Aşırı Sağ Aşırı Sağın Kurbanı, Azınlık Dostu Bir Siyasetçi: Jo Cox

O, ayrımcılığa, ırkçılığa ve eşitsizliğe karşı çıkan bir siyasetçiydi. Müslüman karşıtı ırkçılıkla mücadele eden Jo Cox, 16 Haziran 2016 sabahı Birleşik Krallık’ta bir aşırı sağcının vahşi saldırısıyla hayatını kaybettiğinde yalnızca 41 yaşındaydı.

Hatice Çevik 16 Haziran 2020

Başarılı ve idealist bir siyasetçi, bir anne, bir eş ve aktivist. Jo Cox (Helen Joanne Cox) 22 Haziran 1974 yılında Batley, Batı Yorkshire’de dünyaya geldi. Batley ve Spenin Milletvekili olarak seçilen 41 yaşındaki Cox, Birleşik Krallık’ta aşırı sağcı bir saldırganın suikastı sonucu hayatını kaybetti.

Jo Cox cinayeti Birleşik Krallık’ta çeyrek asırda gerçekleşen ilk suikast olma özelliğini taşıyor. Bundan önce ülkede Airey Neave ve Ian Gol, 1979 ve 1990 yıllarında bir patlama sonucu hayatlarını kaybetmişlerdi. Jo Cox Birleşik Krallığın Avrupa Birliğinde kalması yönünde yaptığı çalışmalar ile de biliyordu.

Olay Günü Yaşananlar

Jo Cox 16 Haziran 2016 sabahı seçmenleriyle bir araya gelerek seçim toplantısı yapmak için gittiği Birstall Halk Kütüphanesindeydi. O sıralarda saldırgan Thomas Mair yakınlarda iki silah ve bir bıçak ile dolanıyordu. Katil, kütüphanenin önünde “Önce Britanya” (İng. “Britain First”) diye bağırarak önce Cox’un kafasına bir kurşun sıktı. Ardından kanlar içerisinde yatan kadına bıçakla saldırmaya başladı. Cox’a yardıma koşan 77 yaşındaki bir adam da karnına aldığı bıçak darbesiyle ağır yaralandı.

Jo Cox’un Müslüman asistanı, olay yerinde de bulunan Fazila Aswat saldırıdan sonra Cox’a yardım etmeye çalıştı. Ancak Cox çok ağır yaralanmıştı. Saldırgan gelip Cox’a tekrar saldırdığında Fazila Aswat kol çantasıyla saldırganı uzaklaştırmaya çalıştı. Saldırgan bıçağını Fazila’ya doğrulttu, ancak hamle yapmadı. Fakat Fazila’nın gözleri önünde Cox’uu silahla tekrar vurdu. Çok ağır yaralı bir şekilde Fazila’nın kollarında kalan Cox’u olay mahalline gelen polis ve hava ambulansı hastaneye taşıdı.

Görgü tanıklarının verdiği ifadelere göre Cox iki iş arkadaşına, “Gidin! Bırakın bana saldırsın, size saldırmasın!” demişti.

Katil Aşırı Sağ ve Faşist Gruba Üye

Cox’un katili 52 yaşındaki Thomas Mair’in cinayeti işlerken söylediği “Önce Britanya” (İng. “Britain first”) ifadesi, saldırının motivasyonunu ortaya koyuyordu. Bu slogan, camilere ve helal restoranlara saldırılar düzenleyen aşırı sağ ve faşist bir grubun ismi ve parolasıydı. “Önce Britanya” isimli hareket, 2011 yılında aşırı sağcı Britanya Ulusal Partisi (BNP) üyeleri tarafından kuruldu. Birleşik Krallık genelinde İslam’ı yasaklamak bu grubun resmî politikası olarak göze çarpıyor.

Kendisini aktivist olarak tanımlayan, işsiz bir bahçıvan olarak bilinen Thomas Mair, mahkeme salonundaki soğuk ve ifadesiz tavrı ile gündeme gelmişti. Mahkemede ismi sorulduğunda cevap olarak ilk söylediği cümle “Benim ismim hainlere ölüm, Birleşik Krallık’a özgürlük” olmuştu. Polisin yaptığı arama sonucunda Mair’in evinde Nazi sembolleri ve aşırı sağcı kitaplar buldu. Mair’in aynı zamanda ev yapımı silah ve patlayıcı hazırlama talimatlarına sahip olduğu ve ABD merkezli Neonazi bir gruptan pek çok kitap satın almış olduğu ortaya çıktı. 24 Kasım 2016’da katil, Jo Cox cinayetinden müebbet hapse mahkum edildi.

Jo Cox’un Siyasetteki İlk Adımları

Jo Cox, Leadbearter ailesinin ilk çocuğu olarak Heckmondwike, Batı Yorkshire’de dünyaya geldi ve orada yetişti. Babası bir fabrika çalışanı, annesi ise bir okulda sekreterdi. Klasik bir işçi ailesinde büyüdü. Çocukken siyasete ilgisizdi. 1992 yılında üniversite hayatına arkeoloji ve antropoloji ile başlayan Cox, kısa bir süre sonra Cambridge Üniversitesinde Sosyoloji ve Siyasi Bilimler bölümüne geçti. 1995 yılında mezun olduğu üniversite hayatının da dönüm noktası olmuştu. Cox, bu durumu şöyle ifade ediyordu: “Ben gerçekten siyasete ya da İşçi Partisi’ne yakın bir şekilde yetiştirilmedim. Bu durum, nereden geldiğinin ve doğduğun yerin önemini anladığım yerde, yani Cambridge’de gerçekleşti. Hangi kelimelerle kendini ifade ettiğinin ve kimleri tanıdığının ne kadar önemli olduğunu anladım. Ben kendimi iyi ifade edemiyordum ve doğru kişileri de tanımıyordum. Başkaları yıllık tatil yaparken, ben yazları, babamın çalıştığı bir fabrikada diş macunlarını paketlemekle geçirirdim! Açıkçası, Cambridge’de beş yıl boyunca edindiğim tecrübe beni gerçekten bitirmişti.”

Mezuniyetinin ardından 1997 yılına kadar İşçi Partisi Milletvekili Joan Valley’nin danışmanlığını yaptı. 1998 ile 1999 yılları arasında “Britain in Europe” kampanyasının yönetimini üstlendi. 2000 ila 2002 yılları arasında İşçi Partisi içerisinde sekreterlik görevini üstlenip, Avrupa Parlamentosu üyesi Glennys Kinnock için siyasi danışmanlık görevini sürdürdü.

Cox, hayatı boyunca eşitsizlikle mücadele etti. Üniversite hayatından sonra birçok yardımlaşma derneğinde görev aldı. 2002 ile 2009 yıllarında yoksullukla ilgili çalışmalar ve insani şartlarda iş hayatının tesisi alanlarındaki girişimleriyle bilinen yardımlaşma derneği Oxfam’da çalıştı.

Cox iki çocuk annesi olup, eski başbakan Gordon Brown’ın danışmanlığını yapmış olan Brendan Cox ile evliydi. Meclise girmeden önce Bill ve Melinda Gates Vakfı ile kölelik karşıtı kampanya grubu Özgürlük Fonu Vakfı’nın danışmanlığını üstlenmişti. Bunun yanı sıra Mariella Frostrup’a ait GREAT Vakfı’nın destekçisi olan Cox, yıllar boyunca Burma Campaign’in yönetim kurulu başkanlığını yaptı.

Jo Cox’un Siyasi Rotası

Jo Cox’un bütün siyasi angajmanında, sivil hakların korunması ve kriz bölgelerindeki sorunların aşılmasıyla alakalı gayretler görülür. Aynı şekilde çocuk haklarının korunması ve muhafaza edilmesi yönünde de çalışmalara imza atmıştır. Cox, “Save the Children” Derneği eşliğinde Suriyeli mülteci çocukların korunması konusunda Parlamento’da yaptığı yardımlaşma çağrısı ile gündeme gelmişti.

Cox, Birleşik Krallık’ta çeşitliliği destekleyen ve azınlıklara yönelik hassasiyetiyle bilinen bir siyasetçiydi. Toplum içerisinde farklılıklarla birlikte hoşgörü ve saygı içerisinde bir yaşamı savunuyordu. Suriyeli iç savaş kurbanlarına destek oluyordu. Suriye Parlamento Dostluk Grubunun başkanlığını yapıyordu. 2015 yılında İngiliz Hava Kuvvetlerinin Suriye’deki hava saldırılarının artırılması için oy vermekten kaçınan pek az milletvekilinden biriydi. Devamında ise mülteciler için destek kampanyaları başlattı. Binlerce mülteci çocuğun Birleşik Krallık’a kabul edilip onlara güvenli bir yaşam sağlanması çağrısında bulunmuştu. Siyasi duruşu hem ahlaki, hem de gerçekçiydi.

Jo Cox’un İslamofobiyle Mücadelesi

İslamofobiye karşı mücadelesiyle bilinen Jo Cox, Birleşik Krallık’taki çeşitlilik konusunda azimli bir idealistti. Farklı Müslüman organizasyonlarla bir araya gelerek İslamofobiye karşı alınması gereken önlemleri tartışıp, toplum içerisinde huzur ve güvenin sağlanması konusunda çaba gösteriyordu. Cox kendi seçim bölgesindeki aşırı sağcılık ve İslamofobi nedeniyle birçok genç Müslüman kadının sokakta güvenle dolaşamadığını söylemişti. Suikasttan önce Cox aşırı sağcı radikaller ve ulusalcıların oluşturduğu tehlikeleri ele alan bir rapor hazırlıyordu.

Öldürülmeden önce İslamofobiyle mücadele kampanyalarında bulunan Cox, Birleşik Krallık’ta İslamofobik vakaların dökümantasyonunu yapan Tell Mama organizasyonu ile birlikte bir çalışma hazırlığındaydı. Bilhassa Müslüman kadınlara yönelik İslam karşıtı şiddetin artmasına yönelik Parlamento’da bir çağrıda bulunacaktı. Bu rapor, 2014 ile 2015 yılları arasında Britanya’daki Müslümanlara karşı yapılan saldırılarda yüzde 80 oranında artış olduğunu ortaya koyuyordu.

Birleşik Krallığın Avrupa Birliğinde kalması yönünde çalışmalar yapan Cox, bunun ülkedeki azınlıklar ve Müslümanlar için de daha yararlı olacağı kanaatindeydi. İslamofobinin Avrupa düzeyinde tartışılması ve çözümlerin üretilmesi gerektiği bir konu olduğunu savunuyordu.

2018 yılından itibaren Brüksel’de bir meydan yeri Jo Cox’un anısına “Place Jo Cox” ismini taşıyor. Almanya’nın Kassel şehrinde bir sokağa da “Jo-Cox-Weg” ismi verildi.

Hatice Çevik

Hochschule-Niederrhein’da yüksek lisans İletişim Tasarımı öğrencisi ve illüstratör olan Hatice Çevik Perspektif redaktörlerindendir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar