Kovid-19 Camisiz İlk Ramazan: “Dijital Sohbetler Gerçeğin Yerini Tutar Mı?”

Koronavirüs salgını gölgesinde ramazan yaklaşıyor. Bu sene ramazan ayı, dijital sohbet ve etkinliklerle geçecek gibi. Peki dijital sohbetlerde, ramazan atmosferi yakalanabilir mi? Bu sorunun peşine düştük.

admin 13 Nisan 2020

Zoom mu, yoksa cisco webex mi? Skype mı, yoksa Jitsi mi kullanacağız? Ekran paylaşımı nasıl yapılıyor?

Son haftalarda bu sorular, dijital buluşmaların ortak soruları arasında. Çevrimiçi eğitimler, çevrimiçi sohbet ve buluşmalarla birlikte dijital alan hayatımıza jet hızıyla giriş yaptı. Koronavirüs salgını nedeniyle okullar, üniversiteler ve eğitim merkezleri kapanınca bütün eğitimler de, hatta zekat hesaplama bile dijital alana taşınmış oldu. Bu sene camilerin de kapalı olmasıyla birlikte ramazan ayında dijital irşat çalışmalarına rağbetin artması bekleniyor. Koronavirüs salgını bu anlamda Avrupa’daki Müslüman cemaatin geleceğiile ilgili soruları da ortaya koyuyor.

“Dijital İrşat Yayınları Sadece Birer Pansuman”

Peki dijital irşat yayınları, gerçeğin yerini tutar mı? Ayşe Tutar’a göre bu sorunun yanıtı açık. Köln’de yaşayan Tutar hem çalışıp hem üniversite öğrenimi gören genç bir kadın. Tutar, ramazan ayında mutlaka en az haftada bir kez camiye gittiğini vurguluyor: “Sevdiğin, düzenli bir araya geldiğin bir cemaatle ramazan atmosferi yaşamanın yerini hiçbir şey almaz. Zaten ramazanın en önemli yanı da bu değil mi? İnsanlar yıl boyunca hayatın koşturmacası içerisinde birbirlerinden kopuk yaşıyorlar. Ramazanda iftarlarla, teravihle bir araya geliyorlar. Hiç camiye gitmeyen insanlar bile ramazanda camiye gidiyor. Elbette ekran karşısında yalnız bir şekilde oturmakla, camide ramazanı yaşamak kıyaslanamaz bile.”

Tutar camilerde musafaha yapmak, bir safta namaz kılmak gibi durumların salgın esnasında yaşanamayacağını hatırlatarak dijital aktivitelerin ancak “pansuman” olabileceğini söylüyor: “Elbette ramazanı hiç yaşayamayacak insanlar için çevrimiçi sohbetler ya da irşat yayınları birer fırsat. İnsanlar ramazandan tamamen kopmamak için şimdi YouTube’da ya da Instagram’da irşat yayınlarına yönelecekler. Dijital alan, şu anda camilerin tek alternatifi. Ama bunların alıştığımız geleneğin yerini dolduramayacağı da açık. Yine de hiç, yoktan iyidir.”

“Dijital Ortamlar Vazgeçilmez Olacaklar”

Yavuz Yaylak, Almanya’da camilerin koronavirüs salgını esnasında kapanmasının ardından İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) tarafından hayata geçirilen Camia TV’nin teknik koordinatörü. Aynı zamanda IGMG İrşad Başkanlığı’nın Hafızlık Eğitimi Sorumlusu olan Yaylak, camilerin kapanmasıyla birlikte dijital bir alan arayışına girdiklerini anlatıyor: “Salgınla birlikte camiler kapanınca, insanların evde bir iç sıkıntısıyla yalnız kalacakları fikri bizi endişelendirdi ve harekete geçirdi. ‘İnsanlar camiye gelemeyecek, o halde biz onlara gidelim’ diyerek bir YouTube kanalı oluşturduk. Bir hafta gibi kısa sürede 10 bini aşan abone ve on binleri aşan izlenme sayısına ulaşınca, bir ihtiyacı karşıladığımızı da görmüş olduk.”

İrşat çalışmalarında dijitalleşme fikrinin hep var olduğunu, ama salgının harekete geçmeyi hızlandırdığını söyleyen Yaylak, dijital buluşmaların artık bir rutin haline geleceğini düşünüyor. “Sanal ortamda sohbetler, buluşmalar, eğitimler gerçekleşiyor. Belki şu sıralar güvenlik açıklarından dolayı insanlar bazı programları tereddütlü kullanıyor. Ama bir süre sonra teknik imkânlar da rayına oturunca, insanların bir araya gelme konusunda dijital ortamlar vazgeçilmez olacaklar.”

Yaylak’a göre irşat çalışmalarının dijital ortama taşınması, aynı zamanda hedef kitlesinin de büyümesi anlamına geliyor: “Şu anda özellikle gençler sanal ortamda yapılan irşat çalışmalarına daha fazla rağbet gösteriyorlar. Oluşturulan sohbet ortamları ya da YouTube kanallarına yüklenen videolar, artık küçük bir caminin mescidindeki sohbet gibi değil. Artık insanlar kendi küçük mescitlerinin sınırlarından çıkıyorlar. Gençler sohbetleriyle daha fazla insana ulaşma, daha büyük bir etkileşim alanı oluşturma imkânıyla karşı karşıyalar. Ben bunun pozitif bir şey olduğunu düşünüyorum.”

“Dilde Titizleşme Yaşanıyor”

Dijital imkânlar aynı zamanda söylemlerin küçük bir cemaate hitap etmek yerine, daha evrensel bir nitelik kazanması zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Yaylak bu durumu şöyle anlatıyor: “Geniş bir kitleye hitap etmeye başladığınızda dilde de bir değişim yaşanıyor. Önceden bir ortaöğretim sohbetinde üç-dört gence hitap eden bir sohbet abisi, YouTube kanalında bütün gençlere hitap eder gibi bir dil seçmek zorunda. Bununla birlikte sohbet hazırlıkları artık daha titiz. Canlı yayınlarda herkes daha dikkatli, kaynaklar hazırlanıyor, ayet-hadisler çıkartılıyor. Amatör ruhlu gerçekleştirilen sohbetler bu anlamda profesyonelleşmeye doğru da aralanmış oluyor.”

Dijital Ortamda Oruç Soruları ve Zekat Hesaplama

Çevrimiçi irşat çalışmaları, gerçek dünyada gerçekleşen sohbetlerden büyük ölçüde ayrışıyor. Normalde, bir camide hutbe esnasında cemaatten kimse mescidi terk edemezken, YouTube kanalında verilen bir sohbette izleyicinin istediği zaman tarayıcıyı kapatması, sohbeti sona erdirmesi mümkün. Bu durum, çevrimiçi irşat çalışmalarında farklı bir dil ve yaklaşımı da zorunlu kılıyor. Yaylak’a göre bu dikkate alınması gereken bir durum: “Sosyal medyada irşat çalışması yaptığınızda istatistikleri takip etme imkânınız var. Ortalama kaç dakika izleniyor? Kaç dakika kesintisiz işlenmiş? İzleyicilerin demografisine kadar analiz etme imkânına sahipsiniz. Bu, içerikleri sunma tarzınızı bu verilere göre optimize etmenizi de gerekli kılıyor. Kısa, anlaşılır ve kendi içinde bütünlük arz eden bir yayın yapmak durumundasınız. Bu tecrübeler, özellikle Avrupa’da hep cami eksenli çalışma yapmış Müslüman cemaat açısından yeni tecrübeler.”

Ramazan aynı zamanda inananların sorularının da arttığı bir zaman. Birçok kişi oruç ya da zekat hesaplama ile ilgili sorularını önceden cami imamlarına sorarken, şimdi bu sorularla ilgili dijital danışmanlıklara müracaat ediyorlar. Yaylak, ramazanda bu dijital sohbetlerin, gerçek cami atmosferinin yerini tutup tutmayacağı sorusuna ise şöyle cevap veriyor: “Dinî anlamda soruları olanlara dijital alanda artık çok daha hızlı ulaşmak, etkileşim sağlamak mümkün. Ama öbür yandan gözetilmesi gereken bir denge de var. Dijital imkânlardan faydalanalım, evet. Ama bunların, bizi bir araya getiren ibadetlerin yerine geçmesine de müsaade etmeyelim. Salgın geçince yüz yüze etkinliklerimize, sohbetlerimize dönüş yapmalıyız.”

admin

Lisans eğitimini Münster Üniversitesinde Sosyoloji ve Siyaset Bilimi bölümlerinde çift anadal olarak tamamlayan Kandemir, Duisburg-Essen Üniversitesinde sosyoloji yüksek lisans eğitimini sürdürmektedir. Ağırlıklı çalışma alanları göç sosyolojisi ve ulusaşırı Türk toplulukları olan Kandemir Perspektif dergisi editörüdür.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar