KOVID-19 İngiltere’de Covid-19 Kurbanı Müslümanların Cenazeleri Yakılacak mı?

İngiltere’de koronavirüs pandemisi tedbirleri kapsamında parlamentoya sunulan acil durum yasa tasarısında hükûmete cesetleri yakma yetkisi verecek bir madde de yer alıyor. Tasarı Müslüman toplumunda endişeye neden olurken duruma tepki gösteren Müslümanlar change.org sitesinde bir imza kampanyası başlattı.

Elif Zehra Kandemir 23 Mart 2020

İngiliz Hükûmeti Kovid-19 salgını nedeniyle kamu sağlığını korumak ve Ulusal Sağlık Hizmeti’nin (NHS) kapasitesini artırmak amacıyla “acil durum yasasını” yürürlüğe sokmaya hazırlanıyor. Yeni yasa tasarısına göre hastalığın yayılmasını önlemek için Müslümanlar da dahil koronavirüs kurbanlarının cenazelerinin yakılması gündeme alınacak.

Hükûmet insan hayatı ve kamu sağlığının korunması için gereken önlemlerin alınacağını aktardı. Bu anlamda koronavirüs salgını ile mücadele konusunda bakanlıklara geniş yetkiler verecek olan “acil durum önlemlerinin” bugün parlamentoda görüşülmesi bekleniyor. Bakanlar Kovid-19 salgınından ölenlerin sayısının çok yüksek olması hâlinde cenazelerin tek tek defnedilmesinin mümkün olamayabileceğini söylerken, Galler’in Sağlık Bakanı Vaughan Gething cenazelerin yakılmasını gündeme alabileceklerini belirtti.

Müslüman ve Yahudilerin inançlarına uymadığı için karşı çıktığı tasarıda, “Bedenin imhası için kişisel seçime mümkün olduğunca saygı duyulacaktır.” ifadesi yer alıyor. Ancak aynı metinde “uygun bir alternatifin bulunmadığı durumlarda, cesedin gömülmesine veya yakılmasına karar verilebileceği” belirtiliyor.

Müslümanlar İmza Kampanyası Başlattı

Öte yandan tasarıya tepki gösteren Müslümanlar change.org’ta koronavirüs salgını nedeniyle vefat eden Müslümanların cenazelerinin yakılmaması için imza kampanyası başlattı. Kampanya gerekçesini açıklayan metinde, “İngiltere Müslüman toplumu bu hastalıktan ölen Müslümanların cesetlerinin yakılmasına dair her türlü planlardan endişe duyuyor. Bu tür pratikler Müslümanların inancına ters düşüyor ve Müslüman cesetlerinin hiçbir şekilde yakılmayacağına dair teminat istiyoruz. Hükûmetten Kovid-19 enfeksiyonu nedeniyle vefat eden Müslümanların defnedilme haklarının korunmasını istiyorum. Parlamentonun alternatif yollar arayışını anlıyorum ancak İngiltere Müslümanları için defnedilmekten başka bir yol caiz değil ve kesinlikle kabul edilemez.” ifadelerine yer verildi.

Yaklaşık 180 bin kişinin imza attığı kampanya sayfasına bırakılan yüzlerce yorumda kullanıcılar İslami şartlara uygun defnedilmek istediklerini ve yakılmanın inançlarıyla uyuşmadığını ifade etti. Çok sayıda imza sahibinin desteklediği bir yorumda: “İmzalıyorum çünkü her insan öldükten sonra bedenine nasıl muamele edilmesini isteme hakkına sahip. Bu doğal bir hak. Lütfen İslami defin inancımı koruyun. Hiçbir hükûmet benim adıma seçim yapmamalı!” deniyor.

MCB: “Endişelerimizin Dikkate Alınması İçin Çalışıyoruz”

Cenazelerin yakılmasına dair olası düzenlemelere cevap olarak Britanya Müslüman Konseyi (İng. Muslim Council of Britain – MCB) Genel Sekreteri Harun Khan da bir açıklama yaparak “Koronavirüs pandemisi karşısında ülkenin dört bir yanındaki Müslümanlar virüsü yenmek için en ideal yöntemin bulunması ve her ihtimalin değerlendirilmesinin önemine dair Birleşik Krallık Hükûmetinin yaklaşımını kuvvetle destekliyor.” dedi.

Açıklamada hükûmetin Covid-19 sonrası toplumun karşı karşıya kaldığı sorunlara cevap verebilmek için en kötü ihtimallerin gerçekleşmesi hâlinde dinî defin işlemlerini de etkileyecek acil durum yasası çıkarma hazırlığında olduğundan haberdar olunduğu belirtilerek, “MCB ülkede Müslümanlara defin ve cenaze hizmetleri sunan National Burial Council’in diğer dini topluluklarla ve ileri gelen hükûmet yetkilileriyle dinî ritüellere uygun cenaze törenlerinin önemini vurgulamak ve risklerin azaltılması için yaptığı çalışmaları destekliyor.” dendi.

Khan konunun kimse tarafından hafife alınacak bir yanı olmadığını belirterek “Endişelerimizin dikkate alınması için çok çalıştığımız hususunda toplumu temin etmek istiyoruz” dedi. Genel Sekreter, en kötü durumda ortaya çıkabilecek zorluklara cevap verecek bir çözümün bulunmasını ümit ettiklerini ancak aynı zamanda dindaşları için önem arz eden belli dinî pratiklerin de korunması gerektiğinin altını çizdi. Bu konuda ayrıca Müslümanlardan yerel düzeyde diğer dinî gruplar, yerel ve ulusal hükûmet kurumlarıyla yapıcı bir iş birliği içerisinde olunması talep edildi.

“Cesetlerin Yakılması Ailelerin Acısını Derinleştirecek”

Müslüman Katılım ve Kalkınma Kuruluşu (MEND) düzenlediği bir basın toplantısında söz konusu tasarıdan duydukları endişeyi dile getirerek, tasarının yerel otoritelere ölen kişinin kendi arzusu dışında yakılmasına izin verecek düzenlemeler içerdiğini belirtti.

Açıklamada “Her ne kadar tasarının amacı bugün yaşadığımız trajedi nedeniyle ölümlerde görülebilecek olası bir artış ve mezar yeri sıkıntısının üstesinden gelmek olsa da, hükûmetin düşünce, vicdan ve inanç hürriyetini garanti altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve 1998 tarihli İnsan Hakları Kanunu’nun 9. maddesine yönelik sorunluluklarını da ihmal etmemesini istiyoruz.” ifadelerine yer verildi. Bu özgürlüklerin kişinin dinini veya inancını ibadette, eğitimde, tatbik ve uygulamada açıkça ortaya koyma özgürlüğünü de kapsadığı vurgulanırken, “Cesedin kutsallığı ve dinî cenaze merasimi Müslümanlar gibi Yahudilerin de dinî pratiklerinin ayrılmaz bir parçasıdır. İslam’da ve Yahudilik’te cesedin yakılması yasaktır. Dolayısıyla bu toplumları sevdiklerinin cesetlerini yakmaya zorlamak yakınlarını kaybetmiş ve muhtemelen kendileri de karantinada bulunan ailelerin yaşadıkları acı ve travmayı derinleştirecektir.” dendi.

MEND basın açıklamasında son olarak siyasilere mevcut düzenlemede Birleşik Krallık’ın insan haklarına bağlılığını gösterecek şekilde bir değişikliğe gidilmesi ve Müslüman toplumda sevdiklerini kaybetmenin yanı sıra ölenlerin dinî inançlarına saygı gösterilmemesinin de yol açacağı üzüntünün önüne geçilmesi çağrısında bulunuldu.

“Hükûmet Dinî İnançları Dikkate Almalı”

İngiltere Yahudi Temsilciler Kurulu da önerilen zorunlu yakmaya tepki gösterdi. Hükûmeti cenazelerde dinî geleneklere saygı göstermeye çağıran Kurul Başkanı Marie van der Zyl, “Bu salgına yenik düşenler için istedikleri şekilde defnedileceklerini bilmeleri önemli.” dedi.

Müslümanlar ve bazı Hıristiyan grupların da benzer inançlara sahip olduğuna işaret eden Van der Zyl, İngiltere Yahudilerinin büyük bir çoğunluğunun ölen kişinin yakılması değil, gömülmesi gerektiğini düşündüğünü vurguladı. Bu nedenle hükûmeti, tasarıda yerel yetkililere cenazelerin tesliminde dinî inançları dikkate alma yetkisi verecek şekilde değişikliğe gitmeye çağıran Van der Zyl, “Cesetlerin yakılması sadece acılı ailelerin üzüntüsünü artıracağı gibi temel dini özgürlükleri de ihlal edecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Değişiklik Önergesi Verildi

Öte yandan İşçi Partisinden Naz Şah, inanç gruplarına istisna tanınmasına olanak sağlayan bir değişiklik önergesi sundu. Şu anda 100 parlamento üyesinden destek aldığını ancak daha fazla desteğe ihtiyacı olduğunu kaydeden Şah, “Müslüman ve Yahudi cemaatleri, bu düzenlemenin sevdiklerinin gömülmek yerine yakılmasına neden olabileceğinden endişe ediyor. Değişiklik önergem bu kaygıya cevap veriyor ve topluluklara yasal koruma sağlıyor.” dedi.

Sağlık Bakanı Halkı Uyardı

Bugün görüşülmeye başlanacak tasarı, hükûmete gerektiğinde insanların hareketlerini kısıtlama yetkisi de veriyor. Sağlık Bakanı Matt Hancock, gün içinde yaptığı açıklamada, hükûmetin ihtiyaç duyması halinde daha güçlü tedbirleri hayata geçireceğini belirterek, “Daha ileri gitmemiz gerekirse bunu yaparız.” diye konuştu.

İngiltere Halk Sağlığı Kurumunun açıklamasına göre, ülkede Kovid-19’dan ölenlerin sayısı dün 48 artarak 281 olmuştu. (AA, P)

Elif Zehra Kandemir

Lisans eğitimini Münster Üniversitesinde Sosyoloji ve Siyaset Bilimi bölümlerinde çift anadal olarak tamamlayan Kandemir, Duisburg-Essen Üniversitesinde sosyoloji yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Ağırlıklı çalışma alanları göç sosyolojisi ve ulusaşırı Türk toplulukları olan Kandemir Perspektif dergisi editörüdür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar