Danimarka Danimarka’da Dinî Cemaatlere Danca Vaaz Zorunluluğu

Danimarka’da Danca dışındaki dillerdeki vaazlarla ilgili bir yasa tasarısı gündemde. Tasarıda dinî sohbet ve vaazların Danca yapılması isteniyor. Düzenleme meclisten geçerse, en çok Müslüman cemaati etkileyecek.

Hatice Koçer Aras 3 Mart 2021

Danimarka hükûmeti 2020 yılının ekim ayında -2020-2021 hükûmet programında da dile getirdiği üzere- “Danca dışındaki dillerdeki vaazlar” adında bir yasa tasarısı teklifinde bulundu. Danca vaaz ile ilgili tasarıya göre ülkedeki dinî kurum ve cemaatlerde yapılan vaazların Danca olarak yapılması isteniyor. Bu durum dinî cemaatlere vaazların çevirisinin yapılması yükümlülüğünü getirerek, ibadetlerin ifa edilmesini zorlaştırıyor.

Şubat ayında yasa tasarısını basın açıklaması ile kınayan Danimarka İslam Toplumu, tasarıyı din özgürlüğüne müdahale olarak gördüğünü kamuoyuna duyurdu. Danimarka İslam Toplumuna göre yasa tasarısı tercüme yükümlülüğü getirerek Danimarka Anayasasının 69. maddesini ihlal ediyor ve dinî cemaatlerin ibadet etmelerini engelleyebilecek orantısız bir yük oluşturuyor. Müslümanlar için yasa tasarısının etkisi cuma günü vaazların tercüme edilmesi şartının getirilmesi anlamına gelerek, tercüme ettirecek kaynakları olmayan Müslüman cemaatlerin cuma namazını kılamayacakları sonucuna götürüyor. Bu durum ise Danimarkalı Müslümanların dinlerini uygulamaları önünde açıkça bir engel oluşturuyor. 

“Çeşitlilik Geleneğinin İhlali”

Yasa tasarısından sadece Müslümanlar etkilenmeyecek, başka dillerde vaaz veren Alman Hristiyan cemaatler, Faroelar ve Grönlandlılar da vaazlarını Danca sunmak zorunda kalacaklar. Bu nedenle yasa tasarısı başta Danimarka’nın kendi Halk Kilisesinin din adamları da olmak üzere birçok dinî cemaat temsilcisi ve Danimarka sınırlarında yaşayan Alman azınlık cemaatler tarafından da 29 Mart 1955 Kopenhag-Bonn Deklarasyonuna aykırı olması nedeniyle kınandı. Örneğin Danimarka Kiliseler Danışma Kurulu, yasa tasarısına olan tepkisini Başbakan ve Kilise Bakanı’na açık mektup göndererek belirtti ve “Böyle bir yasayı, Katolik Kilisesi, Ortodoks Kilisesi, Anglikan Kilisesi, Alman ve Fransız Reform Kilisesi ve çok çeşitli bağımsız kilise ve göçmen cemaatleri de dâhil olmak üzere Danimarka Halk Kilisesi dışındaki dinî toplulukları zan altında tutmak olarak görüyoruz.” açıklamasında bulundu.

Bu açıklamada yer alan, “Yasa tasarısını Danimarka’da gurur duyduğumuz özgürlük ve çeşitlilik geleneğinin ihlali olarak kabul ediyoruz” ifadesi tasarının çok derin problemlere yol açtığının göstergesi. Danimarka Kiliseler Danışma Kurulu yasanın “aynı zamanda ana dilin önemini vurguladıkları Lutherci geleneğe ve ayrıca kalp dili kavramının gerekli olduğu Danimarka Grundtvig geleneğine de aykırı” olduğunu ifade ederek şunları ekledi: “Bize göre böyle bir yasa, daha fazla şeffaflık yaratmayacak, bireysel vaiz ve mezhep için daha fazla kontrol ve gereksiz çalışma yaratacaktır.” 

Öte yandan yasa tasarısı hakkında Avrupa Birliği altında işleyen bir komisyon olan Avrupalı Piskoposlar Birliği (COMECE) Başkanı Kardinal Jean-Claude Hollerich’ten de açıklama geldi. Hollerich, “Başkan olarak, yakında Danimarka’da oylanacak tasa tasarısıyla ilgili endişelerimi belirtmek isterim. Bu din özgürlüğünün gereksiz yere sınırlandırılması anlamına gelir.” dedi.  

“Danca Vaaz Zorunluluğu Antidemokratik”

Yasa tasarısının hedefinin Danimarka’daki Müslümanlar olduğunu açıkça ifade eden Entegrasyon Bakanı Mattias Tesfaye, “tasarının amacının anti-demokratik tutumların siyasallaşıp siyasallaşmadığını, bu tutumların en başta cami vaazlarında yayılıp yayılmadığını öğrenmek için olduğunu ” açıklayarak asıl hedefin dini kontrol altında tutmak olduğunu belirtti. Resmî devlet kilisesi olan Danimarka Halk Kilisesinin piskoposlarından Marianne Christiansen, Entegrasyon Bakanının bu sözlerine cevaben yasa tasarısını değerlendirirken şunları söyledi: “Devletin dinî yaşamı, özellikle de İslam’ı ve azınlık dinlerini kontrol etmek ve kısıtlamak konusunda özel bir ilgi göstermesini anlamamak mümkün değil.”  

Emekli profesör ve kamu hukuku uzmanı Tim Knudsen, yasa tasarısını hükûmet için zor bir vaka olarak nitelendiriyor. Knudsen’e göre hükûmet bir yandan “radikal Müslümanlar” üzerinde otorite kullanmak istiyor, ancak aynı zamanda ayrımcılığa izin vermeyen bir yasama aygıtını savunuyor: “Hükûmet zaman zaman kendi eylemleriyle ortaya çıkardığı sorun ve tartışmaları önceden tahmin edemediği izlenimi veriyor. Hükûmetin ve yetkililerin bu tasarının sonuçlarını tam olarak anlamadıkları hissine kapılıyorsunuz ve şimdi ters tepen bir tepki söz konusu.” 

Danimarka İslam Toplumu basın açıklamasının sonunda dini kontrol etmek gibi bir yaklaşımın Danimarka siyasetine yakışmayan antidemokratik bir tutum olduğunu söyledi. Danimarka İslam Toplumu hükûmeti sağduyuya çağırıp, bu tür kısıtlamaların sadece Danimarkalı Müslümanların yabancılaşmasını arttıracağını ve din özgürlüğü üzerindeki ayrımcılık ve kısıtlamalardan fayda sağlayan demokratik kararlar olarak sarmalandığında, demokrasi kurumuna güvensizlik yaratacağını açıkladı. Yasa tasarısının aldığı tepkilerden dolayı meclise sunulmayacağı umuluyor.

Hatice Koçer Aras

Danimarka’da yaşayan Hatice Koçer Aras, Kopenhag Hukuk Fakültesi mezunu bir hukukçudur.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar