Portre Ayrımcılığa Karşı Güçlü Kale: İmam Abdullah Harun

Güney Afrika’da apartheid rejimiyle mücadele eden Müslümanlardan en önemlisi olan İmam Abdullah Harun, bu uğurda hayatını kaybetmiş bir önder, din adamı ve ayrımcılıklara karşı dirayet gösteren güçlü bir yurttaştı.

Sevde Betül Ardahanlı 1 Eylül 2014

Abdullah Harun 8 Şubat 1924’te Güney Afrika’nın Cape Town kentinde dünyaya gelir. Malezya’dan Güney Afrika’ya yerleşmiş Müslüman bir ailenin oğlu olan Harun, küçük yaşta annesini kaybeder. Annesinin ölümünden sonra henüz bebek olan Harun’un bakımını halası üstlenir. Aynı zamanda halası Harun’un temel İslami eğitimini almasına da büyük hassasiyet gösterir. Öyle ki kendisi 8 yaşında iken hacı, 14 yaşında ise hafız olur. İlkokul eğitimini tamamladıktan sonra iki yıl Mekke’de kapsamlı bir İslami eğitim alan Harun, Güney Afrika’ya dönünce mevcut birikimini farklı hoca ve alimlerden eğitim alarak sürdürür.

Abdullah Harun’un yaşadığı dönem, Güney Afrika’nın “apartheid” olarak adlandırılan ırkçılık ve ayrımcılık dönemidir. 15. yüzyılda kölelik politikasıyla başlayan sömürgeciliğin çirkin yüzü 20. yüzyılda kendisini ırkçılık politikası ile devam ettirmektedir. Bu dönemde beyazlar, siyahi vatandaşlara göre daha üst ırk olarak kabul edilmektedirler. Sağlık sisteminden eğitim sistemine kadar devletin birçok hizmetinden siyah vatandaşlar yeterince istifade edememektedirler. Siyahilerin seslerini duyurmaları ve siyasi alanda mücadele etmeleri mümkün değildir; zira parti kurup kendilerini parlamentoda temsil etmelerine müsaade edilmiyordur. Siyahi vatandaşlar ve onları destekleyen beyazlar bu dönemde zorlu bir mücadele vermişlerdir. Yalnızca sosyal ve siyasi dışlama ve ayrımcılıkla kalmayan “apartheid” dönemi kanlı çatışmalara da sahne olmuştur. 1958 yılında başlayan bu dönem, 1994 yılında özgürlükçü ve çok partili sisteme geçiş ile son bulmuştur.

Bu süreçte Abdullah Harun, yaklaşık bir milyon Müslüman’ın yaşadığı Güney Afrika’da ırkçılığa maruz kalan Müslümanlar için en çok mücadele eden isimlerden biri olmuştur. Harun, insanların ırk üzerinden ayrılamayacağını savunuyor ve farklı din, dil ve ırka mensup insanların kardeşçe yaşayabileceği bir Güney Afrika hayali için mücadele ediyordu.

1955 yılında Cleremont Camii’ne imam olarak atanan Harun, bir imamın bilindik görevleri yanı sıra toplumsal konularla da ilgilenmekteydi. Kur’an ve tefsir dersleri yanı sıra Harun, genç Müslümanlar için de önemli bir isim olmuştur. Etrafına birçok Müslüman’ı toplayan Harun, şenlikler, toplantılar ve çeşitli faaliyetler düzenler; cemaatinin yardımı ile muhtaçların ihtiyaçlarını giderirdi. Bunun yanında Müslüman hanımlar için iş ve araştırma merkezleri oluşturmuş ve gençlere yönelik okuma grupları gibi faaliyetler tertiplemiştir.

İmamlığı döneminde gittikçe şiddetini artıran “apartheid” siyasetine karşın cemaatine ve Müslümanlara açık çağrılarda bulunur; grev, protesto ve eylemleri desteklerdi. Müslümanların bu acımasız politikaya karşın daha etkili bir ses oluşturmaları gerektiğini savunan İmam Harun, bu bağlamda “İslam Adalet Divanı”, “Müslüman Gençlik Hareketi” ve “El Kıble” gibi farklı teşkilatlar kurmuştur. Bunun dışında Afrika Ulusal Kongresi ve Pan Afrika Kongresi olarak bilinen kongrelerin liderleri ile yakınen görüşmüş ve Güney Afrika’da yaşayan Müslüman gençlerin daha kaliteli eğitim alabilmeleri için onlardan yardım talep etmiştir.

Abdullah Harun’un mücadelesindeki hedef şu cümleleri ile özetlenebilir: “Bizim amacımız beyaz ırkı yok edip yerine siyah ırkı getirmek değildir; maddiyata dayanan bir ayaklanma hiç değildir. Bizim davamız ırkçı Güney Afrika Cumhuriyeti’ne karşıdır. Müslüman olsun, Hristiyan olsun, beyaz olsun, siyah olsun insanları sömürüden ve zulümden kurtarıp özgürlüklerine kavuşturmaktır. Biz ırkçı değiliz. Biz insanların bir tarağın dişleri gibi eşit olduğuna inanırız. Ve her kim olursa olsun bu inancımızı kaim kılıncaya kadar mücadeleden geri durmayacağız.”

Siyasi faaliyetlerini artıran Harun, apartheid rejimi için büyük bir tehdit oluşturmaktaydı. Bu nedenle devlet tarafından yoğun bir şekilde gözetim altına alınmıştı. İmam Harun’un son yurt dışı gezisi önce Mekke, ardından Mısır ve Londra’ya olmuştur. Bu gezisinde yurt dışında farklı temaslarda bulunan Harun, direniş için destek ve yardım bekler. Ardından tekrar Güney Afrika’ya dönmek isteyen Harun’u arkadaşları uyarır ve geldiği takdirde onun için kötü sonuçlar olabileceğini bildirirler. Fakat o, bu uyarıları göz ardı eder; mücadele ve direnişin devam etmesi gerektiğini savunur.

28 Mayıs 1969’da Mevlit Kandili’nde Harun ülkesine geri döner dönmez tutuklanır. Cezaevinde istenilen bilgileri vermez ve kendisine verilen helal olmayan yemekleri kabul etmez. Evinden helal yemek getirilmesini talep eder; fakat bu talebi karşılıksız kalır, çeşitli işkencelere uğrar. Besinsizlik ve şiddet yüzünden bedeni zayıf düşen İmam Harun, 27 Eylül 1969’da Hakk’ın rahmetine kavuşur. Ayrımcılıkla mücadele ederek geçirdiği hayatı, yine bu uğurda son bulur. Allah şehitlerle birlikte eylesin.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar