Mehmet Daimagüler: “NSU Davasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Taşıyacağız”

Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü davasının müdahil avukatlarından Mehmet Daimagüler, davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıyacaklarını söyledi.

admin 17 Ocak 2019

Almanya’da 8’i Türk 10 kişiyi öldürmek, banka soymak ve bomba saldırılarında bulunmakla suçlanan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü davasının müdahil avukatlarından Mehmet Daimagüler, Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’nde düzenlenen konferansta, NSU davası ve Almanya’daki Neonazilerin Almanya’daki ırkçı faaliyetleri hakkında bir sunum yaptı.

Daimagüler, “Ben Alman mahkemelerine güvenmiyorum. Bu ceza davalarından fazla bir şey beklemiyorum. Bu yüzden tazminat davası açtık. Diyoruz ki; ‘Eğer Alman Hükümeti ve eyalet hükümetleri işlerini doğru yapmış olsaydı, polisler araştırmalarını ırkçı bir gözlükle yapmasalardı bu insanlar ölmezlerdi’ diye dava açtık. Bu davaları Almanya’da kaybedeceğiz. Bundan eminim ama sonrasında bunları AİHM’e taşıyacağız ve bu bir kaç yıl sürebilir” dedi.

Dosya: "NSU Terörü" 1 Eylül 2018

NSU Kronolojisi: Örgütün Açığa Çıkışı ve Sonrasındaki Skandallar

Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü 2011'de açığa çıktıktan sonra skandalların ardı arkası kesilmedi. NSU'ya ve yaşananlara dair kısa bir kronoloji.

“Birbirinden Bağımsız 19 İstihbarat Örgütü Var”

NSU teröristlerinin gizli örgütler için çalıştığını belirten Güler, Almanya’nın federal bir devlet olduğu hatırlatmasını yaparak, birbirinden bağımsız 19 istihbarat örgütünün olduğunu belirtti. Daimagüler, polisler arasında da ırkçıların bulunduğunu ifade ederek, cinayetlerin farklı eyaletlerde işlenmesine ve her eyaletin polisinin farklı olmasına rağmen öldürülen insanların suçlandığını söyledi.

Kassel’deki polislerin işlerini iyi yaptığını dile getiren avukat Daimagüler, NSU mağdurlarının davasına Türk kökenlilerin ilgi göstermediğini belirterek, “Türk kökenliler davalara ilgi göstermiyor ve destek amaçlı mahkemelere gelmiyor. Alman vatandaşı hak savunucuları mahkemeleri takip ediyor. Bu durumdan çok memnunuz aynı şekilde Alman gazeteleri de davalara çok ilgi gösterdi, kendimizi yalnız hissetmedik. Aynı şekilde Alman Yahudi Cemiyetinden de çok ciddi destek aldık” dedi.

Dosya: "NSU Terörü"

“NSU Davası Kaçırılan Bir Fırsatın Anı Defteri”

1 Eylül 2018

“NSU Asla 3 Kişilik Bir Örgüt Değil”

Federal Savcılığın NSU’nun 3 kişilik bir hücre olduğunu ve örgüt ile ilgili her şeyin soruşturulduğunu iddia ettiğini hatırlatan Daimagüler, “Alman yasalarına göre terör örgütü kurmak için 3 kişiye ihtiyaç var. 2’si öldüyse NSU artık yok demektir. Bu çok pratik” değerlendirmesinde bulundu. Daimagüler, NSU’nun 3 kişi olmadığını vurgulayarak, başsavcılığın 9 kişi hakkında hala soruşturma yürüttüğünü, mahkemede 24 kişinin de örgüte yardımda bulunduklarını itiraf ettiğini anımsattı.

Federal Başsavcılığın örgütü neden 3-4 kişiyle sınırlandırmak istediği sorusunu soran Daimagüler, NSU’nun aşırı sağcı Thüringer Heimatschutz Derneğinden ortaya çıktığını, bu derneğe üye olan 163 kişiden 44’ünün geçmişte muhbir olarak ülkenin iç istihbarat örgütü olan Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) için çalıştığını anlattı. Daimagüler, bu muhbirlerin BfV’nin maaş listesinde bulunduğunu ifade ederek, NSU’nun asla 3 kişilik bir örgüt olmadığının altını çizdi. Avukat Mehmet Daimagüler, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in NSU davasıyla ilgili tutumuna inandığını ve güvendiğini ancak Alman istihbarat kuruluşlarına güvenmediğini söyledi.

“Bana Şimdiye Kadar 1600 Tehdit Geldi”

NSU davasını takip eden avukatlara ciddi tehditlerin geldiğini anlatan Daimagüler, “Bana şimdiye kadar yaklaşık 1600 kadar tehdit geldi, ben bunları ciddiye almıyorum. Havlayan köpek ısırmaz misali. Seda Başay Yıldız’a gelen tehditler çok çok farklı çünkü tehditler galiba polis karakolundan gönderildi. Bu tehditlerde Seda Hanım’ın özel adresleri falan, annesinin-babasının adresleri yazıyordu. Bu durum karşısında polis diyor ki; ‘maalesef sizi koruyamayız, kendinize silah alın.’ Bir hukuk devletinde polisin avukata bunu demesi büyük bir skandal” dedi.

Ceza davasını bittiğini, davanın yüksek mahkemeye taşındığını ve Alman mahkemelerine güvenmediğini vurgulayan Daimagüler, “Bu ceza davalarından fazla bir şey beklemiyorum. Bu yüzden tazminat davası açtık. Diyoruz ki; ‘Eğer Alman Hükümeti ve eyalet hükümetleri işlerini doğru yapmış olsaydı, polisler araştırmalarını ırkçı bir gözlükle yapmasalardı bu insanlar ölmezlerdi’ diye dava açtık. Bu davaları Almanya‘da kaybedeceğiz. Bundan eminim ama sonrasında bunları AİHM’e taşıyacağız ve bu bir kaç yıl sürebilir” dedi.

Dosya: "NSU Terörü"

NSU-Gizli Servis Karmaşası: Skandallarla Dolu 11 Yıl

1 Eylül 2018

NSU Davası

Almanya’da 2000-2007 yıllarında 8’i Türk 10 kişiyi öldürmek, 2 bombalı saldırı ve 15 banka soygunu yapmakla suçlanan NSU terör örgütü üyelerinin varlığı ve cinayetlerdeki rolü, 4 Kasım 2011’de tesadüf sonucu ortaya çıkmıştı.

NSU üyelerinden Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos, 4 Kasım 2011’de bir banka soygununun ardından saklandıkları karavanda ölü bulunmuş ve intihar ettikleri öne sürülmüştü. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinde 2013’ten bu yana görülen davada, NSU terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla yargılanan Zschaepe, NSU üyelerinin son kullandıkları hücre evini ateşe verdikten birkaç gün sonra polise teslim olmuştu. Davada, aralarında NSU terör örgütünün hayattaki tek üyesi Zschaepe ile örgüte yardım ve yataklık yapmakla suçlanan Wohlleben, Emminger, Holger G. ve Carsten S. yargılandı.(AA,P)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar