Almanya Almanya | NSU’nun Karar Duruşmasında Münih’te Büyük Protesto

Almanya'da 5 yıldır devam eden NSU davasında karar 11 Temmuz'da açıklanacak. Duruşma günü mahkeme önünde, NSU'daki sis perdesinin kaldırılamaması protesto edilecek.

admin 6 Temmuz 2018

Almanya’da 8’i Türk 10 kişiyi öldürmekle suçlanan aşırı sağcı terör örgütü Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) davasında kararın 11 Temmuz‘da açıklanması bekleniyor. Dava sürecinde NSU terör örgütü ile ilgili sis perdesinin henüz tam olarak aydınlatılamadığını savunan “Nazi Terörü ve Irkçılığa Karşı Birlik” insiyatifi ise mahkemenin vereceği karardan bağımsız olarak dosyanın kapatılmaması için büyük bir yürüyüş gerçekleştireceğini açıkladı. 

İnisiyatifin internet sitesi üzerinden yapılan açıklamada, Münih’teki karar duruşmasına ve mahkeme önündeki protesto gösterisine Almanya’nın diğer şehirlerinden büyük bir katılımın beklendiği aktartıldı. Ayrıca Münih’e gelecek olanlar için konaklama yerleri sunabilecek gönüllülerin de arandığı duyuruldu. İlk buluşmanın sabah 8’de mahkeme önünde gerçekleştirileceği kaydedilirken, 12:30’da basın açıklamasının yapılacağı, saat 18’de ise Münih’te yürüyüş gerçekleştirileceği duyuruldu.

İnsiyatiften konuyla ilgili yapılan açıklamada da dava süreci ile ilgili detaylara yer verildi. Davanın hangi kararla sonuçlanmasından bağımsız olarak, halihazırda yanıtlanmamış birçok soru bulunduğu kaydedilirken, “Bizler bu sebeple davanın karara bağlanılmasının ardından sokaklara çıkacağız ve NSU dosyasının kapatılmasına göz yummayacağız.” ifadeleri kulanıldı.

“NSU Sadece 3 Kişiden Oluşmuş Bir İzole Hücre Yapısı Değildir”

“5 yılda NSU Davası: Üstü örtülemeyecek!” başlıklı deklarasyonda, mahkeme sürecinin; seri cinayetlerin, saldırıların ve terörün sorumlularının kim olduğunu ortaya çıkarmadığına da dikkat çekilerek, “Federal savcılığın Böhnhardt, Mundlos und Zschäpe üçlüsüne ve onların yakın çevresine indirgenmesi Nasyonal Sosyalist Yeraltı‘nın bir ağ yapısına sahip olduğunu göz ardı etmeye hizmet ediyor. NSU sadece 3 kişiden oluşmuş bir izole hücre yapısı değildir ve Üst Eyalet Mahkemesi’nde yargılanan 5 kişiden daha fazlasıdır. Müdahil dava çalışması bu görüşü çürütmüştür. Blood and Honour gibi militan Nazi yapıları, yerel faşist ağlar veya Tino Brandt ve Ralf Wohlloben gibi köstebeklerin yer aldığı Thüringer Heimatschutz olmaksızın NSU’nun var olması pek mümkün değildi. Dava ekseninde bu konunun aydınlatılması federal savcılığın iddianamesinin tek taraflılığı ve müdahil davanın dosyalara erişiminin reddi yoluyla kararlı bir şekilde engellendi.” diye kaydedildi. 

“Anayasayı Koruma Federal Dairesi Feshedilsin”

Açıklanan bildiride talepler de sıralanırken, terör saldırılarından haberi olduğu iddia edilen Anayasayı Koruma Federal Dairesinin feshedilmesi istendi. Kurumun cinayetlerle ilgili bilgi sahibi olduğunun NSU’nun kendini deşifre etmesinden birkaç hafta sonra açığa çıktığına dikkat çekilerek, “Fakat bu iç istihbarat teşkilatının itibarı ve meşruiyeti görece zedelenmesine ve hatta toplumun birçok kesiminden onun feshedilmesi talebi yükselmesine rağmen, şu anda hadiselerden sıyrılmış ve halihazırda daha sağlam bir konuma geçmiştir. Bu kurum sadece toplumsal itibarını geri kazanmakla kalmayıp, yetkilerini de arttırmıştır.” denildi.

Açıklamada aydınlatılamayan sorularla ilgili ise şu örnekler sıralandı: “Mühim dosyaların planlı ve birçok kez yok edilmesi hakkında sorular; Halil Yozgat öldürüldüğü anda onun internet kafesinde zaman geçiren ve sözde bu cinayete şahit olmayan Anayasayı Koruma Federal Dairesinin eski çalışanı Andreas Temme’nin rolü hakkında sorular; daha 1998 yılında yer altına çekilen Böhnhardt, Mundlos ve Zschäpe hakkında mühim bilgiler aktaran köstebek Piatto hakkında sorular; Köstebek Ralf Marschner‘in Primus ismiyle yer altına çekilenlerle bağlantıya geçtiği hakkında sorular…” (fk)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar