; tekfir ve hicret: kınama ve sürgün, darul harb ve darul islam: savaş toprakları ve İslam toprakları.

admin

Lisans eğitimini Münster Üniversitesinde Sosyoloji ve Siyaset Bilimi bölümlerinde çift anadal olarak tamamlayan Kandemir, Duisburg-Essen Üniversitesinde sosyoloji yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Ağırlıklı çalışma alanları göç sosyolojisi ve ulusaşırı Türk toplulukları olan Kandemir Perspektif dergisi editörüdür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar