Dosya: "Mülteciler" “Uluslararası Toplum Mülteciler Konusunda Daha Fazla Sorumluluk Almalı.”

Bu senenin verilerine göre mültecilerin %80’i gelişmekte olan ülkeler tarafından kabul ediliyor. 2 milyondan fazla Suriyeli mültecinin de yine komşu ülkeler tarafından ağırlandığını belirten Guterres, gelişmiş ülkelere mülteciler konusunda daha fazla sorumluluk alma çağrısında bulundu.

admin 1 Ocak 2014

“Mülteci krizi” olarak isimlendirilen yeni süreç, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere kriz bölgelerindeki sınır ülkeleri yeni zorluklarla karşı karşıya bıraktı. Bu ülkelerden birçoğu sorumluluk üstlenmek konusunda pek de hevesli değil. Özellikle Avrupa’da mülteciler konusundaki sorumluluk konusunda ciddi bir başarısızlık söz konusu.

Birleşmiş Milletler Yüksek Komiseri António Guterres’e göre, bütün mültecilerin %80’i gelişmekte olan ülkeler tarafından kabul ediliyor. 2 milyondan fazla Suriyeli mültecinin de yine komşu ülkeler tarafından ağırlandığını belirten Guterres, buna karşın AB ülkelerinin mülteci kabul etmekte isteksiz davranmalarını eleştiriyor.

Uluslararası Toplum, Komşu Ülkelere Destek Sağlamak Zorunda

Eşitsiz dağılımın azaltılması ve AB ülkelerinin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini belirten bu ifadelerin ardından Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği (UNHCR)’nden Dan McNorton, mevcut durumu Perspektif için değerlendirdi. McNorton’a göre uluslararası toplum, mültecileri ağırlayan ve imkânlarının sınırlarına ulaşmış bölge ülkelere krizle başa çıkma konusunda destek sağlamak zorunda.

Suriye’deki çatışma ortamından kaçan insanlara Avrupa sınırlarının açılması ve onlara koruma sağlanmasının elzem olduğunu belirten McNorton, tehlikeli göç girişimlerini önleyici yasal göç yollarının üretilmesi; yerleşme ve aile birleşimi gibi seçeneklere öncelik verilmesi gerektiğini ifade ediyor. “Bizler savunmasız durumdaki Suriyeli mültecilerin koruma altına alınmasını sağlayacak bu adımları atmaları noktasında Avrupa Birliği ülkelerini teşvik etmekteyiz.” diyen McNorton’un ardından Avrupa ülkelerinin bu çağrıya uyup uymayacakları merak konusu.

Yerine Getirilmeyen Sorumluluklar

Aslında bütün Avrupa ülkeleri Genf Sözleşmesi’ni imzalayarak siyasi mültecileri almakla mükellef olduklarını kabul etmiş durumda. Fakat pratikte bu durum birbirinden tamamen farklı ölçülerde ve kalitede gerçekleşiyor. Münster Üniversitesi’nden Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi ve Göç Araştırmaları alanında uzman olan Prof. Dr. Dietrich Thränhardt’a göre Almanya, mülteci kabulü konusunda Fransa ve İngiltere’den daha iyi bir konuma sahip. Avrupa ülkelerinin mülteci alımlarını Perspektif için değerlendiren Thränhardt, İsveç ve Norveç’in mülteci alımı konusunda başı çektiğini ve hedeflenen kabul siyasetini uyguladıklarını belirtirken, Polonya ve diğer sınır Avrupa ülkelerinin ise neredeyse hiç mülteci kabul etmediğini ifade ediyor.

Mülteci kabulünün kalitesinin ülkelere göre değiştiğini belirten Thränhardt, Avrupa’nın kuzey ülkelerinde mülteciler için sağlanan ev, yiyecek ve sağlık hizmetlerine karşın, güney ülkelerinde mültecilerin kendi hâllerine terk edildikleri görüşünde.

Özellikle Almanya’da “mülteci” statüsünü alanlar, her türlü sosyal yardıma ulaşabiliyor ve çalışabiliyorlar. Asıl sıkıntı, ilticası tanınmayanlarda kendisini gösteriyor. Thränhardt, Almanya’daki yeni koalisyon sözleşmesindeki bazı kolaylaştırmalara işaret ederek (Denetleme Komisyonları), yine mülteciler için geçerli olan çalışma yasağının, yeni koalisyon sözleşmesiyle üç ayla sınırlanacağını belirtiyor. Böylece Almanya’nın mülteci politikasının yeni yasama döneminde kısmen de olsa iyileştirilebileceğini söylemek mümkün.

Fotoğraf: Dann McNorton / ©UNHCR

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar