Dosya: "Avrupa'da İslam Eğitimi" Avrupa Okullarında İslam Din Dersleri

Avrupa'da İslam Eğitimi

Avrupa’da İslam din dersleri etrafındaki tartışma büyük. Meselenin arka planı ve sorunlu yanlarına dair kısa bir özet, karmaşık modelleri anlamak adına faydalı olabilir.

Dr. phil. Hakan Aydın 1 Aralık 2017

Avrupa ülkeleri, Müslümanların kalıcı olduğu gerçeğinden hareket ederek İslam din derslerinin okullarda ve üniversitelerde uygulamaya konulmasını arzu etmektedir. Büyük bir kitle hâline gelmiş olan Müslümanların dinî ihtiyaçlarının karşılanması ve bu ihtiyaçlar karşılanırken Batılı dünya görüşleriyle çatışma alanı oluşturmaması azulanmaktadır. Okullardaki İslam din dersleri, öğretmenlerinin anayasal değerlere sadakati ve bu dersler aracılığıyla öğrencilerin demokratik anlayıştan uzaklaşabileceği yönündeki tartışmaların gölgesinde yaygınlaşmaktadır. Avrupa’da din derslerinin sorumluluğu büyük oranda dinî cemaatlere aittir. Bazı ülkelerde İslami teşkilatlara “dinî cemaat statüsü”nün verilmemiş olması, bu derslerin içeriğinin belirlenmesi ve uygulanmasındaki en büyük sorunu oluşturmaktadır. Örneğin Almanya’da okullardaki İslam din dersleri için âdeta yap-boz uygulamasıyla muhatap oluşturulmaya çalışılmakta, istenilen biçimde bir muhatap oluşturup, akabinde İslam din dersi uygulaması başlatılmakta ve uygulanmaktadır. Devletle münasebet alanlarında birlikte hareket etmeyi başaramamış olan Müslüman cemaatlerin de etkisiyle bu yapı karmaşık bir hâl almıştır.

Kalıcılık Perspektifi

1960’lı yıllardan itibaren batı Avrupa ülkelerine işgücü olarak gelen milyonlarca Müslüman’ın dinî ve kültürel ihtiyaçları göç edilen ülkenin resmî otoriteleri tarafından kurumsal anlamda göz önünde bulundurulmamıştır. Bundan yarım asır önce Avrupa’ya gelen –başta Türkiye kökenliler olmak üzere- Müslümanlar kendi imkânlarıyla ibadethaneler açmış, kendi aralarından en fazla dinî bilgiye sahip olan kişiyi hoca olarak tayin etmiş ve çocuklarına kendi imkânlarıyla dinî eğitim vermeye çalışmıştır. Zamanla çatı örgütleri kurulmuş ve bu çalışmalar belli bir düzene kavuşmuştur. İbadethaneler eski depo veya bodrum katlarından çıkıp yer yer büyük külliyelere dönüşmüştür.

Avrupa ülkelerinde yaşayan Müslümanların dinî pratiklerini uygulama ve bunları çocuklarına aktarmaları, ilgili ülkelerin anayasaları tarafından korunan bir haktır.

Avrupa Ülkelerindeki Din Derslerine Genel Bir Bakış

Avrupa’da devlet okullarında İslam din derslerinin uygulanması ülkeler ve aynı ülkenin içindeki eyaletler/kantonlar arasında farklılık göstermektedir. Genel olarak Batı Avrupa ülkelerinde velilerin talep etmesi durumunda öğrencilere din dersinin verilmesi anayasal bir haktır. Bu uygulamadan farklı olarak Fransa devlet okullarında din dersi verilmemektedir. Laikliğin katı bir şekilde uygulandığı Fransa’da din dersi ancak dinî özel okullarda görülebilmektedir. Buna karşın Müslüman cemaatin dinî cemaat olarak resmen tanındığı Belçika ve Avusturya, İslam din derslerini devlet okullarında sunmaktadır. Bu iki ülkede Müslümanları temsil eden üst kurumların onayladığı müfredat çerçevesinde ve yine bu temsil kurumlarının icazet verdiği öğretmenler tarafından din dersleri verilmektedir. Almanya’da ise bu konudaki uygulamalar yenidir. Berlin İslam Federasyonu uzun yıllar verdiği hukuk mücadelesini kazanmış ve 2001 yılından itibaren Berlin eyaletinde İslam din derslerini okullarda uygulama hakkını elde etmiştir.

Almanya’da dinî cemaatlerin inanç içeriklerine dair onayıyla sunulan ve “inanca dayalı” olarak sunulan din dersleri olduğu gibi, diğer ülkelerde dinî cemaatlerin dâhil edilmediği ve dinlere dair genel bilgilendirme şeklinde sunulan dersler de bulunmaktadır. Örneğin Danimarka, İsveç, Norveç, İngiltere ve Galler’de okullarda din dersi genel bilgilendirme şeklinde öğretilmektedir. Fakat bu ülkelerde dinî cemaat tarafından idare edilen “İslam okulları”nda İslami eğitim verilmektedir. Diğer yanda Almanya, Belçika, Avusturya ve Finlandiya gibi ülkelerde, dinî cemaatler okullardaki din derslerinin uygulanmasından sorumludurlar.

Öğretmenlerin Eğitimi

Batı Avrupa ülkelerinde İslam din derslerinin uygulayıcıları olan öğretmenlerin eğitimi, en çok üzerinde durulan konulardan biri. Mevcut kamuoyu tartışmalarında İslam ülkelerinde öğretmenlik mesleğini tamamlamış ve Avrupa’ya gelmiş öğretmenlere pek de sıcak bakılmamaktadır. Bu kişilerin eğitimini aldıkları ülkelerin ideolojik görüşlerini taşıdığı ve “Avrupa değerleri”nden uzak olduğu varsayılmaktadır. İmam olarak görev yapan kişilerin büyük çoğunluğunun İslam ülkelerinden gelmesi ve bu uygulamanın politik zeminde sıkça tartışmaya açılmasının da bu bakış açısı üzerinde etkisi bulunmaktadır.

Almanya’da yeni oluşturulan İslam ilahiyatı bölümlerinde İslam din dersi öğretmenleri yetiştirilmektedir. Diğer dallarda mevcut kadrolu öğretmenlik görevi yürütenlerden Müslüman olanların belli bir ilave eğitimden geçtikten sonra İslam din dersi öğretmeni olabilmelerinin de önü açılabilmektedir. Kamuoyundaki mesnetsiz endişelerden biri, bu öğretmenler aracılığıyla radikal veya yerel siyasi düşüncelerle sorunların Avrupa okullarına taşınmasıdır. Bir diğer haksız yaklaşım ise İslam din derslerinin “radikalizm ve aşırıcılığı önleme alanı” olarak görülmesidir. Bu endişelerin gölgesinde eğitmenlerin eğitim faaliyetleri de politik baskılar altında devam etmektedir. Mesela Almanya Bavyera Eyalet Eğitim Bakanlığı, 2015’te Paris’teki terör eylemlerinden sonra İslam din derslerini artırdığını ve böylelikle aşırıcılığın önüne geçtiğini söylemektedir. İslam din derslerinin yaygınlaşması gerektiğini savunan Kilise temsilcileri veya siyasiler, İslam din derslerini “radikalizm ve aşırıcılığı önleme alanı” olarak gördüklerini açıkça ifade etmektedirler.

Müfredatların Oluşturulması

Okullardaki İslam din dersi müfredatları ise dinî cemaatlerin dâhil olduğu danışma kurulları veya muhatap alınan dinî cemaatlerin bizzat katkılarıyla oluşturulmaktadır. Almanya ve Avusturya’da konuyla ilgili tecrübeli diğer dinlerden uzmanların görüşleri de alınmaktadır. Dersin müfredatı ve eğitim materyallerinin hazırlanmasında Müslüman cemaatlerin sınırlarının zorlandığını söylemek mümkündür. Mesela dinde kesin olarak haram olan bir hususun haram olarak ifade edilmesi neticesinde, âdeta bu haramları işleyenlere şiddet uygulanacakmış veya toplumdan dışlanacakmış gibi haksız bir algıyla kamuoyu oluşturulmasının etkileri, müfredatlar hazırlanırken kendisini göstermektedir. Dinin emir ve yasaklarının ifade edilmesinin neredeyse önü kesilmeye çalışılmaktadır.

Hazırlanmış müfredatlarda “radikalizmle yeteri kadar mücadele edilmediği” ithamları, Müslüman cemaatten “Avrupa değerleri”ne, insan hakları ve eşitliklerle ilgili evrensel normlara daha vurgulu bir atıfta bulunmalarının beklenmesi, Müslüman cemaatin İslam’ı okullarda Müslüman çocuklara öğretme süreçlerine de büyük oranda etki etmektedir. Bu baskının İslami cemaatleri yer yer “ehveni şer”, yani kötünün iyisi pozisyonuna razı ettiğini de eklemekte fayda vardır.

Müslüman Cemaatlerin İslam Din Dersindeki Rolü

İslami cemaatler, Almanya ve İsviçre gibi ülkelerde –Katolik ya da Protestan kiliselerinin sahip olduğuna benzer şekilde- dinî cemaat statüsünü almak konusunda çeşitli engellerle karşı karşıyadır. Örneğin Almanya’nın Hessen eyaletinde Müslümanların hâkim çoğunluğuna göre temel itikadi esaslarda farklılık arz ettiği gerekçesiyle İslam dairesinde görülmeyen, fakat kendisini İslam dairesinde konumlandıran Kadıyânîler gibi küçük bir cemaat, dinî cemaat statüsünü almakta zorlanmamıştır. Anayasal standartlara göre dinî cemaat statüsü, Almanya’da İslam din dersini verebilmek için oldukça önemli bir etkendir. Mesela Almanya Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde, okullardaki İslam din dersleri için 8 kişilik bir danışma kurulu (Alm. “Beirat”) oluşturulmuştur. Bu kurula 4 büyük dinî cemaat (DİTİB, İslam Konseyi, VIKZ ve ZMD) 1’er kişi göndermekte, diğer 4 kişi de dinî cemaatlerle istişare edilerek bakanlık tarafından belirlenmektedir. Anayasal açıdan sorunlu bir yapıda görülen bu danışma kurulu, geçici olarak 2019 yılına kadar devam edecektir. İslam din dersi öğretmenlerinin, müfredatların ve ders kitaplarının belirlenmesi eyalette bu danışma kurulu aracılığıyla gerçekleşmektedir. 2017 seçimleri öncesinde Türkiye ve Almanya arasındaki siyasi tartışmaların şiddetlenmesi neticesinde, Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı ile kooperasyon içerisinde faaliyet gösteren DİTİB’in bu kuruldaki üyeliği dondurulmuştur. Böyle karmaşık bir yapı içerisinde faaliyet gösteren danışma kurulunun okullardaki İslam din dersleri uygulamalarındaki kontrolü ve etkisi de yetersiz düzeydedir.

Avrupa Ülkelerinin Din Dersleri Üzerindeki Etkileri

Üzerinde neredeyse hiç konuşulmayan bir diğer önemli konu da İslam din derslerinin verildiği ülkelerde “arzu edilen/makbul vatandaşlar yetiştirme aracı” olarak görülmeleridir. Müslüman dindarlığının tabii yansımaları olan tesettür, (işyeri ya da okulda) namaz, oruç, helal gıda tüketimi gibi hususlardan ziyade, daha soyut, yalnızca bireysel inanca dayalı bir din anlayışının bu derslerdeki ana tona yön verme ihtimali de endişeler arasındadır. Bu durumda İslam din derslerinde dinin emir ve yasaklarının ifade edilmesi, icma boyutunda Müslümanlar arasında kabul görmüş haramların öğretilmesi konusunda çekingen bir tavrın kendisini gösterdiği de söylenebilir.

Almanya’daki Eyaletlerdeki Uygulamalar

Avrupa’da en fazla Müslüman nüfusa sahip ülke olan Almanya’da İslam din derslerinin durumu eyaletlere göre farklılık göstermektedir. Berlin’de İslam din dersi İslam Federasyonu tarafından, Hessen’de DİTİB ve Kadıyânîler tarafından, Kuzey Ren-Vestfalya’da “danışma kurulu” modeliyle 4 büyük dinî cemaatin katılımıyla devletle ortaklaşa, Hamburg’ta ise DİTİB, ŞURA ve VIKZ ile istişareli olarak bütün dinlere yönelik ortak din dersi uygulaması deneme aşamasındadır.

Baden Württemberg’te sadece görüşleri alınan, hiçbir söz hakkı bulunmayan danışma kurulu aracılığıyla İslam din dersleri verilmektedir. Aşağı Saksonya’da danışma kurulu modeliyle, Bayern’de ise mevcut Müslüman öğretmenler aracılığıyla ve dinî cemaatler olmadan pilot olarak bazı okullarda devam etmektedir. Bayern’deki uygulama, “dinî cemaat olmadan din dersi verme” uygulaması olarak ciddi eleştirilerin odağında bulunmaktadır.

Dindarlığın “Burada” Yeniden İnşa Edilmesi

Avrupa ülkeleri, Müslümanların kalıcı olduğu gerçeğinden hareket ederek İslam din dersleri, İslam ilahiyat fakülteleri ve imam yetiştirilmesi gibi konularda dinî cemaatlerin anayasal haklarını sınırlayıcı ve kendi alanlarını genişletici bir şekilde uygulama temayülü göstermektedirler.

Bazı ülkelerde İslam din dersleri ile ilgili oturmuş bir sistem bulunurken, devletle münasebet alanlarında, birlikte hareket etmeyi başaramamış olan Müslüman cemaatlerin de etkisiyle başta Almanya’da olmak üzere İslam din derslerinin verilmesiyle ilgili ciddi sıkıntılar yer almaktadır. Fakat Avrupa ülkelerindeki Müslüman nesillerin İslam’ın ana kaynaklarına uygun dinî eğitim almasının önündeki engeller aşılmak zorundadır. Bunun için Müslüman cemaatin yapacağı öz eleştirinin, örflere dayalı dinî anlayıştaki cüz’î farklılıkların büyütülmemesi ve köken ülkeyle aradaki bağın birlikte hareket etmeye engel olmaması yönünde olduğu şeklinde dile getirilebilir.

Öte yandan devletler nezdinde ise Müslümanların anayasal sadakatlarının sorgulanması, köken ülkelerle, Müslümanların şu anda yaşadığı ülkeler arasındaki krizlerin ülkedeki yerleşik Müslüman cemaate yansıtılması gibi sorunlar, İslam din dersleriyle ilgili kendisini gösteren sorunlar arasındadır. Oysa İslam din dersleri, Avrupa’daki Müslüman neslin, dindarlığı Avrupa’daki yaşam gerçekliği üzerinde inşa edebileceği en önemli araçlardan birisidir. Bu önem gözden kaçmamalıdır.

 

[1] https://www.welt.de/regionales/bayern/article137434538/Islamunterricht-als-Schule-gegen-Extremismus.html 27.11.2017

[2] http://www.tagesspiegel.de/politik/praevention-gegen-radikalisierung-ekd-chef-fordert-flaechendeckenden-islamunterricht/13649862.html 27.11.2017

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar