Avusturya Cami Saldırısında İstihbarat Parmağı

Avusturya’nın Graz şehrinde bulunan bir camiye domuz kafasıyla yapılan saldırıya Avusturya askerî istihbaratının karıştığı iddia edildi. Artan aşırı sağ saldırılarla etkin mücadele beklenirken cami saldırısında istihbarat parmağı büyük bir skandala kapı aralayacak gibi görünüyor.

superadmin 1 Kasım 2016

6 Mayıs 2016 gecesi Graz’da yeni inşa edilmiş olan İslam Kültür Merkezi Camisine bir saldırı düzenlendi. Bu saldırıda inşaat parmaklıklarına iki adet domuz kafası asılmış ve caminin minaresine domuz kanı dökülmüştü. Bundan dört sene önce de aynı kültür merkezinin inşaat alanına altı adet domuz kafası bırakılmış, daha önce ise aşırı sağcı bir grubun tehdidi üzerine 2016 Nisan ayı başında polis İslam Kültür Merkezi’ne gelmek zorunda kalmıştı. Mayıs ayında gerçekleşen saldırı ise yoldan geçenler tarafından fark edilerek polise ihbar edildiği için failler kısa süre içinde tutuklandı. Faillerden biri olan Thomas K.’nın aşırı sağcı çevrelere dâhil olduğu tespit edildi. Savcılık bu şahıs hakkında dinî doktrinleri aşağılama sebebi ile soruşturma başlattı.

Saldırının üzerinden aylar geçtikten sonra Avusturya Askerî İstihbarat Servisinin bir personeli hakkında da ağır iddialar ortaya atıldı. Saldırıda Thomas K. ile işbirliği yaptığı düşünülen zanlılardan biri olan Georg B.’nin (34) aslında muhbir olduğu Anayasayı Koruma Eyalet Ofisi tarafından teşhis edildi. Böylece istihbarat servisinin eylem hakkında bilgi sahibi olduğu ve buna karşı bir önlem almadığı ileri sürüldü. Ulusal Meclis Milletvekili ve Yeşiller’in Güvenlik Politikaları Sözcüsü Peter Pilz yetkili makamların ve parlamentonun bu durumu incelemesini talep etti. Georg B.’nin, Thomas K.’nın idarecilerinden biri olduğu aşırı sağcı bir gruba üye olduğu ileri sürüldü.

Savunma Bakanlığı’ndan Albay Michael Bauer aşırı sağcı örgütlere ilişkin bilgilerden feragat edilemeyeceği için askerlerin ajan olarak istihdam edildiğini belirtti. Fakat çarpıcı iddialar arasında Georg B.’nin 5 Mayıs 2016 sabahında askerî istihbaratı camiye gerçekleştirilecek saldırı hakkında bilgilendirdiği yer alıyor. İddialara göre istihbarat servisinden yüksek rütbeli bir subay, polisi bilgilendirmek yerine operasyonu yönetmek için Viyana’dan Graz’a gitmiş.

Ancak Yeşiller’den Pilz’in de belirttiği gibi aslında istihbarat servisinin ne saldırıyı gözlemleme ne de saldırıyı önlemek adına bir girişimde bulunma hakkı yok, zira cami “askerî bir alan” değil.
Pilz’in şahitlerin ifadelerine dayanarak ileri sürdüğü tahminler oldukça ilginç. Pilz’e göre ilgili cami saldırısında “bir ajan provokatörün” kullanılması söz konusu. Askeriye ise suçlamaları reddederek Anayasa Koruma Dairesinin 25 Mayıs 2016 tarihinde saldırı planları hakkında uyarıldığını, 5 Mayıs akşamı da olayın zamanının bildirildiğini, fakat yetkili polis teşkilatının konuyla ilgilenmediğini iddia ediyor. Buna karşın Eyalet Polis Müdürlüğü de suçlamaları reddediyor. Eyalet Anayasayı Koruma Müdürü, istihbarat personelinin kendisini 5 Mayıs tarihinde saat 21.55’de evden aradığını doğrulasa da sadece bir haneye tecavüz vakasından söz ettiğini ve “Eyalet Merkezi ile doğrudan bir teması olup olmadığının” sorulduğunu belirtiyor. Nitekim kendisi de aramayı gerçekleştiren kişiyi 133 acil durum çağrı hattına yönlendiriyor. Ancak savunma personeli bu aramayı 35 dakika sonra gerçekleştiriyor.

Özetle ne Eyalet Polis Müdürlüğü ne de Savunma Bakanlığı Graz’daki camiye düzenlenen saldırı hakkında bilgi sahibi oldukları yönündeki iddiaları kabul etmiyorlar. Şu ana kadar olayla ilgili başka bir ayrıntı da açıklanmış değil. 2016 Eylül sonlarında “Wochenblick” isimli haftalık gazete, ellerinde Avusturya gizli servisinin İslam karşıtı saldırılar düzenlediği şüphesini doğuran polis sorgu protokollerinin bulunduğunu açıkladı. İstihbarat servisinin ajanı olan zanlının, domuz kafalarının cami alanına yerleştirilmesinde ve domuz kanının dökülmesinde aktif bir şekilde rol aldığı iddia edildi. Gizli servis ajanı bu suç eylemine karışmıştı, hatta ajanın bu suç eylemine karışmaması durumunda saldırının gerçekleştirilemeyeceği belirtiliyordu. Wochenblick’in iddiasına göre askerî gizli servis “eylemin gerçekleşmesini riske atmak istemediği için” olaya fiilen destek vermişti.

Polis sorgu protokolünde muhbirin şöyle dediği iddia ediliyordu: “Söz konusu suç eylemi ile ilgili tüm faaliyetlerimin Federal Askerî İstihbarat Servisi talimatı ile ve bu kurum adına gerçekleştiğini belirtmek istiyorum.” Ayrıca: “Bu suç eylemine katılmakla suç işlediğimi biliyorum ama ben bunu kendi emellerim uğruna değil, daha yüksek bir amaca hizmet etmek için yaptım. Bu durumun gerçekleştirdiğim eylemi mazur kılacağını umuyorum.”

Diğer yandan 2016 senesinin başlarında kurulan ve “bağımsız” olduğunu iddia eden Wochenblick gazetesinin Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ) ve aşırı sağcı sahnelerle yakın ilişkiler içinde olduğunu da belirtmek gerek. Ne savcılık, ne istihbarat servisi ne de diğer medya kuruluşları Wochenblick’in iddialarına yanıt vermedi ve tabii ki bu durum birçok soruyu cevapsız bıraktı. Bakanlık sözcüsü Albay Michael Bauer’e incelemelerin güncel durumunu sorduğumuzda sadece Federal Ordu üyelerini kapsayan dâhili soruşturmaların tamamlandığı ve sonuçların Graz Savcılığı’na iletildiği bilgisini alabildik. İstihbarat servisi savcılığın nihai kararına kadar incelemelerini askıya almış durumda. Savcılık ise iki zanlı hakkında dinî doktrinleri aşağılama gerekçesiyle soruşturma yürütüldüğünü doğruladı, ancak şu ana kadar arka plana ilişkin herhangi bir bilgi açıklanmadı.

Graz’daki camiye düzenlenen domuz kafalı saldırı Avusturya’da gerçekleştirilen bu türdeki ilk saldırı değil. Bu saldırıdan birkaç hafta sonra haziran ayında Linz’de bulunan ve Boşnak Derneği’ne ait olan bir camiye benzer bir saldırı gerçekleşmişti. Aynı şekilde Viyana’daki İmam Hatip okuluna da bir saldırı düzenlenmişti.

Eylemlerde İslam karşıtı motifler alenen ortada olmasına rağmen failler genellikle ceza almadan kurtuluyorlar, bu da ırkçı saldırıların yeterince ciddiye alınmadığı veya bilinçli olarak örtbas edildiği sonucunu doğuruyor. Aynı durum Avusturya’daki mülteci kamplarına düzenlenen saldırılar için de geçerli. Avrupa’da sağcı partilerin güçlenmesiyle radikal sağcı suç eylemleri de çoğaldı. Buna karşın kurbanların güvenliği ve bu vakıalarla mücadele ise sınırlı kaldı. İslami motivasyonlu olduğu iddia edilen radikalleşmeye odaklanılırken artan aşırı sağcı şiddet göz ardı edildi. Bu durum anlaşılabilir sebeplerle Müslümanların karmaşa, hayal kırıklığı ve hükûmete karşı bir güvensizlik yaşamasına yol açıyor.

İstihbarat Servisi’nin Graz’daki camiye düzenlenen saldırıya katıldığının teyit edilmesi durumunda hükûmet geriye kalan güvenilirliğini de kaybetmemek için etkili girişimlerde bulunmalı, hem de hemen.

Fotoğraf: ©Islamisches Kulturzentrum Graz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar