Uluslararası Uygur Forumu “‘Müslüman’ Ülkelerin Sessizliği Hayal Kırıklığı Yarattı”

Çin'de Uygur Türkleri ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik soykırım, Brüksel'de toplanan ve hak savunucuları, uzmanları, siyasetçileri ve tanıkları bir araya getiren Uluslararası Uygur Forumu'nda ele alındı.

bgucin 10 Kasım 2022

Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki Uygur Türkleri ve diğer Müslüman azınlıklara yönelik sistematik insan hakları ihlallerini ve soykırımla mücadele konusu, dün Avrupa Parlamentosu (AP) ev sahipliğinde başlayan ve bugün Brüksel Deklarasyonu‘nun açıklanmasıyla sona eren Uluslararası Uygur Forum’unda ele alındı.

Uluslararası Uygur Forumu

Brüksel Deklarasyonu Yayınlandı: “Uygur Soykırımını Durdurun”

10 Kasım 2022

Dünya Uygur Kurultayı (WUC), Hasene International ve Uluslararası Doğu Türkistan Sivil Toplum Kuruluşları Birliği tarafından Brüksel’de düzenlenen Forum’a politika, ekonomi, sivil toplum, medya, akademi ve hukuk alanında önde gelen uzmanların yanı sıra mağdurların da aralarında bulunduğu davetliler katıldı.

“Mücadelenin Ön Saflarında Yer Almak İstiyoruz”

Alman Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) AP milletvekili İsmail Ertuğ açılış konuşmasında, “İnsan hakları bu kadar açık bir şekilde ihlal edildiğinde, bunu kınamak dünya çapındaki demokratların görevidir ve bu Çin’in iç işlerine müdahale değildir.” ifadelerini kullandı.

İlerici Sosyalistler ve Demokratlar İttifakı Grubundan AP milletvekili ve Uygur Dostluk Grubu Eş Başkanı Raphael Glucksmann da “Bu parlamento sizin eviniz. Gerçekten bu parlamentoyu eviniz yapmak istiyoruz. Halkınızın hakları için verilen mücadelenin ön saflarında yer almak istiyoruz.” diye konuştu.

Glucksmann, AB’nin bu amaçla zorla çalıştırma ve kölelik ürünlerinin yasaklanması ile şirketlerin insan hakları durum tespitinin (due diligence) yapılması için çalıştığını söyledi.

Fotoğraf: Perspektif.

“‘Müslüman’ Ülkelerin Sessizliği Son Derece Hayal Kırıklığı Yarattı”

Dünya Uygur Kongresi Başkanı Dolkun İsa da ağustos ayında Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’in görevinin sonlanmasına dakikalar kala yayımlandığı raporunda Çin’in terör ve aşırılıkla mücadele adı altında ciddi insan hakları ihlalleri işlediğini tespit ettiğini anımsattı.

Dolkun, şunları aktardı:

“BM’de söz konusu raporun kabul edilememesi, Batılı ülkeler ile ‘küresel güney’ ülkeleri arasında büyük bir destek açığı olduğunu gösterdi. Özellikle Endonezya, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Pakistan gibi Müslüman çoğunluklu hükûmetlerin sessizliği son derece hayal kırıklığı yarattı.”

İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) Genel Başkanı Kemal Ergün de şöyle konuştu:

“Sayıları yüz binlere ulaşan Uygur Türk’ü, sözde ‘eğitim kampları’ adı verilen hapishanelerde özgürlüğünden edilmiş durumda. Salt Müslüman olduğu için ve İslami kimliğin gereklerini yerine getirmek istediği için baskı gören kadın ve erkeklerin haberleri bizlere ulaşıyor. Bugün, Uygur Türklerine yönelik baskı ve soykırım politikasının boyutlarını öğrenmemiş olan bir siyasetçi, bir akademisyen, bir devlet adamı var mıdır? Bu çığlık, dünyayı sarsmış durumda. Bu çığlık, televizyonlara, meydanlara, evlere, parlamentolara yansımış durumda.”

Fotoğraf: Perspektif.

“Dünya Doğu Türkistan’la Daha fazla ve Doğrudan İletişim kurmalı”

Uluslararası Doğu Türkistan STK’lar Birliği (IUETO) Başkanı Hidayet Oğuzhan da milyonlarca masum sivilin Çin’de faaliyet gösteren toplama kamplarında tutulduğunu, Müslüman kadınların benzeri görülmemiş saldırılara ve vahşete maruz kaldığını ifade ederek, organ toplama, İslam inancına ait dinî, tarihi ve kültürel anıtların imhası, milyonlarca genç neslin sistematik ve zorla “Çinlileştirme”nin bunlardan bazıları olduğunu aktardı.

Oğuzhan, “Doğu Türkistan halkının tek arzusu, uluslararası sistem ve düzenin ayrılmaz bir parçası olabilecek egemen ulusluğu yeniden kurmaktır. Çin’in Uygurlara ve diğer etnik gruplara yönelik soykırımını anlamak için dünyanın Doğu Türkistan ile daha doğrudan ilişki kurması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“AB Daha Fazlasını Yapmalı”

Hristiyan Demokratlar (EPP) Grubundan AP milletvekili Miriam Lexmann da AB ülkelerinde Çin tarafından muhalifleri izlemek için kurulan “karakolların” mevcut olduğunu, Kovid-19 salgını sırasında AP’ye “zorla çalıştırma” kullanan Hikvision isimli şirket tarafından yapılan termal kameraların kurulduğunu, öte yandan 2019 Sakharov Ödülü’nün Uygur hakları savunucusu İlham Tohti’ye verildiğini ifade etti.

Lexmann, “Bu meclis nasıl olur da bu kadar zıtlık içinde davranabilir?” sorusunu yönelterek, “Gözlerimiz yavaş yavaş açıldı, başarısızlıklarımızı gördük.” dedi.

AP milletvekili ve Uygur Dostluk Grubu Eş Başkanı David Lega da haziran ayında Sincan polis dosyalarının sızdırılmasının ardından, AP’nin güçlü bir destekle Çin’in eylemlerinin insanlığa karşı suç olduğu yönünde bir kararı kabul ettiğini anımsattı.

Mağdurlar Yaşadıklarını ve Tanıklıklarını Anlattı

Açılışta, kamplarda bir süre kaldıktan sonra özgürlüklerine kavuşan Uygurlar, yaşadıklarını gözyaşlarına hakim olamayarak anlattı.

Sayragul Sauytbay, kampta yaşadığı korkunç hayatı unutamadığını ancak sonunda adaletin kazanacağı konusunda umudunu kaybetmediğini söyledi.

Gülbahar Hatiwaji de halen uykusuzluk çektiğini, kabuslar gördüğünü, fiziksel ve psikolojik rahatsızlıkları olduğunu paylaştı.

Ömer Bekali de bedeninin özgür dünyada yaşadığını ancak ruhunun hala tutsak olduğunu belirterek, ailesinden uzak yaşamanın acısını çektiğini ifade etti.

Gülbahar Jelilova, 2017 yılında terör suçuyla tutuklandığını ancak iş kadını olduğunu ve terör suçuna karışmadığını dile getirerek, fiziksel ve psikolojik sağlık sorunlarıyla baş etmeye çalıştığını söyledi.

Uluslararası Topluluğun Sorumlulukları

Uygur Türkleri

"Çin, Uluslararası Protestoları Dikkate Almıyor"

9 Kasım 2022

Açılış konuşmalarının ardından AP’de “uluslararası topluluğun sorumlulukları ve AB’nin Doğu Türkistan’da soykırıma karşı tutumu” konulu panel düzenlendi.

ABD’nin eski BM Büyükelçisi Kelley Currie, Çin’in ödeyeceği bedelleri artırmanın önemine işaret ederek, bu noktada demokratik ülkelerin yeterli siyasi iradeyi göstermesinin ve ekonomik yaptırımların önemini vurgulayan Currie, ABD’nin Uygurların “soykırıma” maruz kaldığını kabul etmesine rağmen yapması gereken her şeyi yapmadığını söyledi.

Kendisi de Uygur Türkü olan ABD Uluslararası Dinî Özgürlükler Komisyonu (USCIRF) Başkanı Nuri Turkel de zorla çalıştırma konusuna değinerek, bu yolla elde edilen ürünlerin ithal edilmesinin önüne geçilmesi gerektiğini dile getirdi.

“Çin’in Ödediği Bedel Artırılmalı”

Londra merkezli bağımsız Uygur Mahkemesi (Uyghur Tribunal) Başkan Yardımcısı Nick Vetch de Çin yönetiminin halkı ile sürekli ekonomik ilerleme ve artan zenginlik sağlayacağı konusunda üstü kapalı bir tür anlaşma yaptığını öne sürdü.

Vetch, uluslararası camianın bunu bozmaya çalışmasının Çin’in ödemesi gereken bedeli arttıracağını ve Uygurlar üzerindeki baskıyı kaldırabileceğini kaydetti.

IGMG Genel Başkan Yardımcısı ve Uluslararası Uygur Forumu Komisyon Başkanı Murat İleri programın ikinci kısmının açılış konuşmasında birçok insan hakları raporunun ve sızdırılmış belgelerin Doğu Türkistan’daki kültürel mirasların yerle bir edildiğini ve “kültürel soykırım” işlendiğini dünyaya gösterdiğini söyledi. İleri, şunları dile getirdi:

“Onun için bugün buradan Çin yönetimine bu maddi ve manevi soykırım politikasından, işkence ve toplama kampları uygulamalarından, insanlık dışı muamelelerden acilen ve derhal vazgeçmeleri çağrısında bulunuyoruz. İnsanların inançlarına, dillerine ve kültürlerine müdahale etmemeli.”

Hasene International Başkanı Mesud Gülbahar da bu konuda çalışan STK’ların hedef birliği içinde olmaları gerektiğini ifade ederek, stratejilerini birleştirerek ortak hareket etmeleri tavsiyesinde bulundu.

Uygur STK’larının özellikle kadın, çocuk veya travma yaşamış kişilere yönelik çalışmalar da yapması gerektiğini vurgulayan Gülbahar, hükûmetin uygulamalarını Çin halkının geneline mal etmemeleri gerektiğine dikkati çekti.

Fotoğraf: Perspektif.

Forum’a Katılım Sağlayan Siyasiler ve Uzmanlar

Dün AP’de gerçekleşen ilk iki oturumun ardından program, uluslararası siyaset, ekonomi, hukuk, medya ile sivil toplumun verdiği tepkilerin ele alındığı panellerle Crowne Plaza Otel’de devam etti ve bugün sona erdi.

Kanadalı milletvekilleri Sameer Zuberi ve Alexis Brunelle-Duceppe, Belçikalı milletvekili Samuel Cogolati, İngiltere milletvekili Afzal Khan, siyasi alanda neler yapılabileceği konusunda görüşlerini iletti. Hukukçular ve insan hakları savunucuları Hamid Sabi, Dr. David Matas, Dr. Michael van Walt van Praag, Siobhan Allen hukuk alanında, sivil toplum temsilcileri Hanno Schedler, Mia Hasenson-Gross de çalıştıkları alandaki faaliyetleri aktardı. Dr. Adrian Zenz, Dr. Aldo Zammit Borda, Dr. Rian Thum’da Uygurların maruz kaldığı durum hakkındaki akademik perspektiflerini paylaştı. (AA/P)

bgucin

Galatasaray Üniversitesi’nde Sosyoloji programından mezun olan Burak Gücin, sonrasında Heidelberg Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Ağırlıklı olarak ideoloji, kültür ve göç üzerine çalışan Gücin, Perspektif redaksiyon ekibinin üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Perspektif’te yayınlanan içeriklerden anında haberdar olmak için ücretsiz e-bültenimize abone olabilirsiniz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |