Kraliçe II. Elizabeth'in Vefatı Kraliçe’nin Ardından Sömürgeci Hafızayla Hesaplaşmak

Birleşik Krallık'ın en uzun süre tahtta kalan hükümdarı Kraliçe II. Elizabeth bu dünyadan ayrıldı. Kraliçe ardında korkunç vahşetler, rutin işkenceler, yargısız infazlarla dolu büyük bir sömürgecilik hafızası bıraktı. Peki Elizabeth, bilhassa Afrika tarihinde neden “trajik bir periyodun hatırlatıcısı” olarak görülüyor?

Büşra Eser 13 Eylül 2022

21 Nisan 1926 tarihinde dünyaya gelen II. Elizabeth’in —tam adıyla Elizabeth Alexandra Mary’nin— 8 Eylül 2022 tarihinde vefat ettiği tüm dünyaya ilan edildi. Hakkında belgeseller çekilen, evlilikleri, düğün merasimleri, boşanmaları, çocuk ve torunlarının doğumu; basılı yayın, sosyal medya, televizyon ve magazin dünyasına malzeme olan detayları ile paylaşılan kraliyet ailesinin kraliçesinin, II. Elizabeth’in ölüm ilanı da farklı coğrafyalardan duygusal tepkiler aldı. Kimileri onu İngiliz asaletiyle yad ederken, kimileri de onun dünyadaki sayılı kadın liderlerden oluşunu saygıyla andı. Fakat, Kraliçe Elizabeth’in hüküm sürdüğü yıllara denk gelen sömürgeci dönemin acı verici olaylarını, kayıplarını ve yaslarını unutmayan bir grubun da kraliçenin ardından tutamayacakları yasları ve hatırlatacakları vardı. Böylece, medyatik kraliyet ailesinin, yoğun sevgi beslenen kraliçesinin ölümünün ardından başlatılan ulus–ötesi yasın örgütlenişini aşan bir yüzleşme ve yeniden–hatırlama öneriyorlardı.

Kraliçe Elizabeth, tahta çıktığı 1952 yılının 6 Şubat gününden beri, yaklaşık yetmiş yıldır yalnızca Birleşik Krallık’ın değil, Kanada ve Asya-Pasifik ve Karayipler’deki diğer ülkeler dâhil olmak üzere on dört ülkenin hükümdarlığını sürdürmüştü. Birleşik Krallık’ın parçası olan devletlerin oluşturduğu uluslararası bir koalisyon olan İngiliz Milletler Topluluğu (İng. “Commonwealth of Nations”) üyesi olan ve İngiliz Milletler Topluluğu Bölgesi (İng. “CommonwealthRealm”) olarak bilinen bu on dört ülkenin hepsi bağımsız ve egemen devletler olsalar da hâlâ Britanya Kraliyet Ailesi’nin yönetimindeler. Bu ülkelerde mevcut kraliyet, devlet başkanı görev ve yetkilerini, kendisi tarafından atanan genel valiler aracılığı ile sürdürüyor. Kral aynı zamanda İngiliz Milletler Topluluğu’nun da başkanı konumunda.

İngiliz Milletler Topluluğu Bölgesi Ülkeleri (haritada turuncu ile işaretli)

1. Kanada 8. Avustralya
2. Tuvalu 9. Antigua ve Barbuda
3. Solomon Adaları 10. Jamaika
4. Papua Yeni Gine 11. Belize
5. Saint Kitts ve Nevis 12. Yeni Zelanda
6. Grenada 13. Aziz Lucia
7. Bahamalar 14. Saint Vincent ve Grenadinler

 

Sömürge Sonrası Bir Kulüp: Commonwealth

İngiliz Milletler Topluluğu, bir zamanlar Britanya İmparatorluğunun bir parçası olan ülkeler arasındaki bağları korumak ve aynı zamanda onlara “özgür ve eşit” statü vermek için kurulmuştu. Kraliçe Elizabeth 1953 Noel’inde, İngiliz Milletler Topluluğunun geçmişin imparatorluklarına hiçbir benzerlik göstermediğini; “insan ruhunun en yüksek nitelikleri üzerine inşa edilmiş tamamen yeni bir anlayış, dostluk, sadakat, özgürlük ve barış arzusu” olduğunu söylemişti.  Ancak ilerleyen yıllarda Commonwealth, sömürge–sonrası bir kulüpten farklı olmamakla itham edildi. Commonwealth’in kelime anlamı ortak zenginliğe işaret etmekteydi; ancak Jamaika Ulusal Tazminat Konseyi üyesi Bert Samuels’ göre o zenginlik Birleşik Krallık’a aitti ve asla paylaşılmayan bir şeydi (Cara, Danica, Rodney, 2022). Gambiya —2018’de yeni bir başkan seçildikten sonra topluluğa yeniden katılmak istese de— 2013’te Commonwealth’ten çekildiğini duyurup, onu “neo–kolonyal bir kurum” olarak kınamıştı. En az altı Karayip ülkesi, 2021 yılının kasım ayında —Kraliçe II. Elizabeth’i devlet başkanı olarak lağveden Barbados’un ardından— İngiliz hükümdarını egemenleri olarak kaldırma niyetinde olduklarının sinyallerini vermişlerdi. Prens William ve Kate Middleton, 2022 yılının mart ayındaki Karayipler ziyaretleri sırasında, Afrikalıların köleleştirilmesinde kraliyet ailesinin rolüne karşılık, Belize ve Jamaika’da resmî bir özür ve tazminat talep eden protestolarla karşılanmışlardı.

Kraliçe Elizabeth, sömürge–sonrası bir dönemde tahta çıkmış olsa da ülkesi Birleşik Krallık, Asya ve Afrika kolonilerine karşı ırkçılık ve şiddete dayanan sömürge geçmişiyle hâlâ ilişkili. Son yıllarda monarşinin sömürge geçmişiyle yüzleşmesi için çağrılar ise artıyor. Commonwealth Topluluğu’ndan paylaşılmayan refaha; Birleşik Krallık’ın dahil olduğu askerî müdahalelerden, Afrika, Asya ve Karayip uluslarını ve onların diasporalarını şiddetle sömürgeleştirmesine kadar uzanan birçok olay Birleşik Krallık’ın geçmişi ve bugünüyle yüzleşme çağrılarının yöneltildiği alanlar arasında yer alıyor.

İtalya menşeili The Avvenire Gazetesi için yazan Giorgio Ferrari, ölümünün ardından Kraliçe II Elizabeth hakkında yazdığı yazıda, kendisinin sömürgeciliğin doğurduğu olumsuz sonuçları çok daha belirgin bir şekilde dile getirmesi gerektiğini söylüyor. Ferrari’ye göre, Elizabeth sömürgecilik ve doğurduğu korkunç sonuçları görmüştü, ama bunlar hakkında hükme varmaktan neredeyse hep kaçınmıştı. Tacını giydiği günden bu yana kendisine görev addettiği bir tavra bağlı kalmıştı: Ses çıkarmamak. Kraliçe, dünya haritasını pembe “taç kolonileri” ile süsleyen sömürgecilikten bağını zar zor koparan bir ülkenin yaptığı kötülüklere; Hindistan’da, Süveyş’te, Suriye, Lübnan, Ürdün, Irak ve Filistin sınırlarının gaddarca bir cetvelle çizildiği Ortadoğu bölgelerinde pek çok kez göz yummuştu (akt: euro|topics, 2022). Gerçekten de Elizabeth’in saltanatı, Gana’dan Zimbabve’ye kadar Afrika ülkelerinin, Arap Yarımadası’nın yakınlarındaki ulusların ve bir dizi Karayip ada ülkesinin zor kazanılmış bağımsızlığına şahit olmuştu. Kraliçe Elizabeth’in tahtta olduğu süre boyunca, Birleşik Krallık’ın Afrika’da yerli hükûmetler ile ilişkisinden, dâhil olduğu askerî müdahalelere ve sömürge kolonilerinden çekilmesine kadar çok geniş bir çetele söz konusu.

Hong–Kong, Çin Halk Cumhuriyeti Özel İdari Bölgesi

1997’de Hong–Kong’un Birleşik Krallık ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında “el değiştirmesi” sömürgecilik tarihi açısından sembolik önem arz eden bir olaydı. Hong–Kong, diğer sömürgeler gibi bağımsızlığını kazanmak yerine, anavatanına iade edilmişti. Birleşik Krallık’ın son sömürgesi olan Hong–Kong’un sömürge statüsünün sona erişi bir bocalama yaratmıştı; otoriter Çin yönetimine geçiş pek de arzu edilir değildi. Hong–Kong kökenli kültürel araştırmalar uzmanı Rey Chow (1998, 151) “kendisi de önceki sömürgeci güç kadar emperyalist olan bir anavatana metazori (sömürgede yaşayanların rızası alınmadan) dönüşün ne derece sömürgecilik–sonrası durum” olarak tanımlanabileceğini sorgulamıştı (akt.: Suner, 2018, 45–6). Hong–Kong’a dair ikircikli bu durum, Avrupa modernitesinin oluşumunda sömürgecilik sürecinin oynadığı kurucu rolü ve sömürgeci söylemin nasıl yeniden üretilip küreselleşme dinamiklerine nüfuz ettiğini görünür kıldığı için anlamlıdır.

Süveşy Kanalı, Mısır

Kraliçe’nin saltanatının ilk yıllarında, Süveyş Krizi patlak vermişti. Birleşik Krallık, Fransa ve İsrail, ticaretin akışını sağlamak adına, bir dünya merkezi olan Süveyş Kanalı’nın kontrolünü yeniden kazanmak için Mısır’ı işgal etmişti. İnşa edilmiş bu kanal, Avrupa tarafından kullanılan petrolün üçte ikisini kontrol etmekteydi ve Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdül Nasır onu millileştirmişti. ABD ve Sovyetler Birliği’nden çekilmeleri için önemli bir baskı alan İsrail–Fransız–İngiliz ittifakı, 1957 baharında geri çekilmelerini tamamlamıştı (IWM, 2022).

Mau Mau İsyanı, Kenya

İmparatorlukların yönetiminin kısıtlayıcı, baskıcı uygulamalarının; sömürge yönetimlerinin kaçınılmaz gerçeği olduğunu savunan Bath Spa Üniversitesi’nin emekli tarih profesörü John Newsinger “The Blood Never Dried: A People’s History of the British Empire” (Kan Asla Kurumadı: Bir Halkın Britanya İmparatorluğu Tarihi) adlı kitabında, İngilizlerin 1950’lerde Kenya’daki Mau Mau İsyanı’nı bastırmak için kullandığı yöntemleri bu argümanına örnek olarak gösterir.

İngilizlerin 1857’de Hint İsyanı’nı bastırdığı şiddete, imparatorluk tarihinde ancak 1790’larda Birleşik İrlanda İsyanı’nın ve 1950’lerde Mau Mau İsyanı’nın bastırılmasıyla yaklaşılmıştır. İngiliz hükûmeti 1957’de Gana’ya, 1960’da Nijerya’ya, 1961’de Tanganyika ve 1962’de Uganda hükûmetlerine karşı şiddet kullanarak gücü teslim etmişti; ancak Kenya’daki bağımsızlık isyanlarına siyah nüfusa verilen en asgari tavizlere bile direnmeye meyyal, silahlı beyaz ırkçısı yerleşimciler binlerce cana mal olarak şiddetli bir direniş göstererek karşılık vermişlerdi. Kenya’da 1950-1960 yılları arasında baş gösteren Mau Mau İsyanı, korkunç bir vahşet; rutin işkence kullanımı, yargısız infazlar; büyük çapta gözaltı ve binden fazla mahkûmun asılmasıyla bastırılmıştı.

Güney Afrika Cumhuriyeti

Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa Kraliçe’nin sevgiyle hatırlanacak bir halk figürü olduğunu ilan ederken, muhalefette bulunan Ekonomik Özgürlük Savaşçıları Partisi (EFF), Twitter hesabı üzerinden yayınladığı manifestoda Elizabeth’in Afrika tarihinde trajik bir periyodun hatırlatıcısı olduğunu, Afrika’nın yerlilerinin hiçbir zaman barış ve huzuru bulamadığını, bereketli toprakların meyvelerini hiçbir zaman tadamadıklarını öne sürerek yas tutanlar arasına katılmayacağını söyledi. Kraliçe, 1905’te Güney Afrika’daki bir elmas madende çıkarılan ve halihazırda İngiliz Kraliyet Mücevherleri arasında yer alan Afrika Yıldızı elmasının bulunduğu bir asayı taç giyme töreninde dahi taşımaktaydı. EFF, manifestosunu Kraliçe’nin 70 yıllık saltanatı boyunca, Britanya’nın işgal ettiği topraklarda yerli insanlara uyguladığı vahşeti bir kez bile kabul etmediğini söyleyerek tamamlamıştır.

Kraliçe’nin ölümü, sömürge yönetiminin çok da geçmişte kalmayan kanlı anılarını ve monarşinin ezici tarihini birçoklarına yeniden hatırlattı. Yerli halka yapılan zulümlerden, bağımsızlık mücadelelerinin bastırılma şekillerine; sömürgeleştirilen ülkelerde el konulan toprak, maden ve tarihî eserlerden, öldürülen aile bireylerine yeniden hatırlanan tüm kayıplar ve travmatik anılar, birçoklarını hiçbir zaman resmî bir yüzleşmenin sağlanmadığı ve özrün dilenmediği gerçeğiyle yüz yüze bıraktı. Kraliçe’nin ölümü, tüm bu acı verici tarihin acı bir anımsatıcısı olmaktan öteye gidemedi. Belki de bu yüzden birçokları için kendi çözülemeyen yas ve kayıpları, Kraliçe’nin hayatını kaybetmesinin ardından ilan edilen yasa katılmaları önünde bir engel.

 

Kaynakça

  • Britannica, The Editors of Encyclopaedia. 2022.  “Elizabeth II.” Encyclopedia Britannica, September 12. https://www.britannica.com/biography/Elizabeth-II.
  • Cara, Anna, Danica Coto and Rodney Muhumuza. 2022. “‘I Cannot Mourn’: Former Colonies Conflicted Over the Queen.” Associated Press, Eylül 11.
  • Economic Freedom Fighters of South Africa, Twitter post, Eylül 8 2022, 10.37 p.m.
  • euro topics. 2022. “Kraliçe öldü: Şimdi ne olacak?” euro|topics, Eylül 9.
  • Han, Yoonji. 2022. “Commonwealth History, Evolution from the British Empire, and Why Countries Still Fight for Independence from Royal Rule.” Insider, September 9.
  • IWM [Imperial War Museum]. 2022. “Why Was The Suez Crisis So Important?” Imperial War Museum Stories.
  • McBride, James. “Queen Elizabeth II is the Monarch of Fifteen Countries. What Does That Mean?” The Council on Foreign Relations, March 25.
  • Royal Family. Directed by Richard Cawston. United Kingdom: BBC Television, 1969.
  • Suner, Asuman. 2018. Hong Kong– İstanbul: Şehri Şahsileştirmek. İstanbul: Metis Yayınları.
Büşra Eser

Kadir Has Üniversitesi İletişim Bilimleri Doktora Programı’nda öğrenci. İstanbul Şehir Üniversitesi sosyoloji yüksek lisans programından ve İstanbul Üniversitesi psikoloji lisans programından mezun. Yemek sosyolojisi, kahve beğenisi, yemek medyası ve yemek kitaplarıyla ilgileniyor. Akademik dergilerde ve popüler yayınlarda yazdığı yazıları mevcut.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
Perspektif’te yayınlanan içeriklerden anında haberdar olmak için ücretsiz e-bültenimize abone olabilirsiniz

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar |