Aşırı Sağ İsveç’in Yeni Sağ Hükûmeti ve Ayrımcı Programı

İsveç’te aşırı sağcı İsveç Demokratlarının (SD) desteğiyle kurulan yeni hükûmet, ülke siyasetindeki radikal değişimin de bir göstergesi. İsveç’in siyasi koridorlarında aşırı sağcıların izi giderek belirginleşiyor.

Medine Tezcan 2 Kasım 2022

Evet, korkulan başa geldi. 2010 yılında İsveç’in sağ popülist partisi olan İsveç Demokratları (İs. “Sverige Demokraterna” – SD) yüzde 5,7 gibi bir oyu geçip ilk defa parlamentoya girmişti. O dönem İsveç’in özgürlükçü beyinleri, “Acaba bundan sonra neler olacak? Bu iş nasıl buraya kadar geldi” diye düşünürken Eylül 2022 seçimlerinde bu oy oranı yüzde 20,5’e çıktı!

İsveç

İsveç'te Seçimlerden 36 Gün Sonra Sağ Koalisyon Hükümeti Kuruldu

17 Ekim 2022

SD’nin birkaç ay önceki seçimlerden ikinci büyük parti olarak çıkması, ülkenin siyasi tablosunda hangi boyutta radikal bir değişim yaşandığını ortaya koyuyor. SD’nin bu sefer İsveç’in ikinci büyük partisi olarak parlamentoda yerini almış olması da partinin siyasi gücünün ve etkisinin artacağının maalesef bir göstergesi. İsveç’in yeni başbakanı Ulf Kristersson’un başında bulunduğu sağ koalisyon ve artık bu koalisyona destek veren İsveç Demokratlarının (SD), siyasi koridorlarda ayak izinin ne kadar büyük olacağı en çok merak edilen konulardan biri.

“İktidar Karşılığında Ruhunu Satmak”

Ilımlı Muhafazakâr Parti (M) lideri ve yeni Başbakan Ulf Kristersson seçim öncesi SD ile asla iş birliği yapmayacağını belirtmişti. Seçimin ardından bu sözünü tutmayan Kristerson, seçmen kitlesinin bir kısmını hayal kırıklığına uğratmış ve bu kesim tarafından “iktidar karşılığında ruhunu satmak” ile suçlanmıştı. Kristersson’un SD gibi yabancı düşmanlığı üzerinden siyaset yapan ve ayrımcılık yanlısı bir partiyle nasıl iş birliği yaptığı ve bu partiye bu denli bir siyasi fırsatı nasıl sunabildiği hâlâ bir soru işareti.

Kısa bir parantez açacak olursak: İsveç Demokratlarının İsveç’e göçü engellemek isteyen bir parti olduğu herkes tarafından az çok biliniyor. Fakat çoğu zaman parti anlayışı burada bitiyor. Bu partiye “popülist” ya da “sağcı popülist” demenin yeterli olduğunu düşünüyor olabiliriz ama bunun yüzeysel bir tanım olup olmadığı da tartışmalı. Mesela SD’nin kapalı ülke sınırları ve göçmenlerin tamamen kısıtlanması gibi taleplerinin ya da kendisini diğer ırklardan daha üstün görme düşüncesinin altında aslında derin ideolojik kalıpların yattığı açık. Bu kalıplarda görünür olan ilkeler demokratik bir hukuk devletini karakterize eden ilkelerle bağdaşmayan ilkeler. SD’yi diğer partilerden ayıran da tam olarak burada; temel demokratik bakış açısı ve düşünce biçiminde gözlemlenebilir.

İsveç’in Yeni Hükûmeti ve Tidö Anlaşması

Siyasetteki sağ-sol boyutuna bir de “özgürlükçü-otoriter” bir boyut eklediğimizde ortaya şu resim çıkmaktadır: SD, İsveç’te otoriter kutba yakın tek partidir. Diğer yedi parti ise değişen oranlarda özgürlükçü kutba daha yakın olarak konumlandırılabilir. Bunları göz önünde bulundurursak neden diğer partilerin SD ile iş birliği yapmalarının problemli olduğunu anlamak kolaylaşacaktır.

İsveç

"Artan Şiddet Olaylarında Başlıca Kurban Göçmen Kökenliler"

7 Ekim 2022  

İsveç’in SD’den de destek alan yeni hükûmetinin somut olarak hangi değişikliklere el atmak istediğine bakacak olursak, 14 Ekim’de sunmuş oldukları “Tidö Anlaşması” adı verilmiş olan siyasi programa göz atabiliriz. 60 sayfadan uzun olan Tidö Anlaşması, 200’e yakın reform önerisi içeriyor. Bu anlaşmanın arkasında Ilımlı Muhafazakâr Parti (M), İsveç Demokratları (SD), Hristiyan Demokrat Parti (KD) ve Liberal Parti (L) var. Bu partiler, “İsveç’teki başlıca toplumsal sorunları çözecek” aktörler olarak lanse ediliyor.

Başbakan Ulf Kristersson ve SD lideri Jimmie Åkesson, göç politikasında bir paradigma değişikliğinden bahsediyor. İsveç’e göçü ve İsveç vatandaşı olmayı zorlaştırmayı amaçlayan birtakım değişiklikler Tidö Anlaşmasında şu şekilde somutlaşmış durumda:

  • Geri dönüş göçü olasılığı hakkında bilgiyi artırmak için çeşitli öneriler
  • İsveç vatandaşlığı için daha sıkı şartlar
  • Aile birleşimi hakkının, AB düzeyinde belirlenen asgari düzeyden daha yüksek olmaması
  • “Kötü karakterli” kişilerin sınır dışı edilmesi (Burada kurallara uymama, bir suç örgütüyle ilişki, uyuşturucu kullanımı veya aşırılık yanlısı örgütlere üye olma vurgulanıyor.)
  • İşgücü göçüyle bağlantılı sorunları araştırma ve haritalama
  • Yeni gelenlerin otomatik olarak sosyal yardımlara erişiminin olup olmayacağını araştırma. 

Tidö Anlaşması ayrıca adalet politikalarında da büyük bir değişiklik olarak tanımlanıyor. Örneğin gizli tanıklardan oluşan bir sistem getirilmesi ve özellikle çete suçlarıyla mücadele etmek için planlanan tedbirler arasında, üst arama uygulamasının yapılacağı bölgeler oluşturulması gibi düzenlemeler söz konusu.

Göçmen Kökenlilerin Normal Bir Hayat Kurmasına Engel

Tidö Anlaşması, göçmen ve sığınmacıların daha da savunmasız bir duruma düşmesi riskini doğurduğu için eleştiriliyor. Zira anlaşmanın temelini mültecilere yönelik insanlık dışı bir bakış açısı oluşturuyor. Ayrıca bu anlaşma İsveç’te kalmayı zorlaştırmanın yanı sıra, ülkede yaşamı zorlaştıran öneriler de içeriyor. Bu önerilerin içinde göçmen kökenli çocuk ve gençleri dışlayan, onların normal hayatlar kurmalarını engelleyen öneriler de var.

Aşırı Sağ

İsveç’in Göç Politikasında Değişen Paradigma

25 Eylül 2022

Sivil toplum kuruluşları İsveç’in yeni hükûmetini, insan özgürlüklerini ve haklarını güçlendiren bir politika izlemeye çağırırken, ülkedeki insan hakları aktivistleri ise göçmenlere yönelik bu önerileri yüksek siyasi mevkiden gerçekleştirilen bir saldırı olarak yorumluyor. Sadece SD’nin siyasi gücünün artması değil fakat diğer partilerin söylemlerinin de sağa ve göçmen karşıtlığına doğru kayması endişe verici bir durum. Önümüzdeki dört sene Tidö Anlaşmasının ne kadarının uygulanabileceği bir “zaman” meselesi. Kesin olan şu ki göçmenlerin günah keçisi ilan edilmesi ve birtakım insanların farklılıkları üzerinden siyaset yapılması ülkedeki ortak gelecek kurma vizyonunun getireceği güven ve barış ortamına çelme takıyor.

Medine Tezcan

Uluslararası Londra Üniversitesinde Siyasal Bilimler ve Uluslarası İlişkiler eğitimini tamamlayan Medine Tezcan, İsveç Genç Müslümanlar (SUM) Derneğinin başkan yardımcılığını yapmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Perspektif’te yayınlanan içeriklerden anında haberdar olmak için ücretsiz e-bültenimize abone olabilirsiniz
ETİKETLER:
    • Ahmet mahiroğlu
      2022-11-02 16:53:46

      Yazar,entellektüel donanımı ve derin analiz yeteneği ile İsveç siyasetindeki gelişmelere ışık tutmaya devam ediyor

    1 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |