İltica Hollanda Sığınmacılar Arasında Ayrımcılık Yapmakla Suçlanıyor

Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü, sığınmacılara barınak sağlamakta zorlanan ülke hükûmetinin planladığı çözümün Ukraynalı mültecilerle diğer sığınmacılar arasında ayrımcılık yapmayı meşrulaştıracağı görüşüne sahip.

Burak Gücin 29 Temmuz 2022

Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü (CvdRM), 29 Temmuz günü yaptığı açıklamada, diğer ülkelerden gelen sığınmacılara değil, sadece Ukraynalı mültecilere barınma imkanı sağlamak isteyen belediyelerin ayrımcılık uygulamaktan suçlu olduğunu dile getirdi. CvdRM, Ukraynalılar için hazırlanan binlerce barınma yerinin kullanıma hazır olmasına rağmen diğer ülkelerden gelen sığınmacılara sunulmadığını ve bundan ötürü çok sayıda kişinin sokaklar gibi dış mekanlarda gecelemek zorunda kaldığını da bildiriyor.

Ukraynalı Mülteciler Kendilerine İsteyen Belediyelere Yerleştirilecek

İltica politikasından sorumlu Adalet ve Güvenlik Bakan Vekili Eric van der Burg, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Ukraynalı mültecilerin Hollanda’daki dağılımını farklı bir şekilde düzenleyeceğini ve Ukraynalı mültecilerin ağırlıklı olarak Ukraynalılara barınak sağlamak isteyen belediyelere gideceklerini söylemişti. Van der Burg’a göre; dağıtımın bu şekilde yapılması aracılığıyla sığınmacıların uyruklarına göre ayrım yapmayan belediyelerde diğer sığınmacılar için yer açılmış olacak.

CvdRM, ilan edilen bu planın bir ayrımcılık olduğu görüşünde. Çünkü ülkenin anayasası, yasal bir temel olmadığı sürece kökene dayalı ayrımcılığı yasaklamakta. Ayrıca, Ukraynalı mültecileri diğer sığınmacılara kıyasla farklı kriterlerle barındırmayı gerekli kılacak bir yasal istisna da bulunmamakta.

Nisan ayında diğer AB ülkeleri gibi Hollanda da, Avrupa Geçici Koruma Yönergesi kapsamında Ukrayna’dan gelen yerinden edilmiş insanların ülkeye kabulüne ilişkin düzenlemeyi uygulamaya koydu. Bu yeni yönetmelikle birlikte Ukraynalılar, iltica prosedüründen geçmek zorunda olmadan ülkeye kabul ediliyor ve otomatik olarak özel geçici ikamet statüsüne sahip oluyorlar. Yönetmelik, ayrıca, federal hükûmetin yerel yönetimleri Ukraynalıları kabul etmeye zorlamasına da izin veriyor.

“Ayrımcılık Uygulamayı Meşrulaştırmış Olurlar”

CvdRM ise bu konuda bir uyarıda bulunuyor: Yürürlüğe konan geçici koruma düzenlemesi, Ukraynalılara barınma hakkı ve barınak sağlarken diğer sığınmacılara kıyasla ayrım yapmayı meşru kılan bir yasal istisna teşkil etmiyor. Zira; federal hükûmetin yerel yönetimleri Ukraynalıları kabul etmeye mecbur edebilmesi, diğer ülkelerden gelen sığınmacıların aynı ülkeye kabul hakkında daha az sahip oldukları anlamına gelmiyor. Bir ayrım yapılabilmesi ancak ve ancak Ukrayna’dan gelenlerin daha dezavantajlı bir konumda olmaları hâlinde geçerli olabilirdi. CvdRM, böylesi bir dezavantajın mevcut olmadığını dile getiriyor.

Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü, federal hükûmetin belediyelere sadece Ukraynalıları kabul etmeleri için direktif vermesi hâlinde etnik köken temelli ayrımcılığı meşrulaştırmış olacağını söylüyor.

CvdRM’ye göre, eğer yeterli düzeyde barınma yapısı olsaydı, acil durum barınakları için bu çabaya gerek kalmayacaktı. Son olarak; enstitü, Bakanlar Kurulu’nu, hükûmetin belediyeleri sığınma evleri açmaya zorlamasına olanak tanıyacak yeni bir yasa için hızla harekete geçmeye çağırıyor.

Hollanda’da Sığınmacılara Barınak Temin Edilemiyor

Hollanda’da bakanlar kurulu, aylardır sığınmacılar için ülkede kabul yeri bulmakta zorlanıyor. Çeşitli belediyeler acil durum barınakları açmış olsa da, Ter Apel Sığınma Merkezi’ndeki aşırı kalabalık sorunu ve kargaşa hâlen çözüme kavuşturulamadı. Federal hükûmet, sığınmacıları yolcu gemilerinde barındırmayı planlıyor. Bu gemilerin ilk planlandığı gibi denizde değil, rıhtımlarda demirlemiş olarak insanları barındıracağı belirtiliyor.

NRC medya kuruluşunun araştırmasına göre; Hollanda’nın Sığınmacı Kabul Merkezi Ajansının (COA) personel eksikliği ve mevcut personelin bir kısmının iş bırakması nedeniyle çöküşün eşiğinde. Bu kötü durumla ilgili çıkan haberleri doğrulayan COA’nın bünyesindeki en büyük iltica merkezi olan Ter Apel’deki iltica başvuru merkezinde çalışanlarının neredeyse üçte birinin iş başında değil. COA’nın diğer merkezlerinde de pek çok kişi işi bırakıyor. İş başında olmayan personel oranının yüzde 9’a çıktığı ve bunun ülke ortalamasının yaklaşık 2 katına denk geldiği ifade ediliyor.

COA an itibarıyla yaklaşık 4 bin kişiyi istihdam ediyor ve 43 bin sığınmacyı ve mülteciye barınak sağlıyor. Yıl sonuna kadar bu sayının 51 bine yükseltmesi gerekiyor. Ter Apel’deki sığınma merkezinin daima aşırı kalabalık durumda; bu sebeple insanlar, bekleme alanlarındaki sandalyelerde ve hatta dışarıda uyuyor. (P)

Burak Gücin

Galatasaray Üniversitesi’nde Sosyoloji programından mezun olan Burak Gücin, sonrasında Heidelberg Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Ağırlıklı olarak ideoloji, kültür ve göç üzerine çalışan Gücin, Perspektif redaksiyon ekibinin üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Perspektif’te yayınlanan içeriklerden anında haberdar olmak için ücretsiz e-bültenimize abone olabilirsiniz

    HABER BÜLTENİ

    Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

      Hakkımızda

      Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

      YAZININ DEVAMI
      Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |