Dosya: "Ayrımcılıkla Mücadele" Belçika’da Ayrımcılığa Uğrayan Biri Ne Yapmalı?

Ayrımcılıkla Mücadele

Belçika’da ayrımcılıkla mücadele konusunda kat edilmesi gereken yol uzun. Buna rağmen ülkede ayrımcılıkla mücadele çalışması yapan birçok kurum var.

Nur Sultan Alkış 1 Haziran 2018

Belçika’da ayrımcılık ve ırkçılık kanunen yasak. Irkçılık Karşıtı Kanun, Ayrımcılık Karşıtı Kanun ve Kadın-Erkek Eşitliği Kanunu ayrımcılık yasağının kanunlaştırılmış hallerini teşkil ediyor. Ayrımcılığın yasaklanmış olduğu durumlar ise “korunmuş kriterler” olarak adlandırılıyor. Korunmuş kriterler ırk, milliyet, ten rengi, etnik köken, milli köken, cinsiyet, yaş, cinsel tercih, medeni durum, doğum, mülk, siyasi görüş, felsefi görüş, dini görüş, dil, sağlık durumu, engellilik, bedensel özellikler, genetik özellikler ve sosyal köken.

Belçika’da ayrımcılığa maruz kalan bir vatandaşın hangi mecraya başvurması gerektiği, ayrımcılığın kim tarafından ve hangi korunmuş kriter üzerinden yapılmış olmasına bağlı. Örneğin herhangi bir devlet kurumu tarafından ırkçılığa uğrayanlar veya işvereni tarafından ayrımcılığa maruz kalanlar farklı mecralara başvuruyorlar.

Uluslararası Araştırmalarda Belçika’da Ayrımcılık

Ayrımcılıkla ilgili Avrupa’da ve uluslararası araştırmalarda Belçika genelde düşük bir nota sahip. Örneğin Avrupa Komisyonu’nun 2017 yılına ait Avrupa Ekonomi Raporu’nda Belçika iş alanında yabancılara az fırsat tanınmasından dolayı eksi puan aldı. Avrupa Birliği’nin (AB) “istihdam edilmiş yabancı vatandaş sayısı” listesinde Belçika listenin en altlarında yer alıyor. Aynı sıkıntı eğitim alanında da mevcut: Rapora göre yabancı kökenliler okulu daha erken bırakıyorlar. Avrupa Komisyonu Belçika’nın yabancılara yönelik ayrımcılık ile yeteri kadar mücadele etmediği kanaatinde.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün 2015 yılında yaptığı bir araştırmanın sonucu yine Belçika’da çalışma sektöründe ayrımcılıkların yaşandığı, eğitimde de fırsat eşitsizliğinin bulunduğu yönünde.

Temel Haklar Ajansı’nın (FRA) Avrupa genelinde yapmış olduğu Avrupa Azınlıklar ve Ayrımcılık Anketi’nde (EU-MIDIS) de Belçika ile ilgili veriler mevcut. Bu araştırmaya göre Belçika’da din ayrımcılığına kadınlar daha fazla maruz kalıyor. Ayrıca diğer Avrupa ülkelerine kıyasen Belçika’da ayrımcılık daha az ihbar ediliyor. Özellikle Türk ve Kuzey Afrika kökenli katılımcılarla yapılan araştırmaya göre Türk kökenlilerin yüzde 23’ü nefret suçlarına maruz kalıyorlar. Etnik kökeninden dolayı ayrımcılığa ve kötü muameleye maruz kaldığını hisseden vatandaş sayısı Belçika’da yüzde 32, Avrupa ortalaması ise yüzde 24. Bu sonuçlara rağmen yaşadığı Avrupa ülkesine en yüksek oranda aidiyet hissi taşıyanlar Belçika’daki yabancılar.

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün yaptığı bir araştırmada Belçika’nın çok yol kat etmesi gerektiği sonucu çıkıyor. Belçikalıların ve Fas kökenlilerin karşılaştırıldığı araştırmada Fas kökenlilerin Belçikalılara göre farklı muamele gördükleri ortaya çıktı. Bu araştırmaya göre hem başvuru esnasında, hem de iş görüşmesi ve işe alım esnasında ciddi ayrımcılıklar söz konusu. Başvuru yapan yabancı olduğu taktirde prosedürün farklı uygulandığı ve yöneticilerin davranışlarının değiştiği de çıkan sonuçlar arasında. Avrupa Konseyine bağlı olan Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu da (ECRI) aynı şekilde 2014’te özellikle çalışma alanında Belçika’da ayrımcılıkla mücadelenin yetersiz kaldığını söylüyor.

Belçika’da Ayrımcılıkla Mücadele Kurumları: UNIA

Belçika’da ayrımcılıkla mücadele eden asli kurum bağımsız kamu kurumu Unia. Bu kurum ayrımcılıkla mücadele ediyor ve fırsat eşitliğini teşvik ediyor. Ayrıca bu konuda raporlar yayımlıyor ve ayrımcılığa uğramış olan vatandaşları prosedürleri boyunca destekleyip hakları ile ilgili bilgilendiriyor.

Unia şikayette bulunan vatandaşları çözüm süreci boyunca destekleyen ve öncelikle yargı dışı çözüm arayan bir kurum. Yargı dışı çözüm bulunamadığı taktirde veya önemli ve emsal teşkil edebilecek durumlarda ise yasal yollara başvuruluyor. Şikâyet mekanizmasının dışında Unia birçok duyarlılık kampanyası da organize ediyor, çeşitli eğitimler düzenliyor ve devlete ve kurumlara önerilerde bulunuyor. Periyodik yayınlar da Unia’nin çalışma alanları arasında.

2017 yılında Unia Avrupa Konseyi Ayrımcılık ve Hoşgörüsüzlük Komisyonu (ECRI) tarafından federal yapısından ötürü takdir görmüştü. Avrupa Konseyi Unia’nın federal yapısının ülkedeki bütün vatandaşların Unia’ya ulaşabilirliğini güçlendirdiği kanaatinde. Unia’ya başvuru online başvuru formu ile veya telefon aracılığı ile mümkün: https://www.unia.be/nl

Unia Raporlarında İslamofobi

Unia İslamofobik vakıalarla ilgili de birçok şikâyet alıyor. Son yıllarda yıllık şikâyet bilançolarında İslamofobik vakıaların sayılarının yükselişte olduğunu gözlemlemek mümkün.

Unia’ya yapılan başvuru sayılarını kapsayan en son rapor 2016 yılından. 2016 yılında kuruma yapılan başvuru sayısı toplam 5.619. Bu başvuruların en büyük kısmı ise iş sektörüyle ilgili. 762 başvuru dinî bazlı ayrımcılık vakıalarını kapsıyor. Medyada ayrımcılık kategorisinde nefret suçlarının en büyük kısmı yine İslam’a karşı işleniyor. Din bazlı ayrımcılıkta açılan bütün dosyaların da yine yüzde 90’ı İslam ve Müslümanlarla ilgili. Unia’nın yapmış olduğu tespitlere göre Belçika’da gerçekleşen terör saldırıları sonrası işyerinde başörtüsü yasağı ve işyerinde dininden dolayı kötü muameleye maruz kalanların sayısı artmış durumda.

Başörtülülerin Yaşadığı Ayrımcılık

Unia başörtüsü meselesi ile ilgili sık sık sorular alıyor. Bu konu ile ilgili cevap bekleyen iki soru var. Birincisi iş yerinde başörtüsünü çıkarma zorunluluğunun ayrımcılık olup olmamasına dair işçiler tarafından yöneltilen soru. Diğer soru ise işveren tarafından yöneltilen iş için başörtü çıkarma zorunluluğunun meşru olup olmadığı sorusu.

Unia’nın başörtüsü ile ilgili müdahil olduğu en yeni davalardan biri Achbita davası. İşveren işçilerinin nötr görüntü sergilemesi gerektiği kararına vardığı taktirde bu politikayı tutarlı ve sistematik bir şekilde uygulaması gerekiyor. Dava 2006 yılına dayanıyor. Davalı S. Achbita 3 yıldır çalışmakta olduğu şirkete başörtülü gitmeye karar vermişti. Gişe çalışanı Achbita’nın başörtüsü işyeri tarafından kabul edilmemişti. Güvenlik şirketi olan işyeri şirkette yazılı olmayan bir tarafsızlık ilkesi var olduğunu savundu. Unia’nın uzlaşma denemesinden sonuç çıkmayınca Achbita işten çıkarılmıştı. Dava ilk olarak İş Mahkemesi’nde görüldü. Hâkim şirket tarafından alınan kararın doğrudan din ayrımcılığı olmadığına, yasaların içsel din hürriyetini koruduğuna, dinin dışa yansıtılan boyutunu korumadığına karar vermişti. Avrupa Adalet Divanı ise 14 Mart 2017’de Achbita davasında özel sektörde şirketlerin müşterilerle yüz yüze bağlantı kuran işçilerine başörtüsünü yasaklayabileceklerine karar verdi. Yani Avrupa Adalet Divanı’na kadar giden süreçte başörtüsü lehine bir karar çıkmamıştı.

Bu çerçevede Unia defalarca başörtüsü ile ilgili hem Belçika’da hem AB mahkemelerinde görülen davaları takip etti ve yorumladı. Ayrıca Unia mevzu mahkemeye yansımadan taraflar arası uzlaşma çalışmaları da yapıyor. Örneğin 2016 yılında Liege şehrinde bir yüksek okulun başörtüsünü yasaklaması üzerine öncelikle Unia araya girmiş ve yüksek okula bu kararın orantısız ve ayrımcı olduğunu açıklamıştı. Uzlaşma süreci sonuç vermeyince konu mahkemeye taşınmış, mahkeme de Unia’nın izinden giderek başörtüsü yasağının meşru olmadığına karar vermişti.

Kamusal Alanda Dine Dayalı Ayrımcılıklar

Dinin kamusal alana yansıması ilgili Unia’nın en kapsamlı araştırmalarından biri 2005 yılına dayanıyor. Unia 2005’te “dinin kamusal alanda aktif olarak ifade edilmesi” konulu bir anketinde hem özel hem kamu olmak üzere farklı sektörlerden insanlarla görüşüp bu kişilere dinin pratiğe yansıyan boyutuyla nasıl başa çıktıklarını sormuştu. Anket sadece başörtüsünü değil, dinî bayramlarda tatil, iş saatleri esnasında ibadet etme gibi konuları kapsıyor. Bu ankete göre iş sahasında dinin pratiğe yansıyan boyutu kabul görmüyor. Bunun nedenleri çalışma şartlarına uygun olmaması, tarafsızlık ilkesine aykırı olması, güvenlik ve hijyen sebepleri, bu tarz pratiklerin çalışanlar arasındaki ilişkiyi olumsuz etkilemesi ve müşterilerle ilişkiyi zorlaştırması. Araştırmaya göre bu sonucu genellememek önemli; yine de işverene ve icra edilen işe göre kısmi olarak bazı konularda dinî pratiklerin uygulanmasına izin verildiği de görülüyor.

Kurumlara ve devlete ayrımcılıkla ilgili öneri yetkisi bulunan Unia, geçtiğimiz yıllarda ibadethanelerle ilgili çeşitli sorulara maruz kalması üzerine 2015 – 2016 yılında bir araştırma yaptı. Araştırmanın kaynağı Retinne şehrinde imar izni için prosedür başlatan bir cami idi. Camiye karşı çıkanların ağır tepkisi üzerine Unia her iki tarafın argümanları inceleyerek ibadethanelerle ilgili araştırma başlattı. Bu araştırma sonucunda Unia her iki tarafa da tavsiyelerde bulundu. Bu öneriye göre Unia cami açmak isteyenlere alacakları mekân ve arsalarla ilgili detaylı araştırmalar yapmalarını, belediye ve mahalle sakinleri ile iletişim hâlinde olmalarını ve toplumdaki çalışmalara katılıp kendilerini tanıtmalarını öneriyor. Devleti temsil eden belediye için ise Unia toplumdaki önyargıları yıkmaya yönelik çalışma yapmalarını, arabulucu olarak kültürler arası diyaloğu teşvik etmelerini, her türlü İslamofobik söyleme karşı net duruş sergilemelerini ve cami projesine öncülük yapanların projelerinin en başından itibaren yönlendirmeleri gerektiğini öneriyor.

Kadın-Erkek Eşitliği Enstitüsü

Belçika’da ayrımcılıkla ilgili yasal düzenlemelerde en çok önem verilen korunmuş kriterlerden biri cinsiyet eşitliği. Bu bağlamda cinsiyetinden dolayı ayrımcılığa uğrayan vatandaşların başvurabileceği yegane kurum Kadın-Erkek Eşitliği Enstitüsü. Hamilelik gibi cinsiyetle ilgili faktörlere dayanan her türlü ayrımcılık bu kuruma bildirilebiliyor. Enstitü ayrımcılık başvurularını inceliyor, mağdurları destekliyor, önerilerde bulunuyor, gerekirse ayrımcılık yapan şahıs veya kurum ile irtibata geçip uzlaşma sürecini başlatıyor. Kadın-Erkek Eşitliği Enstitüsü yasal işlem başlatma yetkisine de sahip.

Hamile olmasından, anne olmasından veya cinsel kimliğinden dolayı işe alınmayan, düşük maaş alanlar, eşit çalışma şartlarına sahip olmayanlar şikayetlerini bu kuruma bildirebilirler. Emeklilik konusunda, sosyal sigorta konusunda, sağlık sektöründe ve bunlar gibi başka alanlarda cinsiyetinden dolayı ayrımcılığa uğradığını hissedenler de yine Enstitüye başvurma hakkına sahip.

Ayrımcılık şikayetleri incelemenin yanı sıra cinsiyet ayrımcılığı ile ilgili araştırmalar da yapan kurum, Müslüman kadınların şikayetleri ile ilgili özel bir dosyalama yapmıyor. Enstitü dinî ayrımcılığa maruz kalan kadınları Unia’ya yönlendiriyor. Aktif olarak üzerine çalışılan ana konular kadına şiddet, işyerinde kadın, siyasette kadın ve cinsel kimlik. Enstitü sadece ayrımcılık vakalarını da incelemiyor, toplumdaki genel kadın-erkek eşitliğine bakış açısını şekillendirme ve kadın-erkek eşitliği ile ilgili farkındalık geliştirme çalışmaları yapıyor.

Enstitünün İslam’la bağlantılı olarak yaptığı çalışmalardan biri son günlerde gündemde olan ve Belçika’da belediye seçimlerine katılacak olan İslam Partisi. İslam Partisi yetkilileri tarafından toplu taşıtlarda kadın ve erkeklerin ayrı bir şekilde seyahat etmeleri gerektiğine dair açıklama yapılmıştı. Enstitü bu açıklamayı araştıracak ve bunun cinsiyet bazlı ayrımcılık teşkil edip etmediğine dair inceleme başlatacak.

İşveren-İşçi İlişkisinde Ayrımcılık

İşveren-işçi ilişkisindeki ayrımcılığı şikayet etmek için hangi alanda ayrımcılığın gerçekleştiğini belirlemek gerekiyor. İşveren-işçi ilişkisinde en önemli başvurulabilecek mecralardan biri Sosyal Denetim Dairesi (Fl. “Sociale Inspectie”, Fr. “Inspection Sociale”). Sosyal Denetim Dairesi’ne başvurmak için ise yerleştirilme sürecinde, meslek eğitim sürecinde veya Flaman Devleti memuru olarak veya engelli olmanızdan ötürü ayrımcılığa uğramış olmanız gerek.

Bu durumların dışında ayrımcılığa uğrayan vatandaşlar bu durumu Sosyal Kanunları Gözetim Dairesi’ne (Fl. “Toezicht op de Sociale Wetten”, Fr. “Le Contrôle des Lois Sociales”) bildirebilirler.

Müslüman Karşıtı Ayrımcılık Vakıaları

Belçika’da İslamofobik suçları dökümente eden kurum 2014’te kurulan Belçika’da İslamofobiyle Mücadele Kollektifi (Fr. “Collectif Contre l’islamofobi en Belgique” – CCIB). CCIB’nin en önemli hedeflerinden biri toplumda eğitimler, konferanslar ve kampanyalar aracılığıyla İslamofobiye karşı duyarlılık kazandırmak. Bunun yanı sıra Müslüman karşıtı bir vakıayla karşılaşan herkes CCIB’ye başvurabilir. Kurum bu tür vakalarda ayrımcılığa maruz kalan kişiyi hukuki süreçte destekliyor ve İslamofobik vakıaları dökümente edip raporluyor. CCIB’nin çalışma yürüttüğü dosyalardan bazıları Leuven Üniversitesindeki Aung San Suu Kyi kürsüsünün iptali, elektroşoksuz hayvan kesim yasağı ve yukarıda bahsedilen Liege’deki bir yüksekokulun başörtüsü yasağı.

CCIB’nin yaptığı araştırmalara göre 22 Mart Zaventem ve Maelbeek saldırıları sonrası İslamofobik vakıalarda ciddi artış yaşandı. 22 Mart ve 22 Nisan 2016 arası 1 aylık süre içerisinde CCIB’ye 36 Müslüman karşıtı vakıa bildirildi, bunlardan yüzde 53’ü nefret suçları, yüzde 31’i nefrete teşvik, yüzde 17’si ise ayrımcılık vakıalarıydı. Bu verilere dayanarak CCIB devletin İslamofobiyle mücadele için bir plan oluşturması çağrısında bulundu. CCIB’ye başvuru posta, telefon veya eposta yoluyla mümkün: http://ccib-ctib.be

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz!
    Perspektif açık bir tartışmayı teşvik eder. Fakat bununla birlikte ırkçılık ya da farklı gruplara yönelik aşağılama içeren her türlü yorum editörün süzgecine takılacaktır.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar