İslamofobi “İngiltere’de Müslümanlarla İlgili Haberler İslamofobik İfadelerle Dolu”

İngiltere'deki en büyük Müslüman sivil toplum platformu Britanya Müslüman Konseyi (MCB), İngiliz medyasının Müslümanlar ve İslam'la ilgili haberlerinde çoğunlukla "olumsuz ve İslamofobik ifadeler" kullanmasını eleştirerek medyanın "sorumlu habercilik" yapması çağrısında bulundu.

Enise Yılmaz 6 Aralık 2021

İngiltere’deki en büyük Müslüman sivil toplum platformu Britanya Müslüman Konseyi’nin (MCB) ilk kadın başkanı Zara Muhammed ile MCB Basın Sözcüsü ve Medya İzleme Merkezi kurucusu Miqdaad Versi, Konsey’in hazırladığı “İngiliz Medyasının Müslümanlar ve İslam’la İlgili Yayını (2018-2020)” başlıklı rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Versi, İngiltere’de farklı medya kuruluşlarının Müslümanlar ve İslam’la ilgili haberlerinin incelendiği rapor hakkında, “MCB Medya İzleme Merkezi, Müslümanlar ve İslam’a ilişkin 48 bin makale ve 5 binden fazla TV haberi bandının analiz edildiği, çığır açan bir rapor yayımladı ve bu ülkede özellikle medyada İslamofobi’nin boyutunu gösteren bir dizi kanıt buldu.” dedi.

Dosya: "Avrupa'da İslami Temsil Kurumları"

Britanya'daki İslami Çatı Kuruluşu: Britanya Müslüman Konseyi (MCB)

30 Aralık 2020

Miqdaad Versi, raporun, İslamofobi’nin kapsamını, Müslümanlara atılan iftiralara ilişkin davaları, BBC’den farklı gazete ve tabloidlere kadar çeşitli haber kanallarında Müslümanlar hakkında olumsuz klişelere nasıl yer verildiğini incelediğini bildirdi.

“Elimizdeki Tüm Makalelerin Yüzde 60’ı Müslümanlarla İlgili Olumsuzdu”

Söz konusu raporla, İngiltere’de medyanın İslam’ı ve Müslümanları nasıl yansıttığını anlatmak istediklerini dile getiren Versi, MCB Medya İzleme Merkezinin amacının, sorumlu habercilik yapmaya çalışmak olduğunu söyledi.

Versi, “(Bu çalışmayla) Gerçekten durumun çok kötü olduğunu gördük. Örneğin, bireylerin, çetelerin iş bitiricisi olduğu, aşırılık yanlısı olarak adlandırıldığı ve hayır kurumlarının terörle bağlantılı olarak nitelendirildiğini gördük. Elimizdeki tüm makalelerin yüzde 60’ı Müslümanlarla ilgili olumsuzdu ve bu yüzde, kullandığımız metodoloji nedeniyle eksik bir tahmin.” dedi.

Müslümanlarla ilgili olumsuz haber yayımlamada, sağ eğilimli gazetelerin, sol eğilimli gazetelerden çok daha kötü olduğuna işaret eden Versi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Örneğin, özellikle The Spectator dergisi, söz konusu Müslümanlar olduğunda oldukça korkunçtu, çok düşmanca olduğunu gördük. Düşmanca olan listenin başındaydı. Müslümanlara karşı oldukça ön yargılıydı ve yazılarında Müslümanları en fazla yanlış anlatan dergilerden biriydi. Artık kimse kanıtın olmadığını söyleyemez. Kanıt var. Bu rapor bunu gösteriyor. Hem niteliksel olarak örneklerle hem de niceliksel olarak İslamofobi’nin ölçeğini gösteriyor ve vaka bazında ortaya koyarak üzerinde durduğumuz noktayı işaret ediyor.”

“Daha Rapor Yayımlanmadan Bazı Haber Kuruluşları Saldırıya Geçti”

Miqdaad Versi, henüz rapor yayımlanmadan kendilerine yönelik birtakım saldırıların olduğuna işaret ederek “Daha rapor çıkmadan haber kuruluşlarından bazıları bize saldırmaya çalıştı ve daha sonra kişisel olarak bana saldırdılar. Bize önceden saldırabilirlerse bu yaptığımız şeyi baltalayabilecekleri yönünde bir düşünceye sahipler.” diye konuştu.

Konseyin medyayla çok yapıcı şekilde çalıştığını söyleyen Versi, “Biz sadece kenardan bağırmak isteyen biri değiliz. İşleri daha iyi hale getirmek için yapıcı şekilde dahil olmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bu nedenle Mail on Sunday, Daily Mail, The Sun’ın Yazı İşleri Müdürü ve The Express’in editörü ile görüştüklerini belirten Versi, “Örneğin, The Mirror’ın editörü Allison Phillips, İslamofobi ile ilgili meseleler söz konusu olduğunda, raporun kendisinin çalışma şeklini nasıl değiştireceğinden bahsetti.” dedi.

“Sorumlu Habercilik Yapın”

İNGİLTERE

BBC, "İslam'a ve Müslüman Kadınlara Karşı" Önyargıyı Güçlendirmekle Suçlandı

18 Şubat 2021

Versi, medya kuruluşlarının Müslümanlar ve İslam’la ilgili haberler yayımlarken birtakım hususlara hassasiyet göstermesi gerektiğinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“(Medya kuruluşlarına) Tabii ki önerilerimiz oldukça uzun. Elimizde uzun bir öneri listesi var. En önemli olanları, Müslümanların gazetede temsil edilmesinin çok değerli olduğunu fark etmeye çalışmak çünkü Müslümanlarla ilgili herhangi bir alanda Müslümanların olması, işlerin daha iyi yapılmasını sağlamaya yardımcı olacaktır. İstenilen şey, sorumlu habercilik yapmak, İslam ve Müslümanlar söz konusu olduğunda doğru olduğu düşünülmeyen bir durumda iki kez kontrol etmek. Terörizm hakkında haber yaptığınızda, birisinin Müslüman olduğunu otomatik olarak addetmediğinizden emin olun. Müslümanlık, eylemin itici gücü olmadığında, bu eylemi yapan kişilerin Müslümanlığını ön plana çıkarmaya devam etmeyin.”

Versi, medyanın kullandığı terminoloji ve dilin de önemine işaret ederek “Haberleştirdiğiniz şeyin etkisinden ve sonuçlarından siz sorumluysanız, belki daha iyi yansıtmaya ve bu sorunları nasıl daha iyi haberleştireceğinizi düşünmeye başlayacaksınız. İnsanları sansürlemekten bahsetmiyoruz. Konuşma özgürlüklerini engellemeyeceğiz. Her zaman dediğimiz şey, sorumlu olun. Tek istediğimiz bu.” dedi.

“Medya, MCB’nin Kadın Başkanı Seçilmemi Kabullenemedi”

MCB’nin ilk kadın başkanı Zara Muhammed de İngiliz basının Müslümanlara ve İslam’a yönelik olumsuz ve ön yargılı tutumunu kendi yaşadığı tecrübeyle anlattı.

Muhammed, bu yılın başlarında İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye verdiği tartışmalı röportajı şu sözlerle anlattı: “Kendi kişisel deneyimimden bahsedecek olursak, MCB’nin başkanı seçildiğimde BBC Radio 4’te Woman’s Hour’da çok ünlü olan bir röportajım oldu. Benim açımdan, röportajın temel dayanağı, gerçekten sıcak ve kapsayıcı olması ve başarımı kutlaması gerektiğiydi. Bunun yerine, beni klişeleştirdi. Ben gerçekten kimdim? Bir kukla mıydım? Lider olmama erkekler tarafından gerçekten izin verilecek miydi?”

Kendisine oy verenlerin çoğunluğunun erkek olduğuna işaret eden Muhammed, “Başkan olarak seçilmem sürecinde basın şöyle dedi: Bilirsiniz, erkekler onun önderlik etmesine izin vermeyecek. Benimle ilgili söylenen, ‘O sadece hoş bir ses ve yüz fakat Müslüman kadınlar önderlik edemez.” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık

MCB Dosyası ve Birleşik Krallık Siyasetinde İslamofobi

1 Mayıs 2020

Zara Muhammed, medyanın bu tutumunun, özellikle Müslüman kadınların yanlış tanıtımını beslediğine işaret ederek ülkedeki en büyük ve çeşitli gruplardan Müslümanları bir şemsiye altında toplayan Konsey’in genç lideri seçilmesini insanların kaldıramadığını söyledi.

Muhammed, “Medya, bu ulusal çatı örgüte liderlik etmek için genç bir kadını seçen, çoğunluğu erkeklerden oluşan Müslümanları gerçekten kabullenemedi.” dedi.

MCB’nin raporunun, medyada Müslümanlardan ağırlıklı olarak olumsuz bahsedilen noktalara işaret ettiğini ve bu duruma neyin sebep olduğunu araştırdığına işaret ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“Rapor ayrıca bu olumsuz haberlerin, benim gibi ve gündelik hayattaki kadınların toplu taşımada, istihdamda ve siyasette kamusal yaşama tam olarak katılma yeteneğimize daha fazla engel oluşturduğuna ilişkin gerçek hayata dair sonuçlarına işaret ediyor. Dolayısıyla yapılacak çok iş var fakat basın standartlarının ve medyanın kesinlikle gelişeceğini ve bu standartların Müslüman topluluklar için de aynı şekilde ele alınacağını umuyoruz.”

“İngiliz Medyasında Müslümanlarla İlgili Haberler İslamofobik İfadelerle Dolu”

MCB, 30 Kasım’da yayımladığı raporda, İngiliz medyasının, Müslümanlar ve İslam’la ilgili haberlerinde “yanlış bilgi, genellemeler ve İslamofobik ifadeler” kullandığını ortaya koymuştu.

Konsey, Ekim 2018-Eylül 2019 arasında 48 binden fazla makale ve 5 bin 500 TV haberi bandı analiz etmiş, Müslümanlarla veya İslam’la ilgili makalelerin neredeyse yüzde 60’ının ve televizyon haberlerinin de yüzde 47’sinin olumsuz olduğu belirtilmişti.

Raporda, 5 makaleden en az 1’inde terörizm veya aşırılığa odaklanıldığı; din, terörizm, aşırılık başlıkları altında Müslümanlara ve İslam’a karşı büyük bir ön yargı sergilendiği ifade edilmişti.

Müslümanların yanlış tanıtıldığı, karalandığı ve iftiraya uğradığı kaydedilen raporda, bu nedenlerle tazminat ödenen ve kamuoyundan özür dileyen 10 vakaya özellikle yer verilmişti. (AA)

Enise Yılmaz

Bochum Ruhr Üniversitesinde hukuk eğitimi gören Yılmaz, Perspektif’in yayın kurulu üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

    Hakkımızda

    Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

    YAZININ DEVAMI
    Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |