NORVEÇ AİHM'DE Mülteci Annenin Norveç’e Karşı Açtığı Dava Sonuçlandı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Norveç’te mülteci bir anneden alınan çocuğun koruyucu aileye evlatlık olarak verilmesinin özel ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğine hükmetmişti. Avrupa'da Hristiyan koruyucu ailelere verilen Müslüman çocukları da yakından ilgilendiren dava, AİHM tarafından karara bağlandı. 

Burak Gücin 10 Aralık 2021

Norveç, Somalili Mariya Abdi İbrahim adlı sığınmacı bir kadının oğlu, annenin tüm itirazlarına rağmen Norveçli Hristiyan bir koruyucu aileye evlatlık olarak verilmişti. Anne kararı dava etmiş ve Strasburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ise 17 Kasım 2019’da verdiği kararda Norveç’in, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “özel hayata ve aile hayatına saygı” hakkını içeren 8. Maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti

Dava Sonuçlandı

Almanya Koruyucu Aile

Koruyucu Aileye Verilen Çocuğun Dinî Aidiyetini Kim Belirler?

1 Haziran 2016

Anne sonrasında rızası dışında çocuğunu Hristiyan bir aileye evlatlık veren Norveç Yüksek Mahkemesinin aynı zamanda AİHS’nin “düşünce, vicdan ve din hürriyeti” ile ilgili 9. Maddesini de ihlal ettiği gerekçesiyle AİHM’de  yargılanmaya devam etmesini de talep etmişti. Yeniden başlayan bu dava süreci, 10 Aralık 2021 itibarıyla karara bağlandı.

AİHM, 8. Maddenin ihlaline rağmen bireysel olarak çocuğun koruyucu ailesine ve ülke olarak Norveç’e yönelik bir yaptırım kararı almadı. Norveç, davacı annenin masraflarını karşılamak maksadıyla 30 bin avro ödemeye mahkum edildi. Davanın 9. Madde kapsamında incelenmesini reddetti.

AİHM, Norveç’te Yaşananları Değerlendirdi

AİHM, davacı annenin oğlunun İslam inancına göre yetiştirilmesi arzusunun 8. Madde kapsamında şikayetinin ayrılmaz bir parçası olarak incelenebileceği görüşüne sahip. Dolayısıyla, 9. maddeye uyulmadığı iddia edilen her türlü kusurun ayrı olarak incelenmesinin gerekli olmadığına hükmediyor.

AİHM, çocuğun annesinin dinî ve kültürel kimliğine göre bir koruyucu aileye yerleştirilmesinin yerel otorite ve mahkemelerin gözetmesi gereken tek unsur olmadığını ve uluslararası hukuka göre böyle bir mecburiyeti olmadığını belirtiyor: Norveç makamlarının, çocuğun ihtiyaç duyduğu istikrarlı çevre kriterinin yanında annesinin kimliğinden kaynaklanan talepleri de hesaba katması gerekiyor. AİHM, yerel makamların olumlu bir sonuç vermese de çocuğun dinî ve kültürel kökenine uygun bir koruyucu aile bulmak için çaba gösterdiğini ifade ediyor.

Gençlik Daireleri

Almanya’daki Gençlik Daireleri ve “Çocuk Selametinin Korunması”

13 Temmuz 2020

Fakat Norveç’teki mahkemenin koyduğu görüşme saatleri kararına uymaması konusunda annenin taleplerine uyulmadığının altını çiziyor. Hatta, çocuğun evlat edinilmesine varan karar verme süreçleri boyunca annenin görüş ve taleplerinin dikkate alınmadığını belirtiyor. Davacı anne, çocuğunun hayatının kötü etkilenmemesi için koruma altına alınmasına itirazda bulunmamıştı. Fakat, oğlunun Norveç’te yaşayan kuzenlerine ya da hiç olmazsa Somalili veya Müslüman bir koruyucu ailenin yanına yerleştirilmesini talebinde bulunmuştu. Çocuk, yine de, Norveçli Hristiyan bir koruyucu aileye verilmişti. Mahkeme, ayrıca annenin çocuğunu yılda sadece 4 defa 2’şer saatliğine veya yılda en fazla 6 defa 1’er saatliğine görmesine izin vermişti. Görüşme kurallarına uymayan koruyucu aile ise, annesi ile görüştürüldüğünde çocuğun bu duruma olumsuz tepki verdiğini ve ağladığını iddia etmişti.

AİHM, çocuk ile davacı anne arasındaki bağların tam ve kesin olarak kesilmesini haklı çıkaracak istisnai koşulların bulunmadığı ve bu kararın arkasındaki en önemli şartın çocuğun yararı olmadığı görüşünde.  Norveç Yüksek Mahkemesi ayrıca çocuğun istikrarlı bir çevreye ihtiyaç duyduğunu ve bu nedenle biyolojik annenin çocuğunun İslami bir yetiştirmeye tabi tutulması isteğinin huzursuzluğa yol açabileceğini öne sürerek verdiği kararı savnumuş ve Norveç yasalarının imkân tanıdığı ve çocuğun biyolojik annesiyle görüşmesinin devamını sağlayan “açık evlat edinme sistemini”de uygulamamıştı.

Yaptırımsızlık Kararının Gerekçeleri

Mahkeme, anneyi çocukla ilgili ebeveyn sorumluluğundan mahrum ederek ve koruyucu ebeveynler tarafından evlat edinilmesine izin vererek, yerel makamların, başvuranın aile hayatına, özellikle de anne ve çocuğun aile bağlarını sürdürme konusundaki karşılıklı çıkarlarına yeterince önem verdiğine ikna olmadı. Dolayısıyla 8. Madde ihlal edildi.

AİHM, evlat edinilen bu çocukla ilgili bireysel veya Norveç’i kapsayan genel bir yaptırım kararı uygulamamaya karar verdi. Bireysel önlemlerin çocuğa ve evlat edinen ebeveynin mevcut aile hayatına müdahaleyi gerektirebilireceği ve uygulamaya ilişkin yeni sorunlara yol açabileceğini söylerek yaptırım uygulamadı. Norveç’e yaptırım uygulanmaması hakkında; AİHM, Norveç devletinin çocuk refahına ilişkin aleyhine verilmiş yargı kararlarını uygulamak için çaba sarf ettiğini ve sistemik sorunları ele almak için yeni mevzuat çıkarma sürecinde olduğu notunu düştü.

Mahkeme, oybirliğiyle, Norveç’in dava açan anneye masraf ve giderler kalemi olarak 30 bin avro ödemesine karar verdi. Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalanını üçe karşı 14 oyla reddetti. Bu kararı onaylamayan mahkeme heyetindeki yargıçlar ise, karara şerh düştü.

Koruyucu Aile Çocuğun İsmini Değiştirmek İstedi

Gençlik Daireleri

Avrupa’da Gençlik Daireleri ve Türkiye Kökenli Çocuklar

1 Ocak 2014

Somalili Mariya Abdi İbrahim, 2010’da 17 yaşındayken o zaman henüz 2 aylık olan oğlu ile Norveç’e iltica etti ve oğluyla birlikte bir anne-çocuk yurduna yerleştirildi. Kısa bir zaman sonra yurt yetkilileri İbrahim’in çocuğuna zarar verdiği ve personelin koruması olmadan çocuğun hayatının tehlikede olduğuna dair Çocuk Esirgeme Hizmetlerine bir rapor iletti. Rapordan hareketle yetkililer, genç annenin çocuğuyla gerektiği gibi ilgilenemediği  gerekçesiyle çocuğu anneden alarak bir koruyucu ailenin yanına yerleştirdi. 

Norveçli koruyucu aile, 2013’te çocuğu evlatlık edinmek için başvuruda bulundu. “Missionary Church” olarak bilinen, yerel ve uluslararası alanda misyonerlik çalışmaları yürüten Protestan bir topluluğa mensup olan koruyucu aile, çok güçlü Hristiyan inancına sahip olduklarını, aile ve sosyal yaşamlarının büyük bölümünü kilise aktivitelerinin oluşturduğunu ve çocuğu evlat edindikten sonra vaftiz edip ismini değiştirmek istediklerini açıkça belirtti. Buna göre çocuk aileye evlatlık olarak verilirse vaftiz edilecek, “Muhammed” olan ismi değiştirilecek ve annesiyle bir daha görüştürülmeyecekti. 2 yıllık çekişmeli bir dava süreci sonunda 2015 yılında mahkeme çocuğun koruyucu aile tarafından evlat edinilmesini kararlaştırdı.

Norveç Yüksek Mahkemesi ayrıca çocuğun istikrarlı bir çevreye ihtiyaç duyduğunu ve bu nedenle biyolojik annenin çocuğunun İslami bir yetiştirmeye tabi tutulması isteğinin huzursuzluğa yol açabileceğini öne sürerek verdiği kararı savundu. Mahkeme ayrıca Norveç yasalarının imkân tanıdığı ve çocuğun biyolojik annesiyle görüşmesinin devamını sağlayan “açık evlat edinme sistemini”de uygulamadı. (MK/BG)

Burak Gücin

Galatasaray Üniversitesi’nde Sosyoloji programından mezun olan Burak Gücin, sonrasında Heidelberg Üniversitesi’nde Kültürel Çalışmalar alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Ağırlıklı olarak ideoloji, kültür ve göç üzerine çalışan Gücin, Perspektif redaksiyon ekibinin üyesidir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar