Ruanda Ruanda Soykırımı’nın Sorumluları Hâlâ Serbest

Ruanda'daki soykırımdan 28 yıl sonra 1000'den fazla şüpheli hâlâ serbest durumda.

6 Nisan 2022

Ruanda’da soykırımın üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen 1000’den fazla şüpheli, yargılanmadan diğer ülkelerde serbestçe dolaşmayı sürdürüyor. Hayatta kalanlar adaletin bir an önce tecelli etmesini ve sorumluların yargılanmasını isterken Ruanda Soykırımı’nın suçluları hakkındaki davalar sürüyor.

Fransa’nın Rolü Var Mıydı?

FRANSA

Macron Fransa’nın Ruanda Soykırımı'ndaki Sorumluluğunu Kabul Etti

27 Mayıs 2021

Soykırımı engellemek yerine Tutsilere karşı soykırımcı Hutu rejimine silah ve mühimmat desteği veren Fransa’nın rolü ise hâlen tartışılıyor. Ruanda’da Ulusal Savcılığa bağlı Soykırım Kaçakları İzleme Biriminin (GFTU) 2021’de yayımladığı verilere göre, soykırım şüphelileri, ABD, Fransa, Hollanda ve Kanada gibi ülkelerde özgürce yaşamaya devam ediyor.

GFTU’ya göre, 1000’den fazla şüphelinin 408’i Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde (KDC), 277’si Uganda’da, 63’ü Malavi’de, 15’i Burundi’de, 52’si Tanzanya’da, 47’si Fransa’da, 42’si Kongo Cumhuriyeti’nde ve 40’ı Belçika‘da yaşıyor.

35 şüphelinin Kenya’da kaldığı düşünülerken ABD’de 23, Hollanda’da 18, Kanada’da ise 14 kişinin saklandığı tahmin ediliyor.

Yargılama Süreçleri

Kigali hükûmeti, şüphelilerin saklandığı düşünülen 30 ülkeden 10’uyla iade anlaşması imzaladı. Soykırım suçlularına yönelik yargılamalardan bazıları da sürüyor.

Ruanda mahkemesi, 17 Mart 2022’deki davada, 1994 soykırımında öncü rol alan partilerden Cumhuriyet Savunma Koalisyonunun (CDR) eski Genel Sekreteri Jean Baptiste Mugimba’yı, soykırım tasarlamak ve soykırıma ortak olmaktan 25 yıl hapse mahkum etti.

Mugimba’nın Nyakabanda katliamına kişisel olarak katıldığına dair kanıt olmamasına rağmen çeşitli bölgelerde Tutsilere karşı barikatlar kurulmasına karıştığına ve katliama ortak olduğuna hükmedildi. Ruanda’nın aşırılık yanlısı siyasi partisi CDR’nin eski Genel Sekreteri ve Ruanda Merkez Bankasının eski bir çalışanı olan Mugimba, 2016 yılında Hollanda’dan Ruanda’ya iade edilmişti.

Soykırımda hayatta kalanlar ise adaletin bir an önce tecelli etmesini ve sorumluların yargılanmasını istiyor. Uzmanlar, KDC, Burundi ve Ugandalı yetkililerin, bu ülkelerin vatandaşı olan şüphelilere yönelik harekete geçmesini küçük bir ihtimal olarak görüyor çünkü şüpheliler, kendilerini Kongo’da Banyamulenge kökenli, Burundi ve Uganda’da ise Bufumbira kökenli olarak gösteriyor.

800 Bin Kişi Öldü

Ruanda’da 1994’te Hutular, dönemin Devlet Başkanı Juvenal Habyarimana’nın uçağının düşmesinden sorumlu tuttukları Tutsilere karşı soykırım başlattı. Ülkede 100 gün süren katliamda, 800 binden fazla ılımlı Hutu ve Tutsi hayatını kaybetti.

Tarihin en büyük soykırımlarından biri kabul edilen soykırım nedeniyle her yıl Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 7 Nisan’da Ruanda Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü düzenleniyor.

Merkezi Tanzanya’da kurulan Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesi, yargıladığı 61 kişiyi ömür boyu hapis cezasına çarptırdı, 14’ünü akladı ve 10 kişiyi de ulusal mahkemelere sevk etti.

Fransa’nın Ruanda soykırımındaki rolüne ilişkin dönemin Cumhurbaşkanı François Mitterrand’a ait arşivlerin tamamı, Fransız yetkililerin ülkede soykırım hazırlığı yapıldığına dair bilgilendirildiğini teyit etti.

Ruanda Yurtsever Cephesi Silahlı Mücadeleye Başlaması

Hutuların iktidarı ele geçirmesi sonrası sürgüne gönderilen Tutsiler, 1987’de Ruanda Yurtsever Cephesini (RPF) kurdu ve 1 Kasım 1990’da Uganda’dan Ruanda’nın kuzey sınırına yönelen bir saldırı başlatarak ülkenin kuzeyini ele geçirdi.

Silahlı mücadeleye 1993’e kadar devam eden RPF, Ruanda hükûmetiyle yönetimin paylaşılması, barışın tesisi ve ülkenin krizden kurtulması için Arusha Barış Anlaşması’nı imzaladı.

Ne var ki anlaşma, Devlet Başkanı Habyarimana’nın uçağının düşürülmesiyle son buldu. Uçağın kim tarafından düşürüldüğü henüz bilinmemekle birlikte her iki taraf da o günlerde uçağı karşı tarafın düşürdüğünü ileri sürdü.

Tampon Gücün Sayısı Azaltıldı

6 Nisan 1994’te Tutsilere karşı Kigali’de ilk saldırılar gerçekleştirildi. Birkaç saat içinde olaylar tüm ülkeye yayıldı. RPF ise 8 Nisan’da Mulundi’den Kigali’ye doğru karşı saldırı başlattı.

Ülkede mahsur kalan Batılılar 9 Nisan’da BM’nin düzenlediği operasyonla kurtarılırken BM, ABD’nin de teşvikleriyle 21 Nisan’da tampon güç ve gözlem için bölgede bulundurduğu Mavi Berelilerin sayısını 2 bin 500’den 250’ye düşürdü.

Hayatını kaybedenlerin sayısı 12 Mayıs itibarıyla 200 bine ulaştı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 17 Mayıs’ta Ruanda’ya giden silahlara ambargo kararı alırken BM Genel Sekreteri 31 Mayıs’ta sivil kayıpların 250 bin ila 500 bin olduğunu açıkladı.

Soykırımcılar Korundu Mu?

Fransa

"Fransa, Ruanda'da Öngörülebilir Bir Soykırıma İmkan Tanıdı"

20 Nisan 2021

Fransa, 23 Haziran 1994’te ülkenin güneybatısında sığınmacılar için güvenli bölge oluşturmak amacıyla Turkuaz Operasyonu’nu başlattı. Ancak Fransa, soykırımı engellemek yerine soykırımcılara silah ve mühimmat desteği sağlayarak RPF’nin ilerleyişini kısıtladı.

Paul Kagame önderliğindeki RPF’ye bağlı ordu, 4 Temmuz’da Kigali ve Butare’nin kontrolünü sağladı. Ordu, 17 Temmuz 1994’te ülkenin tamamına yakınında kontrolü sağladı ve soykırım eylemleri sona erdi. 3 ay süren olaylarda BM’ye göre 800 bin, Ruanda resmi makamlarına göre ise 1 milyondan fazla Tutsi ve muhalif Hutu hayatını kaybetti.

Yargılamalar Hâlen Sürüyor

Ruanda soykırımından kurtulanlar, yaşananlardan sonra adalet arayışlarını sürdürmek için hem BM nezdinde açılan Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesine (ICTR) ilaveten Belçika ve Fransa mahkemelerine başvurdu.

ICTR’de 93 kişi yargılandı, bunlardan 62’si hüküm giyerken 14’ü yöneltilen suçlamalardan aklandı. (AA)

Perspektif’te yayınlanan içeriklerden anında haberdar olmak için ücretsiz e-bültenimize abone olabilirsiniz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |