ANATOMİ SERİSİ Antisemitizm Nedir?

Yahudileri tehlikeli ve nefret edilesi kimseler olarak görme açısından bir tür ırkçılık olan antisemitizmin tarihi, antik döneme kadar dayanmaktadır. Perspektif Anatomi Serisi, günümüz dünyasının da birçok temel soruna işaret eden antisemitizm kavramını masaya yatırıyor.

Ahmet Aslan 10 Mayıs 2020

Antisemitizm; teolojik, sosyolojik, psikolojik ve politik boyutları olan bir kavramdır. Zira bu kavram bir dinin Tanrı tasavvuru ve Tanrı-insan ilişkisine, bir toplumun tarihî tecrübelerinin hayatı şekillendirmesine, bazı bireylerin varoluşlarına ve kimi devletlerin tercihlerine atıfta bulunur. Bu kavram Yahudi tarihinin seyrinin ipuçlarını vermekle birlikte dünya tarihinin dönüm noktalarına ve günümüz dünyasının birçok temel sorununa işaret etmesi açısından da büyük öneme sahiptir.

Antik dönemden günümüze kadar antik, Hristiyan, etnik, ırkçı, ikincil, gizli ya da anti-siyonist çeşitleri olan antisemitizmin en uç noktası dünyadaki bütün kötülüklerin sebebini Yahudi varlığına bağlayan yaklaşımdır. Antisemitizmin kendine özgü tarihsel, dinî, politik veya psiko-sosyal çeşitli tezahürlerini bulunmaktadır. Bununla birlikte kavramın bu kadar genel geçer kullanımı sorunsuz da değildir. Zira kavram, Yahudi düşmanlığının İncil’de anlatılan Haman’dan Hitler’e kadar gelen tarihsel bir sürekliliğini ve Yahudilerin diğer halklarla ilişkilerinin hep bir zalim-mazlum ilişkisinden ibaret olduğunu telkin etmektedir (Bergmann, 2006).

Karşı anlamına gelen Yunanca bir önek olan “anti” ile Yahudi taraftarlığı anlamında kullanılan “semitizm” kelimelerinin birleşmesinden oluşan antisemitizm, XIX. yüzyılın sonlarına doğru yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu kavramla Avrupa toplumunda tarihî ve güncel bütün Yahudi düşmanı düşünce ve uygulamaların tek bir ifadeyle karşılanması amaçlanmıştır (Davis & Chazan, 2005:97). Yahudiliği reddetmek, benimsememekten öte Yahudilerden nefret etmeyi ifade eden antisemitizm; günümüzde artık Yahudileri tehlikeli ve nefret edilesi kimseler olarak görme açısından ırkçılık olarak nitelenmektedir (Leaman & Nyman, 1998:23). Kavramı ilk defa Avusturyalı Yahudi bilgin Moritz Steinschneider’in 1860 yılında Fransız filozof Ernest Renan’ın “semitik ırkların” “arî ırklarından” daha düşük olduğu yaklaşımına karşı bir reddiye bağlamında kullandığı belirtilmektedir (Bigalke, 2011).    

Antisemitizm nedir?

Antisemitizmdeki “semitizm” günümüzde artık pek bilinmeyen semite kökünden gelir. Semite, “sâmî” kelimesinden türetilmiştir. Sâmî, Tevrat’ta Nuh’un oğlu Sam’ın soyundan geldiği kabul edilen ve birbirlerine yakın olan Akadca, Babilce, İbranca, Aramice, Arapça ve Habeşçe gibi dilleri konuşanlar için bir şemsiye kavram olarak kullanılmıştır. Sâmî ifadesini ilk kullanan (1781) Avusturyalı bilim adamı August Ludwig von Schölezer’dir (Bigalke, 2011). Ancak semitik denilince akla ilk gelen Yahudilerdir. Dolayısıyla antisemitizm Yahudi karşıtlığını ifade etmekte ve bu anlamıyla uluslararası belgelerde ve literatürde yer almaktadır.  

Bir Kavramın Serüveni

Hristiyanlar arasında Yahudi karşıtlığını kışkırtan diğer bir olgu ise ikame teolojisi (Alm. “Substitutions- / Enterbungs- /Enteignungstheologie”) doğrultusunda, Yahudilerin; Tanrı’nın seçilmiş halkı olmadaki başarısızlıkları sebebiyle cezalandırılmayı hak ettikleri ve Hristiyanlığın Yahudiliğin yerini aldığı inancıdır. Böylelikle asırlar boyu Yahudiler hakkında çeşitli klişeler gelişti ve onlar bireysel özelliklerinden ziyade genel olarak “açgözlü, şeytani, soğuk, tembel, paragözlü ve sapkın” gibi niteliklerle anıldılar. Hatta kimi bölgelerde Yahudiler, Hristiyan çocukların kanını Fısıh (Hamursuz) Bayramı (İbr. “Pésach”) ritüellerinin bir parçası olarak görmekle suçlandılar (TWHRC, ty:1).

Bazı araştırmacılar, Yahudi düşmanlığının Yahudilerin binlerce yıldır farklı ırksal, kültürel ve dinî grupların arasında yaşamalarından kaynaklanan bir olgu olduğunu vurgulamaktadırlar. Buna göre Romalıların, Hristiyanlığın veya Adolf Hitler’in Yahudilere bakışı farklı açılardandır. Romalılar, onları siyasal bir tehdit olup olmamaları açısından ötekileştirmişken Adolf Hitler, bizatihi Yahudi kimlikleri sebebiyle ötekileştirmiştir (Karesh&Hurvitz, 2006:23-24).

Dosya: "Müslüman-Yahudi İlişkileri"

Antisemitizm ve İslamofobi: Empoze Edilmiş Topluluk Kimlikleri

1 Temmuz 2014

Yahudi-Hristiyan ilişkilerinin tarihini inceleyen bir kimsenin antisemitizmin tarihini okuyormuş hissine kapılması gayet mümkündür (Şenay, 2002:119). Batı Hristiyan geleneğindeki Yahudi düşmanlığının sebepleri incelendiğinde yukarıda işaret ettiğimiz dinî sebepler dışında karşımıza ekonomik, sosyal, siyasal ve psikolojik sebepler de çıkmaktadır. Yahudilerin ekonomik rekabette önde oluşları ve Yahudi olmayanlara yüksek “faizli borç vermeleri” ekonomik; monarşi, asiller, orta ve alt-sınıflar arasındaki çatışmalarda Yahudilerin hep ezilen tarafta olmaları sosyal, siyasal; ve bireysel-toplumsal sorunlarda suçlu olarak bir Yahudi’nin aranması psikolojik sebepler olarak belirginleşmektedir.

Antisemitizmin oluşum sürecinde bütün bu faktörlerin etkisi söz konusudur (Şenay, 2002:119). Diğer taraftan VII. yüzyıldan itibaren Yahudi-Hristiyan ilişkileri, Hristiyan-Müslüman ilişkilerinden bağımsız olarak da ele alınamaz. Zira tarihsel algıya göre Hristiyan olmayan bu iki grup, Hristiyanlığı yok etmek için iş birliği hâlinde olmuşlardır. Özellikle Haçlı Seferleri (1095-1291) sürecinde bu kanaat, kendisini yoğun bir şekilde hissettirmiş ve Türkler ile Yahudilerin şeytani bir güç ittifakı içerisinde olduklarına inanılmıştır (Şenay, 2002:122). Ancak Yahudilerin, Müslümanların hâkim oldukları bölgelerde zımmî statüsünde oldukları ve en azından Hristiyanların hakimiyeti altında olduklarından görece daha esenlikte yaşadıkları da tarihî bir gerçektir. Ayrıca Müslümanların çeşitli sebeplerle Yahudilere karşı geliştirdikleri önyargılar antisemitizm üretmemiştir. Zira Ehli Kitap ve “davet ümmeti” (İslam’a davet edilebilecek kimseler) kategorisinde olan kimselere genel bir karşıtlık geliştirmek Müslümanlar açısından tutarsızlık olarak görülmüştür. Lewis’e göre Müslümanlar, Yahudileri “evrensel şeytan” olarak görmemişlerdir (Lewis, 2005).

Şiddet Sarmalının Ürünü Bir Kavram: Antisemitizm

Kutsal metinlerinin büyük bir kısmı da bu şiddete ya tanıklık eder (Batuk, 2008:157). Nitekim bilindiği gibi Yahudi inancına göre (Eski Ahit-Tanah)  özgür ve mutlu bir yaşam ancak Kudüs merkezli vaat edilmiş topraklarda olabilecektir. Bu durum, Yahudi topluluklarının içinde yaşadıkları toplumlara karşı mesafeli olmalarına ve kendilerini bu toplumlarda güvensiz hissetmelerine sebep olmuştur (Batuk, 2008:166). Bu doğrultuda antisemitizmi tarih boyunca besleyen bakış açısı yine kutsal kitapta (Yeni Ahit) sunulan Yahudi imajından hareketle şekillenmiştir, denilebilir (Erbaş, 2003).

Antisemitizm kavramı ilk ne zaman kullanılmaya başladı?

Babil Kralı Buhtunnasr’ın (M.Ö. 634-562) Yahuda’yı yerle bir etmesi ve Yahudileri Babil’e götürmesi ile ilk kez tecrübe edilen sürgün gerçeği, İsrail Devleti’nin kurulmasına kadar Yahudi tarihinin önemli ve ayrılmaz bir parçasını oluşturmuştur. Sürgün, Yahudilikte işlenilen günahlara verilen bir ceza olarak Tanrı-insan ilişkisi bağlamında bir yere sahiptir. Yahudi inanışına göre bu ceza onların içine düştükleri günahlardan nedamet duyarak uslanmalarını sağlayacak bir özelliğe sahiptir (Kurt, 2008). Diğer yandan Kutsal Kitap’ta çizilen insan biçimci (İng. “anthropomorphic”) ve dolayısıyla insanın ikircikli yapısını yansıtan tanrı tasavvuru, şiddet ve bundan arınma sarmalında gidip gelen bir insan psikolojisinin şekillenmesine sebep olmaktadır (Batuk, 2008:183-4).

XIX. yüzyılın sonlarında şekillenen Siyonizm hareketi, “yurtsuzluk” probleminin Yahudilerin en önemli sorunu olduğunu daha doğrusu bütün sorunların ana kaynağı olduğunu vurgulamıştır. Buna göre Yahudiler, bulundukları ülkelerin tamamında yabancı oldukları ve gidecek ülkeleri olmadığı için katledilmişlerdir. Onlara göre çözüm Yahudi ulusal devletinin kurulacağı bir yurda kavuşmaktır. Böylelikle öldürülme korkusu olmadan huzur içinde yaşayabileceklerdir. Bu amaçla tarihsel olarak da hak iddia ettikleri eski İsrail krallıklarının toprakları olan bugünkü Filistin’i seçmişlerdir (Lewis, 2003:9-10). Ayrıntılarına bu metinde girilemeyen bütün bu şiddete maruz kalma, tanık olma ve şiddetle iç içe bir teolojiye sahip olma durumu antisemitizm kavramlaştırmasına çok boyutlu yaklaşılmasını zorunlu kılmaktadır.  

Dosya: "Müslüman-Yahudi İlişkileri"

“Antisemitizm Tarihimizin Parçası Değil, Bundan Sonra da Olmamalı”

1 Temmuz 2014

Irkçı Antisemitizmin Kısa Tarihi

1870’lerde yeni politik antisemitizm, “ırksal” antisemitizm ile birleşmiş ve Darwin’in evrim fikirlerine dayanarak Yahudilerin evrimsel ölçekte daha aşağı bir “ırk” olduğunu ilan etmeye başlamıştır. Onlara göre Yahudiler fiziksel veya genetik özelliklerinden dolayı asimile edilemezler ve bu sebeple dünya problemlerinden sorumludurlar. Mesela Alman Völkisch Hareketi, Yahudilerin Almanların geleneksel yaşam tarzını baltaladığını ve Alman Yahudilerinin gerçekten Alman halkının bir parçası olmadığını savunmuştur.

19. yüzyılın sonlarında Almanya’da, Fransa’da, Rusya’da antisemitik hareket ve politikalar yaygınlaşmış, 1933’te Almanya’da Nazi Partisi ile siyasi bir güç elde etmiştir. Bu güç ise Holokost’u (Yun.: hólos, “bütün” ve kaustós, “yanmış”; İbr. Ha-Shoa, “felaket”) gerçekleştirmiştir. Adolf Hitler’in Nazi Almanyası’nda Heinrich Himmler’in liderliğindeki SS güçleri, milyonlarca Yahudi’yi sistemli katliama uğratmıştır.

Antisemitik hareket, II. Dünya Savaşı’ndan sonra büyük ölçüde zayıflamıştır. Birçok kilise “geleneksel Hristiyan antisemitizmi”nin yaygınlaşmasındaki büyük hatalarını itiraf etmiştir. Papa 2. John Paul antisemitizmi günah olarak nitelendirmiştir (TWHRC, ty:2-3). Ancak özellikle Filistin toprakları işgal edilerek İsrail Devleti’nin kurulmasıyla antisiyonizme koşut olarak antisemitizm tekrar yoğun olarak gündeme gelmeye başlamıştır.

Aşırı sağ, nefret söylemi, İslamofobi, ayrımcılık gibi sıkça kullanılan kavramları Anatomi Serisi’nde açıklıyoruz. Diğer Anatomi yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.
TIKLA

Çok Katmanlı Önyargılar Üreten Tarihselliği Aşmak

Kavrama işlevsel açıdan yaklaşanlar; antisemitizmin sebepleri, hedefleri, görünüş şekilleri ve içeriğinin her dönem ve bölgenin somut toplumsal çatışma potansiyeli ve çıkarlarına göre oralarda yaşayan Yahudi azınlığın tutum ve davranışlarına kayıtlı olmaksızın değiştiğini savunmaktadırlar. Bu noktada tabii ki erken dönem Hristiyan suçlamalarından ırkçı düşman imgelerine kadar her çağda güncellenebilen ve işlevsizleştirilebilen, derin kültürel kökleri bulunan çok katmanlı Yahudi karşıtı motifler de göz ardı edilmemelidir.

Güncel antisemitizm olgusunun anlaşılabilmesi için olumsuz Yahudi imajının üretildiği tarihsel süreç incelenmelidir. Bu imaj çeşitli katmanlardan oluşmaktadır. Eski önyargı katmanı bir sonraki dönemde yeni önyargı katmanlarıyla örtülür; ancak eski önyargılar da unutulmaz, yeni duruma dönüştürülür, uyarlanır. Mesela “Ortaçağ’ın tefeci Yahudileri” imajının yerini “modern kapitalist sömürücü Yahudiler” imajı almıştır. Bu tür çok katmanlı ön yargılar sonucu dinî temelli, ekonomik temelli ve ırkçı motivasyonlu antisemitizmlerin oluştuğu söylenebilir (Bergmann, 2006). 

Kaynaklar:

Batuk, C. (2008). Tanrı’nın Asi Çocukları: Zalimlik ve Mazlumluk Arasında Şiddet Sarmalındaki Yahudiler, Milel ve Nihal, 5 (1), 157-187.
Bermann, W. (2006). Was heißt Antisemitismus?.  Erişim: 15.02.2020.
Bigalke, R. J. (2011).  “Anti-Semitism”, in The Encyclopedia of Christian Civilization, Blackwell Publishing Ltd.   Erişim: 14.02.2020
Davis, A. & Chazan, R. (2005). “Anti-Semitism”, in Encyclopedia of Religion, ed. Lindsay Jones, vol. 1. USA: Thomson Gale.
Erbaş, A. (2003). “İncil’de Yahudi İmajı”, EKEV Akademi Dergisi 7, sy. 17, ss. 95-112.
Karesh, S.E. & Hurvitz, M. M. (2006). “antisemitism”, in Encyclopedia of Judaism, ed. Gordon Melton, USA: Facts On File.
Kurt, A. O. (2008). “Yahudilik’te Sürgün Metaforu: ‘Boş Ülke’ Miti ve ‘İncir’ Benzetmesi Çerçevesinde Bir Değerlendirme”, Milel ve Nihal 5, sy. 3, ss.257-267.
Leaman, O. & Nyman, C. (1998). “Anti-Semitism”, in Routledge Encyclopedia of Philosophy, ed. Edward Craig, vol. 1. London: Routledge.
Lewis, B. (2003). Semitizm ve Anti-Semtizm Çatışma ve Önyargıya Dair, çev. H. Güldü, İstanbul: Everes Y.
Lewis, B. (2005). Yeni Anti-Semitizm; Önce din, sonra ırk, sonra ne olacak? Erişim: 12.03.2020.
Moser, B. (2001). “Blood & Stone: Violence in the Bible & the Eye of the Illustrator”, Cross Currents, Summer 2001, Vol.51, No:2.
Şenay, B. (2002). Yahudi – Hıristiyan İlişkileri Tarihi ve Anti – Semitizm – Oryantalizm İlişkisi. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 11 (2), ss. 117-146.
TWHRC, The World Holocaust Remembrance Center, “Antisemitism”. Erişim: 15.02.2020.
Ahmet Aslan

Bir dönem Almanya’da ikamet etmiş olan Ahmet Aslan, Din Sosyolojisi alanında doktorasını tamamlamış olup gençlik, değerler ve göç sosyolojisi alanlarında araştırmalarını sürdürmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar