Dosya: "Ayrımcılıkla Mücadele" Birleşik Krallık’ta Ayrımcılıkla Mücadele Eden Kurumlar

Ayrımcılıkla Mücadele

Birleşik Krallık’ta Brexit sonrası ırkçı nefret suçlarında artış var. Ülkede ayrımcılık durumunda yapılabilecekleri derledik.

M. A. Ibrahim 1 Haziran 2018

Birleşmiş Milletlerin Irkçılığa Karşı Özel Raportörü Tendayi Achiume, mayıs ayında Birleşik Krallık’taki görevinin bir parçası olarak bazı açıklamalarda bulundu. Achiume’ye göre Brexit’in ardından Birleşik Krallık’ta “açıkça ortaya konan ırkçı, etnik ve dinî hoşgörüsüzlük” artış göstermeye devam ediyor. Kaliforniya Üniversitesinde profesör olan Achiume, günümüzdeki ırkçılık, ırka dayalı ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlük gibi konularda incelemelerde bulunuyor. Achiume’ye göre Birleşik Krallık’ta Afro-Karibikli göçmenlere düşmanca çevre politikaları uygulanıyor ve siyahi nüfusa orantısız bir şekilde suçlu muamelesi yapılıyor.

BM’nin Irkçılığa Karşı Özel Raportörü Achiuma ayrıca, hükümetin aşırıcılık ve radikalliğe yönelik önleyici tedbir programı olan “Prevent” politikasıyla Müslümanların “sürekli ve yaygın” bir şekilde karalanmasını da eleştirenler arasında. Terörle mücadele stratejisinin parçası olan “Prevent” programı, hükümetin radikalleşmeyle mücadele stratejisi. Achiuma, “Prevent”in aşırıcılıkla mücadelede öğretmenleri, profesörleri, hemşireleri ve doktorları birer muhbire çevirmesini ve onları âdeta cepheye sürmesini eleştiriyor. BM raporuna göre bu durum, özellikle Müslümanlar olmak üzere, farklı ırk ve etnik gruplar arasında güvensizliğin artmasına yol açıyor.

Birleşik Krallık’ta Nefret Suçları İstatistikleri

Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığının istatistiklerine göre, İngiltere ve Galler’de işlenen nefret suçu sayısı yüzde 29 oranında artmış durumda. 2016-2017 yılları arasında Birleşik Krallık genelinde işlenen nefret suçu sayısı 80.393 iken bu sayı 2015-2016 arasında 62.518 idi. Bu sayı İçişleri Bakanlığının suç figürlerinin kaydına başladığı 2011-12’den bu yana kaydedilen en büyük artış anlamına geliyor.

2016-2017 arasında 62.685 (nefret suçlarının yüzde 78’i) ırka dayalı nefret suçu, 5.949 (yüzde 7) dine dayalı nefret suçu kayıt altına alındı.

Ayrımcılıkla Mücadele Eden Dernekler

Birleşik Krallık’ta ayrımcılıkla mücadele eden pek çok kampanya grubu var. İşçi Partili Meclis Üyesi ve Gölge İçişleri Bakanı Diane Abbot’un başkanlık ettiği “Irkçılığa Karşı Ayağa Kalk” kampanyası bunlardan biri. Göçmenler, mülteciler ve etnik azınlıklara yönelik ayrımcılığa, İslamofobiye ve ayrıca Yahudi düşmanlığına karşı kampanyalar, gösteriler düzenleniyor.

“Faşizme Karşı Birleş”, neo-naziler ve aşırı sağcıların hem siyasette hem de sokakta mevzi kazanmasıyla mücadele eden benzer bir organizasyon. Bu oluşum, İngiliz Ulusal Partisi (BNP), Önce Britanya, İngiliz Savunma Ligi ve Futbol Gençleri İttifakı gibi ülkedeki aşırı sağcı, neo-faşist ve ırkçı gruplara karşı gösteri, miting ve konferansların düzenlenmesine katkıda bulunuyor.

“Irkçılığa Kırmızı Kart Göster” isimli oluşum ise ırkçılıkla mücadele eden diğer bir organizasyon. Sosyal hizmet kuruluşu olarak kayıtlı bulunan bu oluşum, profesyonel futbolcuları, ırkçılık karşıtı rol modeller olarak göstermeyi hedefliyor.

Toplum Güvenliği Derneği (CST) ülkedeki Yahudilerin korunması için fiziksel güvenlik, eğitim ve tavsiye hizmeti sağlıyor; antisemitizm kurbanlarına yardım ediyor ve antisemitik vakıaları raporluyor. Ayrıca emniyet güçleri, hükümet ve basın karşısında Yahudi düşmanlığı ve güvenlik konularında İngiltere Yahudilerini temsil ediyor.

Birleşik Krallık’ta İslamofobi ve Müslüman Karşıtı Irkçılık

İngiltere’de İslamofobi ve Müslüman karşıtı ırkçılık özellikle Brexit sonrası yükselişe geçti. Müslümanlara karşı işlenen nefret suçları ve düşmanca politikaları izleyen birkaç sivil toplum kuruluşu ve sosyal dernek var.

İslamofobi, Müslümanlara karşı nefret suçlarından işyerinde ayrımcılığa kadar uzanıyor ve bireysel ya da kurumsal nitelik gösterebiliyor. Müslümanlar Birleşik Krallık’taki azınlıklar arasında işyerinde ayrımcılığa en çok maruz kalan grup. Bristol Üniversitesinin 2014 rakamlarına göre Birleşik Krallık’taki 14 etnik-dinî grup arasında istihdam olanakları açısından Müslümanlar en dezavantajlı grup.

Müslüman Katılım ve Kalkınma Kuruluşu (MEND), yerel topluluklardaki Britanyalı Müslümanların Britanya medyasına ve siyasetine daha aktif biçimde katılmaları için destek ve teşvik sağlamayı amaçlayan, kâr amacı gütmeyen bir oluşum.

MEND’in bünyesinde İslamofobik ayrımcılık ve nefret suçundan etkilenenler için ücretsiz ve gizliliğin korunduğu bir danışmanlık hizmeti sunan İslamofobi Müdahale Birimi (İng. Islamophobia Rensponse Unit” – IRU) var. Birim, Birleşik Krallık’ta veri izlemesi yapıyor. Kurum İslamofobi konusunda farkındalık yaratmak, sorunları polis ve yerel meclislere iletmek amacıyla bu verileri kullanıyor ve ayrıca hükümet yetkililerine bilgi sağlıyor. Böylelikle İslamofobiye karşı verilen mücadeleyi siyasi ve yasal arenaya taşıyor.

MEND’in IRU birimi yasal destek, tavsiye ve yönlendirme hizmetleri de sunuyor ve mağdur davalarında mümkün olan en iyi desteği sağlayabilmek için ihtiyaçları değerlendiriyor. MEND’in ayrımcılığa dayalı vakıalarda arabuluculuk yapan veya hukuki davalarda destek sağlayan, mağdurlara hangi yasal başvuruları yapabilecekleri konusunda yardımcı olan ve önde gelen hukuk bürolarıyla birlikte çalışan bir hukuk ekibi var.

İngiltere Müslüman Konseyi (MCB), Birleşik Krallık’ta Müslümanların karşılaştığı dezavantajların ve ayrımcılık biçimlerinin ortadan kaldırılması için çalışan bir diğer kurum. MCB, 500’den fazla ulusal, bölgesel ve yerel kuruluşun, cami, sosyal hizmet kurumu ve okulların üye olduğu ulusal bir Müslüman temsil kurumu.

Tell MAMA da Birleşik Krallık’ta Müslümanlara yönelik nefret suçlarının mağdurları için söz konusu suçları raporlama hizmeti veriyor. Tell MAMA organizasyonuna 2016 yılında kamusal alan ve internetteki Müslüman karşıtı vakıalar ile ilgili 1.223 adet başvuru ulaştı.

Kamusal Alandaki Ayrımcılıklarda Yasal Koruma

Birleşik Krallık’ta etnik köken ya da inançlarından dolayı ayrımcılığa maruz kalanlar için destek sağlayan kuruluşlar da var. Bunların arasında en önemlisi “Vatandaşlık Danışma” (İng. “Citizens Advice”) organizasyonu. Birleşik Krallık çapında 316 bağımsız sosyal hizmet kurumundan oluşan bu organizasyon, insanlara karşılaştıkları sorunlar hakkında tavsiyeler veriyor; insanların yaşamlarını olumlu bir şekilde etkileyen politika ve uygulamaların geliştirilmesini hedefliyor.

Irka ya da inanca dayalı nefret olayları farklı biçimlerde kendisini gösteriyor. Bu vakıalarda ayrımcılık ve nefret; sözlü ve fiziksel taciz, zorba ve tehditkâr davranış, çevrimiçi taciz, maddi zarar gibi şekillere bürünüyor. “Vatandaşlık Danışma” kurumuna göre ise ırka ve dine dayalı nefret suçlarının iki ana çeşidi var: 1998 Suç ve Düzeni Bozma Yasası uyarınca ırka ya da dine dayalı suçlar ve 2003 Ceza Yargılaması Hukuku uyarınca nefret suçu olarak sınıflandırıldıkları takdirde ceza artırımı sağlayan diğer suçlar. Her iki durumda da işlenen suç ırka ya da dine dayalı nefret suçu olarak sınıflandırılırsa, hakim suçluya daha sert bir ceza verebiliyor.

Kimler Dava Açabilir?

Birleşik Krallık’ta herhangi bir kimse, ırk veya inanç nedeniyle iş yerinde husumet ya da taciz eylemlerine maruz kalırsa, 2010 Eşitlik Yasası uyarınca bu ayrımcılığa karşı dava açabilir. Ülkede İslam, Hristiyanlık ya da Yahudilik gibi organize olmuş dinlerin mensubu olan herkes din ya da inanca dayalı ayrımcılıktan yasalar tarafından korunmaktadır. Bu durum kişi alışveriş yaparken, mal ve hizmetleri kullanırken, iş yerinde, eğitimde ya da barınmada da geçerlidir.

İş yerinde din ya da inanca dayalı ayrımcılık fiilleri şunlardır: Dinî inancı yüzünden insanları işten çıkarmak, belirli bir dinin mensuplarına yönelik iş ilanı vermek ya da yalnızca belirli bir kıyafet kuralı şart koşmak; örneğin tüm kadınlarda mini etek giyme şartının aranması gibi… Bu durum belirli kıyafetlerin giyilmediği farklı dinler için kabul edilebilir bir uygulama değildir.

Eğer bir kimse örneğin okulda fiziksel şiddet ya da sataşmaya maruz kalmışsa, okul yönetimi bunu okul içindeki davranış politikalarına göre ele almalıdır. Okul yönetimi ayrıca, durumu sosyal hizmetlere de rapor edebilir. Mahallelerde taciz ve korkutma eylemleri polise bildirilebilir ya da anti-sosyal davranışların engellenmesi adına yerel otoritelere bildirilebilir. Kişi ayrıca 1997 tarihli Tacizden Korunma Yasası düzenlemesi kapsamında tazminat talep edebilir ve söz konusu fiilin durdurulması için dava açabilir. Birleşik Krallık’ta “zorbalık” (İng. “bullying”) bizatihi olarak cezai bir suç değil. Ancak şiddeti arttığında nefret suçu kapsamına da girebilir. Bu kavram siber tehditleri de kapsamaktadır.

İş yerinde din ya da ırk/etnik köken nedeniyle zorbalık eylemleri taciz olarak kabul edilir. Kişileri mensup oldukları din nedeniyle çalışamayacakları saatlerde çalışmaya zorlamak taciz sayılabilir. Kişi iş mahkemesine şikâyette ya da istekte bulunabilir ya da “Vatandaşlık Danışma” Bürosundan rehberlik/danışmanlık hizmeti alabilir.

Hükümete bağlı Eşitlik Danışma Destek Hizmeti (İng. “Equality Advisory Support Service” – EASS) ayrımcılık ve kişilik hakları konusunda bilgi ve tavsiyelerde bulunur. Örneğin okul üniforması kuralları, inancından dolayı kimseye karşı ayrımcılık zemini oluşturmamalıdır. Kişiler bir okul, kolej veya üniversite tarafından yapılan ayrımcılık hakkında yerel mahkemeye şikâyette bulunabilir. Dine dayalı ayrımcılık davası açmak isteyenlere hukuk merkezleri ücretsiz hukuki tavsiye verebilir. İngiltere ve Galler’de en yakın hukuk merkezinin ayrıntılarına Hukuk Merkezleri Ağı’ndan (İng. “Law Centres Network”), İskoçya’da ise İskoç Hukuk Merkezleri Derneği’nden ulaşılabilir.

ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

DİĞER DOSYA YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar