Avrupa Birliği Omicron Zengin Ülkeler Üzerindeki “Aşı Patenti” Baskısını Artırdı

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında hızla yayılan Omicron varyantına karşı ülkeler yeni önlemleri hayata geçirirken, Almanya, İsviçre, İngiltere ve ABD gibi zengin ülkelere yönelik toplum sağlığı için aşı patentlerinde geçici muafiyeti desteklemeleri yönündeki baskılar da yeniden artış gösterdi.

admin 2 Aralık 2021

Çin’in Vuhan kentinde, 2019’un sonlarında görülen Kovid-19’un dünya genelinde bulaştığı kişi sayısı 260 milyonun üzerine çıkarken, salgın sebebiyle ölenlerin sayısı 5,4 milyonu aştı. Kovid-19’un “küresel düzeyde salgın” ilan edilmesinden bu yana geçen 20 ayda dünya çapında ekonomik faaliyet ve ticaret dalgalandı ve milyonlarca kişi işini kaybetti.

Salgın İki Yıldır Dünyayı Tehdit Etmeye Devam Ediyor

Salgın, gelişmiş ülkelerin bile sağlık sistemleri üzerinden ekonomilerini zorlarken, düşük gelirli ülkelerdeki mevcut sorunları daha derinleştirdi. Uluslararası dayanışmanın sağlanması gereken bir dönemde ülkeler sınırlarını kapatırken küreselleşmede kırılma yaşadı. Gelişmiş ekonomiler Kovid-19 salgınının yayılımını kontrol altına almaya çalışırken, gelişmekte olan ülkeler ise insan hayatı, toplumsal bütünlük ve ekonomilere yönelik daha önce görülmemiş bir tehditle karşı karşıya kaldı. Kovid-19 salgını yaklaşık 2 yıldır dünyayı tehdit etmeye devam ederken, salgını durdurmak için Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi uluslararası kuruluşların olağanüstü bir kararla aşı lisanlarının insanlığın ortak kullanımına açması yönündeki tartışmalar ise yeniden alevlendi.

Zengin Ülkeler Vatandaşlarını Aşıladı, Yoksul Ülkelere Aşı Yok

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, yüksek gelirli ülkelerdeki insanların yaklaşık yüzde 65’ine en az bir doz Kovid-19 aşısı uygulanırken, düşük gelirli ülkelerde bu oran yüzde 8’in altında kaldı. Bu durum dünya sağlığı için endişe kaynağı olmaya devam ederken, dünya genelinde bugüne kadar 8,02 milyar doz Kovid-19 aşısı uygulandı, düşük gelirli ülkelerdeki insanların ise sadece yüzde 6’sı en az bir doz aşı yaptırabildi. Almanya, Fransa, İtalya gibi gelişmiş ülkelerin yer aldığı Avrupa Birliği’ndeki yetişkinlerin neredeyse yüzde 70’i Kovid-19’a karşı tam aşılı olurken, Afrika ülkelerindeki çoğu sağlık çalışanının virüse karşı aşılanmamış olması da dikkati çekti. Birleşik Arap Emirlikleri’nde insanların yüzde 98’i, Singapur’da yüzde 93’ü, Kanada’da yüzde 80’i, Japonya’da yüzde 79’u aşılanırken, bu oran Nijerya’da yüzde 3, Etiyopya’da yüzde 6,7 ve Kenya’da yüzde 8,5’de kaldı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne göre (OECD) Kovid-19 salgını sona erdirmenin ve ekonomik toparlanmayı engelleyen dengesizlikle mücadelenin anahtarı dünyadaki bütün insanları aşılamak ve bunun maliyeti 50 milyar dolar. Oysa G20 ülkeleri salgının ekonomik etkisini azaltmak için halihazırda en az 10 trilyon dolar harcadı.

Kovid-19 Önlemleri

Avrupa'da Kovid-19 Önlemleri Yeniden Sıkılaşıyor

1 Aralık 2021

COVAX Kapsamında 5 Milyar Doz Aşı Sözü Verildi Sadece 589,2 Milyon Teslim Edildi

Küresel Aşı ve Aşılama Birliği (GAVI), Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) kapsamında 5 milyar 59 milyon doz Kovid-19 aşısı söz verilirken, 29 Kasım itibarıyla, 144 ülkeye sadece 589,2 milyon doz Kovid-19 aşısı tahsis edildi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), GAVI ve Salgın Hastalıklara Hazırlık İçin Yenilik Koalisyonunca (CEPI) yürütülen ortak girişimle Nisan 2020’de COVAX girişimi başlatılmıştı. AB üyesi ülkeler, bu yılın sonuna kadar hem COVAX kapsamında hem de ikili bağışlar yoluyla fakir ülkelere 300 milyon doz aşı bağışlama sözü verdi. Ancak, şimdiye kadar bunun sadece üçte birinden daha azı bu ülkelere gönderildi. Kovid-19 salgınında 4’üncü dalganın gelmesi ve yeni varyantların ortaya çıkmasının gelmesiyle, Avrupalı ülkelerin söz verdikleri bağışları erteledikleri belirtiliyor.

Aşıların Paylaşılmaması Daha Fazla Varyantı Ortaya Çıkabilir

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu dengesizliği “ahlaki bir rezalet” olarak nitelendirirken, söz konusu aşılarının paylaşımındaki adaletsizliğin devam etmesi halinde daha fazla varyantın ortaya çıkacağı, sosyal ve ekonomik bozulmanın uzayacağı uyarısında bulundu. Fikri mülkiyet hakkından feragatin salgın süresince, küresel sürü bağışıklığı elde edilene kadar, tüm ülkelere Kovid-19 ilaçları, aşıları, teşhisleri ve diğer teknolojileri için patent ve diğer fikri hakları vermeme veya uygulamama imkanı tanıyacağı belirtildi. 20 yıl önce, HIV/AIDS salgını sırasında, patentlerin üretimi engellemediği Güney Afrika gibi ülkelerde uygun fiyatlı jenerik HIV ilaçlarının üretilmesiyle milyonlarca insanın hayatı kurtarılmıştı.  Ekim 2020’de Dünya Ticaret Örgütü’nde (DTÖ) Hindistan ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nin başını çektiği bazı ülkeler Kovid-19 salgınının tedavisi, teşhisi ve yayılmasının önlenmesi için fikri mülkiyet haklarını düzenleyen Fikri Mülkiyet Haklarının Ticari Niteliklerine İlişkin Anlaşmanın (Trade-related Aspects of Intellectual Property Rights -TRIPS) belli hükümlerinin rafa kaldırılmasını talep etmişti. DTÖ anlaşması, üyelerin küresel salgın gibi istisnai durumlarda “en az gelişmiş ülkelere” yönelik TRIPS anlaşmasından feragat etmelerini sağlıyor.

AB’den Aşılarda Fikri Mülkiyet Haklarının İnsanlığın Ortak Kullanımına Açılmasına Karşı Öneri

AB başlangıçta Kovid-19 aşılarında fikri mülkiyet haklarının insanlığın ortak kullanımına açılmasına “kısa vadede çözüm sağlamayacağını” savunarak karşı çıkarken, daha sonra DTÖ kurallarında esnekliklerin kullanılması için bir karşı öneri sunmuştu. AB, Haziran 2021’de DTÖ’ye Kovid-19 aşıları üzerindeki fikri mülkiyet haklarının kaldırılması yerine ticari engellerin azaltılması ve üretimin artırılmasını teklif etmişti. Teklif ile, Kovid-19 aşıları, tedavi ilaçları ve bunların bileşenlerinin sınırları serbestçe geçebilmesi, bu ürünlerde küresel tedarik zincirlerinin açık tutulması, aşı ve içeriğindeki ürünlere ihracat kısıtlaması getirilmemesi, aşı üreten ülkelerin üretimin “adil” bir kısmını ihraç edebilmesi, aşı üretiminin artırılmasının teşvik edilmesi, gelişmekte olan ülkelere aşı üretim yatırımlarının yapılabilmesi, ülkelerin aşıları uygun fiyata edinmelerinin sağlanması ve DTÖ’nün mevcut Fikri Mülkiyet Haklarının Ticari Niteliklerine İlişkin Anlaşması’nda (TRIPS) yer alan zorunlu lisans kullanımının kolaylaştırılması öngörülmüştü. AB’nin teklifinde, aşılar üzerindeki fikri mülkiyet haklarının kaldırılması konusunda ise bir girişim yer almaması dikkati çekmişti.

DTÖ Toplantısı Yeni Varyantla İptal Oldu

Koronavirus

Kovid-19'un Bulaşıcılığı Yüksek Delta Varyantı Sonrası Salgında "Üçüncü Dalga" Endişesi

5 Temmuz 2021

Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) 30 Kasım-3 Aralık tarihleri arasında Cenevre’de başlaması planlanan Bakanlar Konferansı’nın Kovid-19’un yeni mutasyonu Omicron nedeniyle ertelenmesi, Kovid-19 aşıları, testleri ve tedavisi için TRIPS kurallarından geçici olarak feragat etme çabalarını baltaladı. TRIPS kurallarının gevşetilmesine yönelik DTÖ’nün 15-16 Ekim tarihlerinde yapılan toplantısında Hindistan ve Güney Afrika’nın tekliflerine 99 ülkeden destek gelirken, ABD, İngiltere, Japonya, Kanada, Norveç, Avustralya, İsviçre gibi zengin ülkeler ile AB teklifleri desteklemedi. TRIPS kurallarından geçici olarak feragat etme önerisi, büyük ilaç şirketlerinden ve onların merkezinin bulunduğu ülkelerinden şiddetli muhalefetle karşılaşmaya devam ederken, bu ülkeler patentlerin kaldırılmasının inovasyonlarını ve yıllarca süren yatırımları engelleyebileceğini savunuyor. Cenevre merkezli Uluslararası İlaç Üreticileri ve Dernekleri Federasyonu (IFPMA), Kovid-19 aşılarının patentlerinden feragat etmenin, üretimi artırmayacağına dikkati çekiyor. Alman ilaç firması BioNTech’in kurucularından Prof. Dr. Uğur Şahin de üretim kapasitesini artırmak için fikri mülkiyet hakkından vazgeçmenin doğru bir yol olmadığını, bunun yerine üretim lisansları verilmesi gerektiğini dile getiriyor. (AA)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

    Hakkımızda

    Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

    YAZININ DEVAMI
    Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |