Şeyh Zayed Ödülleri Müslüman Cesareti ve Alman Korkusu: İletişim Filozofu Diyaloğu Reddediyor

Alman sosyolog ve filozof Jürgen Habermas, Abu Dabi’den büyük bir ödül kazanmasına rağmen kendisine gelen eleştirilerden sonra ödülü reddetti. İslam bilimci ve yazar Stefan Weidner’a göre bu durum, Arapların köklü bir kültürel diyalog kurma çabalarını baltalarken Batı’nın ahlaki kibrini ortaya koyuyor.

Stefan Weidner 30 Mayıs 2021

Son zamanlarda Körfez’de barış havası hâkim: Suudi Arabistan, ezeli düşmanı İran ile iletişim kuruyor, körfez ülkeleri söz dinlemez Katar Emirliği’ne uyguladığı tecrit politikasını kaldırıyor. Hatta bazıları kendi halklarının direnişlerine rağmen İsrail ile barış anlaşması bile imzaladı. Siyasi alandaki olumlu gelişmeleri kültürel girişimlerle taçlandırma niyetleri ise sekteye uğradı.

Sonuçları her yıl Abu Dabi Kitap Fuarı’nda açıklanan Şeyh Zayed Ödülleri[1], 225 bin avroluk birincilik ödülünü bu sene günümüz Alman felsefesinin yaşlı ustası, Horkheimer ile Adorno’nun düşünce geleneğini yansıtan “eleştirel teorinin” son temsilcisi olan 91 yaşındaki Jürgen Habermas’a layık gördü. Bu tercih, on yıl önce 2011’de Arap Devrimi’ni engellemek için her şeyi yapan güçlerin, itinalı reform süreçleriyle devrimi on yıl sonra neredeyse yeniden başlatacaklarını düşündürtecekti bize. Planlarına uygun adımları atabilmek için başlarda sosyal demokrasiyi baskı altına alan Bismarck örneğine benzetebilirdik bu durumu. Sonuçta Kiev’den Kahire’ye kamusal alanları, meydanları dolduran protestolar pek çok gözlemci için Habermas’ın dillendirdiği “kamuoyunun yapısal değişiminden” başka bir şey değildi. Hem de sadece Batıda değil Batı dışında da aynı düşünce hâkimdi.

Dosya: "İktidarın Kavramları Kavramların İktidarı"

Hâkim İslam Söyleminin Kaynağı Nedir?

2 Ocak 2020

Devrimciler Arasında Bir Felsefe Yıldızı

Habermas hem Arap dünyasında hem de İran’da tanınan biri. Sayısız eseri Arapça ve Farsçaya çevrildi. Genç, devrimci Arap entelektüeller kendisinden röportaj koparma yarışında. İsmi ve temel fikirleri tüm eğitimli insanlar için yol gösterici. Habermas, kaba güç siyaseti yerine iletişimsel eylem fikrini savunur. Kurumların ve sistemlerin rasyonel söylemle meşrulaştırılması destekler.

Habermas eleştirel süzgeçten geçmiş yeni bir aydınlanmanın değerlerini ve fikirlerini temsil eder. Batı dünyasında bu değerler ve fikirler internet çağı ve medya araçlarındaki kutuplaşmalar sebebiyle her geçen gün daha fazla tehlikeye maruz kalsa da Arap dünyasında önemini ve şöhretini bugüne kadar muhafaza etmiştir. Öyle ki ülkelerini mutlakiyetçi yönetimle idare eden diktatörler bile bu değerleri ve fikirleri savunmaktan imtina etmemişlerdir. Siyasal İslam’ın teokratik güç hakkını savunurken ya da Avrupa ve Amerika ile kurulacak siyasi iletişimde ortak bir isim ve ortak bir dil ararkenki süreç de buna dâhil.

Makul İş Birliği

Büyük çaplı fuarların ve ödüllerin ekonomik zorunlulukları olur. Frankfurt Kitap Fuarı mesela yıllardır Abu Dabi ile birlikte çalışır. Frankfurt Kitap Fuarı müdürü Jürgen Boss Şeyh Zayed Kitap Ödülleri’nde bilimsel komite üyesidir. Fuarla bağlantılı olan ve aralarında Arapça kitapların da olduğu Avrupa dışı edebi eserlerin Almancaya kazandırılmasını hedefleyen ve destekleyen Litprom Topluluğu da aynı şekilde Abu Dabi’den maddi destek alır. Böyle bir maddi destek onur kırıcı değildir. Almanya, Fransa ya da İsrail de edebi eserlerinin yurtdışında tanınması için yatırımlar yapar. Hatta eleştirel, yenilikçi kitaplar bile bu desteklerden mahrum bırakılmaz. Bu sene edebiyat kategorisinde Şeyh Zayed Ödülü örneğin, acımasız feminist şiirleriyle nam salmış Mısırlı İman Mirsal’a verildi.[2]

Ödüle Layık Görülen İlk Alman Değil

Jürgen Habermas Şeyh Zayed Ödül kategorilerinden herhangi birine seçilen ilk Alman değil. Würzburg’da felsefe tarihi profesörü olan Dag Nikolaus Hasse[3] örneğin, 2018 yılı Şeyh Zayed Ödülü’nü kazandı. Rönesans zamanında Arap felsefesinin kabulü[4] hakkındaki çalışmasıyla Hasse “diğer dillerde Arap kültürü” başlığında ödüle layık görüldü. Bendeniz de 2020 yılında “1001 Buch”[5] isimli edebiyat tarihi çalışmamla final listesine[6] kalmıştım. Arapçadan çeviriler yapan Hartmut Faendrich[7] ve sayısız başka Avrupalı ve Amerikalı yazar da Körfez’den yüksek meblağda ödüller kazandı. Tüm bunlar olup biterken kimse ortalığı ayağa kaldırmamıştı. Peki neden şimdi bu telaş?

Dosya: "Tepkiselliği Aşmak"

Nefretin Belirleyiciliğini Nasıl Aşarız?

11 Nisan 2017

Kültürel Temellük

Habermas’ın batı anlayışının sembol figürlerinden biri olmasıymış bu telaşın nedeni; eleştirel Alman felsefesinin canlı kanlı temsilcisi olması. Ayrıca Habermas’ın sadece propaganda amaçlı kullanılarak suiistimal edileceği de iddialar arasında yer alıyor. Arapların bu ödülle Habermas’a kendilerince bir misyon yükledikleri düşüncesini doğru kabul edersek, bu durumun burada pek çok insan tarafından aykırı bir kültürel sahiplenme/ kültürel temellük (İng. “cultural appropriation”) gibi hissedildiğine şüphe yoktur. Diyelim ki Arap dünyası eleştirel teorinin aydınlanma düşüncesini benimsemeyi, sahiplenmeyi istiyor. Bunu yapabilir mi? Bunu yapmaya hakkı olabilir mi? Kim kimin adına konuşabilir ve konuşma hakkına sahip? Bu bağlamda cevaplanması gereken kültürel hegemonya soruları bunlar.

Bu endişelerin bütünüyle haksız olmadığını söyleyemeyiz elbette. Ama bir ödüle yatırım yapan her bağışçı kendi için de bir yatırım yapmıyor mu aslında? Dürüst olalım: ödüllerin pek çoğu bu yüzden verilir. Habermas’a verilmesi planlanan bu ödülde ise beklentinin daha yüksek olduğu iddia ediliyor. Artık bu saatten sonra diplomasimiz emirliklerin siyasetini en iyi filozofumuzun ölçütlerine göre değerlendirme hakkına sahip olsa yeridir. Bu değerlendirme ölçütlerine uymayı her ne kadar kendileri de beceremiyorsa da…

Boykot Kültürü Alman Korkusu ile Buluştu

Habermas, nisan ayının başında ödülü reddetmek için bir neden görmemiş olmalıydı ki aksi bir açıklamada bulunmamıştı.[8] Körfez ülkelerine hâkim olan sorunlu siyasetten Habermas’ın Spiegel’de çıkan bir makale ile haberdar olması ise çok da inandırıcı değil. Spiegel Online’da “Jürgen Habermas ve Emirlik Propagandası” [9] başlıklı haber yayınlandıktan birkaç saat sonra Habermas geri çekildi. Habermas’ı bu kararı vermeye iten ne olursa olsun, her fırsatta temsilciliğini yaptığı ve hatta uğruna 2002’de İran’a gittiği kültürel diyaloğa ihanet etti. Çelişkileri göz önüne sermek yerine Habermas, aceleci bir itaatle boykot kültürüne (İng. “cancel culture”) teslim oldu. “Alman korkusu” denir İngilizcede, biri kendine kefil olmak istemediğinde.

Dosya: "Tepkiselliği Aşmak"

“Tek Sorun Müslümanlarmış Gibi Bir Atmosfer Oluşturuluyor”

12 Nisan 2017

Çifte Standart Yaklaşım

Emirliklerin agresif dış ve baskıcı iç politikalarını eleştirmekte elbette bir mahzur yok. Fakat kültürel siyasetle güç siyaseti aktörlerini ve taleplerini ayıramamak üstenci ve naif bir tutum. Batılı ülkeler, hepsinden önce de Almanya, bu konuda tıpkı Körfez ülkeleri gibi iki yüzlü davranmaktadır. Örneğin ilerlemeci Arap aktivistler, sanatçılar ve entelektüeller bizim Goethe Enstitümüz tarafından desteklenirken, siyasi ve ekonomik alanda şüpheli işler dönmekte; desteklediğimiz aktivistleri baskı altına alan hükûmetlerle, örneğin Mısırla, insanlık dışı mülteci anlaşmaları imzalanmaktadır.

Kültür, güçten ve ekonomik çıkarlardan arınmış bir ahlaki temizliğe sahip olmalıdır. Misyonerlerin, bizzat sömürge efendileri tarafından ayaklar altına alınan Hristiyan ahlakını vaaz etmeleri için dünyanın dört bir tarafına gönderildiği zamanlardan beri bu çifte ahlak, batı siyasetinin alameti olmuştur. Bu çifte ahlakın mekanizmaları bugün incelik kazansa da aynı şekilde işlemeye devam etmekte; bugün ayrıca eskiden sömürgeleştirilmiş devletler tarafından da kullanılmaktadır.

Habermas olayı Batının ahlaki kibrini gösteren apaçık bir örnektir. Ayrıca Arapların ve Müslümanların hakkının Batı tarafından teslim edilebilmesinin neredeyse imkânsız olduğunun da bir delilidir. Katar, en ufak bir eleştiri ile karşılaşmadan tüm futbol dünyasını satın alabilir. Ama İsrail’le barış anlaşması imzalamış olması bile Abu Dabi’nin Jürgen Habermas’a ödül vermesine yetmez, öyle mi? Peki ne yeter bileniniz var mı?

Dipnotlar

[1] https://www.zayedaward.ae/de/default.aspx

[2]https://www.nomos-shop.de/ergon/titel/textheterotopien-von-sabah-al-kharrat-zwayn-iman-mirsal-und-suzanne-alaywan-id-98161/

[3] https://www.philosophie.uni-wuerzburg.de/institut/allelehrsthlefrphilosophie/profdrdagnikolaushasse/

[4] https://www.zayedaward.ae/en/previous.editions/winners/sample.user3.aspx

[5] https://de.qantara.de/inhalt/stefan-weidner-1001-buch-die-literaturen-des-orients-die-weltliteraturen-des-orients

[6]https://www.zayedaward.ae/en/media.center/news/sheikh.zayed.book.award.reveals.shortlisted.titles.for.arab.culture.translation.and.publishing.categories.aspx

[7] http://www.hartmutfaehndrich.ch/hartmutfaehndrich/index.htm

[8]Konuyla ilgili 3 Nisan tarihli metin elimde bulunsa da alıntı yapma hakkım yok.

[9] https://www.spiegel.de/politik/ausland/juergen-habermas-und-die-emiratische-propaganda-laesst-sich-der-star-philosoph-vereinnahmen-a-adfdc2f3-4ffa-4217-bb0e-c5bfd3b1aac8

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar