Dosya: "Avrupa Türkçenin Geleceği" “Berlin Senatosu Çokdilliliği Destekliyor”

Avrupa'da Türkçenin Geleceği

Sandra Scheeres’in (SPD) başında bulunduğu Berlin Eğitim, Gençlik ve Bilim Senatosu ile Berlin’deki Türkiye kökenlilerin çift dilliliğini konuştuk.

admin 1 Nisan 2018

Çok dilliliğin teşvik edilmesi sizin için ne kadar önemli?
Berlin Eyaleti için çok dilliliğin teşvik edilmesi eğitim politikasının önemli bir yapı taşı. Dil, kimlik ve kişilik arasında sıkı bir ilişki var. Dil, ayrı bir dünya ve ayrı bir kültüre açılan kapı. 2011 yılından beri Sandra Scheeres Berlin’in Eğitim, Gençlik ve Aile Senatörü. Senatör, gittikçe küreselleşen ve birbiriyle bağlantı içerisinde olan dünyada çok dilli olma yeterliliğine ilişkin talepleri karşılayabilmek için ilkokullarda çok dilliliği destekliyor.

Türkiye’den Almanya’ya gerçekleşen göç neredeyse 60 yıllık bir geçmişe sahip. Türkiye kökenli öğrenciler çift dilli olarak yetişiyorlar. Bu çocukların iki dilli yetişmesi için Türkçe dersi ne derece önemli?
Eğitim Senatörü Scheeres iki dilli öğrenim tasarılarını destekliyor. Örneğin Berlin Avrupa Okulu, bünyesindeki öğrencilere aralarında Türkçe dilinin de yer aldığı dokuz dil kombinasyonu sunuyor. Birinci sınıftan itibaren iki dilli olarak sunulan bu eğitim, Almanya’da benzeri olmayan bir eğitim modeli. Berlin Devlet Avrupa Okulu’nun amacı sürekli iki dilde gerçekleştirilen derslerle çift dilli öğrenim gruplarının entegre eğitimini sağlamak. Partner dilin öğrenilmesi sosyal tecrübeler ve kültürel aktiviteler ile bağlantılı. Çocuklar, ilgili partner dilin kültürü ile tanışıyorlar. İlk dilleri vasıtasıyla tüm çocukların kültürel ve ulusal kimlikleri korunuyor.

Senato, Türkiye kökenli öğrencilerin Türkçe diliyle arasındaki bağı sağlamlaştırmak için ne tarz çalışmalar yapıyor?
Kapsamlı bir eğitim, kişinin köken veya aile diline hâkim olmasını da kapsar. Genellikle köken dil, aile içerisinde ağırlıklı olarak günlük iletişimde kullanılıyor. Köken dilde eğitim dili seviyesine ulaşılması için yazı dilinin edinimi de önemli. Bu açıdan bakıldığında ek bir köken dili dersi destekleyici olmaktadır.

Berlin’deki “Türkçeyi Güçlendirme” projesinin amacı ne ve bu proje nasıl uygulanıyor?
Türk dilinin ve kültürünün desteklenmesine yönelik önemli bir uygulama olarak 1. ve 3. sınıf öğrencilerine yönelik olarak “köken dili Türkçe” çalışma grubu seçeneği başlatılmıştır. Pilot uygulama, Türkiye kökenli öğrenci oranının daha yüksek olduğu semtlerde başlatılacak. Bunun ardından edinilen tecrübeler değerlendirilecek. Öngörülen ise bu projenin diğer semtlerde ve okullarda da uygulanarak kapsamının genişletilmesi. “Türkçe’nin güçlendirilmesi” adlı çalışma grubu seçmeli dersinde amaç, Türkçe dili için var olan çalışmalar ile bazı okullarda yer alan iki dilli eğitimi veya Türk Konsolosluğunun ana dil ek dersini desteklemek ve köken dil dersini güçlendirmek. Çok çeşitli yöntemlerle öğrencilerin derse ilgi duyması sağlanıyor. Bunun yanı sıra çalışma grubu seçmeli dersinde sözlü ve yazılı dil yeterliliğinin coğrafi ve kültürel içeriklerle ilişkili olarak sistematik bir şekilde edinilmesine olanak sağlanıyor. Ailesinde Türkçe konuşulan çocuklar bu sayede normal derslerine ek olarak sunulan iki saatlik bir Türkçe çalışmasına katılma fırsatı elde edecekler. Bu ders, Berlin eyaletinde veya başka bir okul birliğinde görev alan öğretmenler tarafından veriliyor.

Dil ve kişilik arasındaki bağlantıyla ilgili düşünceleriniz neler?
Dil ve kimlik çok çeşitli şekillerde birbirleriyle bağlantılı. Bilimsel çalışmalar da bunu destekliyor. Araştırmalarda, özellikle de psiko-linguistik alanında elde edilen bilgiler çok dillilik hakkındaki potansiyeli ortaya koyuyor. Bu sonuç Berlin Avrupa Devlet Okulunun, Avrupa araştırması kapsamında gerçekleştirdiği bilimsel değerlendirmeyle de ortaya koyulmuş durumda. Burada birçok öğrencinin çift kültüre sahip olduğu özel bir entegrasyon örneği görülüyor. Bu örnekte, köken ya da aile dilinin tanınmış olmasının öğrencilerin Almanya’daki hedef kültüre girmeleri konusundaki isteğini güçlendirdiği açıkça görülüyor. Bunun sebebi, kişinin kendisinin köken diliyle birlikte, diğer bir ifadeyle tüm yönleriyle bir birey olarak kabul edildiğini ve istendiğini hissetmesidir.

Almanya’da 1977 yılından beri konsolosluk öğretmenleri tarafından Türkçe dersi sunuluyor. Türkiye’den gelen öğretmenler Türkçe dersi konusunda neden bir sorun olarak görülüyor?
Konsolosluk dersinin ortaya çıkış şartları 1970’li yıllarda uygulamaya konulmasından beri çok büyük değişiklikler gösterdi.

Konuyla ilgili Türk ve Alman yetkililer arasında uzlaşıya dair ne tarz adımlar planlanıyor?
Türk tarafı ile bahsedilen soruların tartışıldığı görüşmeler düzenli olarak gerçekleştiriliyor.

Tartışılan en önemli konulardan biri ise müfredat. Medyada çıkan haberlere göre Türk dilinde verilen dersin amacı bir “Türk milliyetçiliği” oluşturmak olarak görülüyor. Var olan iddialardan biri de müfredatta çok fazla “dinî içeriğin” yer alması. Siz bu iddia hakkında ne düşünüyorsunuz?
Eğitim İdaresi, Türkiye elçiliğinden müfredatın gözden geçirilmesini talep etti. Bu talep kabul edildi ve Eylül 2017 tarihinde 2017/2018 eğitim öğretim yılı için 1-3. ve 4-6. sınıflara yönelik revize edilmiş müfredatlar sunuldu.

Gelecekte, Türkiye kökenli öğrencilere ve Türkçe konsolosluk dersine yönelik hangi fırsat ve risklerin bulunduğunu düşünüyorsunuz?
Köken dili ve kültürüyle bağlantı kuran imkânlar prensip olarak memnuniyet verici. Berlin Eyaleti çok dilliliği desteklemeyi ve Berlinli öğrenciler için köken dilinde seçenekler sunmayı planlıyor.

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar