Emeklilik Reformu Fransa’da Grevler Ekonomiyi Sarsacak Mı?

Aralık 2019’dan bu yana sendikaların başlattığı sosyal protesto hareketiyle birlikte ülkede yaşam daha yavaş bir ritimle ilerliyor. 1968 grevi de dâhil olmak üzere Fransa daha önce böylesi bir grev görmemişti.

Hassina Mechaï 2 Şubat 2020

Genel emeklilik sistemiyle birçok özel emeklilik sistemini (demiryolu işçileri, avukatlar, liman işçileri, Paris belediyesi toplu taşıma çalışanları vs.) birleştirerek “ulusal” adı altında yeni bir sistemle değiştirmek isteyen hükûmetin yürüttüğü emeklilik reformu projesi sendikaları öfkelendirdi. Reformla ilgili işçilerin öfkesine sebep olan nedenlerden biri “puan” bazlı bir emeklilik sistemine geçiş yapılacak olması; bu ise finansman kaynaklı bir emeklilik anlamına geliyor. Bununla birlikte Fransa Cumhurbaşkanı’nın BlackRock France Başkanı Jean-François Cirelli’yi “Onur Lejyonu Subayı” derecesine yükseltmesi de tepkilere neden oldu. Zira bu girişim, Emmanuel Macron’un puan bazlı emeklilik planının öncüsü olan bu kişiyi ödüllendirmesi olarak yorumlanıyor. Çok uluslu bir şirket olan BlackRock’un söz konusu emeklilik reformundan Fransız emeklilik sistemindeki paraların üzerine konmak suretiyle faydalanacağı iddia ediliyor. Öte yandan yetkililer bu suçlamayı reddediyor.

Ekonomide Yavaşlama Riski Var Mı?

Paris’te ocak ayının başında, Ulusal Demir Yolu Şirketi (SNCF) ve Paris ve çevresinde toplu taşımayı düzenleyen RATP çalışanları emeklilik reformunu protesto etmek için süresiz bir greve başladı. İndirim sezonunun başladığı ve mağazaların genelde tıka basa dolu olduğu bir dönemde kimse ne olacağını kestiremiyordu. Ancak Paris’in göbeğindeki ticari merkezlerde, çeşitli mağazalara ev sahipliği yapan büyük meydanlarda müşterilerin yoğun olduğu görülüyor. Kozmetik mağazası işleten Emma, “Noel öncesi zor bir dönem oldu. Genelde ciromuzun yüzde 40’ını bu dönemde kazanıyoruz. Fakat ulaşım yollarının tıkalı olması çoğu müşterinin evde kalmasına sebep oldu. Yadsınamaz büyüklükte kaybımız oldu. Umarım indirim sezonu bu kaybı telafi eder.” diye konuştu.

Tom ise La Defense mahallesine yakın bir yerde sandviç standı işletiyor. Müşterileri öğle yemeği için paket yaptıran ve vakti az olan iş adamlarından oluşuyor. Bu süreçte cirosunda yüzde 20 ila 25 arası kayıp yaşadığını belirten Tom, “Fazla şikâyetçi değilim. Daha çok kaybı olan işletmeciler var.” şeklinde durumu izah ediyor.

Ticaret Birliği Derneğine göre “grevden en fazla etkilenen bölgelerde işletmelerin başarısı için oldukça önemli bir ay olan aralık ayında yaklaşık yüzde 30’luk faaliyet kaybının yaşandığı” kayıtlara geçti. Bu durumdan en çok başkent Paris ve bilhassa ekonominin kalbi ve Fransa’nın en kalabalık bölgesi olarak bilinen Île-de-France bölgesi etkilendi.

Fransa Ticaret Konfederasyonu (CDF) tarafından yapılan açıklamada, “Gösterilerin güzergâhında yer alan, özellikle Paris’teki işletmelerin yüzde 3 ila 5’inin kapanacağı tahmin ediliyor. Bazı günler polis talimatıyla kepenk indirmek zorunda kalan işletmeler faaliyetlerinin yüzde 100’ünü kaybettiler.” dendi.
Rakamlar Île-de-France’daki cironun yüzde 20 ila 25’inde düşüş olduğunu kaydediyor. Bu durumdan en fazla parfümcüler, çikolata üreticileri, restoranlar ve oteller gibi işletmelerin zarar gördüğü belirtildi. Buna karşılık diğer büyük illerde ticari anlamda bir kayıp olmadı.

Paris Ticaret Odası’na göre aralık ayının başından beri emeklilik reformuna karşı yapılan gösteriler, özellikle Paris bölgesindeki otelcilik ve gastronomi endüstrisini olumsuz etkiledi. Profesyonel bir sendika olan Bağımsız Otelciler Ulusal Birliği (GNI) son yaşananlardan dolayı kendilerini “iş konusunda çok endişeli” ilan ederek “5 Aralık’tan bu yana sektördeki toplam ciro kaybı tahminen 740 milyon avro. Ayrıntılı bilgi verecek olursak, Parisli profesyoneller için 420 milyon avro, restorancılar içinse 300 milyon avro kayıp söz konusu.” açıklamasında bulundu.

Bir aydan beri kayda geçen rakamlar dikkate alındığında, en ağır mali kayıpları kaydeden işletmelerin demiryolu şirketi SNCF (trenler) ve RATP (Paris metrosu) olduğu söylenebilir. Birincisi için 700 milyon avro, ikincisi için 100 milyon avro tutarında bir kayıp söz konusu. SCNF için durum şirketin CEO’su Jean-Pierre Farandou tarafından “ciddi” ve “endişe verici” olarak ifade edildi. 2018’de yaşanan demiryolu reformu nedeniyle kaybedilen 800 milyona, bu grevle birlikte 700 milyonluk bir kayıp daha eklenmiş oldu.
Jean-Pierre Farrandou, 800 milyonluk bu meblağın milyarlara ulaşabileceğini belirterek, işten çıkarmalar hariç tutulduğunda grevin neden olduğu mali sonuçları dengelemek için iktisadi bir plan oluşturulduğunu açıkladı. Ayrıca petrol rafinerileri de grevden ciddi şekilde etkilendi, hatta benzin depolarının bloke edildiği oldu. Bazı benzin istasyonları ise hizmet veremez hâle geldi.

Makro-Ekonomik Düzeyde İyimserlik Ve Siyasi Sorular

Mikro-ekonomik düzeyde sonuçlar inkâr edilemese de şimdilik makro-ekonomik büyüme tahminleri değişmezken Fransız yetkililer de iş dünyasını teskin etmeye çalışıyor. Nitekim Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, telaşlı bir şekilde yaptığı açıklamada grevin ekonomik büyüme ve istihdam üzerinde sadece “sınırlı” bir etkiye sahip olacağı teminatını verdi. Bu açıklama aslında ülkedeki “istikrarı” vurgulamak ve Emmanuel Macron tarafından kararlaştırılan politika konusunda yatırımcıları yatıştırmak için yapıldı. Fransa, 2018’de “endüstriyel faaliyetlerin yerleşimi ve yayılımı” açısından Avrupa’da birinci konumda yer alıyordu.
Fransız tarihinde 1995 yılında gerçekleşen grevlerin ekonomi üzerindeki etkisi ölçüt olarak alınıyor. Kasım ve Aralık 1995’te yaşanan grevler GSYİH (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla)’nın yaklaşık 0,2 puanını etkilemişti. Bu büyük çaplı gösterilerde en çok endüstriyel üretim etkilenmişti. Ayrıca analistler, 1995’teki büyük grevlerle yakın zamanda yapılan grevlerin ekonomik neticeleri arasındaki farkta yeni dijital teknolojilerin etkili olduğu düşünülüyor. Dijital dünyanın gelişmesi yeni ulaşım çözümleri bulmayı mümkün kıldı. Daha da iyisi, ekonomik faaliyetlerin internet üzerinden yapılması, alışveriş ve hatta uzaktan çalışmanın kesintiye uğramadan sürdürülebilmesini sağladı. Bazı şirketlerde ciddi sonuçlar ortaya çıksa da grev tüm sektörleri etkilemedi. Ayrıca tüketiciler satın alma işlemlerinden vazgeçmeden sadece alış-verişlerini ertelediler veya daha çok internet üzerinden satın almayı tercih ettiler.

Grevle birlikte felç olan toplu taşıma sistemi yüzünden sorun yaşayan insanlar ise çözümü karşılıklı yardımlaşmada buldu. Yolculuk paylaşım platformlarında daha önce benzeri görülmemiş bir patlama yaşandı. Bulunan bir diğer çözüm ise uzaktan çalışma imkânı oldu. Bir STK çalışanı olan Alissa, 1995 grevini yaşamamış olmasına rağmen duruma adapte olduğunu söylüyor. 32 yaşındaki Parisli Alissa artık “5 günün 3 günü” evden çalışıyor ve diğer iki gün işe gitmek için sabah ve akşam bir buçuk saat yürüyor. Bununla birlikte grevlerden dolayı ortaya çıkan bir başka sorun ise grev ve protestolar sonrası Fransa’nın yurt dışındaki imajı. 17 Kasım 2018’de benzin fiyatındaki artış dolayısıyla başlattığı protestoları 5 Aralık grevi devralmış oldu. Sürekli olarak grevciler ve kolluk kuvvetleri arasındaki çatışma alanlarına dönüşen Paris’in feci görüntülerinin turizm sektörü üzerinde yarattığı olumsuz etkinin boyutları kesin olarak tahmin edilemese de hatırı sayılır bir etkiden söz ediliyor.

Öte yandan Emmanuel Macron Fransa’yı “start-up” ülkesine “dönüştürmeyi” amaçlayan bir program hazırlığında. Kendisinin “eski dünyalı” olarak tanımladığı grevler ve sarı yeleklilerin direnişi Macron’un özgür iradeli başkan imajına zarar verdi. Siyasi çevrelerden uyarılar gelmeye başlamış bile. Bunlardan biri Emmanuel Macron’un selefi François Hollande’den geldi. O dönem yükselen genç bir isim olan Macron’u çevresine yerleştirmiş biri olarak Hollande, daha sonra 2017 seçimlerinde desteklediği bu genç tarafından uğramış olduğu ihanetten duyduğu üzüntüyü gizlemiyor. Eski cumhurbaşkanı Fransa’nın 5 Aralık 2019’dan beri tanık olduğu toplumsal hareketi şu şekilde özetliyor:

“Grevler, Noel tatili cirolarını yükseltmek için bekleyen piyasa ve ekonomi için bir imtihan oldu […] Bu, ülkemizin imajıyla, yani bize yansıyan ve sarı yelekliler hareketinden sonra dışarıya verdiğimiz imajla ilgili bir imtihan.”

Hassina Mechaï

Cezayir kökenli Fransız gazeteci Mechaï, hukuk yüksek lisansı yapmış ve uluslararası ilişkiler ile Afrika ve Orta Doğu ilişkileri konusunda uzmanlaşmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar