Arakan Rohingya Sefaletinin Boyutları Korkunç

Myanmar ordusunun zulmünden kaçan yüzbinlerce Rohingya sınır bölgelerinde zor şartlar altında. Ancak burada karşılaştıkları şartlar ardlarında bıraktıklarından daha insancıl değil.

24 Ekim 2017

25 Ağustos’ta Myanmar’ın Arakan bölgesinde Rohingya’lara karşı başlayan saldırılar sonrası 500 bin kadar Rohingya komşu ülke Bangladeş’e kaçmıştı. Ancak buradaki mülteci kamplarında onları bekleyen yaşam koşulları korkunç. BM’nin açıklamasına göre 700 bin kadar mülteci, kamplarda “herşeyden mahrum” bir şekilde yaşam mücadelesini sürdürüyor. 1948’den bu yana Arakan bölgesinden Bangladeş’e gelen mülteci sayısında son iki aydaki artış ise olayın vahametini ortaya koyuyor. Mültecilerin içerisinde en mağdur kesimi ise çok sayıdaki kimsesiz çocuk ve dul kadın oluşturuyor.

Kolera ve Temiz Su Sıkıntısı Büyük Tehdit

Sınırdaki kamplarda faaliyet gösteren uluslarası yardım kuruluşları özellikle kolera hastalığının hızla yayıldığına dikkat çekiyor. Verilen bilgiye göre şimdiye kadar en az 10 bin mültecide tehlikeli ishal belirtisi görüldü. Bangladeş UNICEF Başkanı Edouard Beigbeder koleranın bilhassa kalabalık ve hijyenik olmayan koşullar altında yaşayan çocuklar için büyük tehdit arz ettiğini belirtti. Beigbeder ayrıca giderek artan temiz su sıkıntısına ve bunun çocuklar, bebekler ve yaşlılar için oluşturduğu tehlikelere dikkat çekti.

Rohingya: “Durumun Vahameti Bilinenin Çok Ötesinde”

Bangladeş sınırına yardım götürmek için bizzat giden IGMG Sosyal Hizmetler Başkanı Mustafa Uyanık orada karşılaştığı “dramın” başka ülkelerle kıyasladığında “çok daha kötü” olduğunu belirtti. Bunda Bangladeş’in, yani göç edilen ülkenin ekonomik ve coğrafi şartlarının da etkisi olduğuna değinen Uyanık: “Orada gördüğüm manzara duyduklarımızdan veya televizyonda gördüklerimizden çok daha etkileyiciydi” dedi.

Caritas International Başkanı Oliver Müller de aynı şekilde mültecilerin içerisinde yaşadığı şartlarla ilgili olarak “durumun vahameti bilinenin çok ötesinde” açıklamasında bulundu.

“Arakan’ı Niye Terk Ediyorlar Anlamış Değilim”

Myanmar hükûmeti ülke sınırları içerisinde Kuzey Arakan’a giriş-çıkış müsadesi ve yardım kuruluşlarına faaliyet izni vermiyor. Uyanık, bu nedenle söz konusu bölgedeki mağduriyetin derecesinin ölçülemediğini belirtti. Bununla birlikte, bölgeyi terk edip gelen mültecilerin can güvenliği sorunu nedeniyle kaçtıklarının anlaşıldığını söylüyor.

Myanmar devlet danışmanı ve fiili lideri Aung San Suu Kyi, mültecilerin Myanmar’a geri dönebilmeleri için sınırda “kontrol noktaları” oluşturarak ülkeye giriş izinlerinin denetleneceğini belirtmişti. Ancak Uyanık iddia edilenin aksine Myanmar hükûmetinin geri dönmek isteyenleri engellediğini söylüyor. Sınırda kontrol noktası oluşturmanın sınır boyunca uzanan dağlık araziler ve nehir nedeniyle zaten mümkün olmadığına dikkat çeken Uyanık, bu konuda açıklanmış hiçbir somut adımın da olmadığını belirtti. Uyanık, Nobel barış ödüllü Suu Kyi’nin “Arakan’ı niye terk ediyorlar anlamış değilim” şeklindeki gayriciddi açıklamasının da dünya kamuoyunda olumsuz karşılandığına dikkat çekti.

“BM Çözümsüzlüğü Beraberinde Getiriyor”

Sınırda BM’ye ait üç mülteci kampının bulunduğunu söyleyen Uyanık, oradaki hijyenik koşulların standartların çok altında olduğunu ve sığınmacıların ancak onda birinin ihtiyacının karşılandığını belirtti. Uyanık ayrıca, BM yetkililerinin Arakan’da güvenlik güçleri eşliğinde yaptıkları ziyaretlerde orada bulunan halka “Durumunuz nasıl? Bir şikâyetiniz var mı?” gibi saçma sorular sorduklarını belirtiyor. “İnsanlar güvenlik güçleri karşılarındayken bu sorulara nasıl cevap verilebilir ki?” diyen Uyanık bu konuda bir örnek vererek: “Bu soruyu sormakla bizi hedef tahtası yaptığınızın farkında mısınız?” diye cevap veren bir gencin üç gün sonra ölü bulunduğunu aktardı. Çözümün parçası olması gereken BM’nin bazı noktalarda “çözümsüzlüğü beraberinde getirdiğini” söyleyen Uyanık, “Gittik, gördük, konuştuk ve halk böyle dedi” şeklinde hazırlanan BM raporlarına gerçeğin bütünüyle yansımadığını açıkladı.

“Güvenlik Ve Yerleşim Yerleri Ele Alınmalı”

Peki, mültecilerin durumunu iyileştirmeye yönelik hangi adımların atılması gerekiyor? Uyanık’ın bu konuda üç önerisi var. İlk olarak Türkiye hükûmetinin Bangladeş’e yaptığı “sınırlarını aç, masrafları karşılayalım” teklifi çerçevesinde BM’nin de “olaya sahip çıkması” ve Bangladeş sınırına mülteci sayısı nispetince yardım ulaştırılması. Uyanık bu adımın “bütün mağdurları kapsayacak şekilde” düşünülüp atılması gerektiğini vurguluyor.

İkinci bir adım olarak, “sağlıklı yerleşim bölgelerinin gündeme taşınabileceğini” söyleyen Uyanık, bölgenin koşullarına değindi: “Söz konusu bölgeler yağmur yağdığı zaman sel altında kalan bölgeler. İnsanlar çamurun içinde yaşıyor. Çadırlar kurulsa da altından su çıkıyor.”

Üçüncü nokta olarak bölgede “kontrolsüz bir kaos ortamının” hüküm sürdüğüne değinen Uyanık, “Bölgede bir an önce güvenliğin sağlanması lazım, çünkü her türlü istismara açık bir alan oluşmuş. Bunun önüne geçilmesi şart.” diyor. Ancak bu koşullar tesis edildikten sonra yeme-içme ve sağlık ihtiyaçlarının giderilebileceğini açıklayan Uyanık, mevcut kaotik ortamın bu ihtiyaçları karşılamayı zorlaştırdığına işaret etti.

BM Yardımda Bulunacağını Açıkladı

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Ofisi, Uluslararası Göç Örgütü ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından 23 Ekim’de Cenevre’de Rohingya Mülteci Krizi Bağış Konferansı düzenlendi. Avrupa Birliği ve Kuveyt’in destek verdiği konferansta 2018 şubat ayına kadar 290 milyonu Myanmar’dan kaçan mağdur Rohingyalara verilmek üzere toplamda 370 milyon avro yardım  bölgeye ulaştırılacak.

 

ETİKETLER:
    • Mustafa
      2017-10-25 14:46:06

      Bilgilendirici bir analiz olmuş.. Gündemde tutmaya devam ettiğiniz için tebrikler..

    1 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar