Dosya: "Pegida Hareketi" Pegida’nın Avusturya ve İsviçre Ayağı

Pegida Almanya’dan sonra Avusturya ve İsviçre’de de taraftar toplamaya başladı. Almanya’da “toplumun merkezinden” doğan bir hareket olduğu iddia edilen Pegida’nın Avusturya ve İsviçre’deki öncüleri ise aşırı sağ çevreler olarak bilinen isimler. Ulusal seçimlerde hatırı sayılır bir oy oranına ulaşan sağ popülist partilerin de desteğiyle kurulan bu uluslararası ağ, hareketin farklı bir yöne kaymasını sağlayacak gibi görünüyor.

Mehmet Kandemir 1 Şubat 2015

Pegida’nın İsviçre’de kurulan kolu 16 Şubat tarihinde ilk gösterisini gerçekleştirmeye hazırlanıyor. İnsanları mobilize etmek amacıyla hazırlanan videoda arka fonda güzel, karlı bir dağ manzarası bulunurken “Hristiyan Batımızın muhafazası için” yazısı öne çıkarılıyor. Videoda yine “Değerlerimiz ve kültürümüz için İsviçre’nin İslamlaşmasına karşı” ibarelerine yer veriliyor; “Değerlerimiz ve kültürümüz için” ifadesi geçerken ekranda geleneksel kıyafetler içerisinde İsviçreliler, “İsviçre’nin İslamlaşmasına karşı” ifadesi verilirken de minare, peçeli kadınlar ve kurban edilmiş koyunlar gibi unsurlar beliriyor.

Pegida-İsviçre derneği 12 kişi tarafından 9 Ocak tarihinde kuruldu. Derneğin sözcüsü, aynı zamanda 2012 yılında kendisinin kurduğu ve yaklaşık 100 adet üyesi bulunan İsviçre Doğrudan Demokrasi Partisi (Alm. “Direktdemokratische Partei Schweiz”) başkanlığını da yürüten 31 yaşındaki Ignaz Bearth. Bearth daha önce aşırı sağcı PNOS partisinde aktifti. PNOS partisinin Argau kantonundaki bir şubesi 2015 yılının ocak ayı başında Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi’nin (NSDAP) Taarruz Bölüğü (Alm. “Sturmabteilung”) modelinde, “Ahnensturm” adında bir yapılanma kurmasıyla biliniyor. Bu bünyede dövüş sporları ve zor şartlarla mücadele edebilme eğitimi vermeyi öngören PNOS sosyal medya üzerinden “Halkımız ve vatanımız için savaş”, “kan ve toprak için savaş” gibi sloganlarla bu paramiliter yapıya katılma çağrısında bulunuyor.

Pegida-İsviçre derneğinin dile getirdiği talepler arasında imamların İsviçre okullarından uzak tutulması, peçe yasağı, İsviçre’ye göçün çok katı bir şekilde sınırlandırılması ve suça bulaşan mültecilere “sıfır tolerans politikası” uygulanarak bunların acilen sınır dışı edilmesi gibi noktalar dikkat çekiyor. Pegida-İsviçre’nin Almanya’daki hareketten temel farkını oluşturan bu istekler arasında Avrupa Mahkemesinin İsviçre’nin “arzu”larının üstünde karar vermesinin engellenmesi, 2014 yılında kabul edilen “Toplu Göçe Karşı Halk İnisiyatifi”nin hayata geçirilmesi ve yabancı dile sahiplere ülke dilini öğrenmeleri için yasal olarak 2 sene süre verilmesi gibi talepler de bulunuyor.

Pegida-İsviçre sözcüsü Bearth, kendisinin de 2008-2012 yılları arasında üyesi olduğu sağcı popülist İsviçre Halk Partisi’ne (SVP) harekete katılma çağrısında bulundu. Bu çağrıya ilk olumlu tepki SVP’li politikacı Walter Wobmann’dan geldi. Pegida’nın İsviçre’de de kurulmasından memnuniyet duyduğunu belirten Wobmann, “Paris’teki saldırının ardından artık radikal İslam’a karşı özgürlüğümüzü korumamız gerekiyor; gerekirse bunu sokaklarda yaparız.” ifadelerinde bulundu. SVP Gençlik Teşkilatı Başkanı Anian Liebrand da benzer ifadelerle Pegida-İsviçre’ye desteğini açıkça ortaya koydu. Parti Genel Sekreteri Martin Baltisser ise Pegida’nın kurucularını tanımadığını vurgulayarak bu hareketle bir ilgilerinin olmadığını dile getirdi.

Buna karşın aynı Almanya’da olduğu gibi İsviçre’de de Pegida’ya karşıt hareketler örgütlenmeye başladı. “Nopegida Schweiz” adıyla kurulan oluşum 16 Şubat tarihinde bir karşı gösteri düzenleyeceğini ilan etti. Doğrudan demokrasi sisteminin yürürlükte olduğu İsviçre’de Pegida’nın Almanya’daki kadar takipçi toplayamayacağına yönelik yorumlar yapılsa da, harekete Almanya’dakinden farklı bir şekilde aşırı sağın öncülük etmesi tedirginliğe sebep oluyor. Bununla birlikte geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği ülkelerinden göçü durdurmak üzere bir halk inisiyatifinin kabul edildiği İsviçre’de, Almanya menşeli “ulusal” bir hareketin teşekkül etmesinin zor olduğu belirtiliyor.

FPÖ’nün Politikası Pegida’dan Farklı Değil

Diğer yandan Pegida’nın Avusturya yapılanması da sosyal medya üzerinden mobilize olmaya başladı. Eyaletler için ayrı, federal düzlem için ayrı Facebook hesapları oluşturan Pegida-Avusturya’nın sosyal medya üzerinden binlerle ifade edilen bir sempatizan grubuna sahip olduğu görülürken, 2 Şubat tarihinde Viyana’da planlanan gösteriye katılım sayısı hakkında kuvvetli endişe ve şüpheler var. Bu şüpheler hareketin Avusturya ayağının organizatörleriyle yakından ilgili: Örneğin Pegida-Viyana oluşumunun sözcülüğünü üstlenen Georg Immanuel Nagel kendisini liberal gazeteci olarak tanımlasa da nasyonal sosyalist argümanlara sıkça atıfta bulunan birisi. Derneğin partiler üstü olduğunu ve herkese açık olduğunu ifade eden Nagel, 2 Şubat’taki yürüyüşün başvurusunu yapan Arnold Siegmund’un aşırı sağcı bir holigan olduğu iddialarını her ne kadar kabul etmese de küçük araştırmalar sonucu bu iddiaların doğru olduğu ortaya çıkıyor. Ayrıca Nagel’in Siegmund’un gösterinin başvurusunu yapmak dışında dernekle hiçbir bağlantısının bulunmadığını iddia etmesi de oldukça enteresan. Siegmund’un Facebook hesabında Norveç’te düzenlediği saldırıda 77 kişiyi öldüren Anders Behring Breivik’in bu saldırı öncesi manifestolarını gönderdiği e-posta grubunda yer alan Ultrassur-Wien isimli aşırı sağ oluşuma sempatisi açıkça görülüyor.

Yeşiller’den Albert Steinhauser derneğin sözcüsü Nagel’in aşırı sağ yayın politikasıyla bilinen “Zur Zeit” ve “Eckart” gazetelerinde çalışıyor olduğunu hatırlatarak yaptığı açıklamada Pegida-Avusturya’nın devletin de varlıklarından haberdar olduğu örgütlere ve holigan gruplara mensup aşırı sağcı kişilerden oluştuğunu söyledi. Viyana’daki Pegida göstericilerinin çok fazla destekçi bulamayacağı iddiasında bulunan Steinhauser, buna rağmen Pegida’nın toplumu kutuplaştırma girişimlerine sessiz kalmayacaklarını belirtti.

FPÖ Başkanı Strache’nin “Onlar bizim kardeşimiz.” diyerek desteklediği Pegida-Avusturya İslam Yasası tartışmalarının ardından ülkede yaşayan Müslümanları olumsuz yönde etkileyecek gibi görünse de karşıt gösteriler umut veriyor. Örneğin farklı dinî cemaatlerden kadınların Viyana’daki gösteriye karşı öncülüğünü yaptığı “Korku ve Şiddete Karşı El Ele” isimli girişim, “nefret üreten ve insanları diğerlerine karşı kışkırtan” hareketlerle mücadele edeceğini vurguladı. Karşılıklı saygı, din ve fikir özgürlüğü ve ırkçılıkla mücadeleye vurgu yapan Anti-Pegida gösterileri Avusturya toplumunun geniş kesimi tarafından da destekleniyor. Avusturyalıların yüzde 69’u Pegida yürüyüşüne katılmayı düşünmezken, yüzde 25’i “İslamlaşma”ya karşı daha etkin tedbirlerin alınmasını talep ediyor.

Her şeye rağmen parti programı Pegida’dan pek de farklı olmayan FPÖ’yle birlikte Pegida, Avusturya’nın azınlıklar, Müslümanlar ve mülteciler bağlamındaki çehresini uzun vadede olumsuz etkileyecek gibi görünüyor. FPÖ gibi sağ popülist partilerin artan oy oranları neticesinde siyasetin genel olarak sağa kayması ve Müslümanlara yönelik tahammülsüz söylemlerin seçim vaatleri olarak kullanılmaya başlaması ciddi tedbirlerin alınması gerektiğine dair sinyallerden sadece birkaçı. 2007 yılında Aşağı Avusturya Eyaleti’nin Başbakanı Erwin Pröll’ün (ÖVP) minarelerin Avusturya’ya uymadığını alenen söylediği hatırlanırsa, Pegida gibi hareketlerin talep kataloglarının siyasi ajandaya çoktan alınmış olduğunu söylemek pekâla mümkün.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar