Dosya: "Toplumsal Bir Sorun: Aile İçi Şiddet" Şiddet Döngüsü: Aile İçi Şiddetin Nesiller Arası Aktarımı

Aile İçi Şiddet

Aile içi şiddet sadece birbirleriyle çatışan aile bireylerini değil, bu çatışma ortamında yetişen çocukları da ilgilendiriyor. Araştırmalar çocukların ileriki dönemlerde yaşadıkları birtakım sıkıntılarda bu travmatik tecrübelerin etkisini kanıtlıyor.

Prof. Dr. Silke Meyer 28 Şubat 2022

Aile veya yakın partner şiddeti olarak da bilinen “aile içi şiddet” küresel boyutlarda bir halk sağlığı krizi. Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa’da dört kadından birinin yaşamları boyunca yakın partner şiddeti yaşadığını tahmin ediyor. Genellikle fiziksel şiddet olarak düşünülse de sözlü, duygusal, finansal, manevi, kültürel, fiziksel ve/veya cinsel istismar gibi bir dizi taciz edici davranışı da içerebiliyor. Ev içi şiddet veya yakın partner şiddeti, cinsiyete dayalı küresel bir sorun olmaya devam ediyor. Erkekler de şiddet görebiliyor ve kadınlar da şiddet uygulayabiliyor olsa da aile içi şiddet orantısız bir şekilde kadınları etkiliyor.

Aile İçi Şiddetin Yetişkin ve Çocuk Mağdurlar Üzerindeki Etkileri

Dosya: "Toplumsal Bir Sorun: Aile İçi Şiddet"

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ev İçi Şiddeti Önlemek İçin Bir Gereklilik Mi?

28 Şubat 2022

Fiziksel olmayan istismar türleri de dâhil olmak üzere aile içi şiddete maruz kalmak mağdurlar üzerinde çeşitli ve genellikle uzun vadeli etkilere sebebiyet veriyor. Bunlar arasında kötü fiziksel ve duygusal sağlık sonuçları, sosyal izolasyon, finansal güvensizlik ve evsizlik bulunuyor. Aile içi şiddet ayrıca kısmen mağdurun ebeveynlik kapasitesini zayıflattığı için kısmen de çocukluk döneminde aile içi şiddete maruz kalmak çocukların sosyal, duygusal ve fiziksel gelişimine olumsuz katkıda bulunduğu için çocukları da etkiliyor. Örneğin ebeveynler veya bakıcılar arasında meydana gelen şiddet ortamında büyümek, çocukluk boyunca zayıf sosyal, duygusal ve fiziksel sağlıkla ilişkilendiriliyor.

Şiddetin yaşandığı bir ortamda büyümenin ayrıca yetişkinlik döneminde, kronik fiziksel ve zihinsel hastalık, alkol ve/veya diğer uyuşturucuların sorunlu kullanımı, artan aile içi şiddet mağduru olma ve/veya suç işleme riski dâhil olmak üzere kalıcı etkileri olabiliyor. Aile içi şiddete maruz kalan yetişkinlerin büyük bir bölümünün kendilerini anne olarak tanımlaması ve istismara uğradıkları deneyimler sırasında kendilerine bağımlı çocukları olduğunu bildirmesi sebebiyle aile içi şiddet önemli bir halk sağlığı sorunu teşkil ediyor ve de erken müdahale gerektiriyor.

Ev İçi Ergen Şiddeti

Aile içi şiddetin nesiller arası aktarımına ilişkin çalışmaların çoğu nesiller boyunca tekrarlanan yakın eş şiddeti kalıplarına odaklanmış olsa da daha yakın tarihli araştırmalar gençlerin evde ve/veya flört ilişkilerinde şiddet kullanma riskine dikkat çekiyor. Ergenlerin ev içinde diğer aile üyelerine karşı şiddeti başta olmak üzere bu tarz aile içi şiddetin doğası ve kapsamı hakkında çok az şey biliniyor. Bu tarz şiddet, duygusal ve sözlü tacizden finansal tacize, zarar verme tehditlerine, mülke zarar vermeye, fiziksel ve/veya cinsel şiddete kadar değişen taciz edici davranışlar dâhil yetişkin aile içi şiddetle bazı benzerlikler paylaşıyor. Aileler üzerindeki etkisi şiddetli olabilse de ergenlerin evde şiddet kullanmasının altında yatan itici güçler, yetişkin yakın partner şiddetinden farklı olma eğiliminde. Evde şiddet kullanan bir gencin gelişim aşaması dürtü kontrolü ve öz düzenleme eksikliği ile ilişkilidir. Ayrıca aile içi ebeveyn şiddeti ve diğer çocuk istismarı biçimleri gibi travmatik deneyimler bu şiddet biçiminin daha farklı ve travmadan hareket eden bir biçimde anlaşılmasını gerektirir.

Ergenlerde flört şiddeti konusu yıllar içinde ergenlerin evde şiddet kullanımına göre biraz daha fazla ilgi görmüştür. Bu hususta, araştırmalar ayrıca, çocukluk döneminde aile içinde yaşanan ebeveyn şiddeti deneyimlerinin, genç bir kişinin ergenlik dönemindeki flört ilişkilerinde şiddete başvurma riskini artırdığını ileri sürmektedir. Daha önceki araştırmaların çoğu ABD’de yapılmış olsa bile Avrupa’da da ergenlik çağındaki flört şiddetini anlamaya ve bunlara karşılık vermeye yönelik önemli araştırmalar yapıldı. Bu hususta yapılacak kültürler arası karşılaştırmalar sınırlı kalıyor ama bazı araştırmalar toplumsal cinsiyet, ebeveynlik ve aile hayatıyla ilgili katı kültürel ve dinî normların çocuklukta aile içi şiddet deneyimlerine ve bunun nesiller arası aktarımına katkıda bulunan bir faktör olarak rolünün altını çiziyor. Bu durum da aile içi şiddete karşı farklılıklar hakkında daha bilgili ve kültürel açıdan duyarlı pratik müdahalelere duyulan ihtiyacı ortaya koyuyor.

ÖZEL DOSYA

Aile İçi Şiddet

DEVAMINI GÖR

Araştırmalarda ortaya çıkan kilit bir bulgu da gençlerin flörtte ve/veya aile ilişkilerinde şiddet kullanımının altında aile içi ebeveyn şiddeti ve diğer çocuk istismarı biçimleriyle ilişkili travmaların yatmasıdır. Bu nesiller arası şiddet aktarımı görünür hâle geldiğinde aileler için zor olabilir. Özellikle yakın partner şiddetinden etkilenen anneler, çocuklarının şiddet kullanımıyla ilgili endişelerini dile getirirler, ancak aynı şekilde bu davranışın nereden gelebileceğini de anlarlar. Evdeki ergen şiddeti söz konusu olduğunda bu özellikle zordur, zira birçok anne eski ya da halihazırdaki eşinin yanı sıra çocuğunun da neden olduğu ikili mağduriyet deneyimlerinin etkisi altında kalır.

Şiddetin Nesiller Arası Aktarımına İlişkin İzahlar

Şiddetin nesiller arası aktarımının arkasındaki nedenler çok katmanlıdır. Şiddetin ve saldırganlığın nesiller arası aktarımı geleneksel olarak sosyal öğrenme yoluyla açıklanıyordu. Başka bir deyişle, bu açıklamaya göre, ebeveynleri veya bakıcıları arasındaki aile içi şiddeti gözlemleyen çocuklar, erken yaşlardan itibaren şiddetin kabul edilebilir bir çözüm, güç ve kontrol aracı olduğunu öğrenirler. Daha yeni araştırmalar, çocuklukta yaşanan aile içi şiddet deneyimlerinin, çocuklarda gelişimsel gecikmelere, zorlu davranışlara ve zihinsel sağlık sorunlarına yol açabilecek beyin gelişimi üzerindeki etkisinin altını çiziyorlar.

Son olarak, aile içi şiddet deneyimi, diğer çocuk istismarı ve ihmali deneyimleriyle örtüşme eğilimindedir. Çocuklukta yaşanan çeşitli olumsuz deneyimler daha yüksek düzeyde çocukluk dönemi travması ile ve bunun sonucu olarak da evde ergen şiddeti, ergenlik döneminde flört şiddeti ve yetişkinlikte yakın partner şiddeti de dâhil olmak üzere daha büyük sorunlu davranış riskleriyle ilişkilendirilmiştir.

Çıkarımlar

Evde ve/veya flört ilişkilerinde şiddet uygulayan gençlerin ortak özelliğinin aile içi şiddet deneyimleri olduğuna dair artan kanıtlar, aile içi şiddete maruz kalan yetişkin ve çocuk mağdurlar için erken ve travma hususunda bilgili müdahalelere duyulan ihtiyacı gösteriyor. Yetişkin mağdurlar, kendi güvenliklerini ve esenliklerini sağlamak için koruma ve iyileşme desteğine hem ihtiyaç duyar hem de aynı desteğin çocukları için de sağlanmasını ister. Aile içi ebeveyn şiddetinden etkilenen çocukların, çocuklar odaklı kısa ve uzun vadeli destek ve iyileşmeye erişimlerini sağlamak için kendi başlarına hayatta kalan mağdurlar olarak tanınmaları gerekir.

Dosya: "Toplumsal Bir Sorun: Aile İçi Şiddet"

Şiddet, Mağdurun Değil Toplumun İmtihanıdır

28 Şubat 2022

Burada bahsedilen kanıtların hiçbirinin, aile içi ebeveyn şiddetine maruz kalmış çocukları anne ve babalarının elinden alacak daha mütecaviz bir çocuk koruma eylemini desteklemediğini burada vurgulamak önem taşıyor. Aksine bu kanıtlar hem çocukların hem de annelerin destek ihtiyaçlarını tanıyan, koruyucu ebeveynliği ve çocukların iyileşmesini destekleyen bütünsel uygulamalara duyulan ihtiyacın altını çiziyor. Aile içi ebeveyn şiddetinin çocuklar üzerindeki etkileri şiddetli olabilir, ancak bunlar erken teşhis edilirlerse müdahale ile onarılabilirler. Bundan dolayı da çocukların iyileşmesine yapılan yatırım, çocukların esenliğine ve aile içi şiddetin önlenmesine yapılan bir yatırım olarak anlaşılmalı.

Prof. Dr. Silke Meyer

Avustralya’da Griffith Üniversitesi’nde Sosyal Hizmet alanında profesör olan Silke Meyer, aile içi şiddet, ev içi ergen şiddeti, şiddeti önleme tedbirleri gibi alanlarda uzmanlaşmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

    Hakkımızda

    Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

    YAZININ DEVAMI
    Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |