Dosya: "Avrupa'da Türkçenin Geleceği" “Anadili, Kültürel Kimliğin Yeni Kuşaklara İletilmesinin Aracı”

Avrupa'da Türkçenin Geleceği

Berlin Eğitim Müşaviri Prof. Cemal Yıldız’la son dönemlerde tartışmalara çokça konu olan Türkçe ve Türk Kültürü derslerinin Türkiye kökenli vatandaşlar için önemi ve yeri hakkında konuştuk.

Yasemin Yıldız 1 Nisan 2018

Almanya’da 1977 yılından beri konsolosluk öğretmenleri tarafından Türkçe dersi sunuluyor. Türkiye’den gelen öğretmenler Türkçe dersi konusunda neden bir sorun olarak görülüyor?
Almanya Federal Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki eğitim ve kültür alanındaki ilişkiler 8 Mayıs 1957 tarihinde iki ülke tarafından imzalanan Türkiye-Almanya Kültür Anlaşması ile başlamıştır. 1970’li yılların başında bir “Türk-Alman Karma Eğitim Uzmanları Komisyonu” (KEUK) kurulması kararlaştırılmıştır. Bu komisyon, önceleri her yıl dönüşümlü olarak Türkiye ve Almanya’da bir araya gelerek Türk çocuklarının sorunlarına çözüm aramış ve alınacak tedbirleri tespit edip uygulamaya koymuş, uygulamada meydana gelen aksamaları da temsilciliklerimizle iş birliği içerisinde gidermeye çalışmıştır.

Bu kısa tarihçeden sonra sorunuzda ifade ettiğiniz konuyla ilgili görüşlerimi şöyle özetleyebilirim: Son zamanlarda değişik eyaletlerde Türkçe ve Türk Kültürü dersleri (TTK) tartışma konusu olmuştur. Türkçe dersi müfredatı ve Türkiye’den gelen öğretmen uygulamasına son verilmesi ve Alman yerel makamlarının anadili derslerinde daha fazla sorumluluk üstlenerek öğretmen ataması ve müfredatı kendilerinin belirlemesi konusunda eyalet meclislerine dilekçeler sunulmuştur. 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında DİTİB imamlarının ajanlık yaptıkları yönündeki iddialar ve 16 Nisan 2017 Referandumu merkezli Türkiye-Almanya arasında cereyan eden gelişmeler nedeniyle oluşan hassas ve gergin atmosfer yüzünden Alman basını ve kamuoyunda Türkçe derslerinin ve Türkçe öğretmenlerinin durumu da çokça gündeme gelmektedir.

Bazı basın kuruluşlarında, kimi eğitim sendikalarında (GEZ, DBB) ve kimi eyalet meclislerinde Türkçe öğretmenlerinin “İslamcı” ve “milliyetçi” doktrinleri Alman okullarındaki Türk çocuklarına enjekte ettikleri, Türkçe derslerinde öğretilen konuların denetlenemediği, Türkçe öğretmenlerinin Sayın Cumhurbaşkanımız kastedilerek “Erdoğan’ın propagandistleri” olduğu, Türkçe derslerinin Türkiye’den gelen öğretmenlerin değil; Almanya’da mukim ve Alman Eğitim Bakanlığına bağlı öğretmenlerce verilmesi gerektiği gibi hususlar eşliğinde “Erdoğan’ı sınıflarımızda istemiyoruz!” merkezli yüksek sesler çıkmaya ve Türkçe dersleri ile Türkçe öğretmenleri Almanya siyaset gündeminde yoğunluklu olarak tartışılmaya başlanmıştır. Bu yöndeki haberler Alman kamuoyu ve bazı muhafazakâr politikacıların nezdinde TTK derslerinin imajını zedelediği gibi bu hususta genellemeler yapmak da oldukça hatalıdır. Almanya’da eyalet meclislerinin karar ve politikalarına göre şekillenen Türkçe dersleri, medyadaki bu tür çıkışların ardından eğitim dairelerinin keyfi uygulamalarına da maruz kalmaya başlamıştır. Özellikle 15 Temmuz sonrası Türkiye’de meydana gelen gelişmelerin basında olumsuz şekilde gündeme getirilmesinin, bu girişimler üzerinde etkisinin olduğu değerlendirilmektedir. Öte yandan, kimi Alman eğitimci ve uzmanlar da Türkçe derslerinin yaygınlaştırılması gerektiğini, derslere katılım oranının yükseltilmesi gerektiğini dile getirmektedirler.

Konuyla ilgili Türk ve Alman yetkililer arasında uzlaşıya dair ne tarz adımlar planlanıyor?
Yukarıda bahsedilen ve özellikle son dönemde karşımıza çıkan sorunlarla ilgili her türlü girişim Eğitim Müşavirliğimiz ve hatta Büyükelçiliğimiz tarafından diplomatik seviyede yapılmaktadır. Yerel bazda, Berlin’de, TTK dersleri için talep edilen kira ücretleriyle ilgili olarak yaptığımız girişimler sonunda uzlaşı sağlanmış ve  iki belediye kira taleplerinden vazgeçmiştir.

Federal bazda ise, Berlin Eğitim Müşavirliğimiz 3 Şubat 2017’de Almanya’daki tüm eyaletlerin eğitim yetkililerine ve okul müdürlerine açıklayıcı bir mektup yazarak, basında haber yapılan Türkçe dersi müfredatı ve öğretmenlerimizle ilgili asılsız ithamlara inanılmaması gerektiğini, TTK dersleri bağlamında yaklaşık 40 yıldan bu yana devam eden olumlu iş birliğinin ve eyalet yönetimlerinin desteğinin devam etmesini istediğimizi dile getirmiştir. Ayrıca Berlin Büyükelçiliğimiz ve Müşavirliğimiz tarafından TTK dersleri hakkında doğru bilgileri içeren ve soru-cevap şeklinde her iki dilde yazılan bilgilendirme notu da gerek yetkililere gerekse basın kuruluşlarına ulaştırılmıştır. Mektuba iki eyaletin Eğitim Bakanlığından cevap gelmiş (Berlin ve Bremen), her iki cevapta da ilgili eyaletlerin bundan sonra Türkçe anadili dersleri için Türkiye’den gelen öğretmenlere zaman içinde ihtiyaç kalmayacağı ve kendilerinin daha fazla sorumluluk üstlenecekleri (hem müfredatı kendilerinin belirleyeceği hem de öğretmeni zaman içerisinde kendilerinin atayacakları) dile getirilmektedir.

Diğer yandan Eyalet Kültür Bakanları Konseyi’nin (KMK) 12/13 Ekim 2017 tarihinde gerçekleşen toplantısından kısa bir süre önce dönem başkanı ve Baden-Württemberg Eyaleti Eğitim Bakanı Dr. Susanne Eisenmann’a hitaben yazdığımız mektupta, 359. KMK toplantısında Türk Konsoloslukları tarafından verilen TTK derslerinin gündem maddeleri arasına alındığını öğrendiğimizi belirterek, yaklaşık 40 yıldan bu yana sunulan Türkçe dersleri hakkında bilgi verilmiş; özellikle basında son zamanlarda çıkan olumsuz ve asılsız haberlerin etkisi altında kalınarak bu derslerin aleyhinde bir kararın çıkması hâlinde Almanya’daki Türk çocuklarının anadili eğitiminin ve entegrasyonunun olumsuz etkileneceği belirtilmiştir.

Dr. Eisenmann’dan Eğitim Müşavirliğimize gelen mektupta, 359. KMK toplantısı başlangıcında üye eğitim bakanlarına bilgi verdiğini, toplantıda Türkçe dersleri aleyhinde bir karar alınmadığı; ancak genel olarak eyaletlerdeki anadili dersleri hakkında görüş alışverişinde bulunduklarını, Eğitim Bakanlarının ailelerin çocuklarının çok dilli yetişmesi konusundaki taleplerinin yerine getirilmesi ve bu imkânın genişletilmesi  konusunda fikir birliği içinde olduklarını, bazı eyaletlerin anadili derslerini kendi sorumlulukları dahilinde verip veremeyecekleri hususunu inceleyeceklerini, bazı eyaletlerin konsolosluklarla yapıcı-eleştirel bir diyalog içinde bulunduklarını, bazılarının ise konsolosluklarla ikili anlaşmalarının bulunduğunu ve bu kapsamda mahalli eğitim yönetimi tarafından derslerin ziyaret edilebilmesini konuştuklarını ve derslerin içeriği hakkında bilgi verdikleri belirtilmiştir. Sonuç olarak, KMK dönem başkanı mektubunda; ihtiyaç hâlinde konsolosluk dersleri hakkında görüş alışverişine devam edileceği ve konuyu eleştirel bir şekilde takip etmeye devam edecekleri konusunda eyaletlerin görüş birliğine vardıklarını ifade etmiştir.

Ayrıca yukarıda dile getirilen  konular iki ülke arasındaki eğitim konularının ele alınarak tartışıldığı teknik bir  platform olan 2018 KEUK toplantısında da gündeme alınmış olup, TTK dersleri için ülke (veya eyalet) bazında genel (veya yerel) çözümler aranmaya ve geleceğe yönelik ortak bir strateji belirlenmesine çalışılacaktır.

Sizin de belirttiğiniz üzere dersin öğretmenlerinin bir kısmı Türkiye’den geliyor. Tartışmaya konu olan noktalardan birisi de buydu. Günümüzde dünya çapında eğitim alanında değişim projeleri bu kadar yaygınken bu konunun Türkçe dersleri açısından problem olarak algılanmasının sebebi nedir?
Bazı eyaletlerde öğretmenler, eyaletteki Eğitim Bakanlıkları tarafından istihdam edilmektedir. Bu öğretmenlerin seçiminde bizim herhangi etkimiz bulunmamaktadır.  Baden-Württemberg, Bavyera, Saarland, Schleswig-Holstein’da sadece konsolosluk tarafından verilen TTK dersi sunulmaktadır. Bremen, Hamburg, Hessen, Berlin, Aşağı Saksonya  eyaletlerinde ise ikili bir model vardır (Hem konsolosluk dersi, hem de Eyalet Eğitim idarelerinin sorumluluğunda sunulan Türkçe dersleri). Kuzey-Ren Vestfalya ve Rheinland-Pfalz Eyaletlerinde ise anadili/köken dili dersleri eyalet yönetiminin sorumluluk alanındadır.

Türkiye’den gelen öğretmenler yurt dışı görevi için uzun süren bir seçme sürecinden geçmektedir. Tüm öğretmenler en az 4 yıllık bir öğretmenlik eğitimi ve pedagojik formasyon almıştır. Ayrıca Türkiye’de en az 5 yıllık öğretmenlik yapmış olanlar yurt dışı görevi için müracaat edebilmektedir. Öğretmenler Bakanlıklararası Kültür Komisyonu tarafından yaklaşık bir yıl süren bir seçme sürecinde yapılan sınavla seçilmektedir. En önemli koşul, 5 yıl öğretmenlik tecrübesi ve belirli seviyede yabancı dil bilgisidir. Geçtiğimiz yıla kadar müşavirliğimize öğretmenlerimizin yeterlikleri konusunda herhangi bir sıkıntı yansımamıştır. Yukarıda ifade edildiği gibi, 15 Temmuz menfur darbe girişimi sonrasında ve 16 Nisan 2017 Referandumu merkezli Türkiye-Almanya arasında cereyan eden gelişmeler nedeniyle oluşan hassas ve gergin atmosfer yüzünden Alman basını ve kamuoyunda Türkçe derslerinin ve Türkçe öğretmenlerinin durumu da çokça gündeme gelmektedir. Bu tür girişimlerin içinde bulunduğumuz siyasi konjonktürden kaynaklandığı yönünde önemli ibareler bulunmaktadır.

Bir diğer tartışma konusu ise derslerin gerekliliği. Almanya’nın en büyük göçmen kökenli nüfusunun Türkler olduğu göz önüne alındığında sizce bu derslerin anadili Türkçe olan çocuklar için önemi nedir?
Anadili, bir insanın kimliğini belirleyen en temel unsurlardandır. Yabancı bir ülkede anadilinin önemi daha çok artmaktadır, zira dilin gelecek kuşaklara sağlıklı bir şekilde aktarılması yurt dışında daha büyük bir sorumluluktur. Diğer yandan yapılan birçok bilimsel araştırma, anadilinin akademik başarıya katkısının önemli ölçüde yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca, anadilinin kültürel kimliğin yeni kuşaklara iletilmesinde önemli bir araç olduğu da bir gerçektir. Bugün başta Almanya’da olmak üzere yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sayısını göz önünde bulundurursak, Türkçeyi anadili olarak konuşan insanların sayısının, kimi Avrupa dillerini anadili olarak konuşanlardan daha fazla olduğu gerçeğini görebiliriz. Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarının sayısının yüksekliğine rağmen Türkçe anadili dersleri birçok sorunla karşı karşıyadır. Özellikle Almanya’da Türkçe anadili eğitimi konusunda yaşanan sorunlar neticesinde bugün Türkçe-Almanca karışımı yeni bir dil oluşmaktadır. Almanya’daki vatandaşlarımızın bulundukları ülkede anadillerini korumaları, gelecek nesillere aktarmaları, kültürel ve tarihî değerlerine sahip çıkma bilincinde olmaları hem onlar hem bizim için çok önemlidir.

Dil edinimi, yabancı dil ve anadili öğretimi konusunda kapsamlı akademik çalışmalarınız var. Konuyu uzman gözüyle değerlendirdiğinizde Türkçe öğrenimi ve Almanca öğrenimi arasında nasıl bir ilişkiden söz edebilirsiniz?
Anadili eğitimi kişi daha doğmadan başlamakta, planlı ve düzenli bir anadili eğitimi ise kurumlaşmış yapılar içinde verilmektedir. Eğitimin genel olarak ne olduğu ve nasıl yapılması gerektiği üzerine ileri sürülen ve uygulanan düşünceler bütünü anadili eğitimini de etkilemiştir. Anadili kişinin kendisiyle, çevresiyle iletişim kurmasını; çevresinde olup bitenleri, gördüklerini duyduklarını, dinlediklerini anlamlandırmasını; önceden edindikleriyle yeni öğrendiklerini değerlendirebilmesini, yorumlayabilmesini; duygu ve düşünceleriyle kendisini ifade edebilmesini sağlar. Kişinin benliğini ve kimlik duygusunu kazanması da anadili eğitimine bağlıdır. Genel olarak bir dil öğretimi aynı zamanda bir kültür öğretimidir. Anadili öğretimi de ait olduğu medeniyetin yarattığı kültürün yeni nesillere taşınmasını sağlar.

Yurt dışındaki vatandaşlarımızın çocukları açısından düşündüğümüzde, anadilinin önemi daha da artmaktadır. Göçmen aileye mensup olan çocuk, bir taraftan kendi ailesi içerisinde yerli toplumunkinden tamamen farklı bir dili öğrenerek farklı değer ve normları edinerek ayrı bir sosyalleşme süreci yaşarken, diğer taraftan içinde yaşadığı toplumun okullarında, yerli arkadaşlık gruplarında, iş yerlerinde, yüz yüze, yakından ve uzaktan ilişki içerisine girdiği sosyal çevrede ise o toplumun dilini öğrenir; inanç, değer ve normlarına göre ayrı bir sosyalleşme süreci yaşar. Bu iki taraflı/çifte sosyalleşme sürecinde çocuk, her iki toplumda da tam anlamıyla sosyalleşemez. Eksik bir sosyalleşmeye yol açan bu süreçte çocuğun kimlik tanımlaması ve uyum meselesi hem göç edilen toplum, hem de göçmen aileleri açısından önemli bir problem alanı teşkil eder.

Diğer yandan şu gerçeği de mutlaka belirtmemiz gerekmektedir: Almanya’da yaşayan çocukların geleceğini Alman dili belirlemektedir. Anadili olarak Türkçe dersi, Almanca ve Türkçe olmak üzere iki dilli yetişen öğrencilere sunulmaktadır. Türk göçmen çocukları için ailede öğrendikleri Türkçe bilgileri ve geldikleri ülkenin kültürü onların kişiliklerinin bir parçasıdır; bu bilgiler çocukların kişilik gelişimi için çok önemlidir. Küreselleşen dünyada çok dillilik kültürel bir zenginliktir. Ayrıca, Almanya’da iki dilli büyümüş ve eğitim görmüş birçok genç Türkiye’de ve Alman firmalarında çalışmakta, böylece iki ülke arasındaki ekonomik, ticari ve bilimsel ilişkilerin gelişmesine önemli katkılar sağlamaktadır.

Eğitim Ataşeliğinin Türkiye kökenli çocukların Türkçe ve Türk kültürü ile bağlarının geliştirilmesi için yaptığı çalışmalar neler?

Eğitim Müşavirliğimiz ve Eğitim Ataşeliklerimiz, Büyükelçiligimiz ve Baskonsolosluklarımızın desteğiyle görev bölgelerinde Türk çocuklarının  Türkçe ve Türk kültürü ile bağlarının geliştirilmesi için birçok çalışma yapmaktadır. Bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir: Türkçenin müfredata dâhil edilmesine yönelik olarak yerel makamların bilgilendirilmesi, özellikle siyasi çevrelerde konu hakkında duyarlılık yaratılması, okul aile birliklerinin ve velilerin bilinçlendirilmesi, ilgili tüm tarafların desteğinin sağlanması. Yerel yöneticiler, siyasiler ve milletvekilleri ile temaslarımızda Türkçenin müfredata dâhil edilmesi talebi Başkonsolosluklarımızca ve Müşavirliğimiz/Eğitim Ataşeliklerimizce iletilmektedir. Tüm öğretim yılı boyunca düzenli olarak okutulan TTK derslerinin notunun da karnede değerlendirmeye alınmasının velilerin ve öğrencilerin dersleri daha fazla ciddiye almalarını sağlayacağı aşikardır.

Mevcut Türkçe anadili derslerinin yaygınlaştırılmasında bazı zorlukların bulunduğu bir gerçektir. Bunların nedenleri şöyle sıralanabilir: TTK derslerinin zorunlu ders kabul edilmemesi ve okul dersleri sonrasında kurs şeklinde düzenlenmesi; (öğrencilerde derse devam konusunda isteksizliğe neden olmaktadır), derslerin sınıf geçmeye etkisinin bulunmaması, okul yöneticilerinin TTK dersleri konusunda çıkardıkları çeşitli bürokratik engeller, velilerin TTK dersleri için yeterince talepte bulunmamaları; bilgi ve bilinç eksikliği… Tüm bu sayılan sorunların aşılması için Almanya genelinde çalışmalar yapılmaktadır. Ayrıca  başarılı Türk çocuklarının Büyükelçilik ve Başkonsolosluklar tarafından ödüllendirilmesi, üniversitelerle ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile iş birliği içinde  yaptığımız yaz okulları, Türkçe okuma yarışmaları, millî bayramların ataşeliklerimiz tarafından çocukların katkılarıyla her sene kutlanması, özellikle 23 Nisan’da yapılan büyük kutlamalar, çocukların Türkçe ve Türk kültürü ile bağlarının geliştirilmesi için yaptığımız çalışmalar arasında sayılabilir.

Bir önceki sorudan hareketle Almanya’da (fakat aynı zamanda Batı Avrupa ülkelerinde) Türkiye kökenliler arasında konuşulan Türkçenin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Sizce bundan 50 sene sonra, Avrupa’da Türkçe konuş(a)mayan bir Türk toplumuyla mı karşılaşacağız?
Türkçe anadili eğitimi konusunda hemen her eyalette sorun yaşanmaktadır. Ancak en sıkıntılı eyalet Kuzey Ren-Vestfalya’dır. Eyaletteki mevzuat gereği Türkçe öğretmenlerinin tamamı yerel makamlarca istihdam edilen KRV Eyaleti’nde Türkçe öğretmeni temininde yaşanan güçlükler nedeniyle öğretmen sayısı azalmaktadır. Eyaletteki öğrenci sayısı son 15 yılda sürekli artış gösterirken buna mukabil anadili Türkçe dersleri için atanan öğretmen sayısında ciddi miktarda düşüş gözlemlenmektedir. Nitekim KRV Eğitim Bakanlığı verilerine göre Türk öğrencilerin sayısı 1996 yılında 146 bin ve Türkçe anadili dersi öğretmeni kadrosu 591 iken, öğrenci sayısı 2017 yılında 220 bine ulaşmış (bunlardan 83 bini Türk vatandaşı), öğretmen sayısı ise 225’e düşmüştür. Özetle, bu eyalette önceki yıllara göre daha fazla öğrenci bulunmasına rağmen daha az öğretmen kadrosu mevcut olup eyalet genelinde daha az Türkçe dersi verilmektedir.

Yukarıda ifade edilenlerin yanı sıra, dersin verimliğini etkileyen farklı faktörler de bulunmaktadır. Bunlar arasında ilk sırada derslerin statüsü yer almaktadır. Biraz önce de belirttiğim gibi TTK derslerinin zorunlu ders kabul edilmemesi ve normal ders saatleri sonrasında ve kurs şeklinde düzenlenmesi bu dersin başarıya ulaşmasını engelleyen önemli faktörlerden biridir. Bu durum, öğrencilerin derse devam konusunda isteksiz olmalarına sebebiyet vermektedir. Ayrıca TTK derslerinin sınıf geçmeye etkisinin bulunmaması ve okul yöneticilerinin TTK dersleri konusunda çıkardıkları çeşitli bürokratik engeller de derslerin verimliliğini olumsuz yönde etkileyen faktörler arasında yer almaktadır.

Türkçe anadili dersleri farklı sınıf seviyelerinde birleştirilmiş sınıflarda işlenmektedir. Bu bakımdan birden fazla sınıf seviyesinde, eş zamanlı olarak TTK derslerini işlerken başarı elde etmek, öğrencilerin “hazır bulunuşluk” düzeylerinin farklı olması nedeniyle oldukça zordur. Bu durumu dikkate alan Milli Eğitim Bakanlığınca, yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının Türk dilini ve kültürünü tanımaları, benimsemeleri ve geliştirmelerini sağlamak amacıyla öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına uygun, yeni bir müfredat ve ders kitabı çalışmaları yürütülmektedir. Bu çalışma mümkün olan en kısa sürede tamamlanacaktır. Tüm bu çabalar gelecek nesillerin Türkçelerini ve öz kültürlerini muhafaza etmeleri için yapılan çalışmalardır.

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar