Almanya Almanya’da Pandemiden En Fazla Dezavantajlı Çocukların Aileleri Etkilendi

Almanya'da her 5 çocuktan birisinin yoksulluk içinde yaşadığı ve yeni tip koronavirüsün bu durumu daha da kötüleştirdiği açıklandı.

ehisim 23 Temmuz 2020

Almanya’da her 5 çocuktan birisinin yoksulluk içinde yaşadığı ve yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) bu durumu daha da kötüleştirdiği açıklandı. Alman Bertelsman Vakfı tarafından yapılan araştırmanın sonucuna göre ülkedeki 2,8 milyon çocuk ve ergen yoksulluk içinde yaşıyor.

Araştırmanın değerlendirme bölümünde “Çocuk yoksulluğuna karşı mücadele, Almanya’da yıllardır karşılaşılan en büyük sosyal sorunlardan biri olmaya devam ediyor” değerlendirmesinde bulunuldu. Araştırmada yoksulluktan en fazla etkilenen çocukların Berlin ve Bremen kentlerinde yaşadığı vurgulandı. Yoksulluk içindeki çocukların, sosyal etkinliklere katılım imkanları olmadığı, hiç tatile gidemedikleri, sinema ve okul gezilerine katılamadıkları belirtildi.

“Almanya Gibi Ülkede Yoksulluk İnanılmaz Skandal”

Alman Sol Parti Federal Meclis Grup Başkanı Dietmar Bartsch Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Almanya gibi zengin bir ülkede çocuk yoksulluğu bulunmasını “skandal” olarak niteledi.

Bartsch, “Çocukların yoksulluk içinde olması zengin ülkemizde inanılmaz bir skandal çünkü bu küçüklerin yaşam şansını engelliyor. Şansölye Merkel ve hükümet açısından son yıllarda bu konuda kayda değer bir iyileşme elde etmemek ciddi bir başarısızlık” ifadesini kullandı.

Bertelsman Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Jörg Draeger de Kovid-19’un yoksullukta önemli bir artış riskini beraberinde getirdiğine dikkati çekerek, “Pandeminin sonuçları özellikle dezavantajlı çocukların ebeveynlerini zorladı. Daha çok yarı zamanlı çalıştılar veya işlerini ilk kaybeden oldular. Çocuklarda yoksulluğu önlemek özellikle pandemi döneminde siyasi bir öncelik haline gelmelidir.” dedi.

Evde Uygulanan Dijital Eğitim, Eşitsizliği Artırıyor

Nisan 2020 tarihinde Alman Vakıfları Uyum ve Göç Bilirkişi Konseyi (SVR) üyesi Prof. Dr. Birgit Leyendecker, koronavirüs krizinde eşit eğitim fırsatlarının sağlanması ve ailelerin zor durumlarda yalnız bırakılmaması gerektiğini söylemişti. Almanya’da çocuk bakım merkezleri ve okullar, koronavirüsün yayılmasını engellemek için bir dönem kapılarını kapatmıştı. Alman Vakıfları Uyum ve Göç Bilirkişi Konseyi (SVR) üyesi ve gelişim psikoloğu Prof. Dr. Birgit Leyendecker, söz konusu ailelerin bu durumda özel desteğe ihtiyacı olduğunu söylemişti.

“Onları Yalnız Bırakamayız”

Almanya’da okulların kapandığı dönem alternatif çözüm olarak evde okul eğitimini destekleyen birçok yenilikçi dijital platformlar kullanılmıştı. Ancak ailelerin bunları kullanabilmesi için uygun teknik donanıma sahip olmaları gerekti. Sosyal açıdan dezavantajlı birçok ailede, birkaç aile üyesine ise bir bilgisayar veya telefon düşüyor.

Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı olan aileler genellikle şehirlerin daha az gelişmiş bölgelerinde, küçük alanlarda yaşıyor. Bu ailelerde çocukların rahat ders yapabilmeleri için uygun ortam yok. Leyendecker durumun mülteci ve sosyal olarak dezavantajlı göçmen ailelerden gelen çocuklar için daha zor olduğunu bildirmişti: “Bu çocuklar özel desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Okulda sırf örgün eğitim almakla kalmıyor, aynı zamanda duygusal destek de alıyorlar. Eğitimciler, bu çocuk ve aileleriyle özellikle bu süre zarfında yakından ilgilenmeli. Onları yalnız bırakamayız.” (AA, P)

 

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar