Dosya: "Avrupa'da İslami Temsil Kurumları" Britanya’daki İslami Çatı Kuruluşu: Britanya Müslüman Konseyi (MCB)

Avrupa'da İslami Temsil Kurumları

1997 yılında kurulan Britanya Müslüman Konseyi (MCB), Birleşik Krallık’taki Müslüman toplumun istek ve ihtiyaçlarını dile getiren en büyük ve en kapsamlı Müslüman kuruluş olarak öne çıkıyor.

Chris Allen 30 Aralık 2020

Kendisini bir çatı kuruluş olarak tanımlayan Britanya Müslüman Konseyi (MCB), İngilizce tabirle “Muslim Council of Britain”, temsil ettiği ve içerisinde hayır kurumları, camiler, okullar ve sayısı 500’ü aşan birçok kurumla birlikte, kurulduğu ilk günden itibaren İngiltere’deki farklı Müslüman toplulukların geniş bir kesimini temsil etmeye ve desteklemeye çalışıyor. Hiçbir zaman İngiltere’deki Müslümanların tamamını temsil etme veya onların tek sesi olma iddiasında olmamakla birlikte, MCB İngiltere’deki Müslümanların kim olduğu ve onları en çok etkileyen meselelerin ne olduğu hususlarının daha iyi anlaşılabilmesi için yapılan çalışmaların ön saflarında yer alıyor.

MCB siyasi mecrada Müslümanların haklarını savunma ve kulis çalışmaları yürütmenin yanı sıra, halk tabanında da destek veriyor: Camileri kadınlar için daha uygun kılmak, siyahi Müslümanların ihtiyaçlarını savunmak, yaşlılara sunulan bakım hizmetlerini genişletmek, halk nezdinde mültecilerin iyi karşılanması için çalışmak ve yerel cemiyetlere daha çevre dostu bir yaşam için yardım etmek yürüttükleri çalışmalardan bazıları. 

Dosya: "Avrupa'da İslami Temsil Kurumları"

İslami Çatı ve Temsil Kurumlarının Çıkmazları, Avantajları ve Geleceği

30 Aralık 2020

Birleşik Krallık’taki camilerin, hayır kurumlarının ve okulların sadece küçük bir oranı Britanya Müslüman Konseyi (MCB) üyesi olmasına rağmen, yakın zamanda yapılan anketlere göre İngiltere’de yaşayan Müslümanların çoğunluğu MCB’nin Müslümanların ihtiyaçlarını dile getirme noktasında başarılı olduğunu düşünüyor: BBC anketine katılanların yüzde 55’i, Channel 4 anketine katılanların ise yüzde 51’i bu yönde görüş belirtiyor.

MCB’nin Tarihsel Kökleri

İngiltere’deki Müslüman grupların ve kuruluşların çoğunluğu 1980’lerin sonlarına kadar genel olarak dinî meselelerle ya da çeşitli sosyal yardım faaliyetleriyle ilgileniyordu. Bu durum 1989’da Selman Rüşti’nin “Şeytan Ayetleri” ismiyle yayınladığı romanın ardından gelen tartışmayla değişti. Bu olaydan sonra (1960’lardan 1980’lere kadar Hint Yarımadası kökenli tüm toplulukları belirtmek için kullanılan ve Hinduları, Sihleri, Müslümanları ve Budistleri kapsayan bir terim olan) “Asyalılar” olmanın ötesinde, İngiltere’deki Müslümanlar ulusal düzeyde ortak meseleler etrafında organize olmaya ve kampanyalar yürütmeye başladılar. Öte yandan önceki kuruluşların sosyal yardımlaşma fonksiyonunu da sürdürmeye devam ettiler. 

Aynı dönemde başka birçok Müslüman kuruluş ortaya çıksa da Tony Blair’in o sırada yeni iktidara gelmiş olan Yeni İşçi Partisi hükûmetiyle resmî ilişkiler kuran tek kuruluş MCB oldu. Burada belirtilmesi gereken önemli husus, MCB’nin hiçbir zaman dinî ya da ilahiyat temelli bir otorite olarak davranmaması, sadece sosyal ve siyasi meselelerle ilgilenmiş olmasıdır. Bunun temel sebeplerinden birisi, ülke genelindeki sadece bir avuç caminin MCB üyesi olması ve bu nedenle de kuruluşun teolojik yetkiden yoksun oluşudur. 

Birleşik Krallık

MCB Dosyası ve Birleşik Krallık Siyasetinde İslamofobi

1 Mayıs 2020

MCB başlangıçta memnuniyetle karşılansa da, İngiltere’deki bazı Müslüman topluluklar bu kuruluşu özellikle hükûmet için kullanışlı bir araç ve işbirlikçi bir mecra olarak görerek MCB’ye şüpheyle yaklaştı. Bu iddia belli ölçüde doğruydu. Zira MCB, Yeni İşçi Partisi hükûmeti için, özellikle de hükûmet ABD öncülüğündeki “terörle savaş”ı desteklemeye karar verdikten sonraki dönemde önemli bir araç oldu: Hükûmet, İngiltere’deki Müslümanları MCB aracılığıyla “kendi tarafında” tutmaya çalıştı.

Britanya Müslüman Konseyi (MCB): Eleştiriler ve Tartışmalar

Ancak hükûmet için bunu sağlamak her zaman kolay olmadı. Bu olayları takip eden birkaç yıl boyunca MCB ve hükûmet arasındaki ilişkiler, İngiltere silahlı kuvvetlerinin rolü nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelere yayıldıkça ve ülkedeki Müslüman topluluklar üzerindeki denetimler 2005 yılında Londra’daki toplu ulaşım sistemine yapılan terör saldırıları sonrası artınca gergin bir hâl aldı. 

Bu gerginlik 2009 yılında, hükûmetin “Contest 2.0” terörle mücadele kampanyasını duyurmadan bir gün önce MCB ile olan ilişkilerini askıya almasıyla zirveye ulaştı. MCB ile yaşanan bu kopuşun zamanlaması daha kötü olamazdı. Zira söz konusu terörle mücadele stratejisi İngiltere’deki Müslüman topluluklarla daha yakın ilişkiler kurmak ve böylece “İslamcılık”tan ilham alan terör tehdidinin azaltılmasının amaçlandığı geniş bir yaklaşımın bir parçasıydı. Ancak hükûmet için, o zamanlar MCB’nin Genel Sekreter Vekili olan Davud Abdullah’ın İsrail’e karşı şiddeti savunan ve İngiliz askerlerine karşı saldırılara göz yuman bir açıklama olarak yorumlanan bir bildiriye imza atması kabul edilemezdi. Davud Abdullah’ın görevinden hemen istifa etmesini talep eden hükûmet bu adımıyla MCB ile aralarında resmî siyasi ilişkilerin bulunduğu on yıllık bir süreci de sonlandırmış oldu.

ÖZEL DOSYA

Avrupa'da İslami Temsil Kurumları

DOSYA YAZILARI İÇİN TIKLAYIN
  

Yeni İşçi Partisi 2010 yılındaki genel seçimleri kaybetmeden önce MCB ile ilişkileri yeniden tesis etse de, o zamanda bu yana –hem çoğunluk hem de koalisyon olarak- kurulan muhafazakâr hükûmetlerin hiçbiri MCB ile resmî bir ilişki kurmak istemedi. Bunun bazı nedenleri arasında kuruluşu yıllardır meşgul eden çeşitli tartışmalar bulunuyor. 

Soykırımı Anma Günü ve Eşcinsel Evlilikler Karşısındaki Tutum

Bu tartışmalar arasında MCB ve temsilcilerinin 2001 ve 2007 yıllarında düzenlenen Soykırımı Anma Günü’ne (İng. “Holocaust Memorial Day”) ve bu günle ilgili olarak yapılan etkinliklere katılma noktasında gönülsüzlüklerini ifade etmeleri bulunuyor. Bu boykotu 2007 yılındaki bir oylamayla sona erdiren MCB, açıklamasında boykotu sona erdirişlerinin sebebinin boykotun İngiltere’deki bazı Yahudi topluluklarında yarattığı üzüntü olduğunu açıklamıştı. 

Benzer diğer bir tartışma konusu da kuruluşun eşcinsellik ve eşcinsel evlilikler hususundaki tutumuyla ilgiliydi: Britanya Müslüman Konseyi (MCB) Genel Sekreteri 2006 yılında BBC’ye verdiği bir röportajda eşcinselliğin “kabul edilemez”, eşcinsel evliliklerin de “zararlı” olduğunu söyledi. Lakin MCB 2007 yılından sonra, başka saiklerin yanı sıra cinsel yönelim temelli ayrımcılıkların da yasaklanmasını isteyen Eşitlik Yasası’na açıktan destek verdi.

MCB zaman içerisinde görüşlerini ve tavrını değiştirse de kuruluşu eleştirenler, MCB’nin Müslüman Kardeşlerle ilişkisi olduğunu ve İslamcılıktan ilham alan terörizme karşı “yumuşak” davrandığını iddia etmeyi sürdürdü. Bu iddialardan yola çıkarak MCB’nin finansal sermayesinin nereden geldiğiyle ilgili sorular yükseldi. 

Kuruluşun temel hizmetleri, 500’den fazla üye kurumun aidatlarıyla karşılanırken, şahıslardan ve yardım kuruluşlarından gelen bağışlar da kabul ediliyor. Kuruluş, bazı dönemlerde merkezî hükûmetten de fon aldı. MCB’nin açık bir şekilde belirttiği gibi farklı projelerin tamamı sponsorlar, bağışlar ya da yardımlar yoluyla gerçekleştiriliyor. Bunun temel sebebi de kuruluşun yararlanacağı merkezî bir para kasasının bulunmayışı.

Birleşik Krallık

İngiltere’de Hoşgörünün “Nihai Sınırında” Müslümanlar ve İslam

4 Aralık 2020

İslamofobi ve Medya Takibi

Hükûmetle resmî ilişkilerin dışına itilmesine aldırmaksızın, MCB özellikle de İslamofobiyle mücadele hususunda ve Müslümanların ve İslam dininin medyada önyargılı bir şekilde ele alınması noktasında siyasi mecralarda kulis yapmayı sürdürdü. MCB 2017 yılında İslamofobiyle ilgili olarak, Muhafazakar Parti’de neredeyse her hafta gerçekleşen İslamofobik olaylardan oluşan bir dosya hazırladığını duyurdu. Bu dosyanın içinde bir parti üyesinin üzerinde domuz eti dilimleri olan bir kapı kolu fotoğrafını İslamcılıktan mülhem terörizme karşı “koruma” olarak paylaşması; bir başka üyenin de Müslümanları tavşan gibi üreyen parazitlere benzeten bir makaleyi paylaşması örnekleri bulunuyordu. O dönem Muhafazakâr Parti’nin başkanı olan Brandon Lewis’e açık bir mektup gönderilerek bu meselenin araştırılması talep edilse de bir ilerleme sağlanmadı. Buna mukabil aynı dönemde, İşçi Partisi içindeki Antisemitizm ile ilgili olarak büyük bir soruşturma başlatıldı.

MCB, ikinci hususla ilgili olarak da Medya Takip Merkezini kurdu. Merkez, Müslümanların ve İslam dininin İngiliz medyasındaki olumsuz ve önyargılı sunumunun yanı sıra, bu sunumun sıradan insanların hem Müslümanlar hem de İslam’la ilgili görüş ve tavırları üzerindeki etkisiyle ilgileniyor. Aynı zamanda medyadaki olumsuz eğilimlerin belirlenip kayıt altına alınması, güzel uygulamaların da öne çıkarılarak teşvik edilmesi amaçlanıyor. 

MCB böyle bir merkeze duyulan ihtiyacı göstermek üzere 2019 yılında, 10 binden fazla gazete yazısının ve televizyon klibinin incelenmesi sonucu elde edilen sonuçları açıkladı. Bu sonuçlara göre medya temsillerinin yüzde 43’ü Müslümanları ya klişeler üzerinden ya da terörizm ve şiddet gibi dar bir konu bağlamında sunuyordu. Merkez, internet sitesinde de gururla ifade edildiği gibi, bazı medya kuruluşlarının yanlış ve hatalı temsilleri değiştirmelerinde başarı sağladı.

Britanya Müslüman Konseyi (MCB) ve Geleceği

Birleşik Krallık Müslümanları

300 Yıllık Geçmişiyle İngiltere’de İslam

1 Kasım 2014

Britanya Müslüman Konseyi (MCB) kuruluş vizyonunun, “Müslüman toplumu, adil, uyumlu ve başarılı bir İngiliz toplumuna ulaşılması yolunda güçlendirmek” olduğunu söylüyor. Kuruluşun şimdiye kadarki serüveni açık ve bariz olmaktan uzak olsa da, MCB’nin bu vizyon doğrultusunda büyük adımlar attığı yadsınamaz bir gerçek. Hem dönüşen hem de iç ve dış güçlere karşılık veren MCB, İngiltere’de yaşayan Müslüman toplulukların kendi içinden çıkan önemli bir ses oldu. Bu sesin hükûmet tarafından “resmî” olarak duyulup duyulmamasından bağımsız olarak MCB’nin göz ardı edilmesi oldukça zor. Bir dizi krizin Müslümanları, onlara ait cemiyetleri, kurumları ve daha pek çoğunu suçlamaya, hedef göstermeye ve kötülemeye çalıştığı bir dönemde, MCB bu meseleler üzerine bağımsız, kapsayıcı ve demokratik bir şekilde  fikirler üretti ve savunma gerçekleştirdi. Bu süreçten MCB çeşitli zararlar görerek çıksa da, yirmi yılı aşkın bir süre önce gerçekleştirmek için yola çıktığı amaca bağlı kalarak, önümüzdeki öngörülebilir bir süre boyunca da bu amaç için çalışmaya şüphesiz devam edecek.  

Chris Allen

Leichester Üniversitesi Kriminoloji Bölümü Nefret Araştırmaları Merkezi’nde öğretim üyesi olan Dr. Chris Allen İslamofobi ve İslamofobik nefret suçları konularında çalışmalar yürütmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar