Araştırma İngiltere’deki Müslüman Gençler “İki Farklı Hayat” Sürüyor

Fanatiklik ve artan nefret bağlamında son zamanlarda yapılan iki araştırma, İngiltere’deki Müslüman gençlerin giderek daha fazla “çifte hayat” yaşamak zorunda kaldıklarını ortaya koyuyor.

Chris Allen 4 Şubat 2021

İngiltere’deki Müslüman gençler ile ilgili iki araştırma gündemde: Doğu Londra ve Middlesex Üniversiteleriyle, Seküler Demokrasi İçin İngiliz Müslümanları (BMSD) adlı yardım derneğinin işbirliğiyle İngiltere’de bir araştırma yapıldı. Başlangıçta İngiltere’nin terörle mücadele politikalarının genç Müslümanlar üzerindeki etkisini incelemeyi hedefleyen bu araştırma, daha sonra bu gençlerin refah seviyesi ve yaşam biçimlerini anlamaya odaklandı. London School of Economics tarafından gerçekleştirilen ikinci araştırma ise İngiltere’deki Müslüman gençler ve onların sosyal ve siyasi katılımını inceliyor.

Her iki araştırmadan çıkan sonuçlara göre hem İngiliz hem Müslüman olmanın ne demek olduğu arasında bocalayan Müslüman gençlerin birçoğu, kendilerini içinde yaşadıkları topluluğun gelenekleri ve kültürleri tarafından sınırlandırılmış hissediyor. Dahası ebeveynlerinden, büyükanne ve büyükbabalarından daha eğitimli, siyasetle genel olarak onlardan daha ilgili olsalar bile, klişeleştirilmeye ve İngiliz kültürünün belli alanlarından dışlanmaya da devam ediyorlar.

İngiltere’deki Müslüman Gençler

Avrupa’nın diğer birçok ülkesinde olduğu gibi İngiltere’de de Müslüman topluluklar ulusal ortalamadan daha genç bir nüfusa sahip. Bu durum İngiltere Müslüman Konseyi’nin yayımladığı verilerde de açıkça görülüyor. 15 yaş ve altı genç nüfus ülke genelinde yüzde 19’luk bir dilim oluştururken, bu oran Müslümanlarda yaklaşık üçte bire tekabül ediyor (yüzde 33). 16 ve 24 yaş arası nüfus söz konusu olduğunda aradaki fark azalsa da, aynı şey orada da geçerli. Bu nüfus aralığı Müslümanlarda yüzde 15’lik bir dilime tekabül ederken, genel nüfusta sadece yüzde 12’ye karşılık geliyor.

ÖZEL DOSYA

Avrupa'da Müslüman Genç Olmak

DOSYA YAZILARI İÇİN TIKLAYIN

İngiltere’deki genç Müslüman nüfusu ulusal perspektiften değerlendirmek bazı açılardan yanıltıcı olabiliyor. Genç Müslüman nüfusun tüm açıklığıyla ortaya çıkması için kişinin dikkatini Müslümanların yoğun olarak yaşadığı yerlere yöneltmesi gerek. Müslüman nüfusun başkent haricinde en yoğun yaşadığı Birmingham kentini ele alalım mesela. Tahminlere göre şehirde 301 bin civarında Müslüman yaşıyor; yani şehrin nüfusunun yüzde 27’sini Müslümanlar teşkil ediyor ve bu nüfusun yarıdan fazlası 25 yaşın altındakilerden oluşuyor. 16 yaş ve altındakiler göz önüne alındığında bu oran yüzde 41.5’e çıkıyor. Daha da çarpıcı olansa, şehrin bazı bölgelerinde yaşayan çocukların yüzde 85’inin Müslüman olması. Sadece sayılara bakıldığında bile İngiltere’deki Müslüman gençler daha iyi tanınması ve anlaşılması gereken bir grup olarak öne çıkıyor.

Siyasetle İlgili, Sosyal Olarak Aktif

İlk araştırmanın bulgularına göre, İngiltere’deki Müslüman gençler içindeki çoğunluk, “Müslüman” olmanın kimliklerinin birincil göstergesi olduğunu söylüyor. Bu gösterge her zaman din olmak zorunda olmasa da, araştırmaya katılan gençlerin çoğu İslam’ın ailelerinin kültürü ve içinde büyüdükleri çevreyi büyük ölçüde şekillendirip etkilediğini belirtiyor. Gençlerin birçoğu aynı zamanda İngiliz olmayla da bir sıkıntılarının olmadığını söylüyor. Ebeveynlerinin etnisite ve köken ülkeleriyle yakın ilişkilerini muhafaza ederken, İngiltere’yi de evleri olarak görüyorlar. Bu husus özellikle Pakistan kökenliler için büyük önem arz ediyor.

İkinci araştırmaysa, Müslüman gençlerin ebeveynlerinin jenerasyonunun aksine, siyasi olarak bilinçli ve siyasi katılım noktasında aktif olduklarını gösteriyor. Ebeveynlerinden farklı olarak genç Müslümanlar, her yerden daha fazla İngiltere’deki meselelerle ilgileniyorlar. Bu durum hem İngiltere’deki siyasi ortamın hayatlarını ve geleceklerini doğrudan etkilemesinin, hem de ebeveynleriyle, büyükanne ve büyükbabalarının köken ülkelerle olan bağlarının bu gençler için geçerli olmamasının bir sonucu. Buna rağmen İngiliz siyasetiyle ilgili olarak da büyük bir tatminsizlik ve hayal kırıklığı yaşıyorlar; katılımcıların çok azı İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını destekliyor.

“Daha Fazla Gözetlenmeye Davetiye Çıkarmak”

Her iki araştırma da Müslüman gençlerin siyasetle ilgilenmenin yanı sıra aynı zamanda sosyal olarak da aktif olduğunu gösteriyor. Bu durum özellikle eğitime yüksek erişim düzeyi ve üniversiteye giden öğrenci sayılarındaki artışta açıkça görülüyor. Durum bu olsa da, ilk araştırmaya göre Müslüman gençler İngiliz kültürünün bazı hususlarına entegre olmada sıkıntı yaşamaya devam ediyor. Gençlerden bazıları bu hususlardan birinin iş ortamı bağlamında karşılaşılan, işten sonra “içmeye gitme” âdetine katılmak istememe olduğunu söylerken, birçok İngiliz üniversitesinde yaygın olan (alkol) “içme” kültürüne de vurgu yapıyorlar. Bununla birlikte bu Müslüman gençlerin bazıları barlara ve gece kulüplerine gittiklerini, bunun anne ve babalarının isteklerine ters olduğunu ve bundan dolayı da yalan söylemek ya da yaptıklarını “saklamak” zorunda kaldıklarını kabul ediyor.

Müslüman gençler, kendilerini iki hayat tarzı arasında seçim yapmak zorunda kalmış hissetmenin yanı sıra, İngiliz kültürünün belli alanlarına dâhil olmamayı seçmenin de “Müslümanların başka olduğu ve o şekilde kalmak istedikleri” klişesini güçlendirdiğini düşünüyorlar. Bazıları bu durumun da kendilerini şüpheli hâle getirdiğini ve bu şüphenin ise daha fazla gözetlenmelerine davetiye çıkardığını hissediyor. 

İkinci araştırma, çok sayıda Müslüman gencin modern hayatın tüm alanlarında gözetlendiklerini hissettiklerine vurgu yapıyor. Araştırmadaki gençlerin birçoğu, Müslümanların terörist ya da fanatik olarak yaftalanması sonucu dışlandığını ya da ayrımcılığa uğradığını ifade ediyor. Bazıları da Müslümanlara yönelik rekor seviyelere ulaşan nefret suçlarıyla ilgili kaygılarını dile getirerek Brexit’in bunu daha da artırmış olabileceğini söylüyor.

Aile ve Bireysel Baskılar

“İki farklı hayat” sürdürmeye duyulan ihtiyaç, Müslüman gençlere ailevi ve kişisel ilişkiler sorulduğunda daha belirgin ve sorunlu bir hâl alıyor. İlk araştırma bazı Müslüman gençlerin onlara nasıl mükemmel bir evlat olunacağını anlatan “bir senaryoyu okur gibi” göründüğünü, bazılarınınsa kendini –bazen- birbirinden çok farklı iki yaşam biçimi ve kültür arasında git-gel yaşamak zorunda hissettiğini belirtiyor. 

Gençlerin çoğu, ailelerini memnun etmek istediklerini belirtirken böyle yapmanın üzerlerinde baskı kurabileceğini de kabul ediyor. Aileler tarafından üzerlerinde kurulan baskı, bu gençlerin bazılarınca yargılayıcı olduğu kadar klostrofobik olarak da algılanıyor. Ancak bu durum, gençlerin çoğunun ailelerini rahatlatıcı ve güven verici bulduklarını ifade ettikleri gerçeği ile dengeleniyor.

Avrupa’da Müslüman Genç Olmak

Genç ve Eğitimli Müslümanların Sosyal Angajmanı Yüksek

10 Ağustos 2020

Müslüman gençler için ana meselelerden biri de kişisel ve cinsiyet ilişkileri noktasında birçoğunun hissettiği baskı. İlk araştırmaya göre Müslüman genç kadınların çoğu evlenmeleri ve İngiliz toplumuyla her zaman uyuşmayan cinsiyet rollerini üstlenmeleri noktasında kendilerini baskı altında hissediyor. Bu durum onlardan sadece gerçekçi olmayan beklentilerde bulunulmasına yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda kadınlığın ne anlama geldiği ve nasıl olması gerektiğine dair de bir çatışma doğuruyor. 

Aynı şekilde genç erkekler de üzerlerinde benzer baskıları hissediyor ve Müslüman bir erkeğin bilhassa “aileyi geçindiren kişi” olması gibi belli klişelere uymaları beklentisi karşısında yaşadıkları rahatsızlıkları ifade ediyorlar. Bazıları da maskülanite ve cinsellik gibi konuların yanı sıra, Müslüman olsun olmasın kızlarla olan ilişkilerini gizli tutmak zorunda olmaları noktasındaki kaygılarını dile getiriyor. Ailelerinin norm ve beklentilerinin İngiliz toplumunun norm ve beklentileriyle nadiren uyum içinde olması da genç erkeklerin ve kızların hissettiği baskıyı artıran sebeplerden biri.

İki Farklı Hayat Yaşamak

İlk araştırmanın ortaya koyduğu gibi iki farklı hayat sürmenin Müslüman gençlerin yaşamları ve mutlulukları üzerinde zararlı etkiler oluşturma potansiyeli bulunuyor; özellikle de akıl ve ruh sağlıkları üzerinde. Bu durum sadece çifte hayat sürdürme zorunluluğunun bir sonucu değil, aksine çok bileşenli bir mesele. Gençlerin birçoğu ailelerinde ve içinde bulundukları topluluklarda akıl sağlığıyla ilgili konuların bir zayıflık alameti olarak kabul edildiği için utanç verici bir şey olarak görülmesinden bahsediyor. Bu gençlerin bazıları bu konunun dinî bir perspektiften bakıldığında da aynı olduğunu söylüyor. Gençlerin bazıları da İngiliz hükûmetinin radikalizmle mücadele programına göre yanlış kabul edilen bir şey söylemekten ya da yapmaktan korktukları için İngiliz toplumunda aileleri dışında başka bir yerden yardım ve destek aramaktan çekindiklerini belirtiyorlar. Zira hükûmetin bu programı, fanatizme ve terörizme yatkın olan kişilerin teşhis edilmesi noktasında kamu sektörüne görev yüklüyor.

Tüm bunlardan dolayı da karşımıza çıkan manzara –zaman zaman- büyük farklılıklara sahip iki kültürün baskıları ve beklentileri arasında sürekli olarak yolunu belirlemeye çalışan bir nesil manzarası. Bu nesil hem Müslüman hem de İngiliz olma noktasında ebeveynleriyle büyükanne ve büyükbabalarından çok daha rahat görünse de, bu rahatlık yanında bir dizi yeni baskılar getiriyor. Bu baskılar, söz konusu aileler olunca, günümüz Müslüman gençlerine ailelerinin demode görünen beklentilerini karşılama çabası yüklüyor. 

Konu İngiliz toplumu olunca ortaya çıkan zorluk ise, toplumun, kendi inançları ve davranışlarıyla örtüşmeyen alanlarında, kendileriyle ilgili potansiyel tehlike oldukları klişesini de desteklemeyecek biçimlerde yollarını bulmaya çalışma ihtiyacı oluyor. 

Ailelerinin ve İngiliz toplumunun bunları yapabilmelerini mümkün kılacak zamanı ve alanı onlara sağlayıp sağlamayacağını göreceğiz. Onlar bunu sağlayana kadar da Müslüman gençler muhtemelen çifte hayatlar yaşamaya devam edecek.  

Chris Allen

Leichester Üniversitesi Kriminoloji Bölümü Nefret Araştırmaları Merkezi’nde öğretim üyesi olan Dr. Chris Allen İslamofobi ve İslamofobik nefret suçları konularında çalışmalar yürütmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
ETİKETLER:

    0 Adet Yorum Var

    Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.

    • *Tüm alanları doldurunuz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar