Bosna Hersek “Bağımsız” Bosna Hersek 30 Yaşında

Ülkeyi Yugosyavla'dan ayırarak bağımsızlığa götüren referandum ve ardından gelen savaş sonrası Bosna Hersek, bağımsızlığının 30. yılını kutluyor.

admin 1 Mart 2022

Nüfusunun yarısından fazlasını Müslüman Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek’te, 1992-1995 döneminde yaşanan savaşın izleri hala tam olarak silinmezken savaşı sonlandıran Dayton Barış Anlaşması’nın getirdiği karmaşık siyasi yapı da ülkenin istikrara kavuşmasına engel oluyor.

İşsizlik ve genç nüfusunun Batılı ülkelere göç etmesi gibi önemli meselelerle karşı karşıya kalan Bosna Hersek, son yıllarda artan göçmen sayısı ve tüm dünyayı etkileyen Kovid-19 salgınıyla da mücadele etmekte zorluk çekiyor.

Zengin doğal kaynaklara, önemli yatırım potansiyellerine, ucuz iş gücüne ve Avrupa’nın orta yerinde olması dolayısıyla stratejik bir konuma sahip Bosna Hersek, buna rağmen çoğu zaman karmaşık yapısından kaynaklı “hantal” bürokrasinin mağduru oluyor.

Bosna-Hersek

Bosna-Hersek’teki Siyasi Krizin Dünü ve Bugünü

7 Şubat 2022

Bağımsızlık Referandumu

Hırvatistan’ın 1991’de bağımsız olmasının ardından büyük oranda Sırpların kontrolünde olan Yugoslav Halk Ordusu (JNA) ile Hırvat güçleri arasında başlayan çatışmalar, komşu Bosna Hersek’e de sıçradı. JNA, Bosna Hersek sınırları içinde kalan ancak nüfusunun çoğunluğunu Hırvatların oluşturduğu Ravno’ya saldırdı.

Yugoslavya’nın bölünmesini kendi lehine kullanmak isteyen Bosnalı Hırvatlar ve Sırplar da ülke topraklarını aralarında pay etmek istedi. Hırvatlar, 18 Kasım 1991’de Hersek Bosna Hırvat Cumhuriyeti’ni, Sırplar ise 9 Ocak 1992’de Sırp Cumhuriyeti’ni ilan etti. O yıllarda ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan Müslüman Boşnakların bağımsız bir Bosna Hersek’ten başka çıkış yolu yoktu. Slovenya ve Hırvatistan’ın Yugoslavya’dan ayrılmalarının akabinde Bosna Hersek’te de bağımsızlık referandumu kararı alındı.

Bosnalı Sırpların büyük oranda boykot ederek katılmadığı referandum, 29 Şubat-1 Mart 1992’de yapıldı. Halkın yüzde 64,31’inin sandığa gittiği halk oylamasında kullanılan oyların yüzde 99,44’ü bağımsızlık için “evet” oldu. “Bağımsız” olan Bosna Hersek, 22 Mayıs 1992’de Birleşmiş Milletler (BM) üyeliğine kabul edildi.

“Müslümanlara Ne Vereceksek Katoliklere de Aynısı Vereceğiz”

Demokratik Eylem Partisinin (SDA) önemli isimlerinden Amila Omersoftic ve Aliya İzetbegoviç’in özel koruması Nurudin İmamovic, Bosna Hersek’i bağımsızlığa götüren referandum hakkında açıklamalarda bulundu.

Bosna Hersek’in bağımsızlığına dair kararın alındığı zaman SDA Yürütme Kurulu Üyesi olduğunu hatırlatan Omersoftic, şunları söyledi: “Rahmetli Aliya, referandum sorusunu hazırladı ve bizlerin fikirlerinin ne olduğunu öğrenmek istedi. Kendisine ‘arkamızda kimin olduğunu’ sordum. Herkes Amerika’nın bizi destekleyeceğini düşünüyordu. Ben ise Hırvatistan’ın bağımsızlığında önemli rol oynayan Almanya’dan destek almaktan yanaydım.

Boşnakların referandumu tek başlarına yapamayacağını anladığımızda, zamanın Dışişleri Bakanı Haris Silajdzic’i Papa’yı ziyaret etmesi için uğurladık. Cumhurbaşkanımız, Silajdzic’e, ‘Papa, Katoliklere ne vereceksiniz? diye sorarsa Müslümanlara ne vereceksek aynısı vereceğimizi ifade edersin’ dedi.”

Omersoftic, referandum için uluslararası toplumdan gözlemcilerin Saraybosna’ya geldiğini ve kendisinin de onlardan sorumlu olduğunu belirtti. Referandumun başarılı olduğunu ve gözlemcileri bulundukları otelden alıp şehri gezdirme planı yaptığını ancak otelden gelen bir telefonun büyük sorunlar oluşturduğunu dile getiren Omersoftic, şöyle devam etti:

“Otel resepsiyonu tarafından arandım. Gözlemcilerin fuaye alanında olduğunu, otelde maskeli ve silahlı kişilerin gezdiğini söylediler. Hemen otele gittim. Zamanın İçişleri Bakanı Avdo Hebib’i aradım, bana ‘gözlemcileri yalnız bırakmamamı’ söyledi. Hebib, otobüs ile gözlemcileri almak için yola çıktı. Onları havalimanına yetiştirmek istiyorduk ancak Saraybosna barikatlar ile kapatıldığı için şehre girilemediğini öğrendik. Bir süre sonra Hebib geldi, ilk anda birbirimize uzunca baktık. Hebib, referandumun kahramanı olmuştu.”

Omersoftic, “Referandum sonuçları için sevinecek vaktimiz olmadı, hemen ardından savaş başladı” diyerek her ne kadar savaş beklentisi içinde olmasalar da iyi şekilde organize olduklarını kaydetti.

Başkent Saraybosna 44 Ay Kuşatma Altında Kaldı

Bağımsızlık referandumunun hemen akabinde JNA’nın yanı sıra Bosna Hersek ve Sırbistan’dan paramiliter Sırp birlikler, Müslüman Boşnaklara karşı etnik temizlik başlattı.

Bağımsız Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı olan Boşnak lider Aliya İzetbegoviç’in liderliğinde ülkenin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve bağımsızlığını korumak için bir araya gelen farklı dini ve etnik kökenlerden Bosna Hersekliler, kuzeyde ve doğuda Sırplar, güneyde ve batıda ise Hırvatlarla mücadele etti. Avrupa’nın ortasında 3,5 yıl süren savaş boyunca çok büyük sivil katliamlar, işkenceler, etnik temizlikler, sürgünler ve soykırım gerçekleşti.

Savaş suçlusu Sırp komutan Ratko Mladic’in emrindeki birlikler, Temmuz 1995’te ülkenin doğusundaki Srebrenitsa şehri ve civarında sadece birkaç günde en az 8 bin 372 Boşnak sivili katletti. Prijedor, Foça, Zvornik ve Vişegrad gibi birçok şehirde yapılan etnik temizlik nedeniyle neredeyse hiç Boşnak bırakılmadı. Başkent Saraybosna, tam 44 ay Sırpların kuşatması altında kaldı.

Yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiği, milyonlarcasının evlerini terk etmek zorunda kaldığı, kadınların tecavüze uğradığı, sivillerin toplama kamplarında işkence gördüğü kanlı savaş, 21 Kasım 1995’te Dayton Barış Anlaşması’nın paraf edilmesiyle son buldu.

Dayton Barış Anlaşması’nın Getirdiği Karmaşık Yapı

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’daki en büyük katliamların yaşandığı Bosna Savaşı, Dayton Barış Anlaşması ile sona erdi.

Yorum

"Son Kullanma Tarihi Geçmiş" Bir Barış Anlaşması: Dayton

21 Kasım 2019

ABD’de günler süren müzakerelerin ardından 21 Kasım 1995’te paraf edilen antlaşma, 14 Aralık 1995’te ise Fransa’da Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, Sırbistan Cumhurbaşkanı Slobodan Milosevic ve Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman tarafından resmen imzalandı. Antlaşma ile Boşnak, Hırvat ve Sırplar “ülkenin kurucu halkları” kabul edildi.

Dayton’a göre, Bosna Hersek nüfusunun büyük çoğunluğunu Hırvat ve Boşnakların oluşturduğu Bosna Hersek Federasyonu (FBIH) ile Sırp nüfusun yoğun olduğu RS entitelerinden ve özel bir statüye sahip Brcko Bölgesi’nden oluşmaktadır. FBIH entitesi de her birinin kendi hükümeti ve meclisi bulunan 10 kantondan oluşuyor.

Devletin en üst makamı olarak da Boşnak, Sırp ve Hırvat 3 üyeden oluşan Devlet Başkanlığı Konseyi mevcut. 4 yıllığına halk tarafından seçilen Konsey üyeleri, dönüşümlü olarak 8 aylığına “Konsey Başkanlığı” yapıyor. Konseyin Hırvat ve Boşnak üyeleri, FBIH’de yaşayanlar, Sırp üye ise RS’de yaşayanlar tarafından seçiliyor.

Dayton’un getirdiği sistem gereği ülkede bir de “Yüksek Temsilci” bulunuyor. Geniş yetkilerle donatılmış yabancı bir diplomat olan bu kişi, Devlet Başkanlığı Konseyinin üyeleri dahil olmak üzere ülkedeki tüm diğer devlet yetkililerini görevden alma ve yasalarda değişiklikler yapma hakkına dahi sahip.

Anlaşmanın getirdiği karmaşık yapıda; kanton, entite ve devlet düzeyinde 5 başkan (üçü konsey üyeleri), 13 başbakan ve 130’dan fazla bakan bulunuyor. Bu karmaşıklık, birçok kez hükûmetler arasında yetki kargaşasına neden oluyor, karar alınmasını zorlaştırıyor.

Öncelikli Hedef, AB’ye Üyelik

Batı Balkanlardaki diğer ülkeler gibi Bosna Hersek’in de dış politikadaki öncelikli hedefi, AB’ye üye olmak. Bu hedef için daha çok yol katetmesi gereken Bosna Hersek, 2016’da AB’ye resmen üyelik başvurusu yaptı. Bosna Hersek makamları, bu yıl içinde AB’den “aday ülke” statüsü almayı hedefliyor.

NATO’ya üyelik konusunda ise ülkede görüş ayrılıkları bulunuyor. Rusya ile yakın ilişkileri bulunan Bosnalı Sırplar, ülkenin NATO’ya üye olmasına karşı çıkıyor. Devlet Başkanlığı Konseyinde kararlar 3 üyenin onayı ile alındığından, Bosna Hersek’in NATO üyeliği süreci şu an için çıkmaza girmiş durumda.

Başkenti Saraybosna olan Bosna Hersek’in nüfusu, 2013’teki son sayıma göre 3 milyon 531 bin 159. Nüfusun yüzde 50,11’ini Boşnaklar, yüzde 30,78’ini Sırplar, yüzde 15,43’ünü Hırvatlar ve yüzde 3,68’ini ise diğer etnik gruplara ait vatandaşlar oluşturmaktadır. Ülke nüfusunun yüzde 50,7’si Müslüman. (AA)

admin

Phasellus eu varius felis. Quisque quis aliquet metus. Vestibulum odio augue, viverra at ligula vel, placerat aliquam erat. Integer maximus facilisis tellus non facilisis. Maecenas ac odio nisi. Etiam lobortis lobortis metus quis feugiat.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Perspektif’te yayınlanan içeriklerden anında haberdar olmak için ücretsiz e-bültenimize abone olabilirsiniz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |